Nimet ER
Nimet ER
(Eğitilmiş) Sosyal Hezimet
10 Ekim 2018 Çarşamba / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
İstanbul Üniversitesi,  " Yaşlılık Atölyesi 2018 Programı"  İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinde  1-2 Ekim tarihinde yapıldı. Oturum başlıkları ve katılımcılar iyi hazırlanmış olduğu gibi, panellerde paylaşılan çalışmalar ve sonuçları ise alanda çalışan - çalışmayan herkesin bilmesi ve üzerinde düşünmesi gereken gerçeklerdi. Zira  üzerinde gezindiğimiz gezegen biyolojik açıdan genç olabilir ama insan nüfusu bakımından  giderek " yaşlanan" bir eğri çiziyor... 
 
Ülkemiz en son verilere göre hızla yaşlanıyor; 62 ülkeyi geride bırakmışız mesela!
 
 
Bunu şöyle de okuyabiliriz tabii: 
 
Dünyanın gelir kaynaklarının adaletsiz dağılımı ve siyasi ya da sosyal zorbalıklar sonucunda, genç dünyamızın sakinlerinin bir kısmı yaşamaya fırsat bulamadan çocuk ya da genç yaşta ölürken bir kısmı da ( ki gelişmiş ülkeler başta olmak üzere) salgın hastalıkların tedavisinin  ulaşılabilir olması, savaşların bitmesi, doğum  ve refah seviyesinin hayat standartlarını yükseltmesi sonucu " ölmüyor"!  
 
Yani daha uzun  yaşamak artık mümkün. Buna doğum oranlarındaki düşüşü de eklediğimizde giderek  nüfusun yaşlandığını söyleyebilecek bir çok istatistik mevcut.
 
 
***
 
Hacettepe üniversitesinden,  Mardin Artuklu Üniversitesine kadar bir çok üniversiteden  alanda çalışan akademisyen ve Turkcell, Google gibi ilginç verileri paylaşabilecek kurumların  üst düzey yöneticileri "Yaşlılık Atölyesine" katkılarını esirgememişlerdi. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji divanı şahsında tüm paydaş STK ve kurumlara gönülden teşekkürler. Müstefit  olduğum kadar kıymetli bir huzursuzluğa da "duçar" oldum.
 
 
***
 
 
İki gün süren panellerde  bir çok konu başlığı altında birbirinden değerli çalışmaları bizzat hazırlayan ve yürütenlerinden  dinlemek her zaman olduğu gibi lezzetini de ekşiliğini de beraberinde tattırdı.
 
 
Pek tabii ki; tüm bu sunumları böyle biz mütevazi yazıya taşımak mümkün değil ve çalışmalara haksızlık olur. 
 
 
Mesela sayın  Prof.Dr. Nilüfer Narlı toplumda yaşlı nüfusun " lüzumsuz nüfus" olarak görülmeye başladığını söyledi satır arasında. Prof. Dr. İsmet Koç hoca ise, yaşlı nüfusun
 
 "tehdit" mi? Yoksa "fırsat" olarak mı? Görüldüğünü , bunu neye ve kime göre nasıl olabildiğini çarpıcı bir bakışla izah etti.
 
 
Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Dericioğulları Ergun ise "Ataerkilliğin Gölgesinde Yaşlı Kadın Olmak"  
 
Adı altında yaptığı bir çalışmayı (kendime ülkenin bütününü yansıtmadığını şerhini de düşerek) çarpıcı başlıklar altında dinlemek önemliydi. Araştırma: Elden ayaktan düşmek/ sırttaki kambur/yalnızlıkla arkadaş olmak/sudan çıkmış balık/bir lokma bir hırka/ gibi özümsenmiş başlıklar ile kendine özgü bir değerli bakış geliştiriyor   zihinde.
 
 
Keşke notlarımın hepsini verebilecek donanıma sahip olabilsem ama anladığım kadar ağırım işte...
 
 
***
 
Fakat beni hiç adetim ve haddim olmasa bile böyle bir yazıyı yazmaya iten tedirgin edici  kuvvet Yalova Üniversitesi, sosyal hizmet bölümü öğretim üyesi Metin Öksüz ve öğrencilerinin nitel yöntemle yaptıkları bir araştırma oldu.
 
