Sertaç Sedat KÖKSAL
Sertaç Sedat KÖKSAL
Soma’nın ardından yapılması gerekenler
19 Mayıs 2014 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Geçtiğimiz hafta sosyal güvenlik haftasıydı. Her yıl sosyal güvenlik haftasında ülke genelinde kayıtlı istihdam, iş kazaları, iş sağlığı ve güvenliği gibi konularda toplum genelinde farkındalık oluşturacak faaliyetler gerçekleşir. İşte tam bu haftada ülkemiz tarihimizin en büyük maden faciasını yaşadı. Yüreklere ateş düştü. Son verilere göre Manisa’nın Soma ilçesinde 301 vatandaşımız hayatını kaybetti. Yaşanan hadisenin ardından toplum tedbir ve denetim konularına odaklandı. Gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığı konusunda araştırma yapmadan, cansız bedenler daha toprak altından çıkmadan tedbirsizliğin sorumlusu aranmaya başladı. Tedbir, tevekkül ilişkisi göz ardı edilerek bir çok açıklama yapıldı. Ancak unutulmaması gereken bir husus atlandı. Eğer her tedbir ölüme mani olacaksa dünya üzerinde ölüme yer yoktur, eğer her tedbirsizlik te ölümle sonuçlanacaksa yeryüzünde yürümemizin bile imkanı bulunmamaktadır.Alman Filozof Frederik Nietzsche’nin  “Beni öldürmeyen her acı güçlendirir.” sözünden yola çıkarak tüm ülkemizi yasa boğan bu acının sorumlularının gerekli cezayı almaları, taraflara tazminat ödemelerinin yapılması ve Soma’da yaşanan etkinin silinmesine yönelik yapılacak her şeyden öte Soma’da yaşanan acının tekrarlanmaması ve özellikle iş sağlığı ve güvenliği alanında daha güçlü olmamız için konunun uygulanma ve denetlenme noktasında çalışmalar yapılması gerekmektedir.

SOMA’DA KÖMÜR NASIL ÇIKARILIYORDU?

Manisa ilinde yeraltı kömür üretimi Akhisar, Gördes ve Soma ilçelerinde yapılmaktadır. Ülkemizde bulunan önemli linyit rezervleri ise Soma Kömür Havzasında yataklanmış durumdadır. Bu alanda yer altı ve yer üstü olarak iki üretim şekli bulunmaktadır. Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından işletilmekte olan bu alandaki yerüstü üretim faaliyetleri Ege Linyitleri İşletmesi Müessesesi Müdürlüğü tarafından yapılmakta olup, yeraltı üretim faaliyetleri ihale ve/veya rödevans karşılığı yaptırılmaktadır. Manisa ili Soma ilçesi sınırları içinde yer alan ve alt ısıl değeri 2080-3150 kcal/kg arasında olan 610 milyon ton linyit rezervi bulunmakta olup bunun %71’i yeraltı işletmeciliği ile yer üstüne çıkarılmaktadır. Kazanın meydana geldiği işletme de yeraltı üretim faaliyeti yapmak üzere rödevans karşılığı faaliyet yapan bir müesseseydi.

Soma’da bulunan ocaklarda genellikle arkadan göçertmeli, geri dönümlü, çok katlı, uzun ayak yöntemi uygulanmakta. Kömür, damarın ve tektonik yapının durumuna göre tek kat, 2 kat veya 3 katta alınmakta. Üretim tam mekanize olarak veya delme-patlatma ile klasik olarak yapılmakta, kapalı tavanlı yarı mekanize hidrolik tahkimat sistemi kullanılmakta ve kömür nakliyesi konveyörler ile yapılmaktadır. Kazanın meydana geldiği işletmede ise kömür damarının yapısı nedeniyle üretim çoğunlukla emek yoğun şekilde kazma, kürek kullanılarak yapılmaktaydı. Bu nedenle ocakta çalışılan vardiyada çok sayıda işçi görev almaktaydı.

