clubfamilia2021
Ömür KAHRAMAN
Ömür KAHRAMAN
Prag
23 Eylül 2021 Perşembe / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Prag; Çek Cumhuriyeti’nin biblo gibi başkentidir.

Prag, ülkenin kuzeybatı kesiminde yer alır. Çekya 78,870 km2 ilen Prag 496 km2 yüzölçümü ve 1.3 milyon nüfusa sahiptir.

Prag, dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak kabul görür. Her kesimin beğendiği ve hayran kaldığı Prag için şu isimler de kullanılır:

-Altın Şehir,

-Masal Şehri,

-Şehirlerin Anası,

-Avrupa'nın Kalbi,

-Doksanların Sol Bankası.

Prag biz Türkler içinde çok önemli ve özel bir yere sahiptir. Atatürk’ün uzun süre tedavi için kaldığı, Nazım Hikmet’in sürgünde en güzel dizelerini şiirleştirdiği, edebiyatımızın önemli kalemlerinden Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun büyükelçilik yaptığı, Birinci Dünya Savaşı’nın Galiçya Cephesi’nde şehitlerimizin ebedi istiratgahı buradadır.

Prag, Orta Avrupa’nın en popüler ve romantik tatil destinasyonlarından ve Avrupa’nın en çok turist çeken her dakika romantizmi yaşamak isteyenlere hitap eden şehirlerindendir.

Hem Rönesans hem Gotik hem de Barok mimari tarzında görkemli binaların birbiri ardına sıralandığı, etkileyici Arnavut kaldırımlı sokakları, eski şehir meydanının ihtişamı ile dünyanın en turistik yerlerinden biridir. Başınızı nereye çevirirseniz birbirinden güzel, göz kamaştıran pek çok tarihi yapı ve mimari eserle dolu sokakları ile adeta açık hava müzesidir.

Prag gezinizi sonbaharda yaparsanız en doğru kararı vermiş olursunuz. Hangi mevsim gelirseniz gelin kendinizi Orta Çağ Avrupa’sında hissedeceğiniz ve keyif alacağınız bir yerdir. Savaş görmeden günümüze gelen mistik yapıları, kuleleri, köprüleri, modern binaları, birası, yemekleri, kalesinden şehri izlerken büyülenmezseniz, Arnavut kaldırımlı taş sokaklarında dolaşabilir ya da Vltava Nehri’nde tur yaparken şehre hayran kalabilirsiniz. Kaleden ya da kulelerden Vltava nehri üzerindeki başta Charles Köprüsü olmak üzere köprüleri ile şehrin biblo gibi oluşu eminim sizi de etkileyecektir.

İçinden nehir geçen şehirleri her zaman daha gösterişli ve güzel bulurum. İlk aklıma gelenler şunlardır:

-İstanbul

-Amsterdam

-Paris

-Budapeşte

-Kahire

-Londra

-Berlin

-Graz

-Roma

-Floransa

-Mostar.

 

Türkiye içinde de içinden nehir geçen şehirlerimiz şöyledir:

- Eskişehir

- Adana

- Edirne

- Amasra

- Dalyan

- Halfeti

- Avanos

Gelin içinden Vltava nehri geçen masal diyarı Prag’a dönelim.  Vltava Nehri’nin kıyısına 9. yüzyılda Orta Bohemya Bölgesi’nde kurulur. Vltava nehrinin sol tarafı Mala Strana Bölgesi diye anılırken sağ tarafı Old town (Eski şehir) olarak zikredilir.

Sadece nehirler değil nehirler üzerindeki köprüler de şehirlere ayrı bir çekicilik katar. Prag diyince de Charles Köprüsü şehrin en önemli yeridir. Londra'da 12, Paris’de 37 ve Moskova'da 452 köprü varken Prag’da Vltava nehri üzerinde 17 köprü bulunur.

Prag Tarihine Yolculuk:

Yapılan kazılara göre Paleolitik Çağ’da ilk yerleşimlerin başladığı görülür. Keltler, Prag’ın bulunduğu bölgeye Bohemya der. MÖ. 1. yüzyıldan itibaren Alman kabileleri tarafından kademeli olarak bölgeden sürülen Keltler, bugün şehrin banliyölerinden olan Závist’e yerleşirler.

Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle Kavimler Göçü başlar. Bu göçlerde kabileler daha batıya giderek burayı Slav kökenlilere bırakır. Slav topluluklar özellikle Keltler’in geri gelme ihtimaline karşı  6. ila 8. yüzyıllarda çeşitli savunma yapılarını ve yerleşimler kurarlar.

Biblo şehrin en görkemli yeri hiç şüphesiz kalesidir.  Prag Kalesi 9. yüzyıl sonlarında yapılır.

Bohemya zamanla krallık haline gelirken şehir de gelişimini sürdürür. 14. yüzyılda IV. Charles’ın Kutsal Roma İmparatoru ve Bohemya Kralı unvanını almasıyla Prag İmparatorluk başkenti olarak Roma ve İstanbul’dan sonra Avrupa’nın 3. büyük ve önemli şehri olur. Bu dönem hiç şüphesiz şehrin altın çağıdır.

IV. Charles’ın ölümüyle altın çağ biter. Bohemya’da savaşlarla dolu uzun bir dönem başlar. Ta ki 1526’da Habsburg Hanedanı’ndan I. Ferdinand’ın tahta çıkana dek… I. Ferdinand döneminde bir nebze olsun azalan savaşlar 30 Yıl Savaşları ile yeniden başlar ve bölgedeki huzuru kaosa çevirir.

Devrim Hareketi’nin etkisiyle 1848’de tüm Avrupa’yı etkisi altına alan milliyetçi akımdan Prag’da nasibini alır.

I. Dünya Savaşı sonrasında yıkılan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yerine Çekoslovakya kurulur ve başkenti yine Prag olur.

Yeni ülke ile sanayii gelişirken nüfusu da artar.

II. Dünya Savaşı’nı Nazi işgali altında, Soğuk Savaş Dönemini Sovyet Rusya egemenliğinde geçirir. Ancak hiçbir şekilde yıkılmayan şehir, Nazi işgalinde bile şehirlerinin yakılıp yıkılmasını istemeyen halk tarafından Hitler’e teslim edilir. Geçmişinde savaş yenilgileri, istilalar, yangınlar, seller gibi pek çok felaketle karşı karşıya kalmış Prag, tüm bu olumsuzluklara rağmen ayakta kalmayı başararak geçmişin izlerini olduğu gibi günümüze getirebilmiştir.

