Ömür KAHRAMAN
Ömür KAHRAMAN
Türk kahvesine dair....
5 Nisan 2021 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Türk kahvesi, sadece bir içecek değil, biz Türkler için bir kültürdür.
 
Kahvenin 40 yıllık hatırı...
 
Hikaye güzel İstanbul’umuzda geçer. Üsküdar Yemiş İskelesi’nde bilge bir zat kahvehane işletir. Zatın sohbeti için her yerden her inanıştan kahvecinin sohbetinden feyz almaya,  derdini anlatıp derman bulmaya gelenler olur. Gelenler, bu bilge zatın muhabbetiyle rahatlarken aldıkları akıl ile mekandan mutlu ayrılır.
 
Günlerden bir gün kahvehaneden içeri bir yeniçeri girer. Kahvehaneden içeri şöyle bir bakıp  kahveciye, tek başına oturan Rum gemi kaptanını göstererek “bu adam dışında herkese benden kahve ikram et” der ve bir köşeye oturur. Herkese yeniçerinin ikram kahvesini dağıttıktan sonra kahvecimiz iki kahve alıp Rum gemicinin yanına oturur.
 
Yeniçeri sinirlenir ve kahveciye:
 
“Ona kahve verme demedim mi?” diye tepki gösterince kahveci:
 
“Bu benim ikramım” der. Mahçup kaptanın yanında oturur biraz sohbet ettikten sonra kaptan utançla başı önde kahvehaneden çıkıp gider. 
 
Aradan tam kırk yıl geçer. Sisam Adası’nda Rum isyanı çıkar. Bizim bilge kahveci de Rumların eline esir düşer. Yaşlı kahvecimiz açık artırmayla esir pazarında satılır. Sahibi kahveciyi arabaya bindirir ve ıssız bir yere götürüp arabadan deniz kenarında indirir. Kahveci başını kaldırıp sahibinin yüzüne baktığında sahibinin yüzünde farklı bir duygu hisseder. “Hatırladın mı beni muhterem kahveci, 40 yıl önce bir fincan kahve ile sohbet ettiğin Rum gemiciyim” der ve serbestsin diyerek bir tekneyle Türkiye’ye geçişini sağlar. 
 
Bizim kahveciyi esaretten kurtaran bir fincan kahvenin hatırının 40 yılda unutulmaması üzerine “Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır.” denmeye başlanır.
 
Kız isteme ve Kahve..
 
Kırk yıl hatırı olan Türk kahvesi kız isteme törenlerinin olmazsa olmazıdır. Gelin adayı için zaten heyecanın dorukta olduğu merasimde okkalısından bol köpüklü kahve yapmak bir imtihanken damatlar içinde gelinin elinden çıkan tuzlu kahve imtihan oluverir. Sevgili gelinler sevdiceğinize içirdiğiniz tuzlu kahvenin nereden çıktığını bilseniz belki yapmazdınız. Bir zamanlar görücü usulü evlilikler olurdu. Hatta gelin ve damat adayı birbirlerini ilk defa kız isteme sırasında görürlerdi. Gelin ve erkek birbirlerini süzer, gelin damat adayını beğenirse kahvesini şekerli yanında da tatlı getirerek “Seni ailem de ben de istiyoruz.” mesajı verirmiş.Oysa tuzlu kahve yaparsa seni beğenmedim mesajı verirmiş.
 
Başka bir rivayete göre de damada yapılan tuzlu kahve ikramı ile gelinin damat nezdinde hatırı olup olmadığını anlamak üzerine kurgulanan bir sınav olduğudur..
 
Gelinler hala sevdiğinize tuzlu kahve yapmak istiyor musunuz? 
 
Tuzlusu bile aşk için içilen, dost sohbetlerin olmazsa olmazı, kokusuna meftun olduğumuz ve falıyla gelecekten haber veren sudan sonra en çok içilen lezzet, kahvedir.
 
Kahvenin yapılışı, hangi fincanda ikram edildiği ve sunumu da büyük önem taşır. 
 
Türk kahvesi nasıl yapılır?
 
Türk kahvesi; kokusuz, serin ve kuru bir yerde saklanmalıdır. Kahveyi buzdolabında saklamayın. Satın aldığınız kahveyi cam bir kavanozda içerisinde kesme şeker ya da kahve çekirdeği atarak kavanozun kapağını hava almayacak şekilde sıkıca kapatarak saklarsanız daha iyi olur.
 
Türk kahvesinin köpüklü ve lezzetli olması için taze çekilmiş kahve kullanın. Türk kahvesi yaparken kullandığınız su da kahve kadar önemlidir. Kireçsiz, klorsuz tatlı su ile kahveden daha iyi sonuç alırsınız. Suyunuzun soğuk olması da önemlidir. Soğuk suyla yapılan kahve daha iyi köpürür. Bir fincan kahve için cezveye iki çay kaşığı Türk kahvesi koymalısınız. Köpüğü ve kahveyi fincanlara bölüştürürken yavaş yavaş ve fincanın kenarından dökmeye dikkat etmelisiniz. Bir anda ve fincanın ortasına doğru dökülen kahve, köpüğün dağılıp sönmesine neden olur.
 
Kahve yanında neden su içilir?
 
Dünyada telvesiyle ikram edilen tek kahve olan Türk kahvesinin kendine has gelenekleri vardır. Bu geleneklerden biri de Türk kahvesinin yanında ikram edilen bir bardak sudur.
 
