Nilgün MEŞE
Nilgün MEŞE
Oynanan oyun da sahte
23 Ekim 2017 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Batı 2025’de uygulanmayı planladığı bütün şeytani refleksleri Erdoğan yüzünden tam 10 yıl erkene aldı. Recep Tayyip Erdoğan hızlı refleks alabilmek adına 2023 yılına kadar Başkanlık sistemini ve yeni anayasayı yürürlüğe koyup 2025 yılına hazır olmak istiyordu. Ancak bunun farkına varan Batı, Akdeniz üzerindeki planlarını erkene alarak Erdoğan’ı hazırlıksız yakalamak istedi. Erdoğan’ın bu oyuna karşılık cevabı gecikmedi ve hem anayasa hem de Başkanlık sistemini erkene aldı.

Tıpkı 15 Temmuz darbe girişiminde olduğu gibi. Geceyi beklemeden darbeyi gündüz erken vakte almak zorunda kalanlar, 2025’i beklemeden Akdeniz kuşatmasını da erkene aldılar. Ve 15 Temmuzda düşmanların piyonlarını yenilgiye uğratan Erdoğan bu sefer ağababalarını eli boş gönderecek. Her iki saldırı da birbirine çok benziyor. Her ikisi de Devletin hamleleri sonucu erkene alınmış birer operasyon ve her ikisi de Devletinin milleti ile bütünleşip mağlup ettiği ve edeceği birer savaş olarak tarihe geçecek. Ey 15 Temmuzda Şeytanın piyonlarını alt eden kadim toplumlar kendi siyasal sistemlerini oluşturarak büyük devlet olurlar. Bize Tanzimat’tan beri tam 200 yıldır terzi yamaklarının işlemesi sahte gömlekler giydirmeye çalışıyorlar. Bu gömlekler bize ya dar geliyor ya da bol. Temelinde adalet ve özgürlük olan ortak bir sistemden kaçanlar aslında o terzi yamaklarının köpekliğini yapıyorlar. Bu kadim toplumun tekrar büyük devlet olma yolunda mücadelesinde yola konulmuş ama bu millet tarafından paramparça edilecek taş taneleri sizi bekliyor. Size çelme takmak için pusudalar. Kimi bir siyasi parti kisvesi altında, kimi bir terör örgütü kisvesi altında, kimi bir televizyon kanalı ismi ile… Tek amaçları bu ülkeyi hazırlıksız yakalamak isteyen ağababalarına zaman kazandırmak... Tek amaçları Türkiye’nin şarjörünü doldurmasını engellemek ve düelloya Türkiye’yi elinde şarjörü boş bir silahla göndermek. 

Yeni anayasa sürecine batı Hükümet Devirme planı olarak bakarken, Erdoğan savaşa hazırlık olarak algıladı süreci. Çünkü bu süreç Mısır’da Mursi’yi indiren ciddi bir süreçti. Türkiye’de kabul edildikten sonra uygulamaya konacak süreç Mısır ile aynı olacaktı. Ancak Milli İstihbarat Teşkilatı aldığı tedbirlerle Mısır’daki gibi bir sürece dönük refleksleri gösterecek bütün köpeklerin kodese gönderilmesini sağladı. Mısır’da yeni anayasa süreci ile beraber hükümet düşürme planları Türkiye’de tutmadı. Şu anda çepe-çevrelendik... Siperler kazmamız lazım. Savunma hattını sınırların dışına çıkarmamız lazım. Şu anda El-Bab'da yaşanan mücadele de, Münbiç ve Rakka gibi hedefler de kazılacak olan siperlerin coğrafyası. Ortadoğu'nun kuzeyini Türkiye'ye bağlayacak olan savaşın tam olarak içindeyiz. Türkiye'yi son hedef olarak görüp Suriye'den sonrasına saklayan küresel güçler şu anda Türkiye'nin oyununa göre hamle yapmaya başladı. Güneyde Kıbrıs, Irak ve Suriye, Kuzey’de Rusya, Batı’da Avrupa, Doğu’da İran ve Ermenistan ittifakı…

Hepsi kopacak olan kıyametin habercisi. Yazımın başında Kadeş anlaşmasına gönderme yapmış olmamın bir anlamı vardı. Tarihin ilk yazılı anlaşmasının yapıldığı bölgeye dikkat edin. Çünkü tarihin son savaşı orada yaşanacak. O anlaşma Suriye ve Irak’ın bulunduğu bölgedeki toprakların paylaşılması üzerine nasıl yazıldıysa bu savaş da o toprakların gerçek sahibini bulması için yaşanacak. Kardeşlerim ne Suriye ne de Irak diye bir devlet tarih boyunca hiç olmadı. Bu bölgeler İslam öncesi Mısır, Pers ve Rum imparatorlukları arasında hep ihtilaflı bölge oldu. İslam sonrası da hiçbir zaman Müslümanların kontrolünden çıkmadı tâki Osmanlı Devleti yıkılana değin. Şimdi bu bölgeler tekrar sahibini arıyor. Kurulacak olan otonom devletlerin hiçbir önemi yok. Önemli olan bu otonom devletlerin kime ait olacağı… Önemli olan yaşanacak kıyamet sonrası Büyük İsrail mi yoksa Büyük Türkiye mi kurulacak sorusu.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.