1989’da meydana gelen Kadife Devrim ile Çekoslovakya parçalanır. Yeni kurulan Çek Cumhuriyeti’nin başkenti yine Prag olur.

Başkentte 1 milyon 300 binin üzerinde yaşayan nüfusun büyük kısmı herhangi bir dine mensup değil. Dünyada özellikle son yıllarda insanların bir yaratıcıya inandığı ama bir dine bağlı olmadığı burada da dikkatleri çeker. Bununla beraber, Prag halkının yaklaşık dörtte biri Hıristiyan’dır.

Farklı uluslardan toplulukların yaşadığı Prag’da konuşulan dilde insanlar gibi şehre renk katarken resmi işlerde yerel dil Çekçe kullanılır.

Seyahat etmeden önce araştırırsanız kültür şehri Prag’da kiliselerde ücretsiz klasik müzik dinletilerini bulabilirsiniz.

Prag’ın yerleşim alanları sokak sokak olmak üzere 1’den 10’a kadar numaralandırılarak üç bölgeye ayrılır. Bunlar:

1. Praha 1,

2. Praha 2,

3. Praha 3-10 arasını kapsar.

Turistler 1 ve 2. Bölge içinde tarihi yerleri, müzelerin bulunduğu eski şehir, kale, Yahudi bölgesi, Küçül Şehir Yeni Şehir yer alırken Prag’ın 3 ile 10 arasında numaralanmış yerleşimler Vltava Nehri’nin doğu kıyısını gösterir.

Prag deyince hiç şüphesiz ilk aklımıza gelenlerin başında Franz Kafka gelir. Kafka’nın kalemine yansıyan şehrin mistik yapısını şehri gezerken daha iyi anlayabilirsiniz. Bu nedenle gelmeden hemen önce zamanınız olursa Kafka’nın eserlerini okumanızı öneririm. Kafka Müzesi’ni de gezebilirsiniz. Müzeye giderken de Prag’ın en dar sokağı olan U Luzickeho’da yürüyebilirsiniz.

Prag’a giden turistlerin ilk yapmak istedikleri Old Town Square olarak bilinen Eski Şehir Meydanı’na gitmek olur. Bir yanda Astronomik Saat Kulesi, bir yanda sokak lezzetleri satan tezgahlar, ama gözünüzün görebildiği her yerde muhteşem mimarisi ile Prag burada sizi etkisi altına almayı başarır.

Şehrin üzerinde 20’den fazla kukla dükkanı, 30 kukla yapımcısı ve bir kukla müzesi vardır. Çek halkının kuklalara olan tutkusu, figürlerin kraliyet bayramları ve törenlerinde eğlence olarak kullanıldığı 12. yüzyıla dayanır. Prag’da bir kukla şovuna katılmak için en iyi yerler Ulusal Marionette Tiyatrosu ve Tiyatro Spejbla & Hurvinek’tir.

Görülecek Yerler:

Günün her anı canlı olan şehirde gezilecek çok sayıda etkileyici görülmesi gereken yer bulunur. 14. yüzyılda Kutsal Roma İmparatoru IV. Charles tarafından yaptırılan Prag Kalesi (Hradcani), St Vitus Katedrali, Charles Köprüsü ve çok sayıda kilise ve saray kompleksi bugün UNESCO Dünya Mirası listesindedir.

Şehrin en önemli mimari ve kültürel mirasının yer aldığı Old Town (Eski Kent), Mala Strana (Azınlıklar Bölgesi) ve New Town (Yeni Kent) bölgeleri en turistik yerlerdir.

Sağlığınız iyiyse Prag’ı yürüyerek gezmenizi tavsiye ederim. Yürüyemeyenler için şehrin her tarafına ulaşım sunan tramvaylar ya da taksiler de mevcuttur.

Eski Şehir Meydanı: 17. yüzyılda Protestan liderlerin idamı, 1968’de Sovyet tanklarının saldırıları gibi birçok önemli tarihi olaya tanıklık etmiş bir meydandır. Şüphesiz her şehirde şehrin ruhunu, kültürünü ve mimarisini yansıtarak kalbinin attığı Eski Şehir Meydanı’dır. Şehre dair görülmesi gereken tarihi yerler ve eserler de Prag’da da olduğu gibi genellikle burada bulunur. Trafiğe kapalı eski şehirde ulaşım faytonlarla sağlanır.

Prag Eski Şehir Meydanı’nda bulunan, Astronomik Saat Kulesi, Eski Belediye Sarayı, Tyn Kilisesi, Aziz Niklaus Kilisesi, Kinsky Sarayı, Jan Hus Kilisesi şehirden söz ettiren simge yapılarındandır.

Astronomik Saat Kulesi: Şehrin en önemli simge yapılarından olan Kule, 1410 yılında aynı zamanda matematik profesörü olan bir saatçi tarafından yapılır. İlk yapıldığı günkü gibi 611 yıldır çalışmaya devam eder.

Efsaneye göre Hannus’un yaptığı bu saat çok beğenilir. Praglılar, saatin sırrını öğrenmeye çalışsa da Hanus bu sırrı açıklamaz. O dönemin şehir yönetimi, bu güzel saatin sadece kendilerinde olduğundan emin olmak isterler ve sırrı vermeyen Hanus’un saati benzerini yapmaması için gözlerini kör ederler. Hanus’ta öç almak için saate ciddi bir zarar verir ve saat bir daha asla tamir edilemez. Prag hükümeti ise bu saati zamanla turistik bir şova çevirmek için Astronomik saat olarak düzenler.

Dünyanın halen çalışan en eski üçüncü saatidir. 12 saat başı ile 12 burcu sembolize eder. Saatin üst tarafına 1865’te iki pencere ve içine 12 havariyi temsil eden figürler eklenir. Her saat başında bu pencereler açılarak havariler sırayla çalan çan ve öten horoz eşliğinde pencerelerin önünden geçer. Bu figürlerin her birinin anlamı da birbirinden farklıdır. Mesela elinde ayna olan figür; kibir ve kendini beğenmeyi; elinde altın kesesi tutan; açgözlülük ve faizciliği; iskelet; ölümü; mandolin çalan Osmanlı ise keyif ve eğlenceyi simgeler.

