Milletvekili Canan KALSIN
Milletvekili Canan KALSIN
Taliban tamam, size IŞİD versek olur mu ?
11 Ekim 2014 Cumartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

17 Aralıkta Tunus’ta başlayan Arap Baharı projesi bölgemizi yakında ve uzağımızda olan ülkeleri karıştırırken, Demokrasi adına bölgenin istikrarsızlaştırma projesinin temellerini attı. Nedense lideri olmayan Twitter ve Facebook üzerinden örgütlenen bu ayaklanmalar bölgenin yeniden dizaynını görünmez bir elle yaparken diğer taraftan yeni bir dünya düzenini değil yeni bir kaosu ortaya çıkardı.

Almanya’da 1989‘da Berlin duvarının yıkılmasını müteakip soğuk savaş sona ermiş ve silah tüccarı ve petrol şirketleri yeni düşmanını ilan edivermişti… İslam…

Bizde de dış düşman birden iç düşman algısına evrilmiş ve gericilikle savaş adına islama ait bütün hassasiyetler görmezden gelinmiş ve o zamanın genel kurmayı tarafından ilan edilen bin yıl sürse bile gericilikle savaş adına kendi ülke insanına cephe alan bir zihniyet zuhur etmişti. Artık düşman dışarda değil bizatihi içerdeydi… Bu zihniyetin tezahürü ile ötekileştirme adına ne varsa sahneye konmuştu.

Halkın oyları ile seçilenler hükümet olabiliyor, iktidara geliyor ama devlete müdahale edemiyordu.

Biri hancı diğeri yolcu misali, 2 yıllık hükümetler , koalisyonlarla istikrarsız ve itibarsız bir süreç sürgit devam ediyordu.

Bugün de batının Ortadoğulu milletlere reva gördüğü demokrasi algısı; Tüketebilenlerin yaşayacağı, tüketemeyenlerin öldüğü bir sistemdir. Tüketenlerde elbet batının ve ABD mallarını satın alabilecek olanlardır.

Enerjinin % 80’ne sahip bu bölge bu enerjiyi tüketemeyeceği bir durumda bırakılmalı ve petrol kuyularına uluslararası şirketler sahip olmalıydı.

Kendi ülkesinde yabancı konumunda bırakılan ve eskiye dair ne varsa kötülenen, geçmişi unutturulan ve yeniden yazılan tarihle halklar insan  mühendisliğiyle devşiriliyordu. Ve kendine ait ne varsa kötü ve yanlış olduğu algısı beyinlere yerleştiriliyordu. Kendi kültürüne, kendi dinine, kendi ülkesine yabancılaştırılıyordu. Ne iyiyse Batı’ya aitti ve batı gibi olamadığımız için hep geri kalıyorduk. Kendi ülkesinde insanlar ötekileştiriliyor, kendi diline ve kendi dinine hızla yabancılaştırılıyordu. Toplum bizatihi yöneticiler tarafından kamplaştırılıyor ve herkes bir diğerine yabancı olarak kendi kompartımanında yolculuğa mahkum ediliyordu.

Cezayirli bir doktor hanımın övünerek ‘’Ben Arapça’yı üniversitede öğrendim‘’ cümlesindeki yabancılaştırılmayı ve kendi kültürüne ve kendine ait olandan duyduğu utancı gözler önüne sermesi açısından önemlidir. Fransa’nın Cezayir’de yaptığı katliamı da hatırlarsak bu devşirilmenin Cengiz Aytmatov romanındaki mankurtlaşmanın dile gelmesi olarak görürüz…

Maalesef belli güçler silahını satmak, petrole sahip olmak adına bu islam coğrafyasında ‘’Yeni düşmanına’’ karşı senaryoları ardı ardına sahneye koyuyor. Oyuncuları değişse bile hep aynı senaryoya mankurtlaştırılandırılanlar kanıyor.

