Prof. Dr. Sefa SAYGILI
Prof. Dr. Sefa SAYGILI
6284 Sayılı yasanın sosyal yönü
23 Ocak 2019 Çarşamba / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Mor Çatı'nın kurucularından feminist Av. Canan Arın 01.12.2018 tarihli Cumhuriyet Gazetesine verdiği röportajda;

“Feminist mücadeleye nasıl başladınız?”  sorusuna  "...Evlerde bilinç yükseltme toplantılarına başladık. Kadın ve erkeğin resmen eşit olmadığını o zaman gördüm. Sonra Medeni Kanun ve Ceza Kanununun değiştirilmesini istemeye başladık ve sonunda değiştirttik. Kadının ikametgâhı, soyadı, mal ayrılığı rejimi, kadının çalışmasının kocasının izne bağlı olması, zina, namus adına işlenen cinayetler, cinsel saldırı... Evlilik içinde tecavüz suç sayılmıyordu mesela. Nasıl olur da kadın kocasına hayır diyebilir? Bütün bunlar kadınların çok ciddi çabasıyla, kadınlar lehine değişti" özetle alıntı yaptığımız ifadelerde bulunmuştur.

 

“ERKEK ŞİDDETİNİ ÖNLEMEDE/6284 SAYILI KANUN” kitapçığını on binlerce bastırıp kadınlara bedava dağıtan MOR ÇATI VAKFI yasanın uygulama yöntemlerini ve sağlanan hakları gözler önüne seriyor! Kadınlara, erkeklerin /kocanın /babanın/oğlunun evden uzaklaştırılmasının, tedbir ve koruma kararının alınmasının teknik ve hukuki yollarını öğretiyor.

 

Mor Çatı’nın yayını olan kitapçıktan alıntılar;

 

·         Bu kararların verilmesi için hiçbir DELİL, BELGE, TANIK, DOKTOR RAPORU vb. gerekli değildir.

 

·          ......Alo 183 ve 155’i arayabilirsiniz. Şikâyet ve ihbar edebilirsiniz. Şiddete maruz kalan, komşunuz ya da yoldan geçerken gördüğünüz herhangi bir kişi olabilir. (Sadece sizinle ilgili değil ----------, duyduğunuz, tanık olduğunuz her konuyu şikâyet hakkından bahsediyor.)

 

·         Koruma kararı genellikle 6 aylığına verilir.

 

·         Yapacağınız başvurularla ilgili bütün işlemler ücretsizdir.

 

·         ...baroya başvurun destek isteyin, baro ihtiyaç dâhilinde, size ücretsiz bir avukat tayin edecektir.

 

·         Kanun’da şiddet; fiziksel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmenizle ve acı çekmenizle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketler olarak tanımlanmaktadır.

 

Buna göre, şiddet sadece dayak yemek değildir. Sayılanların hepsi şiddet tanımına girmektedir:

 

“....hakaret etmek, aşağılamak, birilerinin yanında küçük düşürmek, istenmeyen zamanlarda... cinsel ilişkiye zorlamak, komşularla, arkadaşlarla, akrabalarla görüşülmesine izin vermemek, ihtiyaçlar için yeterli para vermemek, sürekli nereye kaç lira harcadığını sormak, ısrarla telefonla aramak, kimlerle arkadaş olduğunuza karışmak, takip etmek ...” 

 

BU KİTAPÇIKTA, KADINLARA ANLATILAN VE AÇIKLANAN BİLGİLERLE, BENZER ÖRNEKLERLE, KISACASI ADLİYEYE BİLE GİTMEDEN SADECE 155 VEYA 183’ü ARAYARAK, RESMİ YA DA DİNİ NİKÂHLI EŞİNİZİ, BOŞANDIĞINIZ EŞİNİZİ, BABANIZI, ABİNİZİ, DAYINIZI, KUZENİNİZİ, NİŞANLINIZI, OĞLUNUZU, ESKİ SEVGİLİNİZİ, SEVGİLİNİZİ, KAYINPEDERİNİZİ, KAYINBİRADERİNİZİ VEYA ÇEVRENİZDEKİ TÜM ERKEKLERİ 6284 SAYILI YASAYLA 6 AY UZAKLAŞTIRABİLİRSİNİZ. KORUMA VE TEDBİR KARARININ İHLALİ HALİNDE CEZAEVİNE GÖNDEREBİLİRSİNİZ.