Astronomik Saat Kulesi’nde her saat başı havarilerin camda yer değiştirdiği gösteri pazarlama harikası olan basit ama ilgi çeken şovu ile turistleri etrafında toplamayı başarır.

Prag Kalesi: 880 yılında Prag’a kuş bakışı bir tepede ahşap olarak yapılan kentin belgelenmiş en eski yerleşim yerinde yer alan dünyanın en büyük ve en görkemli kalesidir. Premysl hanedanın kalesi olarak bilinen Prag Kalesi, sonrasında Roma Germen İmparatorluğu’nun merkezi olarak da kullanılır. Günümüzde Cumhurbaşkanlığı Ofisi olarak kullanılır. 16. yüzyılda büyük bir restorasyondan geçer. Kale içerisinde birçok önemli gezi noktası yer almaktadır. Kaleye 16. yüzyılda I. Ferdinand’ın karısı Anne için yaptırdığı Yaz Bahçeleri, 921 yılında yapılan Aziz George Bazilikası ve içinde işkence odası da bulunan Beyaz Kule, kale içinde görülebilir. Prag Kalesi içerisinde yer alan Aziz Vitus Katedrali, şehrin en önemli dini yapılarındandır. 1344 yılında inşa edilen katedral, Prag kral ile kraliçenin taç giyme yeri ve ebedi istirahatgahıdır. Yapılan eklemelerle bir kraliyet sarayı, bir katedral, üç kilise, bir bazilika, bir manastır, iki savunma kulesi, kraliyet ahırları ve dar bir sokakla kompleks yapıya dönüşür. Yapıldığı günden bu yana kentin siluetinin önemli bir parçası olan kaleyi hakkıyla gezmek yarım gün ister. Şehrin en önemli gezi noktalarındandır.

Kale Bölgesi’nde görülecek yerler şunlardır:

1. Lobkowicz Sarayı ve Müzesi: Hapishane olarak kullanılan Daliborka Kulesi, günümüzde önemli ressamların eserlerine ev sahipliği yapar.

2. Prag Ulusal Galeri (Národní galerie v Praze): Avrupa’nın en önemli sanat koleksiyonlarından birine sahiptir. Monet ve Picasso gibi sanatçıların tablolarının yanı sıra Çek sanatçıların eserlerine de yer verilen koleksiyonda, fotoğraf, moda, heykel ve karışık sanat uygulamaları da sergilenir.

3. St. George Bazilikası 920’de inşa edilmiş ve halen resmi kurumların yer aldığı Eski Kraliyet Sarayı’nın bölümüdür.

Aziz Vitus Katedrali, Kale bölgesindeki Çekya’nın en büyük katedralidir. Devasa dini yapı, Neo-Gotik tarzın yanı sıra Rönesans ve Barok tarzına ait özellikleri de taşıyan mimariye sahiptir. Kral IV. Charles’ın din çevresinde de daha güçlü olma isteğiyle 1344’te yapımına başlanan katedralin inşası tam 585 yıl sonra tamamlanabilir. Prag’ın birçok noktasından görülen St. Vitus Katedrali’nin kulesinde muhteşem bir manzara vardır. Gülü seven dikenine katlanırmış. 96 metre uzunluğundaki kuleden şahane manzara için 279 basamak çıkmanız gerekir.

Kralların taç giyme merasimlerinin yapıldığı yer Prag tarihinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Mimarisinde dikkat çeken çirkin suratlı ejderha heykellerinin katedrali kötü ruhlardan koruduğuna inanılır. Bir rivayete göre heykeltıraşın çok çektiği kayınvalidesini betimlediği de söylentiler arasındadır.

Ünlü Çek ressam Alfons Mucha tarafından tamamlanan vitray süslemeli pencere görülmeye değer. Charles Köprüsü’nün en ünlü heykellerden birinde betimlenmiş Nepomuklu Aziz John’un mezarı da bu kilisededir.

Charles Köprüsü: 1357 yılında adına aldığı IV. Charles tarafından 520 metre uzunluğuyla Prag’ın en eski köprüsü olarak yaptırılır. Şehrin Vltava Nehri’ndeki 17 köprüsünden en ünlü olanıdır. Sadece yaya trafiğine açık olan köprünün her bir tarafı sokak satıcıları, dilenciler ve müzisyenlerle doludur.

1600 ile 1800’lü yıllar arasında Katoliklerin heykel merakı nedeniyle Köprünün her iki yakasında on beşer heykel ile donatılır. Bu heykellerin hepsi kopyasıdır ve orijinalleri Ulusal Galeri Lapidarium’da yer alır. Heykellerden St. John Nepomuk Heykeli en çok dikkat çekenidir. Efsaneye göre, kraliçeye yakın aziz Nepomuk, kralın kıskançlık hışmına uğrar ve bu köprüden aşağı atılır. 10 gün sonra nehrin suları çekildiğinde Aziz Nepomuk’un cesedinin hiç bozulmadan başının etrafında 5 yıldız ile yerde yatar vaziyette köprünün ayaklarının arasında ortaya çıkar. Halk bunu görünce Aziz Nepomuk’a haksızlık yapıldığına inanır ve azizi nehrin ve köprünün koruyucusu azizi ilan eder. Heykele elini sürüp dilek dileyen çok sayıda turist görürsünüz. Elin sürtünmesiyle heykelde bazı yerlerin parladığını da görebilirsiniz.

Köprüdeki başka bir heykel de o dönemde Osmanlı’ya karşı duyulan korkuyu gösterir. Heykelde, tespih çeken Osmanlı gardiyanı neşeli şekilde zindanın kapısında beklerken, yukarıdaki üç Aziz içerideki Hristiyan esirleri kurtarmaya çalışırken resmedilir.

Vltava Nehri üzerinde bulunan Charles Köprüsü, büyük sel felaketlerine maruz kalsa da ayakta kalmayı başarır.

Mala Strana: Barok mimari tarzının hakim olduğu ve Prag’ın en eski mahallelerindendir. Tam olarak, Prag Kalesi ile Charles Köprüsü arasında kalan tarihi bölgedir. Sokaklarında kaybolarak karış karış gezilip, orada bulunan pek çok saray, kilise, meydan, park ve bahçeler görülebilir.

