Nilgün MEŞE
Nilgün MEŞE
Kobani güreşi
3 Şubat 2015 Salı / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Sonunda Türkiye’nin desteğiyle tekrar Deaş’ın elinden alınan kobani için bugün çıkıp Amerika ya teşekkür eden Müslüman kardeşlerimiz, yıllarca birlikte yaşadıkları kardeşlerini unutmasınlar. Selahattin Demirtaş eğer bugün çıkıp kardeşlikten söz ederken eğer vicdanı tefessüh etmemişse çıkıp kardeşlerimize teşekkür ederim deme yürekliliğini gösterebilmeli.
 
      Kardeşlerinin kim olduğunu unutmadıysa, eğer takiyye yapmıyorsa, eğer çözüm istiyorsa, eğer samimiyse, eğer kardeşlerinin Türkler olduğunu unutmadıysa. Bin yıllarca birlikte yaşadığı kardeşlerini unutanlar kardeşlik vurgusu yaparken samimi olmak zorunda ve bunu artık dile getirmeliler, bu samimiyeti Sayın Demirtaş’tan bekliyoruz.
 
      Çünkü Türkiye kobaniye peşmergeler gönderilirken kopan kıyameti hatırlatmakta fayda var, malum “Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür” hükümet hem siyasi sorumluluk almıştır, hem de elini ateşin içine koymuştur. O süreçte yaşananları hatırlatmakta fayda var çünkü yapılan eleştiriler yenilir yutulur değildi.
 
      Vatan hainliğine kadar, yapılan bütün eleştirilere rağmen hükümet, büyük bir cesaret örneği göstererek peşmergelerin davulla, zurnayla geçişlerine kobani için göğüs germiştir. Kendi topraklarımızdan köylerimizden izlenen yanı başınızdaki savaşın sizi etkilememesi kaçınılmazdır. Ama peşmergelere geçmeleri için sınırlarımızı açmasına rağmen, hükümete tebrik bile gelmemiştir. Eğer Deaş bize bu sürede zarar vermediyse bu iktidarın ciddi bir başarısıdır. Çünkü köylerimizden izlenen bir ciddi bir savaş yanı başımızda şiddetlenerek devam etmektedir.
 
          Eğer Sayın Demirtaş Bugün çözüm sürecini istiyorsa çıkıp, kobanideki sonucun bu iktidarın çabalarıyla olduğunu, ciddi bir şekilde kendi tabanına anlatmalıdır. Diyarbakır’da yollara açılan çukurları ve esnafa yapılan baskıyı, ciddi bir şekilde yapılmaması yönünde kendi tabanına, evet her yerde anlatmalıdır. Çünkü bunların çözümle ilgisi yoktur bunu halka anlatmayan Demirtaş’ın samimiyetine inanılır mı?
 
        Anlatmaz ise oda çözüm sürecinde samimi olmadığını belli etmiştir. Çıkıp kardeşlik vurgusu yaparken, Somali’ye yapılan yardımları diline dolaması bir insanlık ayıbıdır. Somalilerin kendi kardeşleri olduğunu unutmasın, nasıl ki Suriyeli kardeşlerine yapılanlara seviniyorsa, Somali'ye yapılan yardımlara da sevinmelidir.
 
       Hatta Bugün Kerkük’te Deaş ciddi bir şekilde Türkmenlere zarar vermektedir ve bunun içinde Sayın Demirtaş’ın çıkıp Türkmenlere yardım edilmesi ve hatta silah verilmesi konusunda görüş bildirmelidir. Eğer samimiyse çünkü kendisi samimiyetten çokça bahsetmektedir.
 
      Daha hala savaşın hâkim olduğu bir bölge için çıkıp cumhurbaşkanı Somali'ye konut yapacağına kobaniye yapsın demek ucuz siyasettir. Hala savaşın hüküm sürdüğü bir bölgeye cumhurbaşkanı gidip bölgede temel mi atacak ucuz siyaset böyle bir şey olsa gerek. Bunu konuşmak bile dürüst siyaset yapmadığının nişanesidir.
 
          Bakın Başbakan çözüm istediğini bütün yürekliliğiyle gösteriyor. Lakin HDP üyeleri bu konuda gerekli açıklamaları yapmıyorlar. Şu anda ellerinde bir fırsat var ve bunu anlatmalılar. Başbakan sorumluluğunu alarak çıkıp Diyarbakır'da Kürtçe öğrenmek istiyorum diyebiliyorsa bu yürekliliği Sayın HDP üyeleride gösterebilmeliler. Türkiye’de bulunan iki milyon Suriyeli ye yapılan maddi ve manevi destek bu devletin kardeşlik adına yaptığı en büyük fedakârlıktır Sayın Demirtaş çıkıp bu konuda yapılan fedakârlıkları da anlatmalıdır. Dürüst siyasetin gereği budur.
 
        Başbakanın bu davranışlarının önemini eğer anlayamıyorsa Sayın Demirtaş muhalefet partilerine kulak verebilir. Başbakan Kürtçe öğrenmek istiyorum dediği için vatan haini bile dediler. İşte elini taşın altına koymak böyle bir şey Sayın Demirtaş. Bu davranışlar ve siyaset çözüm odaklı bir siyaset anlayışının ürünüdür. HDP üyelerinin Yapmaları gereken çözüm sürecinin işlediği bir dönemde, çok değil, üç ay öncesine giderlerse peşmergelere kobaniye açılan koridoru kimin oluşturduğuna bakabilirler.
 
         Bugün Diyarbakır’da horon tepen birileri varsa burada tüm siyasi sorumluluğu alan bu hükümetin gösterdiği cesaretin neticesidir. Kendilerinin aldığı hiçbir risk yoktur. En azından HDP üyeleri de şu an yapılanlar için kendi seçmenlerine yapılanları anlatmalıdırlar. Neden mi? Eğer peşmergeler geçerken kopan kıyameti hatırlayanlar hükümetin gösterdiği cesaretin kaynağını soruyorlardı. Lakin siyaset bilmezler o an ülkenin ciddi bir çözüm sürecinde olduğunu ve vatandaşlarının hala bir kısmının Kürt olduğunu anlayamayan bizdeki akılsızlar, yıllardır bu çözümün önündeki en büyük engeldir.
 
            Evet, en büyük engel ülkesinin insanına bu kadar uzak duran bir siyaset anlayışından geçiyor. Hala yıllardır gidip güneydoğuda halkıyla siyaset yapamayan politikacılar ülke bütünlüğünden söz ederken kendilerinin o bütünün bir parçası olamayanlardır. Hala aynı zihniyet bugün kendi halkının Başbakan'ını çıkıp neden Kürtçe öğreniyorsun diye suçlayanlardır. Komik yahu bugün bir dil bir insan diyen medeniyetin çocukları, siyaset yoksunu bu anlayışla iktidar olamayacaklarını bilmezler mi?
 
          Bilemiyorlar maalesef çünkü yıllardır ülke bütünlüğünden bahsedip o bütününün içinde yer alamıyorlar. O yüzden onlara yerel politikacılar diyebiliriz. Ulusal politikacılar bütün ulusu kuşatan her ferdin sorunlarıyla ilgilenen ve halkıyla coğrafya gözetmeksizin birlikte olanıdır. Olamayanı yerel politikacı olabilir belediye başkanı veya Muhtar.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.