 
Çalışma " Sosyal Hizmet Lisans Eğitim Alan Öğrencilerin Yaşlılık Alanında Çalışmama İsteğinin  Nitel İncelemesi " başlığıyla paylaşıldı. Evet, geleceğin müstakbel sosyal hizmet görevlilerinin  "yaşlılık alanında çalışmak İSTEMEMEK" liği araştırılmış.(  üniversitelerde 50'nin üzerinde bölümde oran %60)
 
 
Çalışmanın sonuçları kabaca şöyle:
 
 
>  yaşlılık alanında çalışmak ister misiniz? Sorusuna "Erkekler" çoğunlukla evet derken "Kızlar" çoğunlukla hayır demiş.
 
 
> Tüm öğrenciler Yaşılık alanında çalışmayı bir istihdam sorunu olarak görüyormuş.
 
 
> Öğrencilerin hemen hepsi alanda  "mesleğin etik ilkelerine göre" çalışabileceğini ama kendi iradeleriyle bunu dilemeyeceklerini  beyan etmiş.
 
 
> Alanda Çalışmak istememelerinin nedenlerinin başında " sabır ve çok fazla gayret" gerektirdiğini düşündükleri için olduğunu belirtmiş.
 
 
>Yaşlılık alanında çalışma çekincelerini de  toparlarsak şöyle dile getirmişler: "Eğer ben uzman olarak bu tükenmişler ( yaşlı) ile çalışırsam bu bir Zaman sonra beni de tüketir"
 
 
>Yine alanda çalışmak istemediğini kesin ve net belirten (kendini bilen ) öğrenciler de 
 
"Alanda aldıkları teorik bilginin pratiği yansıtmadığı için " diye cevaplamış.
 
 
Araştırmayı yürüten Metin Hoca kısaca feryat gibi haklı  bir serzenişte bulundu.
 
Ona göre öğrencilerin bu durumunun belirli nedenleri var. 
 
Bunlar ; Gerontoloji(Yaşlılık ve yaşlanmanın bilimi) dersinin seçmeli okutulması / 
 
Yaşılık ile ilgili ana ders olmadığı için  öğrencilerin alandaki hiçbir faaliyet ve araştırmadan haberdar olmadığı /
 
Bence en vurucu ve sıkıntılı olan sebep ise,  Sosyal hizmet bölümlerinin tümünün müfredat incelemesi sonucunda aldıkları tüm bilgi ( derslerin %100'ü) teorik. Uygulama dersinin olmaması yani. 
 
 
Hoca öğrencilerin "Yaşılık " ile ilgili görüşleri ile alanda çalışmak arasında büyük bir çelişki gözlemlediğini de eklediğinde bende "huzursuzluk" tavan yaptı tabii...
 
 
***
 
 Diyeceksiniz ki " yahu bunu anlamak için araştırmalara ne gerek var? Kamuya açık bir alanda otur ve sabahtan akşama toplumu gözlemle hiç olmadı  eşin / dostun çoluğuna çocuğuna kulak kesil anlardın" 
 
Ama işin ucu öyle değil maalesef! 
 
Gençliğin gidişatı, toplumun değerlerinin yer değiştirmesi ile bizzat  ürettiğimiz / yetiştirdiğimiz profesyoneller aynı olmamalı! İlim insana bir şey öğretmiyorsa ilim değildir zira. 
 
Demem o ki; bu küfeyi sırtında taşıyacak yegane profesyoneller küfenin ne olduğunu bilmiyor anlaşılan.
 
 
***
 
 
Eskiler Peygamber efendimizin(SAV) vefat yaşı 63'ü geçtiğinde " Haddi aştık" derlerdi. Ülkemiz  yaşlanmakta dünyada  62 ülkeyi geride bıraktığına göre topluca "Haddi aşıyoruz " demektir ve ülkenin en değerli lokomotifi bu yükü taşımak istemiyor! Buyurun bakalım... ( Bunu konuşalım inşallah)
 
 
 
LAL:
 
 
"Can alıcı gelmiş Canım almaya 
 
Benim can vermeye dermanım mı var " der Karacaoğlan
 
"Üryan geldim, üryan giderim" diye hakikati bağırırken. 
 
"Şu dünyanın hesabını bizden isterler" diyecek basiret olsa yeterdi 
 
Can verirken "canana"...
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.