Bu bölge Orta Çağ’dan beri hep önemli olmuştur. Önceleri Almanlar sonraları İtalyan burjuva sınıfı ve son olarak da Bohem Çekler’e ev sahipliği yaptı. Birçok tur programında yer almayan bu harika bölgeyi mutlaka gezmelisiniz.

Nicholas Kilisesi: 18. yüzyılda Cizvitler tarafından inşa edilmiş yüksek Barok mimarisi ve çarpıcı yeşil kubbesiyle yine kilisenin yan tarafındaki çan kulesi ile Prag’ın en yeni kiliselerinden biri olmasına rağmen resimlere konu olacak kadar güzeldir.

Aziz Nikola Kilisesi sahip olduğu duvar resimleri, heykelleri, 19. yüzyıl avizesi, Çek ressam Karel Skreta tarafından Barok tarzı süslenmiş kubbesi ile görülmeyi hak eder. Kilise’nin tepesinden, kilisenin büyük kubbesi ve eski şehrin manzarası şahanedir. Çan Kulesi’ne de çıkabilirsiniz. Stare Mesto Meydanı’ndaki St. Nicolas Kilisesi ile lütfen karıştırmayın.

Katolikler için bir hac yeri olan Church of Our Lady Victorious kilisesi de görülmelidir.

Mala Strana’nın en ünlü yeri 1980’de öldürülen Beatles’ın efsanevi solisti John Lennon’ın anısını yaşatan, üzerinde şarkı sözlerinin ve çeşitli grafitilerin yer aldığı John Lennon Duvarı’dır.

Yahudi Mahallesi: Josefov adıyla da bilinen 11. yüzyıldan beri Praglı Yahudi vatandaşların yaşadığı tarihi bir bölgedir. Charles Köprüsü’nden kısa bir yürüyüş mesafesinde 6 adet sinagog, Golem Hikâyesi, Josefov tarihini gösteren müzeler, gizemli mezarlığı ile ünlüdür.

Avrupa’nın hala kullanılan en eski sinagogu olan Staronová synagoga (Eski-Yeni Sinagog), 1270 yılında tamamlanmış ve Prag’ın ilk Gotik tarzdaki binasıdır. Daha eski bir sinagogdan ayırt etmek için Yeni dense de 751 yaşındadır. Tıpkı bizim Eminönü’ndeki Mısır Çarşısı’nın yanındaki Yeni Camii gibi..

Sinagogun, Kudüs’teki kutsal tapınaktan melekler tarafından getirilen taşlarla inşa edildiğine inanılır. Sadece 1942-1945 yılları arasında Nazi istilasında ibadete kapatılmış halen dini vazifesini sürdürmeye devam eder.

Kafka Müzesi: Edebiyat tarihinin önemli yazarlarından Yahudi bir Çek olan Kafka, Alman diline olan hayranlığından eserlerini Almanca yazar. Çekler tarafından ana dilinde yazmaması sitemle karşılansa da gurur duyarlar.

Kafka’nın düşüncelerinin içine girmiş gibi hissettiğiniz Kafka Müzesi’nde Kafka’nın yaşamı ve yapıtlarına dair pek çok obje ve belgeyle tanışırsınız.

Müze öyle merak uyandırıcı hazırlanmış ki, gezinizin sonunda Kafka gibi düşünmeye başladığınızı fark edebilirsiniz. Okumadığınız Kafka kitabı varsa, bir an önce okumak istiyorsunuz.

Müzenin alt katında Cafe Kafka’nın bulunduğu tarihi binanın köşesinde yazarın kabartma bir resmi vardır.

Powder Tower: Stare Mesto’ya doğru Charles Köprüsü’nü geçip Karlova Sokağı’nı takip ettiğinizde, Çek dilinde Staromestské námestí, İngilizce Old Town Square diye bilinen tarihi meydan karşınıza çıkar. Başka bir tarifle Wenceslas Meydanı ve Charles Köprüsü arasındadır.

Prag’ın eski şehir merkezinde yer alan 13 şehir kapısından biri olan Barut Kulesi (Powder Tower) mimarisi Charles Köprüsünde yer alan Old Town Bridge Kulesi’nden esinlenilmiş. Prag silüetinin en belirginlerinden olan kule, savunma kulesi gibi görünse de şehir için estetik bir giriş kapısıdır.

Barok, Rococo, Gotik ve Rönesans gibi tüm mimari tarzlarda görebileceğiniz çok sayıda görkemli ve etkileyici binanın bulunduğu meydan 1992’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır. Avrupa’da ki en güzel meydanlardan birisidir.

Akşamları sokak müzisyenleri, göstericiler ve onları izlemek için toplanan turistler ile meydan dolar.

Prag Eski Belediye Sarayı (Prag Town Hall) şehirdeki en iyi yeni sanat akımı örneklerindendir.

Týn Kilisesi: Gotik kilisenin 80 metrelik kuleleri şehrin her bir yerinden görülebilir. 11. yüzyılda şehre gelen tüccarlar için Meryem Ana’ya ithafen yapılır ancak, yapımı uzun yıllar sürer. Her dönemi etkileyen mimari akımların Gotik, Barok ve Rönesans etkilerini bir arada görebilirsiniz. Kilisenin kulelerinden biri diğerlerinden daha büyüktür. Büyük olan Hz. Adem’i diğeri ise Hz. Havva’yı temsil eder. Gece muhteşem aydınlatmayla masal şatosunu aratmaz. Hayta dünyaca ünlü Disney’in logosunda yer alan şatonun, Týn Kilisesinin kulelerinden etkilenerek yapıldığı söylenir.

Týn Kilisesi’ne giriş ücretsizdir; ancak, ziyaretçilerin bağış yapması beklenir.

Petrin Tepesi: Prag‘da deniz seviyesinden 300 m. yüksekliğinde bir tepedir. 15. yüzyılda ünlü üzüm bağları olan bu tepe, 1825 yılında halka açık bir alana dönüştürülür. Petrin Tepesi’nde bulunan Petrin Gözlem Kulesi (Petrínská rozhledna), 63 metre yüksekliğindeki, Prag’ın şahane panoramik manzarasını sunar. 1891 yılında yıldönümü sergisi için Eyfel Kulesi örnek alınarak Petrin Parkı’nda yapılır. Petrin Tepesi’nde yer aldığı tepenin adını alır. Eyfel Kulesi’nin 5’te biri boyutlarında küçük bir kopyası olsa da tepe üzerindeki konumundan dolayı daha yüksek görünür. 1891’de yıldönümü sergisi için Eyfel Kulesi örnek alınarak kullanılan raylardan Petrin Parkı’nda inşa edilir. 1930’larda Petrin Tepesi’ne taşınmasıyla şehrin en önemli turistik merkezlerinden biri haline gelir. Kulenin tepesine 299 basamaklı merdiven ya da füniküler tren ile çıkabilirsiniz. Kulede asansör ve kafe bulunur.

