Saadettin ÇAY
Saadettin ÇAY
Bombaların Altında İftar!
2 Haziran 2019 Pazar / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

BOMBALARIN ALTINDA İFTAR

 

Yine İdlip yolundayız.

Milletimizin merhamet eli Kızılay’ın sınırın öbür tarafında, bombaların altında kurduğu 15 yetimhane 6500 çocukla birlikte iftar yapmak, onlara savaşın ve bombaların acılarını biran olsun unutturup, yüzlerinde bir tebessüm oluşturmak için…

Yaşı 3-4 olanlarda gördüğümüz tebessümü, 5-6-7 ve üst yaşlardaki çocuklarda görmek imkânsız. Yüzlerinden sadece savaşın ve yokluğun derin yaraları okunuyor.

Hele o genç kızlar…

Sevinseler mi? üzülseler mi hayatta olduklarına bilmez durumdalar. Ağlamaklı bir ifade var kurumuş göz pınarlarında.

ZAMAN TÜNELİNDE YOLCULUK

3 yıldır, Kızılay’ın diğer şubeleri gibi Beykoz(Avrasya) Şubesi olarak  bağışçılarımızla önce Hatay havalimanına geliyoruz. Bizi her zamanki gülen yüzüyle Kızılay’ın fedakâr personeli ve Sidra’nın babası karşılıyor.

“Hoş geldiniz başkanım” diyor. Sanki yıllardır görmediğiniz öz kardeşinize kavuşmuşuz gibi bir his bizimkisi.

“Başkanım misafirlerimize biraz şehri gezdirmemiz lazım” diyor. Mesaj alındı, ters giden bir şeyler var.

Misafirlerimize belli etmeden, Hatay’a gelince önce buranın manevi önderi Habib’i Neccar’dan destur almak lazım deyip şehrin yolunu tutuyoruz.

Birkaç saat sonra beklenen haber geliyor.

Artık istikamet Cilvegözü.

100 Metre de 100 yıllık zaman tüneline giriyoruz.

KADİM ŞEHİR EBLA’ DAN İDLİP’E

İdlip’teyiz.

Düzen yok, devlet yok, kural yok.

Perişanlık var, yokluk var, kimsesizlik var.

İlk durağımız, Kızılay’ın Sevgi Butiği.

Gönüllü çalışan Suriyeliler ve kamplardan daha önce tespit edilerek getirilen ihtiyaç sahibi kadın ve çocuklar. Burada ellerindeki puan kartları ile giyim ve ihtiyaç malzemelerini alıyorlar.

Selam verdiklerimiz “Şükran Türkiye, Şükran Kızılay” diyor…

DAĞ-TAŞ GÖÇMEN KAMPI

Saat 17:30 şimdi yetimhanelere doğru yola çıkma vakti.

Gecen yıl 50 civarında olan kamp sayısı 400’ü aşmış.

Sığınacak bir yer bulamayan on binlerce insan da ağaç altlarında ve kayalık aralarında çadır kurmuş. Ailesinin başı üstene bir naylon parçası örtebilen şanslı.

İkindi güneşi tepeleri yalamaya başladığında istikametimiz iki yıl önce ilk sıcak yemek çıkarttığımız Şefkat Kampı. 2 yıl önceki anılarımızı mırıldanıyoruz.

Yüreğimiz burkuluyor. 2 yıl önce; “bir daha gelmeyiz, savaş biter” temennileri ile dönmüştük.

Bitmemiş

Bu kor ateş halen taze.

Halen çocukları ve kadınları yakmaya devam ediyor.

 

ZEYTİN GÖZLÜ AYŞE

Sonra Ayşe’yi görüyoruz.

Gurubumuzdaki Özlem hanımın yanından 1 saniye bile ayrılmayan zeytin gözlü Ayşe’yi. Bakışları ile ‘Gitmeyin…’ diye haykıran Ayşe’yi.

10 dakika da 10 yıllık gönül bağı. Ne Ayşe bırakabiliyor Özlem’i, ne Özlem Ayşe’yi.

Aracımız hareket ederken hepimizde derin bir sessizlik

Yol boyu geçtiğimiz köylerde insanlık tarihinin kadim merkezlerinden 5 bin yıllık Ebla Antik kentinin perişanlığını izliyoruz. Binlerce yıllık tarihin arasına sığınan aileleri ve tarihle insanın bu topraklarda nasıl aynı kaderi paylaştıklarını.

İftar vakti yaklaşırken El Faruk yetimhanesindeyiz.

Kızılay’ın ilk yetimhanelerinden.

Ama bu sefer ayrı bir güzelleşmiş. Bakım ve boya yapılmış. Genel Başkanımız Dr. Kerem Kınık’ın özel ilgisi ile pırıl pırıl bir yer olmuş. Geçen yılla bu yıl arasında muhteşem bir değişim. Terzihane kurulmuş, çocuklar için Satranç odası yapılmış. Eski halini bilenler için gözlerin dolduğu an.

Çocuklar, çocuklar, çocuklar….

Ayaklar çıplak lüle-lüle saçlı kız çocukları. Belki hayatlarında hiç banyo yapmamışlar. O saçlar doyasıya hiç yıkanmamış. Özlem ablalarının etrafında fırdöndü kız çocukları.

Tebessüm ettiren kadın bakışı!

Biz yemek, kıyafet derken O yüzlerce toka almış. 1 Liralık toka’nın bu kadar büyük bir mutluk sebebi olabileceğini kim bilebilir ki?

İftarı çocuklarla ve kamp sakinleri ile birlikte yapıyoruz.

Önlerindeki Pilavlı tavuğun bir kısmını yiyip, geri kalanı çadırlarına götürüyorlar. Gece sahur yapacaklar arta kalanlarla.

Bir eşiğin dibinde 9 torunuyla bir nineye selam veriyoruz. Çocukların kimsesi kalmamış, nine de torunlarıyla Kızılay’ın bağrına sığınmış.

Dudaklarından sadece dua dökülüyor.

Allah Razı olsun; Türkiye’den, Kızılay’dan.

 

ARTIK BOMBALAR KORKUTMUYOR BİZİ

Karanlık örtmeye başlarken sefaleti, Reyhanlı da bir çay bahçesinde soluklanıyoruz.

İdlip’e geç girmemizi anlatıyoruz heyettekilere, geçiş güzergahındaki bombanın fotoğrafını gösteriyoruz. Türkiye’den gelen ekibin 4 saate imha edişini. Gübre bombasının bir mahalleyi havaya uçurabileceğini….

Acı bir tebessümle mırıldanıyoruz “artık bomba korkutmuyor ki bizi…”

 

 

 

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Hanife Doğru 6 Haziran 2019
Tebrik ederim, kaleminize yüreğinize sağlık. Çok güzel ve anlamlı bir iş.
Halil Ertan 2 Haziran 2019
Teşekkürler Kızılay yüreğinize sağlık.