Ömür KAHRAMAN
Ömür KAHRAMAN
Günümüz ve korona sonrası evlilik
25 Mayıs 2020 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Mutlu evlilik nedir? Huzurun olduğu, karşılıklı saygı ve sevgiyi içinde barındıran, sonsuz hoşgörü, sınırsız anlayışlı bir paylaşım.
 
Kovit19 hiç şüphesiz hepimizin hayatlarını değiştirdi. Eskiden gündüzlerimiz işte, akşamlarımız evde koşturarak geçiyordu. Son 2 aydır sürekli aynı evde beraber zaman geçiren aile bireyleri birbirlerini, çocuklar ebeveynlerini daha iyi tanımaya başladılar.
 
Uzmanlar bu süreçten sonra boşanmalarda artış olabileceğini öngörüyorlar. Karikatürler çocukların babaları için aslında iyi ve eğlenceli adamlar olduğu esprisini yapıyorlar.
 
Hani eskiden, bakmayın öyle eskiden dediğime bir kuşak öncesinden bahsediyorum taş çatlasın 50 sene öncesinden yani... Çocuk okula kaydedilip öğretmeniyle tanışıldığında veli “eti senin kemiği benim” derdi. Şimdi mümkün mü böyle bir şey? Bu mantıkla genç kız evlenirken de babası “gelinlikle çıktın kefenle dön” diye uğurlardı kızını baba evinden koca evine. Evlenen kadın da öyle ilk tartışmada babamın evine gidiyorum diyemezdi.
 
Benim kuşağımda annesi babası ayrı arkadaşımız yok denecek kadar azdı. Oysa şimdi çocuklar annesi babası beraberse neden hala sizinkiler bir arada diye sorguluyorlar.
 
Özellikle boşanma istatistiklerinin doğruluğu için bir yıl geriden gelmek gerekiyor. Gerekçeli kararın yazılması, temyiz gibi süreçlerin tamamlanarak daha kesin sonuçları almak için. O yüzden sizinle paylaşacağım veriler de 2019 yılına ait verilerdir.
 
Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat) veri tabanına göre 2019 yılında ülkemizde boşanmaların %36’sı evliliğin ilk 5 yılı, %20,6’sı ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşti.
 
Türkiye İstatistik Kurumu, 2019 yılına ilişkin evlenme ve boşanma istatistiklerine göre Türkiye'de 2019 yılında  evlenen çift sayısı 541.424, boşanan çift sayısı ise 155.047 oldu. Evlenen çiftlerin sayısı 2019 yılında bir önceki yıla göre % 2,3 azalırken, boşanan çiftlerin sayısı % 8 artış gösterdiği görülmektedir. 2018 yılına göre boşanan çiftlerin sayısı % 10,9 artış gösterdiği anlaşılmaktadır. 
 
En çok evlilik Kilis, Adıyaman ve Aksaray ilinde, en az evlilik ise Gümüşhane, Bayburt ve Kastamonu’da görülürken boşanmalarda ilk sırayı İzmir aldı. En az boşanma ise Hakkari'de gerçekleşti. 
 
Ortalama evlenme yaşı erkeklerde 27,9 olurken kadınlarda ise 25 yaş oldu.
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) datalarına göre Türkiye’de boşanma nedenleri ve oranları şöyledir:
 
Eşin tedavisi güç bir hastalığa yakalanması kadınlarda % 2,5, erkeklerde % 2,4,
 
Aile içi cinsel taciz kadınlarda % 2,8, erkeklerde % 0,2,
 
Hırsızlık, dolandırıcılık, gasp, taciz vb. suçlar kadınlarda % 2,9, erkekler % 1,1,
 
Aldatma kadınlar % 32,2, erkekler % 8,7,
 
Madde bağımlılığı kadınlarda % 4,3, erkeklerde % 0,7,
 
Çocuk olmaması kadınların % 3,1, erkeklerin % 3,7,
 
Ailedeki çocuklara karşı kötü muamele kadınların % 9,2, erkeklerin % 2,6,
 
Kumar kadınlarda % 12,9, erkeklerde % 0,6,
 
İçki kadınlarda % 23, erkeklerde % 3,5,
 
Evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama kadınlarda % 42,6, erkeklerde % 17,8,
 
Terk etme veya edilme kadınlarda % 17,4, erkeklerde % 12,2,
 
Eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması kadınlarda % 24,6, erkeklerde % 24,
 
Dayak veya kötü muamele kadınlarda % 36,4, erkeklerde % 2,5,
 
Sorumsuz ve ilgisiz davranma 
kadınlarda % 61,5, erkeklerin % 40,2,
 
Eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışması kadınların % 24,6, erkeklerin % 24,
 
Diğer sebepler kadınlarda % 8,2, erkeklerde % 20,2 olarak verilmektedir. 
 