Wenceslas Meydanı (Vaclav Meydanı): Prag’ın iki ana meydanından biri olan ve adını Bohemya Dükü I. Vaclav’dan alan Wenceslas Meydanı (Václavské námestí), alışveriş tutkunları için idealdir. Kral IV. Charles tarafından 1348’de at pazarı olarak yaptırılır. Meydandan çok mağazalar, bar, gece kulübü, restoran, otel ve bankaların bulunduğu bir bulvarı andırır. 1969 yılında öğrenci Jan Palach’in kendini burada yakması ve 1989 yılında polis şiddetine tepki olarak çıkan olayların Kadife Devrim ve komünizmin yıkılmasına neden olması gibi Çek tarihinde birçok önemli olaya şahitlik etmiş bir meydandır. 1912 yılında Josef Myslbek tarafından yapılan bronz Aziz Vaclavlı at heykeli oldukça görkemlidir. Heykelin kaidesinde Çek azizlerini tasvir eden küçük heykelcikler vardır. Şehrin eğlence, ticaret ve finans merkezi konumundadır. Özellikle otel tercihinizi meydan civarında yaparsanız birçok yere kolay ulaşırsınız.

Prag Ulusal Müzesi (Národní Muzeum): Çek Cumhuriyeti’nin en eski müzesi, ve entomoloji alanında 5 milyondan fazla örnek bulunan müze Vaclav Meydanı’nda 1800’lerin başında kurulur ve 1891 yılında şu anki yerine taşınır. Önemli koleksiyonların tanı sıra mineraloji, hayvanbilim, antropoloji, arkeoloji, sanat ve müziğe dair çok sayıda obje ile sergi odaları bulunur. Ayrıca Çek bilim insanları, yazar ve sanatçıların büst ve heykelleri vardır. Ulusal Müze, Prag’da ulusal kimliğin sembolü olarak da kabul edilir.

Ulusal Teknik Müze (Národní Technické Museum): Arkeoloji sergisi  1. ve 2. yüzyıl Roma eserleri, sayısız Bronz ve Erken Demir Çağı bulguları ile yıllar boyunca insanoğlu tarafından yapılmış uçaktan arabaya kadar pek çok makineyi barındıran müzedir.

Dans Eden Ev (Tancící Dum): Bir yanı tarihin derinliklerine dokunan Prag’ın diğer yanı ise modern mimari tasarımlarla doludur. Vlado Miluni tarafından 1992’de tasarlanan Dans Eden Ev (Dancing House) olarak bilinen yapı da çağdaş mimari örneklerinden biridir. Bir kadın ve erkeğin dans etmesine benzetilir. Post modern mimari akımlarından dekonstrüktivist yapısıyla 1996’da kullanıma açılır. Bir Hollandalı sigorta şirketinin binası olduğu için önünde en çok fotoğraf çektirilen yapılardan da olsa halka kapalıdır. Ancak, yine de binayı merak edenler için iyi haber: Binanın en üst katı restorandır.

Efsanevi dansçılar Fred Astarie ve Ginger Rogers’ın anısına ‘Fred and Ginger’ olarak anılsa da Sarhoş Ev (Drunk House) de denir.

Binayla fotoğraf çekilmeniz instagram dünyasında boynunuzun borcudur.

Vyšehrad Kalesi: Peri masallarından fırlamış gibi görünen Vyšehrad Kalesi, Vltava Nehrinin üzerinden Prag’a bakıyor. Varlığı 10. yüzyıldan itibaren bilinen mekân, birçok efsane ve hikâyede de yer alıyor.

Rivayete göre, 2. Vratislav’ın kraliyet ikametgâhı olan Vyšehrad, kralların taç giymek üzere götürdükleri orijinal Kraliyet Güzergâhının bir parçası oldu ve burada öncülerine hürmet etmek için tüm heybetiyle yer aldı. Artık büyük ölçüde kalıntı olmasına rağmen kale, şehrin muhteşem manzarası eşliğinde yürüyüş veya piknik için harika bir yer.

Olšany Mezarlığı: 1680’de kurulur ve yüzyıllar boyunca şehrin ana mezarlığı olarak hizmet verir. Yahudi ve Hıristiyan bölümleri vardır. Yahudi Mezarlığı’nda Franz Kafka’nın ve Hıristiyan Mezarlığı’nda 1968’de Sovyet istilasına karşı protesto gösterisinde kendisini ateşe veren Çek Jan Palach’ın mezarının bulunur.

Opera Binası: Prag halkının 18. yüzyılda tek sosyal aktivitesi olan operalardır. Opera Binası’nın zarar görmesi ve devletin bütçe yetersizliğiyle uzun süre onarılamayan opera binası için gereken parayı halk kendi aralarında toplamaya karar vererek ve halk maddi yardımda bulunur. Toplanan paralarla 1865 yılında tiyatronun inşaatına başlanır ve 1881 yılında da tamamlanır.

Prag Hayvanat Bahçesi: 1931’de açılır ve dünyanın en iyi 10 hayvanat bahçesi arasında adı geçer. 57 hektarlık arazi üzerinde kurulu bahçede nesli tükenmekte olan 700 farklı türde toplam 4 bin 800 civarında hayvana ev sahipliği yapar.  Tehlike altındaki yerel Przewalski atlarını da burada koruma altındadır. Nemli tropik bahçesi ve telesiyej turu ile büyük zürafalar, semender gibi birçok hayvanı görmek özellikle çocuklu aileler için eğlencelidir.

Komünizm Müzesi: 1948 yılındaki Velvet Devrimine kadar Çekler komünistti. Ülkeyi terk etmeye çalışırken 200.000’den fazla Çek vatandaşı tutuklandı ve 327 kişi vurularak öldürüldü. Komünizm müzesinde, komünist kurallar altında gerçekleşen devlet destekli terörizmi belgeleyen fotoğraflar, filmler ve hatta heykeller bulabilirsiniz.

