Ümit ÖZMÜŞ
Ümit ÖZMÜŞ
Yeni AK Parti
12 Mayıs 2016 Perşembe / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Ak Parti 2.Olağan Kongresine giderken akla gelebilecek bir çok soru, sürecin devamına ilişkin tahminlerin ötesinde arananların tespiti ve elde edilmesinde cevaplarını bulması gerekiyor. 

Bilindiği gibi 12 Eylül 2007 referandumu ile milletçe verilen karar 2014 yılı Ağustosunda gerçekleşen Cumhurbaşkanı seçimi ile uygulamaya geçmiş oldu. Milletin aldığı karar 7 yıl sonra uygulandı. Bu yedi  yıllık sürenin geçmesinde siyasi hayatımızı etkileyen  bir çok hadise yaşandı bunların hangileri 2007 referandumunun neticelerini engellemek yada gerçekleştirmek için vuku buldu tartışılır. Fakat hepimizin bildiği şey halk tarafından seçilecek Cumhurbaşkanının bu gün yürürlükte bulunan mevzuatın dışında bir devlet işleyişini getireceği  gerçeği idi. Ki bu sebeple 2007- 2014 arasındaki zaman diliminde yaşanan siyasi olaylar hep belli bir seviye üstü hararetle yaşandı. Hemen hemen ülkenin her konusu bir şekilde bu seçimin normal ve anormal neticelerini elde etmek veya engellemek adına bir araç olarak kullanıldı. Geçen 7 yıllık süreç sadece bu seçim yapılacak yada yapılamaz parantezinde geçti. Halbuki egemenliğin sahibi bir karar vermiş ve bu karar uygulanmalı idi.

1980 ihtilali sonrası demokratik hayata geçişin ilk seçimini hatırlarsak “satarım-satamazsın” ile özetlenecek Boğaziçi Köprüsünün işletilmesine ilişkin bakış açısı ile özetlenecek yaklaşımlar arasında geçtiğini söyleyebiliriz. Netice köprü satıldı ve o tartışmadan liberal yaklaşımlı bir devlet işleyişine geçilmiş oldu. Şimdi 2007 referandumunda verilen kararın neticeleri alıkonulmak isteniliyor. O yada bu sebeple yaşanan bu mücadele de Ak Parti bir tarafı temsil ediyor ve diğer TBMM’de grubu bulunan 3 parti diğer tarafı yani halk iradesinin gereğini yapmak isteyenler ile halk irade sahibidir ama bazı işlere aklı ermez diyenler.

Bu hususta da Ak Partinin karşısında duranlara göre, seçmen aklının eremeyeceği bir konuda karar vermiş ve tabii yanlış karar vermiştir bu sebeple derhal bu kararı yok sayacak vaziyet gerçekleştirilmelidir  .  Fakat muhalefet bu kararlı tutumunu kuvveden fiile dönüştürebilecek bir sonuç elde edememiştir. İktidar partisi ise ite kaka da olsa Cumhur başkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin millet kararının gerçekleştirilmesinde üzerine düşenin ilk etabını yani seçim işini n gerçekleşmesini sağlayabilmiştir. Şimdi iş bu seçimin neticelerini oluşturmak ve devlet işleyişini millet,vatandaş yararına çalışan bir devlet mekanizmasına dönüştürmektir.

Devlet çarkı çok büyük ve etkili bir mekanizmadır. Bir çok unsuru farklı konum ve biçimlerde içinde işlerlikleri ile bulundurur. Bu mekanizmadaki değişiklik unsurların fonksiyonlarını farklı ve fazlalaşmış yapabileceği gibi azaltır yada yok da edebilir.

İşte siyasi hayatımızda gerek ülke içinden ve gerekse ülke dışından esen rüzgarların şimdilerde gerçek sebebi bu değişimin neticelerinin hevesi veya sakınılmasının hareketlerinden doğmaktadır. İş nereye gider her iki taraf “bekaya” gider diyor. Her kesimin ülke ve devletin varlığı ve milletin bekası adına konuştuğu bu ortamda insanın iyi,ala, maşallah herkes milli menfaatlerimiz için duruş sergiliyor demeli öyle değil mi? Ama öyle denmiyor görüyoruz. Bu başka bir bahis bunu burada bırakıp asıl konumuza başlığımızın sınırına dönersek;

Ak Partide ne oldu,ne olacak bir sorun mu var vs. sorularının bir kısmını da atlayarak üzerine düşen “Milletin Kararını yerine getirme” sorumluluğunu  almış bir parti olarak bu günden sonra nasıl bir süreç sorusunu anlamamız lazım.

