Şeval YAMAN
Şeval YAMAN
Gücün değişen kimyası
13 Temmuz 2017 Perşembe / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

“Bilgi, emek ve sermayenin pabucunu dama atarak adeta yegane üretim faktörü haline gelmektedir.” diyen yönetimin babası  Peter Drucker tam da bulunduğumuz çağın bir fotoğrafını çekmiş değil mi? Durum şöyle ki yönetim literatürüne giren her yeni anlayış bir önceki anlayışı geliştirmiş, yeni boyutlar eklemiş ve zamana uygun hale getirmiştir. Bu durum geçmiş yönetim anlayışlarının öldüğünün değil deforme olduğunun göstergesidir. Kabul etmeli, işletmelerin genel amaçlarında bir değişim yok! Halen maksimum kar ve  rekabet avantajı elde etmek, sürdürülebilir büyüme sağlamak ana amaçlar arasında yer alıyor. Değişen ne biliyor musunuz? İş yapma biçimleri... Bu ise müşterilerin ihtiyaç ve beklentileri ile bunların karşılanma biçimidir. Diğer ifade ile iletişim teknolojilerinin bilgi paylaşımı konusunda sağladığı imkanlar ile stratejilerin çeşitlenmesi ve gelişmesidir. Böylece yeni iş kurallarının ortaya çıkması kaçınılmaz bir hal aldı.

 Değişmemek, değişmekten daha yorucu olabilir

 “Kendi işini kendin eskit; şüphesiz bu, rakibe bırakmaktan hem daha ucuz hem daha kârlıdır.” felsefesine sahip olan  yeni ekonomi; bilginin elde edilmesi, işlenmesi ve dönüştürülmesi ile birlikte dağıtımı süreçlerini kapsar. Burada bilgi hem nitelik hem de nicelik olarak daha önceki dönemlerde kullanılan girdilerden daha önemli hale gelmektedir.  Buna paralel olarak günümüzde işletmelerin hayatta kalabilmeleri de mevcut ürünlerinde yenilik ve inovasyona, bilgi yoğunluğunu artırmalarına bağlıdır. Yeni ekonomide işletmelerin en önemli kaynakları klasik üretim faktörleri değil bilgi ve insan sermayesi olduğu için günümüz girişimcileri ile geçmiş zaman girişimcileri arasında da çok büyük farklar olması kaçınılmaz olacaktır. Özellikle 2000’li yıllardan önceki girişimler için  paranız ve cesaretiniz yeterliydi. Oysa günümüz girişimcileri para ve cesaretin yanında muazzam bir bilgi ile de donatılmış olmalıdır. Sadece bulunduğu ülkeyi değil tüm dünyayı süzgeçten geçirerek yol almalı ve bunu yaparken de tehditlerden kaçıp fırsatlardan yararlanmak zorundadır. Misalen 4. Sanayi Devrimi olarak adlandırılan Endüstri 4.0 ile;

► İşçi gücünden teknoloji kontrolüne geçen sistemler ile makine kontrolünün artacağı,

► Otomatik sistemler dolayısıyla ihtiyaç olan iş gücü azalacağı,

► Sosyo-Ekonomik çalışma hayatına olan etkisi hissedileceği,

► Sanayinin farklı bir değer kazanarak pazarda bu entegrasyonu sağlayan büyük paya ulaşacağı âşikar iken bunu bilmeyen ve etkilerini değerlendirmeyen bir girişimci doğru bir strateji de izlemeyecektir.

 

Her şey değişir de müşteri değişmez mi?!

 Müşteriler, sunulan her ürün ve hizmeti eskisi gibi hemen alma eğiliminde olmamakla beraber bilgiye daha kolay ve hızlı ulaşabiliyor. Üstelik isteklerinin daha hızlı karşılanmasını bekleyip ürün ve hizmetleri araştırdığı, fiyat ve diğer özellikleri kıyasladığı da gözden kaçmamalı. Daha da kötüsü(?) alternatiflerin çoğalmasıyla tek tıklama  rakiplere ulaştırıyor. Bunun sonucu olarak da müşteriyi daha iyi anlamak, 360 derece müşteri döngüsünü görebilmek ve sizinle hangi konularda nasıl iletişime geçtiğini tam olarak kestirmek elzem hâle geldi. Ne gibi ürün ve hizmetler sattığınızı, sattığınız hizmet ve ürünleri hangi müşterinin ne sıklıkla aldığını ve müşterilerinizin ürün satın alma sıralamasını bileceksiniz. Tüm bunların bilgisi tek bir yerde değil tam aksine her yerde!..