MADENLERDE EN BÜYÜK EKSİKLİK MEKANİK, ELEKTRİKLİ EKİPMAN VE TESİSLER İLE İLGİLİ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre madenlerde yapılan teftişlerde tespit edilen noksanlıklar sırasıyla; Mekanik ve Elektrikli Ekipman ile Tesisler, Genel Çalışma Şartları, İş Sağlığı ve Güvenliği Organizasyonu ve Eğitimi ve Denetimi, Havalandırma, Yangın ve Patlama, Ulaşım Yolları ve Nakliyat Sistemleri, Tahkimat, Kurtarma ve Tahlisiye, Sağlık Gözetimi, Sosyal Tesisler, Delme ve Patlatma konularına ilişkin. Manisa Bölgesinde ise en fazla mevzuata aykırılık “Mekanik, Elektrikli Ekipman ve Tesisler” ile “İSG Organizasyonu, Eğitim, Denetim” ve “Kurtarma ve Tahlisiye” başlıkları altında kaydedilmiş durumda.

İŞ KAZALARININ BÜYÜK BİR KISMI MADEN İŞLETMELERİNDE GERÇEKLEŞİYOR

Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre tüm sektörlerdeki iş kazaları değerlendirildiğinde; iş kazalarından etkilenen işçilerin %12,95’inin,iş kazalarında ölen işçilerin %5.95’inin ve iş kazalarında sürekli iş göremezliğe uğrayan işçilerin %2,53’ünün kömür madenciliği sektöründe olduğu açıkça görülmektedir. Bunun en önemli nedeni ise ülkemizde yer alan kömür damarlarının kırıklı yapıları nedeniyle yeraltı madenlerinde mekanik sistemlerin kullanılamaması ve emek yoğun bir işletmecilik faaliyetinin gerçekleştirilmesi.

İŞ KAZALARINA İLİŞKİN SORUŞTURMALARDA TAM BİR KARMAŞA

Gerçekleşen iş kazalarına ilişkin soruşturmalar ise tam bir karmaşa içerisinde yapılıyor. Ülkemizin gerçeklerinden olan iş kazalarının incelenmesinde, işyerinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetimini İş Müfettişleri, kaza sonucu ölüm meydana gelmişse incelemesini SGK Müfettişleri, yaralanma ile sonuçlanmışsa incelemesini Sosyal Güvenlik Denetmenleri, hem ölüm hem yaralanma söz konusu ise incelemesini sayılan tüm denetim elemanları yapmakta. Bu durum bürokrasi ve kırtasiyeciliğin artmasına, karmaşaya, gecikme ve hak kayıplarına yol açmakta. Mükerrer denetim gerekçeleri nedeniyle iş yükü artmakta ve üç başlı denetim yapılanması kamu yararına aykırı bir durum oluşturmaktadır.

İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukukunu birbirinden ayıramadığımız çalışma hayatı içerisinde istihdam alanları sağlayan işverenler de iş ve sosyal güvenlik mevzuatını içeren benzer denetim gerekçeleri nedeniyle sık sık Sosyal Güvenlik Denetmeni, Kurum Müfettişi ve İş Müfettişi ile karşı karşıya kalmaktalar. Hâlbuki çalışma hayatı bir bütün olmasına rağmen, bir işveren en az üç farklı denetim elemanı ile karşı karşıya gelmekte, bu da defalarca aynı gerekçe ile işverenin üzerinde baskı hissetmesine neden olmakta. Örneğin işverenler, işçilere verdiği ücretler açısından İş Müfettişi, Sosyal Güvenlik Denetmeni ve Kurum Müfettişi tarafından denetlenmekteler.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İÇİN TEKLİ DENETİM YAPISI ŞART

Ülkemizde bulunan işyerlerinin sayısı göz önünde bulundurulduğunda özellikle tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının denetlenmesi, sosyal güvenlik ve kayıt dışılığın denetimi, taşeronlaşmanın çalışma şartlarına getirdiği mevzuata aykırı hakkaniyetten uzak uygulamaların denetlenmesi ve birçok konuda kamu denetiminin tek elden yapılması kısa vadede yapılacak en elzem düzenlemeler arasında yer almakta. Öncelikli olarak; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumundaki (Sosyal Güvenlik Denetmenleri, Kurum Müfettişleri ve İş Müfettişleri) üç denetim biriminin tek çatı altında toplanarak “İş ve Sosyal Güvenlik Denetim Kurulu” nun oluşturulması ve dağınık denetim yapısının ortadan kaldırılması gerekmektedir.