Bence boşanmaların artmasının asıl sebebi kadınların daha fazla çalışıyor, üretiyor ve sosyal çevrede bulunuyor olmasıdır. Bizim kuşak bir geçiş döneminde. Erkeklerin anneleri ya ev hanımıydı ya da öğretmendi. Okuldan ya da işten eve geldiğinde düzenli, temiz, yemek kokusuyla karşılaşan erkek annesinden alıştığı düzeni eşinde arayarak en büyük hatayı yapıyor. Annesi ev kadını doğal olarak sosyal ve ekonomik hayatı eşine yani babaya bağımlıyken kendi eşinin ekonomik ve sosyal açıdan bağımsız olmasını istiyor. Eşi işten belki de kendinden sonra gelen erkek eş, beraber yemek yapıp ortalığı toparlamak yerine anne evinde alıştığı gibi eline kumandayı ya da gazeteyi alıp dinlenmeye geçiyor. Kadın eş bir savaşçı edasıyla mutfak, çamaşır, ütü ev düzeni derken aralarında paylaşımlar azalıyor. Erkeğimiz kadından her şeyi bekleyip oturduğu içinde sorunlar başlıyor. Bir de üstüne konuşamayınca küçük sorunlar zamanla çığ etkisiyle büyüyor. Oysa konuşmak bir çok sorunun halledilmesi için şarttır. Eleştiriye açık olmayan erkek konuşmaktan kaçarken; konuşursam adı dırdır olup huzurum kaçar, tatsızlık çıkar diye çekinen ve susan kadın oluyor...
 
Ben bir kadın olarak siz erkeklere sesleniyorum. Kadın sizin deyiminizle dırdır ediyorsa dinleyin. Zira kadın susuyorsa tehlike başlamıştır diyebiliriz. Çünkü kadınlar susarak bitirir ve giderler. Kadın derdini anlatınca lütfen dırdır demeyin. Dinleyin, anlamaya çalışın. O sorunlarımız var, önemsediğim evliliğimi kurtarmak istiyorum,  çırpınışlarımı dikkate al diyordur. Kadın dırdır ediyorsa seni seviyorum, sen benim için önemlisin diyordur. Senin bir şeylerinden rahatsızım lütfen bunları düzelt diyordur. Yoksa sonra çok pişman olursunuz. Demedi demeyin...
 
Oysa erkek kadın konuşmaya başladığında kendini kapatır. Yüzleşmekten korkar ve kaçar. Eskiden belki biraz daha etiktik. Evli kişilerle gönül ilişkisi kurulmazdı. Yuva yıkanın yuvası olmazdı. 
 
Şimdi ilişki gönül ilişkisi bile değil. Yemeklerimiz gibi ilişkilerimizde fast food oldu. İnternetten 3 dakikada bir kadın ya da erkek arkadaş olabiliyorlar. Hatta kimse sorgulamadan cinsel ihtiyaç için buluşturan uygulamalar ile birbirlerinin adını bile bilmeden biriyle beraber olabiliyorlar. Sonuç olarak boşanmalar artıyor.
 
Evlilik perhiz olmalı. Bir kere yasağı delen sürekli deliyor. En ufak sorunda hatta sorun olmadan meraktan, değişiklik ihtiyacından, sıkıldımdan eşler birbirlerini aldatır oldu. Unutulmalıdır ki saygı, sadakat olmayınca sevgi de olmuyor. 
 
Sanırım biz erkek annelerine çok iş düşüyor burada. Zira, boşanmalarda kusurlu taraf yukarıdaki sebep ve oranlardan da anlaşılacağı gibi genellikle erkek oluyor.
 
Sevgiliylen gözler konuşuyor, fısıldaşmalarla anlaşılıyor çünkü kalpler yan yana. Kalpler uzaklaştıkça bakışlar anlamsızlaşırken sesler yükseliyor, bağırmalar, kavgalar başlıyor.
 
Gecelik hatta günde birkaç ilişki yaşayabilir insan. Arkadaşları vay be ne hızlısın diye imrenerek de bakabiliyor. Aradan zaman geçip aynaya baktığında ne hissedecek olduğunuz önemlidir. Onca ilişkinin size bir şey katmadığı gibi sizden neler götürdüğünün muhasebesini iyi yapmak gerekir. Oysa ben yemeyim sen ye, ben almayım sana alalım, aç mısın, senin için ne yaparsam mutlu olursun diye gözünüzün içine bakan, sevgiyle elinizi tutan, uyuduğunuzda usulca üstünüzü örten hayat arkadaşının verdiği huzuru, mutluluğu, dinginliği, güveni nereden bulabilirsiniz ki? Bu paha biçilmez duyguyu kenara atıp günlük ilişkilerde mutluluk aramayın, empati yapın, saygınızı asla kaybetmeyin, önemseyin ki önemsenin, merhametli olun, şevkat, ilgi, anlayış, güzel söz, romantizm, huzurun mutluluğun anahtarıdır.
 
Mutlu evlilik için saygı şart. Saygı bitince sevgi de bitiyor. Sevgi olmayınca sadakat, huzur, arkadaşlık, paylaşım da kalmıyor. Dilerim saygınız, sevginiz hiç bitmez.
 
ÖMÜR KAHRAMAN - NAME HABER
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Ece Bulut 26 Mayıs 2020
Ömür Hanım sizi yürekten kutluyorum. Ne güzel tespitleriniz. Ben tam da yazdığınız sebeplerden bayram sonrası boşanmak istiyorum. Kocama yazınızı okudum. Ver bakayım dedi galiba kendini buldu. Gece uzun uzun konuştuk. Dırdır edince kaçmayacam dedi sen de konuşurken seni sevşyorum önemsiyorum mu diyosun dedi. Boşanmazsak sizin yüzünüzden olcak. Dileyin benden ne dilerseniz Allah sizden binlerce kez razı olsun