RAKAMLARLA 6284 SAYILI YASA

Psikiyatri hekimliği uygulamamda 6284 Sayılı Yasanın çok sayıda insanımızın eziyet görmesine sebep olduğunu, yuvalar yıktığını, çocukların feryatlarına yol açtığını müşahede ediyorum. Kadın şiddetini azaltmak şöyle dursun artırdığı da bir gerçek. Bu konudaki rakamlar şöyle:

Kadına şiddet vakaları ise her geçen yıl artmış. Kadınlara yönelik şiddeti önleme amacıyla 2012 yılında çıkarılan 6284 sayılı kanundan sonra patlayan kadın cinayetleri 2011’de 121 iken 2012’de 210’a, 2013’te 237’ye, 2014’te 294’e, 2015’te 303’e, 2016’da 328’e, 2017’de 409’a, 2018’de ise 440’a tırmanmış.

Yine İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’nun verdiği rakamlara göre; sadece 2018 yılında (daha yılın bitmesine 1 ay kala üstelik) gecikmesinde sakınca olan haller kapsamında değerlendirilerek geçen yıla oranla yüzde 17 artışla 72 bin 844 kadına koruma kararı, 110 bin 457 şiddet uygulayan erkeğe de önleyici tedbir kararı çıkarılmıştır ki bu noktada geçen yıla oranla yüzde 3 artış yaşanmıştır.

 

6284 SAYILI YASANIN TOPLUMA YANSIMALARI

 

·            Yürürlükte bulunan 6284 sayılı özel ceza yasası, hukuk ve ceza genel hükümlerine aykırı yönler barındırmaktadır. Yasanın uygulama sonuçlarında; kötüye kullanıldığı ve ağır mağduriyetlere sebebiyet verdiği olaylarda ve sonuçlarında ortaya çıkmaktadır. Bu yasa sadece aile kapsamından çıkıp kişilerin biri birini uzaklaştırdıkları ve yaptırım uygulattıkları boyuta ulaşmıştır. Kız babasına ve erkek kardeşine; kadın eşine, çalışma arkadaşlarına ve işverenine yönelik uzaklaştırma kararları verdirebilmektedir. Delil ve belge aranmadığından kişiler haksız ağır ithamlarla, hapis ve cezai yaptırımlarla karşılaşmaktadırlar.

·         6284 sayılı özel ceza yasa eşi/erkeği mağdur ettiği gibi toplumsal travmalara da yol açmaktadır. Örneğin bir ilçede hakkında uzaklaştırma kararı verilen bir öğretmen evinden uzaklaştırma/tedbir kararının duyulması ve bilinmesi üzerine mesleğini layıkıyla yapamayacağı gibi ilçe halkı ve öğrencileri nezdinde aşağılanma ve istihzaya sebebiyet uğrayacaktır ve uğramaktadır. Halen binlerce kamu görevlisi polis, öğretmen, hatta hâkim ve savcı uzaklaştırma kararına maruz bırakılmıştır. Uzaklaştırma/tedbir kararı ile birlikte ruhsatlı resmi silahlarını da teslim etmek mecburiyeti olduğundan, kolluk ve silahlı kuvvetler mensupları korumasız, silahsız görev yapmak zorunda kalmaktadırlar.