İş ve Sosyal Güvenlik Denetim Kurulu’nun yapacağı programlarda sürekli ve doğrudan denetim mekanizması geliştirerek tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinin yıl içinde belirli periyotlarla sürekli denetiminin sağlanması, bu denetimlerde de merkezden gönderilen denetim elemanları yerine taşrada görevli denetim elemanlarının kullanılması yoluyla işveren ve kamu arasında doğrudan etkileşimin sağlanması; bunun yanında kamu üzerindeki denetim maliyetinin (Harcırah, Konaklama vb.) düşürülerek merkezden yapılan tek bir denetimin maliyetiyle taşrada birden fazla denetim yapılması amaçlanmalıdır.

ÇSGB verilerine göre ülkemizde 1034 İş müfettişi, 596 SGK müfettişi ve 1360 Sosyal Güvenlik Denetmeni görev yapmaktadır. Yani ülkemizin çalışma hayatı toplamda 2990 denetim elemanı ile denetlenmektedir. SGK verilerine göre aktif çalışan nüfusumuzun 17.374.631 olduğu düşünüldüğünde 16.803 çalışana bir iş müfettişi düşmektedir. Oysa Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre sanayileşmiş ülkelerde 10.000, sanayileşmekte olan ülkelerde 15.000, geçiş ekonomilerinde 20.000, az gelişmiş ülkelerde ise 40.000 aktif çalışana bir iş müfettişi düşmektedir. Sahada aynı alanda 3 ayrı çatı altında bulunan 2990 denetim elemanının tek bir çatıda toplanması ile 5810 aktif çalışan başına bir iş ve sosyal güvenlik müfettişi düşmesi sağlanacaktır.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KÜLTÜRÜ OLUŞTURULMALI

Sadece maden işletmelerinde değil tüm ülke genelinde işverenlerde ve işçilerde yani bütün taraflarda iş sağlığı ve güvenliği kültürü oluşturulması gerekmektedir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının işletmelerde sadece mevzuat uyumu için düzenleme yapmalarının ötesine geçmek için bu kültürün oluşturulması şarttır. Bunun dışında, mevzuat çalışmaları ve teftişin yanı sıra ülke genelinde özelikle yeraltı kömür madenciliğinde bir güvenlik politikası oluşturulmalı ve bu politika çerçevesinde tüm taraflar bilinçlendirilerek görev yetki ve sorumlulukları konusunda gerekli duyarlılık sağlanmalıdır. Bunun için sempozyum, panel gibi aktivitelerle iş sağlığı ve güvenliği konusu sürekli gündemde tutulmalıdır.

Ayrıca, işverenlerin ve teknik kadronun özellikle uyguladıkları üretim yöntemlerini göz önünde bulundurarak günümüz bilim ve teknolojisinin gerektirdiği sağlık ve güvenlik önlemlerini uygulamaları için gerekli çalışmaları yaparak özellikle hazırlayacakları sağlık ve güvenlik dokümanlarında belirtilen şartlarla uyumlu bir çalışma şekli benimsenmelidir. Risk değerlendirmelerinin ve sağlık güvenlik dokümanlarının yapılan işe direk yansıması sağlanmalıdır.

Kısacası öncelikle kamu, işverenler, işçiler ve toplum Soma’da yitip giden canları kaderden öte değerlendirerek onları bu kadere iten nedenleri tartışmaya açmalı ve herkes üzerine düşen görevi vazife bilerek yaşananların tekrarının önüne geçmek için çalışmalıdır. Böyleliklebelki de geride kalanların vicdanları bir nebze de olsa ferahlar, yaşanabilecek elim hadiselerin önüne geçmek için yapılacak çalışmalar ölenlerin ruhlarını huzura kavuşturur.

 

Sertaç Sedat KÖKSAL

Soru Görüş ve Önerileriniz İçin,

E-posta: sertack@hotmail.com

Twitter: @sertackoksal

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.