Nilgün MEŞE
Nilgün MEŞE
"Ben burdayım Ben"
18 Ekim 2017 Çarşamba / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Türkiye bugün hem Irak'ta hem de Suriye'de büyük bir cesaret örneği sergiliyor ve ordusu ile var oluyor.

Türkiye her gün bu cehennemde yüzlerce askerini kaybeden Devletlere büyük bir gözdağı veriyor. "Ben buradayım, ben" diyor. Kendi askerimle, resmi ordumla, her şeyi göze alarak, bütün iradem ve kararlılığımla ben buradayım, çıkaracaksanız gelin çıkartın.

Devlet’in bekasını düşünenler, üç kuruş dolarına kıyamayanlara ders olsun. Ceketini satıp yol parası yapanlar, şişmanlıktan ceketlerinin düğmesi kavuşmayıp, buna rağmen sırf kahpelik yapmak için “Karnımız Aç” pankartı açan it sürüsüne ders olsun. Adı konmamış bir savaşın içindeyiz. Belki 50 yıl sonra Dünya’nın ömrü yeterse tarih kitaplarına 3. Dünya savaşı olarak girecek muazzam bir sürecin şahitleriyiz.

Dost ve düşmanın ayırt edilemediği, kimin iyi; kimin kötü olduğunun anlaşılamadığı bir dönemin ya kahramanları olacağız ya da hainleri. Herkes tarafını iyi seçsin. Çünkü bu sürecin sonunda yüz yıllık bir defter kapanacak. Yeni yüzyılın defteri ise çoktan açıldı. Bütün dünya ile dalga geçiyorlar. CNN akşama kadar hâlâ Trump aleyhine haberler yapıyor. CNN gerçekten Trump aleyhine çalışıyor olsa Trump aleyhine sahnelenen tiyatro gösterisinde tutuklanan gazetecileri de yazardı. Ancak bu bilgiyi Anadolu Ajansı haricinde hiçbir medya kaynağı yazmaz.

CNN’in editoryal masasında şu an CIA ajanları çalışıyorlar. Bu ajanların bağlı olduğu şahıs da daha bu hafta CIA’in başına geçti. Peki, kim bu adam? Mike Pompeo. Bu ismi Rusya’nın ABD seçimlerine dijital saldırı yaptığı iddialarından hatırlayacaksınız. Yani “Trump’ı başımıza Rusya bela etti” diyen adamı Trump CIA başkanı yaptı. Bu kadar riyakârlığı dünya nasıl kaldırabilir anlam veremiyor insan. Kardeşlerim Trump dönemi yeni yüzyıllık planların başlangıç dönemidir. Bu yüzden radikal kararlar alınıyor ve alınan kararlar sanki Şeytan iradesine karşı alınıyormuş gibi tepki gösteriliyor.

Rusya’ya da, Amerika’ya da akıl verenin tek merkez olduğunu bir örnekle daha anlatayım. Rus uçağını Amerika mı vurdurdu yoksa biz mi vurduk sorusunu bu anlattıklarım çerçevesinde bir daha düşünelim mi? Bu konuda hiç sorulmayan bir soru var. O olaydan sonra neden hiç uçak krizi yaşanmadı? Rusya neden “Erkekseniz bu uçaklarımızı da vurun” diyerek sınır ihlali yapmadı? Yani Rusya’ya “Türkiye uçağını vurana kadar sınır ihlali yapın” diye emreden akıl ile Türkiye’yi “Rus uçakları sınırlarınızı ihlal ediyor, vurun” diye dürtükleyen aklın aynı akıl olduğunu görmek bu kadar zor mu? Rusya aynı eller tarafından bilinçli bir şekilde Suriye’de aktör haline getirildi.

Amerika Türkiye’ye düşman olan müttefiklerle el ele verirken, Rusya barışın hamisi rolüne bürünerek Türkiye’ye kardeş muamelesi çekiyor. Biraz daha ikna edici olmamı istiyorsanız bir konuyu daha gündeme getireyim. İyice ifşa etmiş olalım Rusya’yı. 1998’de büyük bir kriz atlatan Rusya, aynı krizi 2013 yılın sonunda da yaşadı ve şu anda kriz gitgide derinleşiyor. Gelirinin nerdeyse 50%’si petrolden olan Rusya bu satışın da çoğunu Çin’e gerçekleştiriyor. Yani Rusya Çin’e Suudi Arabistan’dan çok daha fazla petrol satıyor. Çin ise artık büyük patronların gözdesi…

Büyük patronlar emri nerden alırsa petrolü de o emirler ve direktifler doğrultusunda satın alırlar. Bir yandan Türkiye’ye yakınlaşan Suudi Arabistan’ı petrol almamakla tehdit ederken, diğer yandan Amerika ile gizli ittifak içerisinde olan Rusya’yı kucaklıyorlar.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.