14 Ağustos 2001 kuruluş beyannamesinde varlığını oturttuğu kişiliğinin hayat bulduğu ve devam ettiği zemin “ Halk İradesi” ile arasında bu güne kadar mesafe oluşmadan gelebilmiş Adalet ve Kalkınma Partisi misyonunu yerine getirme gayretinde bir çok engel ve sorunla karşılaştı. Bunların tamamı parti dışından geldi diyebiliriz. Ne zamanki Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi aşamasına gelindi işte bu noktada içeriden de sorunlar doğmaya ve süreci olumsuz etkileme cürmüne ortak olacak boyutlara varmaya yöneldi. Hatırlarsak 27 Nisan 2007 E Muhtırası diye özetlenecek gayri hukuki müdahale, dindar yada eşi başörtülü bir Cumhurbaşkanı seçilmesin diye ve fakat gerçekte rejimin değerlendirmesinden geçerek ve görevlendirmesi ile o makama gelmesi  dışında bir gelişin önlenmesi içindi. Fakat Ak Parti o zaman kararlı ve şahsiyetli duruşunu gösterdi ve normal işleyiş vuku bulabildi. O zaman beklentilerin aksine Recep Tayyip Erdoğan beyin fedakar ve cansiperane duruşu ile Abdullah Gül bey yeni oluşan TBMM’de Cumhurbaşkanı seçildi ve 3 ay sonra yapılan Referandumla da artık seçiminde kriz çıkarılmasının önlenmesi için Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin Anayasa değişikliği hayat buldu.  Bu süreçte Ak Parti kuruluşundan beri en önemli sorumluluk ve anlamları taşıyan yada yüklenen bazı kişilerin hareketten kopuşlarını yaşadık. Önce Erkan Mumcu ve arkadaşları sonra ise Abdüllatif Şener ve diğerleri. Yasal sürecinin tamamlanmasının uygulamaya geçmesinde de ciddi bunalımları yaşadığımız Cumhurbaşkanının Halk tarafından seçilmesine ilişkin sürecin siyasi işleyişi belirleme safhalarını yaşadığımız bu günlerde de sorunlarımız var. İşte gelinen yer burası. Sürecin işletilmesi bu tezin sorumluluğunu almış Ak Partinindir. Bu güne kadar ağır süreci geçmiş olan bu ekibin ilerleyen aşamalarda da yaşanacak zorlukları göğüsleyip aşacak bir yenileme ile yoluna devam etmesi gerekiyor.

Ak Parti 22 Mayıs 2016 tarihinde 2.Olağanüstü Kongresini gerçekleştirecek. Önümüzdeki zaman diliminde Partiyi yönetecek Genel Başkan ve Merkez Karar ve Yürütme Kurulu seçimi bu kongrede yapılacak.

Herkes bir şeyler konuşuyor. Nasıl Başbakan olmalı ne gibi duruşu olan kişi olmalı vs.  Lazım olan şey yukarıda özetlemeye çalıştığımız sürecin ardını getirecek yetenek,liyakat, uyum ve çalışkanlıkta, sorumluluk bilincinde, dava adamı kişiliğinde dikkat ve özenli kişilikte bir Genel Başkan ve MKYK üyeleridir.  Ak Partinin Kongre delegeleri aranan daha doğrusu lazım olan bu kişilikleri karşılarında görmek isterler. Çünkü onlar “Memleket Davasını” omuzlarına yükleyecekleri insanları bu işe layık bulmak isterler. Bu iş kimsenin şahsi işi veya sevdası ve meşguliyeti değildir. Eğer mesele “MEMLEKET” meselesi ise herhangi bir çakıl taşının dahi feda edilmesi veya önemsizleştirilmesi mümkün değildir.

Milletle devlet arasındaki iletişim ve bütünleşme olarak kısaca ifade edebileceğimiz misyonun bu güne kadar iletişim boyutu kısmen de olsa gerçekleşebilmiştir. Şimdi iş bütünleşme aşamasını gerçekleştirmededir. Bu ise yeni Anayasa ile olacaktır. Ak Parti devletle vatandaş arasındaki iletişimi kadroları ile gerçekleştirdi. Bu kadrodan muradım devlet yönetimini yerine getiren Hükümet  ile Meclis gurubu değildir sadece bunun da üstünde tüm teşkilat yapısıdır. Kendisine bu hususta yardımcı olan kişi ve kuruluşlar muhakkak ki olmuştur. Ne zaman ki bu yardımcılar Ak Partinin varlığının bir cüz’ünü dahi inkar etse yada görmemezlikten gelse sorun orada doğmuştur. Ak Parti teşkilatı 16 yıla yaklaşan yaşam sürecinde bir çok sorunları kavramış, onu alt etmiş ve bu günlere gelebilmiştir.  Her aşamada ciddi bir gayret,özveri ve bilgi  ile bu günlere gelen yapı öncelikle kendi varlığını bu kongrede esas almalıdır. Hata edilecek, tekrarlanacak bir es geçmenin bedeli çok ağır olacaktır. Millet aradığını içinden çıkarabilecek zenginliktedir şükürler olsun. Ama bunu bu gün Ak Partide bulamaz ise kimbilir kaç on yıllar sonra bu imkanı bulup ta değerlendirebilecektir. Ak Parti yukarıda değindiğimiz gibi işin bir kısmını gerçekleştirmiş ve bununda bedeli ağır olmuştur. Fani bir dünyada Baki bir ahreti iyi ve güzel olarak elde etmek için “RIZA-İ BARİ”  yolunda yürüyerek elde etmek için bunca gayretten sonra insani gaflet ve zaaflara yer yoktur. Yapılacak işin, görevin tanımlanıp açıklanacak fululuğu yoktur. Herkes neyin ne olduğunun gayet vukufundadır. İnsana mahsus zaaf ve saplantıların bırakın esiri olmayı yanından geçenler bile “DAVANIN” sorumluluğu anlamında tercih edilip görevlendirilemezler.

Milletin devletle bütünleştirilmesi aşamasında gerekli olan şahsiyetler 2.Olağanüstü Kongre tarafından tercih edilip seçilmelidir. Tabi işleyiş itibariyle oluşacak teklifin önüne getirilmesi dışında şu anda kongre delegesinin bir tercihi sözkonusu değildir. Bu hususta da hareketin Lideri sorumluluğu yüklenmek zorundadır. Varılacak kararın hesabı tüm Ak Partililere, millete ve Allah’a olacaktır. Zamanı geldikçe. Rabbim feraset versin, basiret versin, kararlılık versin.

Başka ne diyebiliriz ki ? AMİN

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Ağzına yüreğine sağlık ... Amin