Letna Parkı: Vitava Nehrinin kuzeyinde yer alan park, Prag’ın turistik yerlerini ziyaret etmekten yorulduğunuzda ya da turist kalabalığından kaçmak istediğinizde manzaranın keyfini çıkarıp dinlenerek şehre ve köprülere tepeden bakan manzarasıyla şehrin en güzel yerlerindendir. 

Apple Müzesi: Kapısında “Üç Elma Dünyayı Değiştirdi. Bunlardan ilki Havva’’nın aklını çeldi, ikincisi Newton’a ilham verdi, üçüncüsü ise yarısı yenmiş bir şekilde Steve Jobs tarafından dünyaya sunuldu” yazan ve Apple'ın 1976'dan 2012'ye kadar piyasaya çıkan tüm ürünlerinin sergilendiği Apple Müzesi, teknolojik müze meraklılarının çok hoşuna gidecektir.

Prag’da görülecek başka yerler:

-  İkinci Dünya Savaşı’ndaki Nazi getto-toplama kampı olan Terezin Kampı,

- Dünyanın en uzun tüneli olarak da bilinen gidildikçe bitmeyen yürüyüş yolları,

- Anıt mezar,

- Krematoryum,

- Karlovy Vary

- UNESCO Dünya Miras Listesine giren Cesky Krumlov Prag’a yaklaşık 1 saat uzaklıkta Orta Çağ kasabası,

- Kutna Hora

Prag'da nerede kalınır?

- Nehrin sağ bölümünde bulunan ve kentin en mühim tarihi binalarına ev sahibi olan Eski Şehir Meydanı,

- Nehrin sol bölümünde bulunan, turistlerin daha az yoğun olduğu, sessiz, güvenli ve sakin olan Mala Strana,

- Prag'ın merkezinin güneyinde bulunan alışveriş merkezlerine ve tren istasyonuna yakın Nove Mesto Prag'da kalınacak yerler arasında bulunmaktadır.

Bu bölgelerden şehrin önemli gezilecek ve görülecek yerlerine yürüyerek ulaşmanız kolay.

Ulaşım:

Türk Hava Yolları ve Pegasus Havayolları ile haftanın her günü, yaklaşık üç saatlik direkt uçuş seferleriyle Prag Václav Havel Havalimanı’na ulaşabilirsiniz.

Havalimanı şehir merkezine on dokuz kilometre mesafededir. Şehir merkezine, taksi veya otobüsle gidilebilir.

Prag’a Ne Zaman Gidilir?

Orta Bohemya’da yer alan kentte yıl boyunca karasal iklimin etkileri görülüyor. Kış aylarında hava sıcaklığı 0°C civarında seyrederken sık kar yağışı görülür.

Bu dönemde üzerini kaplayan beyaz örtü sayesinde Prag çiftlere aradıkları romantik atmosferi sağlıyor. Sakinliğin ön planda olduğu kış mevsiminde kente seyahat ederseniz 

Prag’ın ünü tüm dünyaya yayılmış gece hayatını tanımak ve popüler turistik mekânlarını rahatça gezmek isterseniz, siz de bahar ya da yaz mevsimini tercih edebilirsiniz.

Sonbaharın sarı, turuncu, yeşil karışımlarının oluşturduğu renk paleti Prag’a öyle çok yakışır ki, kendinizi bir tablonun içinde hissedersiniz. Size tavsiyem sonbahar olur. Kışın -18 dereceleri gören Prag’da gezmek zordur ancak bu romantik şehir özellikle şubat ayında sevgililer günü için de tercih edilir.

Festivaller:

Ocak ayında düzenlenen Prag Kış Festivali’ne ve Avrupa Film Günleri’ne katılabilirsiniz.

Doğanın canlanmaya başladığı Mart ayının başında kültürel etkinliklerin ağırlıkta olduğu Bohemya Karnavalı düzenlenir. Karnaval sonrası Paskalya Bayramı kutlamaları şehre olan ilgiyi artırır.

Mayıs’ta 120 farklı bira çeşidin denenebildiği, 17 gün süren Çek Bira Festivali’ne ev sahipliği yapar.

Prag’da Ne Yapılır?

Farklı kültürlerden etkilendiği renkli tarihi ile Prag, keyifli vakit geçirebileceğiniz çok sayıda fırsat sunar. Müzikten mimariye, gastronomiden el sanatlarına kadar farklı alanlarda en iyi örneklerini bulacağınız şehirde yapılacaklar şöyledir:

* Kentin tarihine değer katan tarihi yapıları mümkünse rehberli gezin.

* Gotik mimarinin şahane örneklerinden katedral ve kiliseleri ziyaret edin.

* Sanatın ve tarihin buluşma noktası olan müzelerdeki koleksiyonları inceleyin.

* Petrin Tepesi’nde bir banka oturup müthiş manzaranın tadını çıkartın.

* Şehre özgünlük katan David Cerny’nin heykellerini inceleyin.

* Dans Eden Evin önünde hatıra fotoğrafı çektirin.

* Eski Kent’in Arnavut kaldırımlı sokaklarını gezip fotoğraf çekin.

* Sigmund Freud Heykeli’ni görün.

* Hareketli gece hayatının tadını çıkarmak için Zivkov’a gidin.

* Geleneksel kukla gösterilerini izleyin.

* Ünlü yazar Kafka’nın da bir zamanlar çalıştığı harika bir Orta Çağ sokağı olan Altın Sokak (Golden Lane)’ta, mutlaka yürüyün.

* Prag Kalesinin giriş kapısında her saat başı yapılan nöbet değişim törenini mutlaka görün.

* Prag Kalesi’ne gitmenin en kolay yolu 22 numaralı tramvaya binerek Prazsky hrad durağında inmektir.

* El yapımı Çek biraların tadına bakın.

* Tekne turu yapın.

* Old Town Meydanı’nı ziyaret edin.

* Düzenlenen kukla gösterilerine gidin.

* Skydiving ile muhteşem bir adrenalin yaşayın.

* Adı dilimizde Karlov’un Banyosu olarak çevirilen Karlovy Vary, termal kaynakları ile ünlüdür. Günlük gezilere katılın.

* Prag gezilecek yerler rotası için en uygun başlangıç noktası kaledir.

