Prof. Dr. Mustafa ILICALI
Prof. Dr. Mustafa ILICALI
EDS-2
13 Eylül 2017 Çarşamba / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Bugün siz değerli okuyucularıma elektronik denetim sistemleri ile ilgili paylaşımlarıma devam ediyorum.

Akıllı ulaşım sistemleri (AUS) araçlar içinde, araçlar arasında ve araç ile sabit kontrol merkezi arasında, ayrıca altyapı hakkında, emniyet, güvenlik, randıman ve kalite bakımından her türlü haberleşmeyi ve bilgi alışverişini sağlayabilmektedir. AUS, ayrıca ulaşımın çevreye olan etkisini minimize etmek ve ulaşımın hem işletmenin ekonomik beklentileri, hem de yolcuların ve araç kullanıcılarının yararlarını maksimize etmek amaçlarını gerçekleştirecek şekilde geliştirilmektedir. AUS’un amaçları arasında insan-araç-altyapı-merkez arasında çok yönlü veri alışverişi, trafiğin güvenliliği, yolların kapasitelerine uygun olarak kullanımı, mobilitenin arttırılması, enerji verimliliği sağlanarak çevreye verilen zararın azaltılması gibi başlıklar genel kabul görerek standartlaşmış; böylece karar verme yükünün insanın üzerinden alınmasının hangi amaçlara hizmet etme amaçlı olduğu netleşmiştir. AUS sistemlerinin sürekli bir Ar-Ge sürecinin içinde bulunmaları itibariyle, bu sistemlerden beklenen faydaların da zaman içinde çeşitlenebileceği veya daha özgün alanlara yoğunlaşabileceği hesaba katılmalıdır.

Ülkemizde AUS’un planlı ve sistemli bir yapıya kavuşturularak yaygınlaştırılması için bir strateji belgesi hazırlanmasına karar verilmiştir. Akıllı Ulaşım Sistemleri Strateji Belgesi, karayollarında AUS kullanımını arttırmak için bir yol haritası oluşturulması amacıyla, UDH Bakanlığı koordinasyonunda, Karayolları Genel Müdürlüğü, Kalkınma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Büyükşehir Belediyeleri, üniversiteler, ilgili özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının katılımı ve katkılarıyla hazırlanmıştır. Bu bölümde anlatılan ülkemizdeki AUS uygulamaları, hazırlanan AUS Strateji Belgesi’nden alınmıştır.

İstanbul özelinde konuya baktığımızda, son yıllarda ‘modlararası entegrasyon ve dengeli modal dağılım’ konularında iyileştirici çalışmalar yapıldığı bilinmektedir. Ancak buna karşın henüz istenilen seviyeye gelinememiş olup, genel anlamda orta ve uzun vadeli hedefler kapsamında nispeten iyileştirmeler gerçekleştirilebilmektedir. Bunları örneklendirmek gerekirse; yapılan metro yatırımları genel anlamda bahsini ettiğimiz konularda bir iyileştirmeye işaret etmektedir, ancak bunun yanı sıra kent içi deniz ulaşımında istenen seviyeye gelinememesi, tam tersine modal dağılımda deniz ulaşımının payının düşmesi göze çarpmaktadır. İstanbul gibi kendine has bir iç suyolu olan ve denizle iç içe olan bir şehirde, ulaştırmada denizyolundan faydalanılamaması ve modal dağılımda denizyolunun ancak yüzde 1,5’lar seviyesinde yer alması düşünülemez. Burada; İstanbul’un çok yönlü ve çok merkezli olarak sürekli büyümesi, bu çerçevede şehrin birçok bölgesinin karasal bir alanda büyümesi gerçekliği elbette ki göz önünde bulundurulmalıdır.

Önceki yazılarımızda ifade ettiğimiz gibi; trafik güvenliğinin arttırılması ve istenen düzeye taşınması; ‘Ulaşım Modları Arası Dengeli Dağılım ve Entegrasyon’ esas alınarak sağlanabilir ve bu bağlamda da; hangi ulaşım modu olursa olsun toplu ulaşım seçeneğinin güçlendirilmesi, çeşitlendirilmesi ve öne çıkarılması hayatidir. Toplu ulaşımın tercih edilirliği; ihtiyacı karşılayabilir olması (arz-talep yönetimi ve yönlendirmesi), tüketim kültürünün doğru yöne kanalize edilebilme kabiliyeti, yenilikçi ve teknik donanımlı olması ve hizmet parametreleri (dakiklik, konfor, güvenlik, maliyet) ile doğrudan ilintilidir. 

Hepinize sağlıklı huzurlu mutlu ve başarılı günler dilerim.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.