Saadettin ÇAY
Saadettin ÇAY
Nagehan bir Şehir
30 Ocak 2017 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Bir haftadır televizyon ekranlarından Hacı Bayram Velinin Çalabım Bir Şar Yaratmış şiirini Cumhurbaşkanımızın muhteşem belagati ile dinliyoruz.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının “Şehircilik Şûrası” için Cumhurbaşkanımızı tanıtım yüzü ve Hacı Bayram Hazretlerini tanıtım dili seçmesini önce yadırgamıştım. Ancak şuranın detayları ve gündemini takip ettikçe ne kadar doğru bir iş yaptıklarını takdir ediyorum.

Her ne kadar bazı ‘Çatlak Baykuşlar’ bunu bile dillerine dolayıp, eleştiri konusu yapsalar da “Güzel Olmuş Sayın Bakanım” demekten kendimi alamadım.

 

Tarihinden Kültürüne Kayseri Örneği

 

Sayın Bakanın Kayseri gibi bir muhteşem eseri arkasına alıp, iddialı bir şekilde kolları sıvaması benim gibi İstanbul siluetine bakarken karamsar düşünenleri bile heyecana sevk etmekte.

Hele hele, Sayın Cumhurbaşkanının Boğaz için yeni bir Anayasa önermesi yüreğimiz soğuttu desek yeridir.

Yapılacak çok iş var.

Hele hele deprem gibi önümüzde ve ardımızda büyük bir tehlikenin varlığı ile yaşadığımız İstanbul’da hiçbirimiz güvende değiliz.

 

Çok değil daha 4 yıl önce İstanbul’un şehircilik konusundaki en önemli devlet otoritesi ile yapmış olduğum “İstanbul’da şehircilik ve Deprem” konulu sohbeti birkaç hafta yayınlamış ve epeyce de ses getirmişti.

 

Malum; insan nisyana müptela.

Arada bir hatırlatmakta fayda var.

 

4 Başlıkta yapılmakta olan Şehircilik Şurasına bir katkım olur düşüncesi ile o yazılardan bazı alıntıları tekrar okumanız ve okuduktan sonra dehşete düşmeniz için özetleyeyim;

 

07 ve 15  Haziran 2012 tarihli yazılardan;

 

İstanbul’da 5 milyon insan ölür

 

İstanbul’u çok iyi bilen ve aynı zamanda devlet adına önemli bir otorite olan misafirimiz kitabı ortadan okuyarak “Bugün 6 ile 7 şiddeti arasında bir deprem olsa İstanbul’da 5 milyon insan ölür” deyiverdi.

 

İstanbul’da yaşayan bizler için bu dehşet cümlelerini duyup da sakin sakin çayımızı yudumlamamız mümkün değildi. Misafirimiz İstanbul merkezli olacak böyle bir depremin ardından “Bir o kadar insan da hastalıktan ölür” deyiverdi.

 

Zira 15 milyonluk bir metropolün ciddi bir yıkımla karşılaştığında ne bir tahliye planı, ne de acil durum stratejisi bulunmakta.

 

…şehri sadece kireçleriz!

 

İsyanını tarifte zorlanan misafirimiz, “Çadır kuracak yer yok.” diye vahşi yapılaşmaya karşı çaresizliğini dile getirdi.

 

Hastanelerin ve sağlık hizmetlerinin yeterli olmayacağından bahisle, özellikle içme suyunun bozulmasından dolayı milyonlarca insanın da hastalık nedeni ile ölebileceğini söyledi. İşin ehemmiyetini anlatmak için “İstanbul merkezli 6-7 şiddetinde bir deprem olsun sadece şehri kireçleriz.” dedi.

 …. 

 

İki Milyon Çürük Bina

 

Kahvaltının tadı iyice kaçmış, misafirimizin söylediği her söz ile daha da irkilmeye başlamıştık.

….

Her yerin beton sarmalı ile örülmesi kalite sorununu da beraberinde getirdiğini, yapılan denetimlerde BS20-25 olması gereken binalardaki beton kalitesinin BS5 seviyesinde olduğunu, “ İstanbul’daki 3 milyon binanın 2 milyonu çürük” ifadesi ile gözümüze soktu.

 

Yoğun ilgi nedeni ile 15 Haziran tarihli yazımda yine misafirimizin sohbetinden alıntılarla devam etmiştim;

 

İstanbul depremle yüzleşmeli

….