·         6284 ile evinden atılan erkeklerin psikolojik ve barınma ihtiyacı karşılanmıyor. Çevrelerinde küçük duruma düşüyorlar. Başkalarının yüzüne bakamayacak hale geliyorlar. Kadına şiddet uygulayan koca olarak aşağılanmaktalar. Gidecek, kalacak yer bulamıyorlar. İtibarsızlaşmakta ve ruh sağlığını kaybetmektedirler.

·         Eğer erkeğin anne-baba evi ve iş yeri, uzaklaştırma kararı bulunan eşinin yaşadığı eve 50 metre yakında ise annesinin evine ve iş yerine gidemiyor. Gitmesi durumunda hakkında tedbir hapsi uygulanıyor. Erkek adeta cinnete sürükleniyor ve eşine daha sert karşılık verme psikolojisine sokuluyor.

·         Yarım seneyi bulan uzaklaştırma kararları ile yuvadaki sıcaklık bozuluyor, eşler bilhassa evden uzaklaştırılan koca eşinden soğuyor, kızgınlık içine giriyor. Böylelikle küçük çaplı problemler dahi ‘uzaklaştırma’ sonrasında sonu boşanmaya varıyor.

·         Sonuç olarak, pozitif ayrımcılık sebebiyle bu yasaları silâh olarak kullanarak “6284 sayılı kanun”, “TMK Kanunundaki edinilmiş mallara ortaklık rejimi” ve kadının “süresiz ömür boyu nafaka” alabiliyor olması adeta kadını boşanmaya teşvik ediyor. Yuvalar yıkılıyor, çocuklar ortada kalıyor. Ruhları ve gelecekleri kararıyor.

·         6284 sayılı yasanın şiddeti azaltmak bir yana patlattığını, aile içi problemi içinden çıkılamaz hale getirdiğini ve boşanmaları artırdığını söylüyoruz. Artık kimsenin girmemesi gereken aile içine hukukun, hâkimlerin, savcıların, polis ve jandarmanın bu denli girmesinin yanlış olduğunu haykırıyoruz. Yuvalar yıkılmakta, aileler dağılmakta olduğunu söylüyoruz.

 

·         6284 sayılık kanuna dayanak oluşturan ve İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne göre, delilsiz-kanıtsız evinden uzaklaştırılan erkekler, uzlaşmak için eşiyle bir araya getirilemiyor. Her ihtilafla ilgili sorun çözmenin ilk unsuru “uzlaşma görüşmesi” olmasına rağmen, aralarında problem olan eşlerin uzlaşması için bir araya getirilmesi suç sayılıyor. Çiftleri uzlaştırmak isteyenler hakkında cezai işlem uygulanıyor, onlara da uzaklaştırma kararı veriliyor.

 

·           6284 sayılı yasanın uygulanma sonuçları ailenin huzur ve sükûnunu bozacak, ailenin dağılmasına ve tahribine yol açacak boyutlara ulaşmıştır. Edinilmiş mallara katılma yasal rejimi, tedbir, iştirak ve süresiz yoksulluk nafaka kararları ile bu kararların ihlali halinde 3 aya kadar tazyik hapsi cezaları, maddi ve manevi tazminat kararları, aile konutu şerhi ve 6284 sayılı yasadan yararlanarak eşi/babayı evden uzaklaştırma ve diğer tedbir yaptırımlarının kolayca uygulanabilirliği karşısında kadınların BOŞANMA talep ve sayısını artırmaktadır.

 

·          Boşanma ile ailenin dağılması sonucunda da en çok çocuklar etkilenmekte; çocuklar anne/baba disiplini, eğitimi ve gözetiminden uzaklaşarak sağlıklarını kaybetmekte, eğitim ve gelişimleri gerilemektedir. Ailenin tahribi ile boşanmalar ahlaki yozlaşmayı doğurmaktadır. Yasal uygulama sonuçlarını gören gençler evlilikten kaçınmaktadır. Evlenme yaşı yükselmekte ve boşanmanın cazibesi karşısında boşanma oranları artmaktadır. Genel ceza yasalarına dönülerek, 6284 sayılı yasanın yürürlükten kaldırılması ve/veya temel ceza hükümlerine uyumlu hale getirilmesi bu aşamada mahsurları bir nebze ortadan kaldıracaktır.

