Ömür KAHRAMAN
Ömür KAHRAMAN
İstanbul
6 Kasım 2018 Salı / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
İstanbul, birçok ülkeden daha önemli bir şehir. Ona sahip olduğumuz için hiç şüphesiz çok şanslıyız. 
 
“İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.”yol gösteren Hadis-i Şerif bu şehrin güzelliğini anlamaya yeter. 
 
Dünyanın önemli askeri dehalarından biri olarak kabul edilen Napolyon Bonapart’ın tarihe geçen sözleri vardır. İşte onlardan biri de İstanbul ile ilgili “Dünya tek devlet olsaydı merkezi İstanbul olurdu.” Sözünü hepimiz biliriz. 
 
Bunca övgüyü mutlaka İstanbul hakediyor. 
 
İşte birçok ülkenin nüfusundan kalabalık, 2 kıta üzerinde bulunup, Asta ile Avrupa’yı birbirine bağlayan, stratejik olarak çok önemli bir noktada bulunan İstanbul, tarih, kültür, finans ve eğitimin merkezidir. İstanbul’u anlatmaya kelimeler yetmez; ancak biryerlerde de başlamak lazım. Hiç düşündüğünüz mü ilk kimler gelip bu güzel şehri kurdular. Müsaade ederseniz sizlere bu güzel şehrimizin nasıl kurulduğunu anlatmaya çalışacağım.
 
İstanbul’un kuruluşu MÖ 667’ye tarihlenir. Sarayburnu diye bildiğimiz yerde bugünkü Topkapı Sarayı’ndan bile küçük bir alanda Megaralı Kral Byzas tarafından kurduğu söylenir. Bir turist rehberi olarak edindiğim deneyimlerimden biri de tarihin aklımızda kalmasını, anlattıklarımın ilgi çekmesi için dinleyenlere efsanelerden bahsetmek gerektiğidir. İşte en geçerli İstanbul’un da kuruluşu ile ilgili önemli iki efsane vardır. En çok rağbet gören efsaneye göre Yunanistan’ın Megara kentinde yaşayan Kral Byzas, yaşadığı sıkıntılardan dolayı Yunan Yarımadasını terk etmek zorunda kalır ya da kendisine yeni bir koloni kurması görevi verilir. Hangisine inanmak isterseniz onu doğru kabul edin. Zira en geçerli 2 görüş böyledir. O dönem kahinlere danışmadan iş yapılmaz. Kahinlerde dönemin tapınaklarında yaşarlar. Yeni şehrini nereye kurmasını gerektiğini Delfi Tapınağının kahinine sorar. Kahinin cevabı: ”Körler ülkesinin karşısına” şeklindedir. 
 
Megaralı Byzas, yanındakilerle birlikte bu duyduğunda neresi olduğunu anlamadığı ama bulup şehri kurması gereken yeri bulmak için yola koyulur. 
 
İstanbul Boğazı‘nı geçerek Khalkedon’a yani bugünkü Kadıköy’e gelir. Konaklamak için yerleşip yorgunluğunu attıktan sonra Sarayburnu gözüne ilişir. Üç tarafı sularla çevrili bu yarımada harika bir doğal korunma alanına sahip, yarımada oluşuyla balıkçılığa ve su havzasıyla tarıma  uygun olduğu aşikardır. Aklına Kahin’in bahsettiği körler ülkesi burası olmalı diye gelir. Karşı kıyıda Bunca kadar bereket ve güzellik varken buraya şehir kuranlar ancak kör olabilirler diye aklından geçirir. Sarayburnu’na geçer ve dünyanın en eski kentlerinden birinin temellerini körler ülkesinin karşısına atar.
 
Bu yeni şehir, halk tarafından krallarının adı ile Byzantion olarak adlandırılır. Halk geçimini balıkçılık ve tarımla sağlamasına rağmen kısa zamanda bölgenin en önemli ticaret merkezlerinden biri olur. Byzantion adı kent MS 196’da Roma İmparatorluğuna dahil olana kadar kullanılmıştır.
 
Bu efsaneden daha eski Süleyman Peygamber Efsanesi de vardır.
 
Efsaneye göre Hz.Muhammed’in (SAV) doğumundan 1600 yıl kadar önce, dünyaya Davud Peygamberin oğlu Süleyman Peygamber hükmediyormuş. Öyle güçlüymüş ki ve ondan öyle çok korkuluyormuş ki halk birçok yerde savaşmadan kendisine biat ediyormuş. Ancak, Ferenduz adasında yaşayan Büyük Saydun adındaki kral, Hz.Süleyman’a biat etmediği gibi  başkaldırmış. İnsanların, cinlerin, hayvanların ve bitkilerin Sultanı olan Süleyman Peygamber, ordusu ile birlikte Saydun’un üzerine yürümüş. Savaşta yenilen Kral Saydun orada ölürken; yeryüzünün en güzel kadını olan kızı Aline ise Hz.Süleyman ile evlendirilmiş.
 