Müşterilere ait veriler sadece geçmişe ve mevcut duruma yönelik bir bilgi kaynağı olmaktan çıkarak geleceğe yönelik öngürüler oluşturmamızı da sağlar.  Durum tespitinden öteye taşınan analizler;  perakendede hangi ürünün raftan çıkması, yerine hangi ürünün gelmesi gerektiği hangi şemsiyeyi hangi fiyattan ve lokasyonda satmanın doğru olacağına ilişkin öylesine net veriler sunuyor ki içgüdüsel ya da deneyime dayalı pazarlama kararları almanın taşıdığı tüm riskleri ortadan kaldırıyor.  Bu alanda verilebilecek en iyi örneklerden biri İngiliz perakande devi Tesco.  Şirket 2009 yılında perakende sektöründen oldukça uzak birini Program Yönetimi ve Mağaza Siparişleri bölümünün başına getirdikten sonra uygulanan tedarik zinciri analitiği maliyetlerin ciddi biçimde düşmesini sağladı. Perakende devinin en büyük sorunlarından biri sahaya gönderilen meyve ve sebzenin korunmasıydı.  Şubelerine gönderdiği meyve ve sebzenin miktarı az olduğunda yok satıyor, tüketici istediği ürünü bulamıyordu. Fazla ürün gönderildiğinde ise bozuluyordu. Bozulmaya başlayan meyve ve sebzenin fiyatını düşürmesine rağmen önemli bir bölümünü çöpe atmak zorunda kalan şirket ürün kaybından ziyade bir atık maliyetine katlanmak zorunda kalıyordu. Yanıtlanması gereken yegane soru ise;  Bu sahada hangi mağazada ne satılacağı daha iyi tahmin edilebilir mi? Bu sayede ürünler bozulmayacak veya yok satmayacak şekilde gönderilebilir mi?  Analitik ekibi hava durumu raporlarından trafik durumuna ve kentteki sosyal aktivitelere kadar pek çok veriyi inceledi.  Sonuçlar ilginçti!  Londra bölgesinde hava sıcaklığının üç derece artması marul satışlarının yüzde 15, et satışlarının ise yüzde 10 artmasına neden oluyordu.  Ancak hafta sonu Manchhester United maçı varsa bu etki yüzde 4’ e düşüyordu. Havanın ısınması uzun süren soğuklardan sonra gerçekleştiğinde ise insanların barbekü için et satın alma oranları ciddi bir artış gösteriyordu.  Sonuçta sadece hava koşulları modellemesiyle sağlanan tasarruf miktarı 6 milyon sterline ulaştı. Tesco’nun tedarik zinciri analitiğiyle sağladığı maliyet tasarrufu ise muazzamdı: Yılda 16 milyon sterlin.

