Mustafa Kerim ŞAHİN
Mustafa Kerim ŞAHİN
Safların Tanzimi
15 Eylül 2017 Cuma / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Devlet yönetmek ateşten gömlek giymekten daha zor olsa gerek. Bunca insanın sorumluluğu yöneticilerin sırtında ve bu sorumluluktan tek tek hesaba çekilecek olmak insanı ürkütüyor olması lazım. Nefis her ne kadar baş olmak sevdası ile yanıp tutuşsa da onu İmanın nuru ile terbiye etmek İslam’ın özü ile de rotasını çizmek gerek. Aksi halde bizim için bir ağaç gölgeliği kıymetinde olması gereken dünya hayatı ulaşılması gereken en mukaddes emeller arasına girip kalbimizde taht kurabilir.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana devlet kadrolarının kurumsallaşması açısından çok zorlu süreçlerden geçti. Halkımız kendisine en yakın gördüğü lideri sonuna kadar destekleyip arkasında durarak bugünlere kadar geldi. Son 15 yıl içerisinde Yeni Türkiye’nin mimarı ve kurucu lider Recep Tayyip Erdoğan’ın riyasetinde devletimizin makamları kurumsallaşma adına muazzam işler başardı. Türkiye de yapılan yapısal ve sosyal reformlarla sayesinde muasır medeniyetler seviyesine gelinerek o seviyenin de üstüne çıkılması zaruriye kesp etti. Bu anlayıştan kaynaklı dur durak bilmeden insanüstü gayretlerle çalışan Cumhurbaşkanı ve teşkilatı, geçmişten gelen davamıza sahip çıkılarak fevkalade işler yapılmaya devam ediliyor. Türkiye, gerek kendi halkı için gerekse de bakiye-yi Osmani’nin olsun geleceğe dair umut ışığı haline geldi.

Fakat şu da bir gerçek ki; ne içerideki hainlerin oyunları bitti nede dışarıdaki düşmanların oyunları. Belki de bizi daha da güçlü kılacak olan bu yaşananlar olacaktır.

Dışarıda ki düşmanların sayıları ve oyunlarının aslında hiçbir önemi yok, bilakis onların güçlü saldırıları bizi daha da kuvvetlendirmekte ve milletimizi bir birine daha sıkı kenetlemekte. Lakin içeride ki bizden gözük bizden olmayanlar yok mu? İşte canımızı acıdanlar bu satılmışların ta kendileridir.

Fetö denen ihanet şebekesinin içimizi saran bir kanser hücresi olduğu son 4 yılda orta çıkmış olsa da temizlenmesi maalesef 4 yıllık bir zamanda olmuyor. Bizim içimizden devşirdikleri adamları kendi ülkesine milletine nasıl acımasızca silah doğrultarak katledebileceklerini 15 Temmuz da hep birlikte yaşayarak gördük. Bunun yanın daha tespit edilemeyen birçok uyuyan hücresi olduğunu ve diğer silahlı örgütlerle ortak hareket ettiğini de hesaba kattığımızda işimizin kolay olmadığını ortadadır. Ama bu zorluklar devletimizin ve milletimizin kararlılığı ile kısa süre aşılacaktır. Lakin geçmişte düşülen hatalara tekrar düşülmesi durumunda telafisi zor sorunlar yumağı gelecek kuşaklara kötü bir miras olarak kalacaktır. Geleceğimize kötü bir miras bırakmamak için “liyakat” konusuna çok önem vermeliyiz. Yazılarımı takip edenler hatırlayacaklardı bu konuya özel müstakil bir makale yazmıştık. Arzu edenler http://www.namehaber.com/yazi/mustafa-kerim-sahin/12766-liyakat linkine tıkayarak okuyabilirler.

Türkiye 16 Nisan da büyük bir reforma imza atarak “Başkanlık” sistemine geçiş yaptı. Bu yapısal değişikliğin etkilerini tam manasıyla hissedememiş olabiliriz. Bu hissedemeyişimiz birincisi yapının tam olarak oturmayışından ve de Cumhurbaşkanının ilk defa 2014 yılında halk tarafından seçilerek başkanlık sistemi gibi çalışarak devletimizin yumuşak bir geçişle yeni sisteme uyum sağlamasından kaynaklanmaktadır.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Mayıs ayında partinin başına geçmesiyle Türkiye’yi yöneten kadroların yeniden tanzim edilmesi hususu gündeme geldi. Toplumda Ak Parti’den büyük beklentiler içerisinde olanlar Cumhurbaşkanının partinin başından ayrıldığı dönem içerinde ki düşülen hataları ortadan kaldırmasını haklı olarak beklemektedir.

Erdoğan sonrası oluşan en büyük hataların başında Ak Parti’nin yola çıktığı söylemler ve eylemler ile çelişen birçok uygulamanın gizlice uygulanarak teşkilata zarar vermesidir. Parti teşkilatını kendi fideliği gibi gören adamların davası için gecesini gündüzünü feda eden adamları sırf kendi arzu ve emelleri için harcayarak partiden uzaklaştırmalarıdır. Bu mantığında temelinde liyakatsiz bireylerin görev başına getirilmesinden kaynaklamaktadır. Teşkilattan olmayanların teşkilata kazandırılması için tavizler verilerek dostlarını kaybetmesidir. Bu hatalara geçmişte de düşülmüştür. Bu sorun çözüme kavuşturulmaz ise korkulur ki akıbetleri de geçmişte yaşananlar gibi olur.

 

Günümüzde yaşanan bu sorunu Eba Müslim Horasani’nin müthiş tespiti ile sizlere aktarayım. Horasani dönemin yöneticilerinin düştüğü hataları şöyle özetler; “Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak içinde düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.” Bu müthiş tespit günümüze de geçerliliği devam ettiriyor. İşte bu tespite kulak verilmediğinde korkarım ki akıbette nasihati dinlemeyenler gibi olur.

Belki Sayın Cumhurbaşkanından toplum olarak çok şey bekleniyor. Bunu doğru bulmamakla birlikte bu davanın lideri olarak çözümünde merkezinde olduğu gerçeği bu düşünceyi güçlü kılıyor. Yükü çok ağır, yolu ince ve uzun. Allah yükünü hafifletip işlerinde ferasetini arttırsın.

Yeni Türkiye’nin mimarı, yeni gönül imaretlerine gönül hadimlerini getirmesi dileğiyle.

Selam ve Dua ile…

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.