16.yy’da kiliselerde başlayan Doğu neden bu kadar zengin ve ahlakı gelişmiş sorusuna aranan cevap 4 asır sürmüş, önce dili öğrenen sonra dini öğrenip hadis kitapları yazarak batı sadece topuyla - tüfeğiyle değil, dinimizi de kendi adına kullanabileceği bir formata getirmiştir.

İngilizler tarafından geliştirilen vahabizim, devrim adına bize ait tasavvufi değerlerimiz yok edilmiş ve yerine vahabizim örnekleri yerleştirilmeye, ayrılık tohumları ekilmeye başlanmıştır.

Somali’de Buko Haram, Afganistan’da Taliban ve IŞİD…bunların hepsi batılı labotaruvarlarda üretilen ürünler olup, masum halkın üzerine bomba yağdırmak, İslamı kötülemek üzere ortaya çıkan bir senaryonun parçasıdır.

Ve tam bu noktada IŞİD bizim sınırlarımızın yanı başındadır. Petrol kuyularına hakim olmuştur. IŞİD’e bu kadar kolay teslim olanların cephaneleri bile imha etmemesi soru işaretidir.

IŞİD bu bölgeye batının gelmesi için yeni bahanenin adıdır ve bizatihi Türkiye’yi hedeflemektedir.

İsrail’in Akdeniz’de Güney Kıbrıs’la ortak hareket etmesi ve G.Kıbrıs’ın görüşmelerden çekilmesi, PKK’nın silah bırakması ve sınır ötesine çekilmesi ile başlayan çözüm süreci ve IŞİD’e karşı Peşmerge kılıfında PKK’nın silahlandırılması, Kobani’de yaşananlar ve ülkemizde çözüm sürecinin akamete uğratılması, Nato’nun standart açıklaması ...TR’ye saldırı olursa Nato devreye girer ambalajı. Savaşın maliyetinin kara harekatı ile TR’nin üzerine yıkılmaya çalışılması.

Sonuç ; Pandora’nın kutusu açılmıştır. İçerisinde Sunni - Şii çatışması, bölgenin istikrarsızlaştırılması, petrolün ve enerji kaynaklarının sonsuz bir iştahla sömürülmesi, İslam’ın kötü gösterecek ne varsa sahnelenmesi - ABD’de ve dünyada islami uyanışın ve islama girenlerin önünün kesilmesi - Dünya dengelerinin batıdan doğuya kayışının önüne geçilmesi, mazlumun tek sahibi TR’nin yükselişinin durdurulmaya çalışılması vs vs ..

Devşirmeler  ve mankurtlar devrededir. Maalesef bu çalışmalar islam adına islami örgütlenmeler eliyle yapılmaktadır. Cemaatler yeni dönemde cemiyetlerin üzerini örterek koynunda hedefine götürmektedir. TR’de de Sünni iddiasındaki IŞİD’in önüne Şii bir örgüt çıkarılacaktır. Kargaşa çıkarıp, korku imparatorluğunu devam ettirmek isteyenler ölen gençlerin kanından beslenmekte, uyuşturucu ve silah ticaretinden kazandıklarını kaybetme endişesi taşımaktadır. Diğer taraftan her dönemde olduğu gibi ‘’Kürtlere devlet‘’ sözü vermiş büyük abiler yine her zaman olduğu gibi kürtleri ateşe atıp gideceklerdir. Kürt kardeşlerime ABD Silah sektörünün temsilcisi 3.Bush dönemine hazırlansa bile, baba ve oğul Bush’ların verdiği hiçbir sözü yerine getirmediklerini hatırlarda tutmalarını öneririm. Almanya’nın yeni Balkanlaştırma projesi ise tutmayacaktır.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Muhdi Yesevi 11 Ekim 2014
Allah, İttihat ve terakki zihniyetini hortlatan AKP belasından ülkemizi ve milletimizi korusun. Dinin,adaletin ve hazinenin içini boşaltan algı illüzyonistlerinden de Rabbim muhafaza buyursun...