Bir çoğumuz, şimdiye kadar içinde yaşadığımız çağın bilgi çağı olduğunun farkındayız. Şunu da biliyoruz ki artık biz endüstriyel kültürü değil, iletişim kültürünü yaşıyoruz. Kuantum fiziği gibi anlaşılmaz, hamburger pazarlamacılığı kadar sıradan da olsa; yeni düşüncelerin, dalgalanmaların ve kavramların dünyayı günlük olarak değiştirdiği bir zamanda yaşıyoruz. Modern dünyayı karakterize edebilecek bir şey varsa; o da hayal edilebileceğinizin ötesinde muazzam bilgi akışı ve bunun getirdiği değişikliklerdir. Bu yeni bilgiler bize kitaplarla, filmlerle, televizyonla ve bilgisayar çipleriyle; görülmek, duyulmak ve hissedilmek için veri sağanağı halinde ulaşır. İşte bu toplum, kralların sahip olduğu sınırsız gücü; bilgi ve iletişim yoluyla elde etti. Ünlü ekonomist Prof. Dr. John Kenneth Galbraith'in yazdığı gibi, "Endüstri toplumuna hız kazandıran şey paradır. Fakat bilgi toplumunu hızlandıran ve güce ulaştıran bilgidir. Şimdi, bilgi sahibi olanlar ve olmayanlar şeklinde yeni bir sınıfsal bölünme ortaya çıktı. Bu yeni sınıf, gücünü ne paradan, ne sahip olunan topraklardan değil sadece bilgiden alıyor." Burada dikkat edilecek ilginç nokta ise, güce ulaştıran kapının herkese açık olmasıdır. Orta çağda kral değilseniz, başarılı olmak için çok sayıda zorluğu yenmeniz gerekiyordu. Endüstri çağının başlarında da, sermayeniz yoksa onu elde etmek için, kendinize has özellikleri gerçekten çok kurnazca kullanmanız  gerekiyordu. Fakat bugün, herhangi bir çocuk bile bir ortaklık kurarak dünyayı değiştirebilir. Modern dünyada kralların kudreti bilgidir. Uzmanlaşmış bilginin çeşitli şekillerini kullanarak insan, kendini ve birçok yönden de tüm dünyayı değiştirebilir. Organizasyon, rekabet avantajına sahip olabilmek için bilgi varlığının ne olduğunu saptamalı ve bu varlığı en yüksek getiriyi elde etmek için nasıl yönetmesi gerektiğini bilmelidir. Önemli olan sahip olunan bilginin niteliğidir. Bir şirketin bilgi varlığı(knowledge assests), kâr elde etmek, değer yaratmak, rekabet avantajını ve sürdürülebilir büyümeyi yakalamak için sahip olduğu veya sahip olması gereken pazar, ürün, teknoloji ve organizasyona ait bilgilerin tamamıdır. Muhakkak elde edilen bu bilgi başarılı bir şekilde yönetilebilirse organizasyona katkı sağlayacaktır. Bilgi yönetimi ise mevcut ve gerekli bilgi varlığının, bilgi varlığına ait süreçlerin belirlenmesinin ve analizininin yanında hem bu varlıkların hem de süreçlerin organizasyonel hedeflere ulaşmak için geliştirilmesi için gereken planlamaları ve kontrolleri yapmak olarak tanımlanır. Kısaca, bir firmada bilginin oluşturulmasını, kodlanmasını (yazılı hale getirilmesini), paylaşılmasını ve inovasyon için kullanımını kapsar. Bilgi yönetimi sayesinde bir firma sahip olduğu bilgiye işlerlik kazandırır; ürün, hizmet ve süreçlerine değer katarak farklılaştırır. Bilgi yönetimi, firmadaki toplam kalite yönetimi, organizasyonel öğrenme gibi diğer kurumsal faaliyetleri tamamlayıp geliştirerek rekabetçi konumun sürdürülebilirliğini sağlar.

Bir firmada bilgi yönetiminin uygulanabilmesi için;

·         tüm çalışanların “bilgi”den aynı şeyi anlamalarının sağlanması,

·         firmaya ait değerli bilgilerin neler olduğunun belirlenmesi,

·         belirlenen bilgilerin farklı uygulamalarda kullanılması ve paylaşılması,

·         yeni bilginin üretilmesinin ve paylaşılmasının teşvik edilmesi gerekir.

Bilgi yönetiminde bilişim teknolojilerinin önemi, insan faktörü kadar olmasa da büyüktür. Şirketlerde bilgi yönetim araçları olarak intranet, veritabanları, grup yazılımları gibi araçlar kullanılır. Böylelikle fikir paylaşımı, iletişim, bilgiye erişim ve tartışma ortamı oluşturulur.  Şüphesiz teknolojinin rolü büyükse de insan faktörünün önemi bambaşkadır. Bilgi yönetimi sayesinde çalışanlar “sahip olduğum bilgi bana güç kazandırır” yanılgısından kurtulup, “paylaştığımız bilgi şirketimize güç kazandırır” felsefesini benimser. Dolayısıyla, bilgi yönetimi şirket içinde inovasyonu destekler yönde kültürel bir değişim sağlar. Kültürün değişmesi  gebe olunan tüm değişikliklerin  doğumudur. Bu doğum ile bilgi eylem safhasına geçecek ve amaca ulaşılacaktır. Hem kişisel hem de organizasyonel amaçlarınıza ulaşabilmeniz dileğiyle...

 

kaynaklar

(2014). İnomer: http://www.inomer.org/Inovasyon/Bilgi-Yonetimi adresinden alındı

AKSOY, C. (2014). Müşteriye Daha Yakın Olmak. Hardward Business Review, 98.

MENEVŞE, S. (2014, Şubat 28). Elektrik Port: http://www.elektrikport.com/teknik-kutuphane/endustri-4-0-nedir--4-sanayi-devrimi-gerceklesiyor/11563#ad-image-0 adresinden alındı

ROBBİNS, A. (1993). Sınırsız Güç. (D. M. değirmenci, Çev.) İstanbul: İnkılap Kitapevi.

 

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.