Eskiden komşuluk varken eve gelen misafirlere Türk kahvesi ikram edilirken küçük bir bardak su ile ikram edilirdi. Misafir önce kahveyi içerse, sadece sohbet etmek için geldiğini gösterirdi. Suyu kahveden önce alırsa karnının aç olduğunu anlayan evin hanımı hemen mutfağa gider Allah ne verdiyse getirirdi. Misafir açık açık açım demez, bu şekilde açlığını belli ederdi. Ah komşuluk, ah nezaket... 
 
Başka bir rivayete göre de Osmanlı sarayında padişahın yiyeceği içeceği kahve dışında her şey zehirli olup olmadığını anlamak için ya tadan görevlilerce ya da seledon adında yeşil porselen ile test ediliyordu. Bu kaplara zehir konduğunda renk maviye dönüyormuş. Türk kahvesi tek kişilik cezvede yapıldığı için test edilemez ya da selodan kaba konunca soğuyacağı için test edilemezmiş. Padişah kahveyi içmeden önce parmağını önce kahveye sonra suya bandırır ve kahvenin suda dağılımına bakarak zehirli olup olmadığı anlaşılırmış. 
 
Kimine göre kahveden sonra su içmek yapana saygısızlıktır. Zira kahveyi yapan ağızda kahvenin tadının uzun süre kalmasını ister. Bir başka inanışa göre de kahveden önce birkaç yudum içilen su, ağız içini temizleyerek kahvenin tadının başka tadlarla karışmasını engeller. 
 
Bilimsel boyutuna da bakalım....
 
Kahvenin içinde yüksek yoğunlukta oksalat bulunduğu ve bunun böbrek taşı oluşumuna neden olduğu bilinir. Böbrek taşlarının %75’inin oksalattan oluştuğu da malum. Kahvenin yanında içilen su böbreklerden oksalat atılmasına yardımcı olur. Bu nedenle Türk kahvesiyle su içmek sağlığımız açısından çok önemlidir.
 
Hangi sebebe inanırsanız inanın; ama bol köpüklü Türk kahvenizi yudumlarken su içmeyi de ihmal etmeyin.
 
Kahve sunumu
 
Osmanlı döneminde saraya gidenler soylum odasındaki aynanın karşısında kendine çeki düzen verdikten sonra halayık, huzura çıkacak kişinin padişahın yanına geçmeden önce heyecanını bastırsın ve kan şekeri yükselsin diye gülbahar saran adı verilen tabaktan gül kokulu lokum ikram edermiş. Yerine oturduktan sonra cariyeler, kahveyi misafirlerin gözlerinize bakmadan ikram edermiş.
 
Eksik Etek ve kahve...
 
20’nci yüzyılda lokum yerine misafire kapı önünde reçel ikramı başlamış. Tercih edilen reçel çeşitleri gül, portakal, vişne, kayısı, incir, çilek, erik, kavun, karpuz, hurma, turunç, ayva, limon, badem, greyfurt, frenk üzümü, elma, şeftali, armuttur. Bu reçeller mutlaka evin hanımı tarafından yapılmalıdır. Zira, Osmanlı’da reçel yapamayan kadınlar ayıplanırmış. Kahvenin yanında en az yedi en fazla 21 çeşit reçel gümüş kaşıkta ikram edilse de bir tek çeşitten bir kaşık ağza atılır. Birden fazla reçelin tadına bakıyorsanız görgüsüz kabul edilirsiniz. Reçel kasesini elinize alıp kaşıklamaya başlarsanız da arkanızdan gülüşmelere razı olmalısınız. Yedi çeşitten az reçel ikram eden için fakir ya da eksik etek denir.
 
Misafirin reçelle ağzı tatlandıktan sonra içeri kabul edilerek “Kahvenizi nasıl alırdınız? Normal mi olsun rahatlı mı?” diye sorulur. Normal kahve isterseniz bir bardak su ile getirilir. Önce bir bardak su ile ağzınızın pasını atarak kahve içilir. Rahatlı kahve ise şekerli kahveye demekmiş. O zamanlar Osmanlı’da şeker henüz kullanılmadığından kahve bal ya da pekmez ile tatlandırılırarak yanında da bir adet gül lokumu ile kahve ikram edilirmiş.
 
Kahve Fincanı ve Rengi...
 
Osmanlı dönemindeki ilk kahve fincanı üstü dar, aşağıya doğru genişleyen formda imiş. Bu fincanlarda sunulan kahvenin köpüğü hiç dağılmadan son yudumuna kadar kahveyi köpüklü içilmesini sağlarmış. Osmanlı fincanları kulplarının uç kısmı kıvrımlıdır. Böylece fincan hem sağ hem de sol elle tutulabilecek şekilde dizayn edilmiştir. 
Fincan renkleri bir dönemi temsil eder. Osmanlı’nın kuruluş dönemini pembe ve turkuaz rengi fincanlar kullanılırken Kanuni zamanında mercan kırmızısı, Osmanlı’nın yükseliş döneminde lacivert, lale devrinde yeşil, Osmanlı’nın son dönemlerinde açık sarı, Sultan Abdülhamit döneminde yoğun Fransız etkisiyle ağız kısmı geniş fincanlar, Cumhuriyet dönemininde silindirik hatlı fincanlar tercih edilmiş.
 
Atatürk ve kahve...
 
Atamız uykudan kalkar kalmaz kahve içmeye başlayarak günde 18 fincan kahve içermiş. Kahvenin özü sade olduğundan kahvesini sade içermiş.
 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.