 

Rakamlar da bu gerçeği gözler önüne sermektedir: Evlenen çiftlerin sayısı 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4.2 azalırken, boşanan çiftlerin sayısı yüzde 1.8 artış göstermiştir.

 

·         Bu yasa kadınları korumak bir yana aileleri parçalıyor, aksine kadınları korumasız hale getiriyor. Bizzat dinlediğim olaylardan ikisini aktarmak istiyorum:

İlki 32 yaşlarında bir hanımefendi. 9 yıllık evliymiş ve sevimli mi sevimli biri erkek, diğeri kız iki çocukları varmış. Ufak tefek problemler olsa da evlilikleri sürüyormuş. “Her ailede olur böyle tartışmalar. Derler ya evliliğin tadı tuzu diye” açıklıyor bu gerginlikleri. Yoksa kocası evine bağlı, oğluna ve kızına düşkün biriymiş. Derken 3 ay kadar önce bir konuda aralarında tartışma çıkmış. Şimdi düşündüğümde “Lüzumsuz bir atışmaydı. Hiç değmezdi” diyor ve ekliyor:

“Ancak herhalde gergin bir günündeydim. Susarak eşimi sakinleştireceğim yerde bağırmaya başlamışım. Eşim de komşular duymasın diye beni susturmak için tutmaya çalışırken direndim. O sıra kaba kuvvet gördüğümü düşündüm. Medyadan erkek şiddeti için şikâyet edilebileceğini görmüştüm. O kızgınlıkla karakola gidip ifade verdim. Eşimle daha sonra önceden olduğu gibi barışırdık ama meğer karakoldaki ifadem mahkemeye bildirilmiş. Mahkemeden de kocama 6 ay uzaklaştırma kararı çıkmış. Şimdi kocam evine giremiyor, ben razı olursam çocuklarını görebiliyor. Büyük olan kızım hep babasını soruyor, niçin eve gelmediğini merak ediyor. Sürekli geçiştiriyorum. Eşim de çevresine bu olanlardan sonra kesinlikle tekrar evine dönmeyeceğini söylüyormuş. Gururlu ve inatçı bir yapısı vardır.

 Ne yapacağım ben şimdi? İki çocukla ortada kaldım. Yuvam yıkıldı. Pişmanım, sonunun böyle olacağını hiç tahmin edemedim.”

İkinci olayda ise yaşlı bir karı-kocanın yakınları geldi ve yapabilecek bir şeyleri olup olmadığını sordu:

Yaşlı bir Karadenizli çift benim yakınlarım. Çocuklarını evlendireli çok oldu, onlarca da torunları var. Amca sinirlidir, bağırır çağırır ama kin tutmaz. Teyze de hoşuna gitmese de alışkındır eşinin öfkeli durumlarına. Yine bir gün amcamız bir olaya kızmış, ağzına geleni söylerken üst dairelerde oturan laikçi teyze oradan geçerken kulak misafiri olmuş ve amca gidince teyzenin kapısını çalmış. Yasal hakları olduğunu, şikâyetçi olursa kocasının ona sert sözler söyleyemeyeceğini anlatmış. Teyze karakola gidip kocasını ihbar etmeye ikna olmuş. Olay mahkemeye yansımış ve yaşlı amca evden uzaklaştırma cezası almış. Tabi bu duruma çok bozulmuş ve artık kimsenin yüzüne bakamayacağını söyleyerek Rize’ye yerleşmiş. ‘Bir daha o eve gelmem’ diyormuş. Yaşlı teyzemiz şimdi yalnız kaldı ve ‘ben ne yaptım’ diye üzüntü içerisinde.”

Prof.Dr.SEFA SAYGILI - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.