* Moravia Bölgesi’nin başkenti Brno, ampulle aydınlatılan ilk tiyatro da bulunan kültürel olarak zengin bir şehirdir.

* Bir bira çeşidine adını veren Plzen, gastronomi tutkunları kadar gotik mimariye ilgi duyanlarında da görmesi gerekir.

* Dünyanın eski birahanelerinden 1500'lü yıllardan kalma, ambiyansı ve biralarıyla meşhur U Fleku’da keyif yapmak.

* Kukla shovuna katılın.

* Hem güçlü hem de kremsi özelliği ile Çek mutfağının salamura peynirlerini tadın.

* Simyagerlerin efsanelerinden esinlenen Prag’daki zihin labirentinde Alchemist’in odasından bilmece ve bulmaca çözerek kaçmak için 60 dakika geçireceğiniz deneyimi yaşayın.

* Letna Park’ta kaykay yapanları izleyin.

* Belediye binası, pazartesi günleri 11.00-22.00, diğer günlerde ise 09.00-22.00 saatleri arasında ücretli ziyaret edilebilir.

* En önemli öğün öğle yemeğidir. Akşam yemekleri daha sade ve hafif tercih edilir.

* Danadan, geyikten, domuzdan yapılan sokak lezzeti sosisleri tadın.

* Şehirde yapılacak aktivitelerin biletleri bazen günler öncesinden tükenebiliyor. Bu nedenle önemli yerlerin giriş biletlerini geziniz öncesinde internetten almanızı, ilgili turlara kayıt olmanızı tavsiye ederim.

* Vysehrad kalesinin hemen altındaki nehir setinin üzerine kurulan ve her cumartesi açılan Çiftçi Pazarı’nı ziyaret edin.

* Hafta içi 08.00-18.00 saatleri arasında açık mağazalar hafta sonu genelde 13.00’e kadar çalışır.

Prag’da Ne Yapılmaz?

* Prag’da masaya bahşiş bırakma adeti çok yoktur. Bahşiş vermek istiyorsanız garson faturayı getirdiğinde üstüne bahşişi de ekleyerek ödeme istediğiniz tutarı belirtirseniz uygun olur.

* Pazarlık, küçük yerel işletmelerde ve pazarlarda yapılırken AVM lerde ve zincir mağazalarda pazarlık olmaz.

* Tamamına yakını Arnavut Kaldırımı olan eski şehirde topuklu ayakkabı ile gezilmez.

* Her yere metro ile gidildiğinden taksi çok yaygın değildir.

Para Birimi: Ticari işlemlerde yerel para birimi Çek Kronu (Koruna) kullanılır. Çek Kronu’nun uluslararası kısaltması CZK’tır. Ülke içerisinde kısaca “Kc” olarak ifade ediliyor. Kentte bir şeyler yemek veya alışveriş yapmak için yanınızda yerel para birimi bulundurmanız veya kredi kartı kullanmanız gerekmez. Dolar, Euro hatta İngiliz Sterlin’i her yerde kabul ediliyor. Prag’da her yerde döviz bürosu bulunur. Ancak yüksek komisyon alıyorlar. Bu yüzden döviz, kredi kartı kullanabilir ya da nakde ihtiyaç duyarsanız ATM’lerden kredi kartınızla düşük komisyon oranlarıyla para çekebilirsiniz. Türkiye’deyken kartınızı yurt dışı işlemlere açtırmanızı hatırlatmış olayım.

KDV Muafiyeti (TaxFree): Avrupa Birliği vatandaşı olmayan gezginler, “Tax Free” logosu taşıyan yerlerden tek seferde 2.000 CZK ve üstü alışverişlerinde vergi oranını iade alabiliyor.

Vergi iadesinden yararlanmak isteyenlere alışveriş tarihinden itibaren 30 gün süre tanınıyor ve alışverişte faturanın yanı sıra bir başvuru formu düzenleniyor. Türkiye’ye uçmadan önce havalimanındaki tax free bölüme başvuru yaparsanız alışveriş tutarınızın %14’ü oranında para iadesi alabilirsiniz.

Prag’da telekomünikasyon ve gıda kategorisine %5, diğer kategorilerdeki ürünlere ise %19 oranında vergi eklenir.

Alışveriş: Prag’ın bir alışveriş cenneti haline gelmesinde yerel halkının el sanatları konusundaki yatkınlığının ve özgün tasarımlar üretmedeki başarısının payı bir hayli fazladır. Alışveriş mekanlarında; ahşap oyuncaklardan posterlere, kristallerden porselenlere kadar ustalıkla oluşturulmuş ürünler kadar ağız sulandıran lezzetleri de bulabilmek mümkün.

Son zamanlarda birbiri ardına açılan AVM’ler yerel halkın ve gezginlerin yeni gözdesidir. Her yaş grubuna hitap eden içerikleri ve mimarileriyle de dikkat çeken alışveriş merkezlerinin en büyüğü  2005 yılında faaliyete geçen Centrum Chodov’dur. 200 mağazayı barındıran 4 katlı AVM’de; Esprit, H&M, Swarovski, Tommy Hilfiger, MAC, Sephora, Marks & Spencer gibi dünya çapında üne sahip markalar bulunur.

Myslbek Shopping Gallery, Arcady Pankrac ve Slovanski Dum ve Palladium adlı AVM’ler alışverişin yanı sıra dünyanın çeşitli bölgelerine özgü mutfaklardan örnekler sunan yeme-içme alanları ile de tercih edilir.

Kışın sıcak, yazın klimalı ortam olmasına rağmen daha uygun fiyatlı alışveriş yapılabilecek caddeleri de vardır. Bu caddelerin başında Old Town Meydanı’na açılan Celetna ve Na Prikope caddeleri gelir. Her iki cadde de ürün çeşitliliği ile revaşta yerlerdir.

Vodickova ve Stepanska caddeleri arasındaki bağlantı noktası konumundaki Lucerna Pasajı’nda ise müzik enstrümanları, seramik ve çanta, cüzdan gibi ürünleri satan dükkânlar yer alırken Koruna Pasajı’nda hazır giyim ve aksesuar ürünleri bulabilirsiniz.

Prag’da My Narodni ve Bila Labut gibi yerel markalara ait büyük mağazalar da bir hayli ilgi çeker.

Prag sokak pazarları en taze çiftlik ürünlerinden ikinci el tasarımlara kadar pek çok ürünü bulabileceğiniz Prag Pazarı, kentin en büyük AVM’si ile yarışır özelliktedir.