Geçen hafta yayınlanan ve “İstanbul’da 5 milyon insan ölür” başlıklı yazım İstanbul’da muhtemel bir deprem sonrası facianın büyüklüğünü ifade eden ürpertici tabloyu ortaya koymaktaydı.

….

 

Rant Odaklı Şehirleşmeden Deprem Odaklı Şehirleşmeye

….

Ne yazık ki, geçmişteki depremlerden ders çıkartarak, kentsel dönüşümümüzü  ‘Deprem Odaklı’ başarabilmiş değiliz. Bizim gibi fay hattında bulunan ülke ve şehirler yıllar önce tedbirlerini alarak deprem odaklı şehirciliğe geçerek risklerini minimize etmiş bulunmaktalar.

 

Bugüne kadar kentsel dönüşüm adı altında yapılan şehircilik uygulamalarının büyük bir bölümü maalesef ‘Rant Odaklı’ oldu. Bugün İstanbul’un dört bir yanından fışkıran gökdelenler şehrin binlerce yıllık estetik ve siluetini değiştirirken, diğer taraftan da önemli bir rant kapısı haline gelmiş durumda. 30-40 kat imar alan bir binanın yanı başında 4-5 kat imar izni verilen binalar, 50 metrede yılan gibi kıvrılan yollar, şehircilik adına bir fecaat olduğu kadar aynı zamanda da bir Planla(ma)ma Stratejisi haline gelmiş durumda.

 

İstanbul depreme hazır değil

Misafirimiz bu konuda detaylı çalışma yapan İstanbul Teknik Üniversitesi, Afet yönetimi Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürü olan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun bu konuda Milliyet Gazetesi’ne yaptığı çarpıcı açıklamalardan da bahsetti.

 

On binlerce kişinin hayatını kaybedeceği ve yüz binlerce hasarlı binanın olacağı bir İstanbul depreminde; “530 bin olarak hesaplanan acil barınma ihtiyacı olan hane sayısı, panik nedeniyle birkaç milyonu bulacak. Ne dünyada bu kadar çok çadır, ne de İstanbul’da bu kadar çok çadırı kurmak için yeterli açık alan var.” diyor.

 

Afet Yolları Otopark, Çadır Alanları AVM

 

Rant sevdası uğruna afet acil yollarını otopark, çadır alanları olabilecek yerleri ise AVM yaptık.

İstanbul’da olası bir depremde ihtiyaç duyulan barınma ihtiyacını karşılasak bile çadırları kuracak alan bulmak imkânsız.

Van’da bütün afet ekipleri ile 30 bin çadır ancak on günde dağıtılabildiği dikkate alınırsa, İstanbul’un işinin ne kadar zor olduğu anlaşılır.

 

İşin bir de tedavi ve hastaneler boyutu var ki; insanın söylemeye dili varmıyor. Kadıoğlu’na göre yatarak tedavi görmesi gereken hasta sayısı on binlerle ifade ediliyor. “Afet acil yardım planlarımızda yaralı toplama, vb. alanlar, olası ihtiyaca göre henüz planlanmamış.” En büyük problemlerden birinin ulaşım olacağı aşikar,

 

Kadıoğlu bu konuda da; “Deprem esnasında hasar görecek yol ve köprüler ile beraber yolları kaplayacak olan bina enkazı ve terk edilecek olan araçlardan dolayı yaralı ve ekip taşıma çok zor olacak. İlkyardım bilgisi ve doğru bir ilkyardım çantası olan insan sayımız da çok az.”

 

İşin bir de yangınlar boyutu var. İstanbul için felaket senaryosunda doğalgaz kaynaklı muhtemel yangınlar ve bunlara müdahale edecek itfaiye ekiplerinin yetersizliği ile deprem nedeni ile kapalı olan yollar bu yangınların daha büyük tahribata sebep olmasına sebep olacaktır.

 

İçme suyu ve milyonlarca insanın gıda lojistiğinin nasıl sağlanacağı ise ayrı bir muamma.

 

İstanbul gibi dünya devi bir metropolün olası acil durumlara daha iyi hazırlık yapması kaçınılmaz. Gözlerimizi ve zihnimizi gerçeklere kapatarak problemlerimizden kurtulamayız.

Başbakan Binali Yıldırım’ın şura açılışında söylediği gibi; "Hüner bir şehr bünyad etmektir, reaya kalbin abad etmektir." dediği, "Yani asıl marifet, halkın kalbini, ruhunu, benliğini inşa edecek insana huzur verecek şehirler inşa etmektir.”

Haydi Bismillah…

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.