Saadettin ÇAY
Saadettin ÇAY
“İNSAN”cıl bir TÜRKİYE
3 Temmuz 2018 Salı / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Dün akşam saatlerinde bilgisayarıma düşen son dakika haberi ile irkildim.

Önce inanamadım, inanmak istemedim.

Ah be çocuk….

Ah be gözleri mavişim nasıl kıydık sana” diyebildim.

Söz bitti.

Boğazım düğümlendi.

 

Önce Eylül

Sonra Leyla…

 

Bugün bir dostum hüznünü öfkesine maya yapıp; “Uzun zamandır yazmıyorsun, Eylül’e de Leyla’ya da bir sözün yok mu?” dedi.

 

Sadece yüzüne bakıp kaldım. Ne söylesem boş.

Ona sadece;

Ne hicranımı anlatabilirim,

Ne feryadımı…

Leyla diye seslensem,

Eylül gelir aklıma.

Ses gelmez gaiplerden,

Kor düşer yüreğime.

diyebildim.

 

Sonra dostuma dedim ki, son yazımın başlığı neydi biliyor musun?

Şaşkınlıkla baktı yüzüme!

“İDAM”

Hem de Yüz bin kere, Milyon kere İdam.

(http://www.namehaber.com/yazi/saadettin-cay/12871-idam)

 

Ne yazık ki, O yazı halen güncel.

Ne yazık ki, O yazı halen geçerli…

 

Şubat 2015 de Özgecan yakmıştı sinelerimizi.

Onun ateşi küllenmeden art arda gelen vahşet ve yırtıcılıklar milletçe utandırdı hepimizi.

Hele geçen yılki vahşet karşısında damarlarımızda kanımız kurumuş, kalemlerimizdeki mürekkep erimişti.

Suriye’deki savaşın vahşetinden kaçıp Sakarya’da milletimizin sinesine sığınan gencecik bir anne. Daha emeklemeye yeni başlamış 10 aylık bebeği. O annenin karnındaki 9 aylık yavrusuna kıymışlardı.

 

Sırtlanlardan bile aşağı bu yaratıklar nasıl insan olabilirdi ki?

Eylül’e kıyana nasıl insan denebilir ki?

Leyla’yı aç bırakıp öldürenin insanlıktan nasibi olabilir mi ki?

“İnsanlık” kelimesinin bile lügatlerde olmaktan utanç duyduğu bu vahşetler karşısında hangimizin yüreği susabilir?

İçimizdeki bu sırtlanlardan dolayı hangimizin yüzü yere eğilmez?

 

Sahi, biz ne zaman vahşet toplumu olduk?

Hayvanlara eziyet eden, onlara işkence edenler,

Küçücük çocukları kaçıran, onlara kıyanlar…

Bu toplum ne zaman bu kadar vahşet üretti?

 

Ey Cami Hocaları,

Ey İlkokul, Ortaokul, Lise Öğretmenleri,

Ey Üniversitelerimizin koca koca Profesörleri…

Anne, babalar.

Milli Eğitim Bakanı,

Aile Bakanı, Gençlik ve Spor Bakanı…

Sayın Cumhurbaşkanım;

 

Sanki bir yerlerde yanlış yapıyoruz.

Sanki köprüler, havalimanları, tüneller yaparken başka şeyleri ihmal ediyoruz.

Sanki geleceğimizi, gençliğimizi ihmal ediyoruz.

Evet Yeni ve Büyük Türkiye

Ama

her şeyden önce; İnsancıl bir Türkiye.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Selami Eroğlu 5 Temmuz 2018
İçimdeki duygular, isyanım, haykırışlarım ancak böyle anlatılırdı. Ağzına yüreğine sağlık.