Sokak pazarlarından 13. yüzyıla kadar uzanan tarihi ile Havel Pazarı, günlük yaşamı gözler önüne serer.

Bit pazarı olarak da bilinen komünist dönemden kalma eşyalar bulabileceğiniz Kolbenova Flea Market koleksiyonerlerin ve antika severlerin tercihidir.

Pazarlık: Prag’da fiyatlar üzerine pazarlığı sadece küçük yerel işletmelerde ve pazarlarda yapabilirsiniz. Zincir mağazalarda ve alışveriş merkezlerinde ise şubat ayında başlayıp nisan ayına kadar devam ederken ikincisi ağustos ayından ekim ayına kadar süren yılda iki defa indirim dönemleri vardır.

Prag’da Yeme İçme:

Prag yeme içme kültürü açısından çok zengindir. Ülkenin mutfağının zenginliğinin yanında Türk, İtalyan, Hint, Çin restoranları da son derece yaygın olarak bulunduğundan her türlü damağa uygun lezzet bulunur.

Çek yemekleri Almanya, Avusturya ve Macaristan’dan etkilenmiş genellikle bol kalorili, yağlı, et (domuz, dana ve tavuk) ve patatesin çok kullanıldığı bir mutfaktır. Özellikle soğuk kış ayları için zengin çorba kültürü vardır. Bazı çorbaları öyle doyurucudur ki tek başına bir öğün için yeterlidir.

Patates her et yemeğinin yanında haşlanmış, kızarmış veya fırınlanmış olarak mutlaka servis edilir. Deniz ürünleri açısından çok zengin değildir. Birkaç tatlı su balığı dışında çok tüketilmez.

Kahvaltı kültürü ise tuzlu ağırlıklı olması sebebiyle bize benzer. Ekmek yanında salam, sosis gibi işlenmiş etleri, yumurta ve peynir yemeyi tercih ederken tatlı olarak da reçel veya donut tüketirler.

Praglılar için en önemli öğün öğle yemeğidir. Akşam yemekleri daha sade ve hafif tercih edilir. Praglıların sosyalleşmesinde yemeğin çok büyük bir rolü yoktur. Prag’da restoranların büyük çoğunluğu haftanın her günü açık olmakla birlikte nadiren pazarları kapalı olanlar da olur. Hatta restoranlar hafta sonları birkaç saat daha erken kapanıyor.

Trdelnik gibi tatlı olandan kızarmış peynir yemeği olan Smazený Sýr, sosisli sandviç Grilované Klobásy, açık sandviç Chkebícky ve patatesli pancake Bramboraky atıştırmalık olarak en tercih edilenleridir. Macaristan’dan gelen ve Çek damak tadına uyarlanan Gulas, kıvamlı ve doyurucu bir sebze çorbası olan Kulajda, sıradışı bir biftek yemeği Svickova Na Smetane ve peynirle yapılan Nakladany Hermelin Çek mutfağında yeri özeldir. Apple Strudel, Sufle, Profiterol gibi uluslararası tatlıların yanı sıra Ovocne Knedlinky gibi meyveyle doldurulmuş hamur işi veya bir çeşit krep olan Placinky çok tüketilir.

Bazı restoranlarda rezervasyon gereksizken, ödüllü veya çok tercih edilen restoranlarda rezervasyonsuz yer bulmak mümkün olmayabilir.

Prag’da biraz pahalı ancak çeşme suları içilebilir. Çay tüketimini seviyorlar. 40 yıl süren komünist Çekoslovakya döneminde Praglılar, Coca Cola ve Pepsi gibi markaların ithalatı yasak olduğundan kendi kolasını Kofola adıyla yapmışlar. Komünizm bitse de Kofola Prag ve tüm Çek Cumhuriyeti’nde tüketilmeye devam eder.

Çekler ve Alkol:

Çekler, dünya çapında en fazla bira tüketir. Su yerine bira içiyorlar tabiri inanın abartılı olmaz. Ünlü biraları Pilsner Urquell, Kozel, Cerna Hora’dır. Biranın müzesi olur mu demeyin. Burada var. Bira kültürünü merak edenler Bira Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

Bira dışında ülkenin diğer yerel içkileri olan Absinth ve Becherovka’dır. Absinth genelde şekerin yakılıp shot bardağında karıştırılarak içilen dünyanın %80 civarında alkol oranıyla en yüksek alkol değerine sahip içkilerinden biridir. Öyle ki garsonlar servis ederken "Super Slowly" (Olabildiğince yavaş!) hatta bir yudum içki, bir yudum su şeklinde içilmesini tavsiye ettiler.  Becherovka ise soğuk olarak servis edilen alkol oranı %40 gibi yüksek bir orana sahip zencefil ve tarçın kullanarak yapılan sert bir likör olmasından dolayı bağımlılık yapabilir. Becherovka ülkenin milli içeceklerinden biri olarak sindirime yardımcı olması amacıyla sade veya tonikle karıştırılarak çok tüketilir.

Şarap çok fazla tüketilmez.

Prag’da Gece Hayatı

Şehirde yıl boyunca gece hayatı eğlenceler, gece kulüpleri ve barlarla canlılığını korur. Özellikle Haziran ile Ağustos arasındaki 3 aylık yaz aylarında gece hayatı çok renklidir. Bunda yazın düzenlenen festivallerin katkısı çoktur. Yeni Şehir Bölgesi sokaklarında kokteyl barlardan gece kulüplerine, publardan striptiz kulüplerine kadar geniş bir yelpaze vardır.

Sakin bir akşam için, Double Trouble veya The Dubliner uygunken U SUDU ise standart bir pub gibi gözükse de 5 katında konuklarına farklı tipte eğlenceler sunar. Tematik eğlence mekânları; John Lennon Pub, Buddha, Bugsy’s Bar, Tretter’s ve Hemingway Bar iken DJ performansları için Roxy ya da Karlovy Kazne tercih edilir.

ÖMÜR KAHRAMAN - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Hüsnü Karacan 23 Eylül 2021
Harika bir yazı dizisi. Tebrik ediyorum. Böyle dünya görüşü yüksek olan ve detaylı anlatım yapan yazarlara sahip çıkmalı. Yazarımız bizim sitemizde de yazarsa memnun oluruz. Selam ve sevgiler