Yunan Yarımadasına kadar gelen Sultan, mutsuz olan eşine neden daima ağladığını sorunca beklemediği bir cevapla karşılaşır. Yeni eşi Aline kendisine orada bir saray yaptırmasını ve ömrünün kalanını burada babası için ibadet ederek geçirmesine müsaade etmesini ister. Onda, Atina’da Aline’nin bu isteğini yerine getirip, Hünkar Bahçesi olarak anılan Sarayburnu’na geldiğinde havasına, suyuna ve manzarasına hayran kalıp çok beğendiği buraya büyük bir saray yaptırır ve kıyamete kadar buraların korunması için dua eder. Atina’ya döner ve burada Aline’yi babası için ibadet ederken değil, babasına tapınırken görünce onu da öldürüp, Kudüs’e geçer. Efsaneye göre Süleyman Peygamberin adı da İstanbul’un kuruluşunda yerini alır. 
 
İşte böyle değerli okuyucularım. Yaşamaya doyamadığımız, gördüğüm 100'e yakın ülke ve 200'den fazla şehir içinde en güzeli olan ülkemiz ve İstanbul’umuzun kuruluş efsaneleri böyle. 
 
Dün yaşadığım yere İtalya Bari’ye döndüm. Şimdiden özledim İstanbul’u. Belki de bu yüzden İstanbul'u yazdım bugün. İlk fırsatta da size Bari'yi yazacağım. 
 
Keyifli, mutlu haftalar dilerim.
 
ÖMÜR KAHRAMAN - NAME HABER
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Ethem KIRIŞ 13 Kasım 2018
Ömür hanım yazılarınızı keyifle takip ediyorum, başarılarınızın ve yeni yazılarınızı sabırla bekliyorum, başarılar dilerim.
Ömür Kahraman 11 Kasım 2018
Beni özelden arayan yazan buraya yorum yapan ve beni daha çok yazmaya teşvik eden herkese sonsuz teşekkürü bir borç bilirim. Meslektaşım Ali, Begüm ablam, değerli dost Fatih Bey, Hikmet Hanımcığım, ilkokul arkadaşım İsmet kardeşim, sevgili doktorum Yusuf Ziya abim, başmüfettişim Mustafa Bey ve kıymetli arkadaşım Kemal çok teşekkür ederim.
Kemal Karol 7 Kasım 2018
Ömür'cüm, büyüleyici güzelliği ile alışkanlık giderek bağımlılık yapan Istanbul'un her iki kuruluş efsanesi de heyecan verici. Öykü kıvamındaki anlatımınla okuru yüzyıllar öncesine götürmen takdire şayan. Sıradaki yazılarının sabırsızlıkla bekleneceğini hatırlatmaya bile gerek yok. Selamlar, sevgiler.
İstanbul’u anlatmak için konuya giriş yaptığınız bölüm oldukça güzel olmuş.Cahit Sıtkı ya da Yahya Kemal’in İstanbul temalı şiirlerinden de bir dize yakışmaz mıydı bu girişe...
Yusuf Z.YERGÖK 6 Kasım 2018
Sevgili Ömür,yazılarını zevkle takip ediyorum.Bir sonraki yazını heyecanla bekliyorum.Sağlık ve Başarı dileklerimle.
İsmet TEKELİ 6 Kasım 2018
Dünya tek devlet olsaydı merkezi İstanbul olurdu...
Hikmet SUNER 6 Kasım 2018
Anneannem sık sık öğretilerini tekrarlardı.”Bilmeyenler öğrensin, unutanlar hatırlasın” diye de ilave ederdi. Berrak ifadeni çok beğeniyorum Ömür cm yazılarının mahiyeti için de anneannemin sözlerini anımsayarak ,rahmetle anayım istedim
Fatih Paköz 6 Kasım 2018
Teşekkürler Ömür hanım. Güzel bir derleme olmuş. Gerçekten İstanbul gibi bir diyarı bize nasip eden Rabbimize sonsuz şükürler olsun. Bu güzel şehri fethedip bize bahşeden atalarımıza minnettarız. Yazılarınızın devamını bekleriz, Selamlar
Begum Yavuz 6 Kasım 2018
6 Ekim 1923 İstanbul’un ikinci kurtuluşunu anımsatır Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına minnetlerimizi gönderirim..
Ali PAŞA 6 Kasım 2018
Çok güzel olmuş Ömürcüğüm, ellerine sağlık.