Nimet ER
Nimet ER
Helalin de hesabı var
27 Ekim 2018 Cumartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
İki kişide kalp rahattır; evliyada ve eşkiyada!
 
 
Evliyada rahattır çünkü ölmeden önce ölmüştür o! Sanırlar ki evliya nişanı, ak cüppedir, saçtır sakaldır! Değildir... Hakikati bilip, anlayıp ona teslim olmakla kalmamış kendinden olmayanı apaçık görmüş kabul etmiş, tecellinin sırlarına vakıf olandır.Kendinden kurtulmuştur ki yaradanın muhabbetine karşılık onu derecelendirmiştir denir. 
 
 
Eşkıya da zaten rahattır; zira kalbin kendinden haberi yoktur zaten. Eşkiyada Ölçü kalbidir! Kişinin ölçüsü kendisi olduğunda zalimlerden de olmuştur. Kendini sigaya çekmeyenin hesap gününe taşıdığı ne derdi ola ki? Eşkiya zalimdir. Hesapsız ve kitapsız, et ve kemik olarak Yaşar gider...
 
 
Evliya ve eşkiya değilseniz rahatı kaçıklardansınız o vakit! 
 
Kendinden emin olamamak, yaratılmışlığın acizliğini bilip cüzii ama etkili bir iradenin emrinde olduğunu bilen  kişi nasıl rahat olabilir Allah aşkına?
 
 
Rahatsızlar, hakikatin ölçüsüne uyduramadığı ömrün derdiyle rahatsızdırlar. 
 
Hesabını veremeyeceği bir ömürden sakınarak yaşamak tedirginliği... 
 
Çivili yatakta yatmak gibi bir şey esasında "sakınarak yaşamak" titizliği
 
 
Neyse, evliya ya da eşkiya değilseniz "insan" olmaya talipsinizdir hasılı... 
 
 
***
 
 
Cihanda her ne kötülük varsa insan elinden çıkan kalbin rahatlığından; buna imanım var. 
 
Kişinin dindar olup olmaması değil ölçü/ sosyalist vs olması ya da olmamaklığı da değil mevzu/ Alim, ilim sahibi olmak ya da olmamak hiç değil...Dümdüz kalbin rahatlığı ya da rahatsızlığı işin mihenği.
 
 
İşte tam da bu nedenle ancak kalbin bilebileceği / anlayabileceği bir sensörü var kalbin. 
 
Kalbin Rahatının ya da rahatsızlığının dışa vurumu  kişinin amelinden başka bir şey değil zira.  
 
O nedenle kalbin muhatabı kalptir diyoruz ya hep...
 
Amellerin ise izi sürülemeyen bir yanı var. Amellerin ölçüsü yasalar olduğundan tabii olarak ölçü de sıkıntı oluyor.  
 
Son güzel rahatsızlardan olan Alev Alatlı'nın dediği gibi "her yasal olan hak, helal değildir" izlemediyseniz kendisini bu dünyanın hakikatini arayan "muhaciri" olarak tanımlayan Alev Alatlı'nın 2014 Yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri'nde dillendirdiği o insanın rahatını kaçıran manifestosunu bulup mutlaka izleyin derim. 
 
 
***
 
 
Ekonomiden anlamam ama ekonomistleri anlayabiliyorum çok şükür. Şu ülkemin kriz içine düşürülüp eziyet çektiren anlayabildiğim kadarıyla iki sebebi var: devletimizin ve halkınızın bağımlılıkları! Takip ettiğim kadarıyla bu meseleyi çözeceğiz zira milletini işin içine katan bir devlet var hazırda. Osmanlıdan itibaren yaşanan krizlerde el ele verildiğinde hala devam eden tarihi kazanımlardan dem vuruyordu geçen gün tv de bir iktisat tarihçisi. 
 
 
Olanın üretildiği, olmayanın stratejik ortaklıklar ile temin edildiği sürece çözülmeyecek hiç bir kriz yok Allah'ın izniyle. Zira devlet ya da insan neye bağımlıysa onun kölesidir. 
 
Ama! İşte amalı cümlelerde rahatsız edici tedirginliği tam da burada yaşıyorum ben. 
 
 
Ticaret bakanlığı'nın dahi resmen açıkladığı ve yaptırım uygulacağız dediği "kalbi rahatların = Eşkiyanın" derdine düştük. Başından beri halkın, zabıtanın fiyat farklarının peşine düşmesi şikayet merciini çalıştırma teşvikleri vs... Tedirginliği üzüntüye çevirdi o kadar! 
 
 
İnsanlık kaça satılır gördük birkaç aydır!
 
 
En küçük 50 gr. Olan ülkemin öz üretimi fındığı 2 tl' ye satan yıllardır aracın yakıtını aldığım esnaf kardeşim, komşum 50 gr fındığın fiyatını birden 8 tl yapıverdi mesela! Başka yerlerde de sordum 4, 5 ve 6 liraya çıkaran yerler olmuştu. 
 
Eyvallah zam yapması yasaldır ama helal midir? 
 
 
Sonra sürekli alışveriş yaptığım manavın sabah erken saatlerde 4,99 a tezgaha koyduğu domatesin fiyatını az ilerisinde bulunan ondan bir saat sonra açan büyük marketin fiyatına göre 6 küsüra satması kalbin rahatlığını göstermiyor mu? O ilk fiyatı kimsenin görmediğine hükmetti bilinci diyelim ya kalbi?
 
İnsan fırsatçılık ile fırsatları değerlendirmenin aynı şey olmadığını bilmez mi? 
 
 
Hem birbirimizi batırdığımızda düze çıkan kim olacak? Fikri olan zaten itinayla beri durur.
 
 
Tek bildiğim ve inandığım, kalbi rahat olanın işidir bu. Anlık ve kendini düşünen... Ölçüsü kendisi ve ihtiyaçları olan insanın rahatlığından Allah'a sığınırım. 
 
 
***
 
Kalbin muhatabı kalptir ... 
 
İnsan bir kurşunla iki kere vurulur; bir vurulduğu vakit yara aldığında, bir de kimin vurduğunu öğrendiğinde...
 
 
Demem o ki; kriz, vız gelir tırıs gider...
 
Rahvan koşacak rahatsızlar lazım bize... Öyle itinalı ve zarif öğretilebilir bir terbiye ile...
 
 
Unutmayalım yeter! 
 
 
Helalin de hesabı var...
 
 
 
LAL: 
 
 
"Hiç bir arzunun reddine alışmadığı için reddetmeyi de bilmemek. Asıl insanın kendine zulmü budur" diye not etmişim bir kenera. Kim bilir hangi gamlı bilincin satırları... 
 
 
 
Kim kime zulmediyor bu alemde yeniden düşünmeli diyorum...
 
 
Not: Bulduğum her yerde her daim beslendiğim, yazıma başlık olarak kullandığım cümleyi de kendisinden aldığım Hayati İnanç'ın diyanet tv de "can veren pervaneler" adlı 45 dakikalık programını izlemenizi dilerim. 
 
 
Böyle rahatsız insanların verdiği rahatsızlığı seviyorum! 
 
Umulur ki; kurtuluruz...
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.