Ümit ÖZMÜŞ
Ümit ÖZMÜŞ
Pirinçin içerisindeki beyaz taşları tespit etme süreci
28 Kasım 2016 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Sayın Başbakanımızın dediği gibi rejim tartışması Türk ülkesi için 1923 de bitmişti. Burada 1923’e gelene kadar Cumhuriyetin kuruculuğuna soyunan iki grup vardı.  Bunlar Halaskar-i Zabitan ve İttihat ve Terakki grupları olarak bilinir. Bu grupların ortak yanı ikisinin de Abdülhamit Hanın okullarından çıkan Osmanlı'nın devamı olacak ekipleri içinde barındırmalarıdır. Ayrıldıkları konu ise Osmanlı'nın devamı konusunda mutabık oldukları konuda bunun nasıl sağlanacağı konusudur. Tam da bu noktada görüş ayrılıkları vardır…

Ama iki grubunda Orta Asya’dan çıkıp gelen İslam sancağının son bayraktarı Osmanlının devamı olduğu ve Zülfü Livaneli’nin dediği gibi: “Osmanlı da on büyük devlet adamı yazın desem birincisine Osman Gazi onuncusuna ise başka bir Gazi, Mustafa Kemal’i yazarsınız” der. Haksız da sayılmaz. 

Dolayısı ile Abdülhamit Handan çıkan iki yoldan Halaskar-i Zabitan döneminin kapandığını 16 Temmuz meclis konuşmasında sayın Devlet Bahçeli ifade ettiler. Yeni Türkiye ifadesini sayın Cumhurbaşkanımızın da böyle okuduğunu düşünüyorum.  Son gezilerine baktığımızda Anadolu mayasının geldiği topraklardan Anadolu’ya getirdiği selamlar…

Yine Lozan konferansı ile ilgili  konuşmalarında sayın Erdoğan bu noktaya vurgu yapıyor derim. Gazi Mustafa Kemal’in öngörüsü ile İsmet Paşa’nın bu ülkeye kazandırdığı yüzyıl doldu. Yüzyılda anlaşma bitiyor demiyorum. Türkiye 20. Yüzyılın başında zaten yeni Türkiye’nin temellerini atmıştı. Sayın Cumhurbaşkanımızın görevi ise yeni Türkiye’nin inşası değil ihyasını gerçekleştirmek olarak okumak gerekir.

Osmanlı'nın devamı Gazi  Mustafa Kemal’in kurucusu olduğu Türkiye yeniden kuruluş dönemindeki gibi
kuruluştan sonraki aynı mayayla devam edecek. Lozan yeni Türkiye’nin habercisi niteliğindedir.  Son yıllardaki hamleleri de böyle okumak gerekir.

Örneğin başta Kürt açılımı, sonrasında Demokratik açılım gibi toplumu  birbiri ile konuşturacak ve bu toprakların mayası hoşgörü ile kaynaştıracak  bir süreç yaşadık. Ama bu süreçte “Pirinçlerin içerisindeki beyaz taşları tespit etme” süreci olarak bakmak gerekiyor.

Yine paralel devlet yapılanması İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi bir çok bakanlıktan bütçe, personel ve dokunduğu vatandaş olarak büyük olan kurumda başkanlık eden sayın Cumhurbaşkanımıza FETÖ’yü sulandırmak isteyenler tarafından bugün yöneltilen “hiç mi bunlardan haberdar olmadı” sorularıdır. Ancak bu yapının güç zehirlenmesi ile birlikte kendilerini kaybederek açığa çıkmalarının amaçlandığını, tam olarak tespit edilerek ordu ayağının tasfiye edilme sürecinde 15 Temmuz darbesini gerçekleştirmeye çalışmışlardır. Ama Türkiye’de halkın dışarıdan müdahalelere dördüncü hamleden sonrasında nasıl bir aksiyon vereceğini öngöremeyen CIA, destekli paralel ihanet çetesi de yanıldı…

Son dönemde TİKA’nın yaptıkları, Deniz Kuvvetlerinin milli silah hamleleri, yurtdışında üstler ve ordumuzun yurtdışında görünürlüğünün sebepleri kamu diplomasisi alanında yeni Osmanlıcı değil, İslam sancaktarlığının yeniden Türk ülkesi ile semalarda dalgalanacağının emareleridir. 20. yüzyılın başlarında dönemin şartları açsından kendi kabuğunda tekrar güç depolayarak 21. yüzyılda tekrar “yayılmacı” politika ile mazlumların sesi olmaya, aç kalanların aşı olmaya, zalimlerin korkuları olmaya geliyor. Yayılmacı ifadesi kamu diplomasisi açısından değerlendirilmeli…

Tam bu süreçte Bilge Kağan’ın torunları dedi ki; sayın Cumhurbaşkanımıza eğer devleti ihya etmez isen mazlumların sesi duyulmayacak, zalimler korkmayacak haydi bismillah…

Abdülhamit Han’dan çıkan ikinci yolun inşası, uzun süren barış ve hazırlık döneminden sonra geleneğin ihyası, iki zıt fikri grubun birbirine beslediği duyguları hoşgörüye çevirten, pirincin içeresindeki beyaz taşları bilen devletin aş yapma zamanı gelmedi mi? Türklere uygun başkanlık sistemi derken Cumhurbaşkanımızın Halaskar-i Zabitan döneminin ikinci yarısında düşülen batıdan gelenin her zaman tartışmasız uygulandığı bir anlayışın, bu dönemde yaşanmayacağının ibareleri olarak okuyorum. Şekil değil, öze bakalım der zatı şahaneleri… Her oturulan mecliste neredeyse mutabık olunan konuda, milletin köklerinden koparıldığı konusuna karşı, sayın Cumhurbaşkanımızın hamlesi ile gür bir ses ile “millidir” ifadesini duyuyoruz.

Bölgenin durumu ve yenidünya düzeninde ortaya konulan en önemli hususlardan biri güçlü liderlerin hızlı ve doğru aksiyonlar alabilmesi gerekliliği açıktır. Türklere özgü başkanlık sisteminde hızlı aksiyonu doğru kararlar ile alabilmesi için Başkan yardımcısı kullanılabilir ve sağlıklı analizler ile Başkanı desteklemeleri gerekmektedir. Başkanın yenidünya düzenin de doğru bilgiler ile bilgilendirilmesi sürecinde bir bürokrat içeriyi ile birde siyasi dışarıyı bilen başkan yardımcısına ihtiyacı olduğu görülüyor.

Yeni Türkiye’de rahmetli Erbakan’ın deyimiyle yenidünyanın bir adım ötesinde bir hamle yaparak bir sistem kuracağını ilan ediyor. Buradan da Yeni Türkiye’nin nüvesini devlet adamı yetiştirmek ile mahir Ülkücü camia bürokratik alanı ihya etmek ile, dünyada kalkınma yardımlarında ülkesinin birinci sıraya oturtmasına vesile olmuş eski deyimi ile milli görüş hareketinin neferleri ise dışa bakan siyasi kanadını oluşturacağı benziyor.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.