Milletvekili Canan KALSIN
Milletvekili Canan KALSIN
Protesto ve Mitingler
17 Haziran 2013 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Son 18 gündür ülke ve dünya gündeminde ön planda gezi parkı eylemleri var. Batı basını tarafından yanlı olarak verilen haberlerle illaki bunu bir Türk baharı şekline dönüştürme gayreti var. Bu gayret içerisinde uydurma haber yapma, yalan yanlış twitter mesajları ve CNN İNT. yanlı tutumu yer alıyor.

Önce gezi parkı eylemi nereden başladı diye hatırlamak lazım. İlk başta gezi parkında yapılacak çalışmaları onaylamayan ve belli bir Parti ve ideolojisi taşımadan başlayan protesto eyleminde krizin iyi yönetilememesi ve polisin aşırı güç kullanımı ile ortaya çıkan bir zeminin sonrasında suistimal etme yarışının hızlanması ve belli çıkar çevrelerinin her darbenin arkasında örtülü dururken ilk defa kendisini bu kadar açık ortaya koyması deyim yerindeyse canını dişine takması ile gerginleşen ve belirsizleşen ortamın oluşması. Kendini bugüne kadar sistemin hakimi olarak gören kesimin ekonomik ve siyasi olarak zemin kaybetmesi , kendi yaşam alanlarına müdahale olarak gördükleri batı'da da sık sık örneklerin görüldüğü düzenlemelerin yapılması ile biriken öfkenin su üstüne çıkması ile toplum gerildi.

Bugüne kadar devlet eliyle zenginleşen, rekabete kapalı ve aslında yerli sermayenin gelişmesindeki en büyük engel olarak bulunan, tröstleşen ve erkini Anadolu aslanları olarak tabir edilen yerli sermaye ile paylaşmak istememesi gibi sepeplerle, eski refleksleri geri geldi. Yıkılan doğu bloğu ülkelerinde ve Rusya'da biriken sermaye olmadığı için nomenkulatalar ve oligarklar oluşarak bu sermaye birikimi sağlandı. Mafyalaşma başladı ve bugün bu mafyalar işadamı olarak serbest piyasa ekonomisine uyum sağladı. Bizde de cumhuriyetin kurulmasından sonra yıllarca savaşmış ülkemizde savaş zenginleri ve devlet eliyle belli imtiyazlar verilen kesim desteklenerek iş dünyası oluştu. Ama bu oluşan imtiyazlı iş dünyası, rekabete açık ve Türkiye'yi ileri taşıyacak çalışmalar yapmak yerine piyasada tek aktör olmayı, demonte - monte teknolojisi ve devletten aldığı büyük teşvikler ile devlete bağladığı göbek bağını hiçbir zaman kesmedi...

Bu sebeple kendisine rakip olabilecek yan sanayisini batırmaktan, krizlerde artı teşvik ve imtiyazlar almak için fabrikalara kilit vurmaktan ve işçi çıkarmaktan geri durmadılar. Hatta bu alışkanlıkla kriz yokken, kriz söylentisi - simulizasyonu - yapmaktan geri durmadılar. Bunun en bariz örneği 2008 yılında bütün dünyayı sarsan bankacılık krizinde kriz var söylemi ile işçi çıkaran, hükümetimizi IMF ile anlaşmaya zorlayan bu zihniyet, lehman & brothers'a kaptırdığı paraların alıştığı üzere devlet tarafından ödenmesi için elinden geleni yaptı. AK Parti iktidarına kadar ülkemizde neredeyse her 10 yılda bir darbeler ile sarsılması ve yerli sermayenin, küçük işletmelerin kan kaybetmesine, bu şirketlerin ise kendi yan sermayesini bilerek ve taammüden batırmasının önünü açarak rekabete kapalı bir sistem ortaya çıkarmaktaydı. darbe hazırlıklarının bizatihi içersinde bulunan bu yapı can havliyle hamlelerini ortaya koyuyor. çünkü hiçbir zaman yerli olmadılar, yerlileşmediler, devletten beslenen bir yapı olarak ortaya çıktılar ..Ve bunun ila nihaye devam edeceği senaryolar ortaya çıkardılar...

Bugün bu senaryolardan birini global ortakları ile sahnelenmesini izliyoruz. Darbelerden umudunu kesen, faizlerin düştüğü ve mayıs ayı içerisinde IMF'ye son borcun ödenmesi ile rekabete açık bir hale gelen piyasalarda, yerli sermayenin önüne bir engel olarak boylu boyunca dikilmektedir.

Aslında bu konuda 28 Şubat tamamıyla yapılan ekonomik darbedir ve bizde aile olarak bu konuda yıpratılmış bir aileyizdir. Kendi sermayesi ile gelişen, rekabet eden ve dünyadaki birçok yeniliği Türkiye'ye getiren yeşil sermaye olarak Oyak'tan ve malum sermayeden büyük bir yara almıştık ve bence 28 şubat bu yönüyle mutlaka ele alınmalıdır.

Gezi olayları ile başlayan gerilim ve kutuplaşmanın safları sıklaştırmak anlamında faydası olmakla beraber bu belli sermayenin istediği ortamı oluşturmaktadır. Merkez Bankası dolara 5 kez müdahale etmek zorunda kaldı.

Türkiye'nin baharı olarak yabancı ajanslara servis etme çabasında olanlar, AK Parti iktidarı ile alınan demokratikleşme kararları , 6.7.8. ve 9. reform paketlerinin ortaya çıkardığı özgürlük zemininde ileri demokrasilerde görülen protesto etme hakkını kullanmıştır. Bu hakkın kötüye kullanımı, yol kesme ve sokaklara düşülmesi tencere-tava sesleri ile bir yere varamayacağı açıktır. Bu sadece bu sermayenin istediği gibi at koşturabileceği bir zemini oluşturma çabasından başka bir şey değildir. Doğu bloğu ülkelerinde denenen renkli rejimler ile Türki Cumhuriyetlerde ortaya çıkarılan çalışmalar bu yönde yapılan ve esasen bu bölgeleri ''istikrarsızlaştırma'' çabalarıdır.

Daha önce name haber'de yazdığım gibi bu bir kaos ortamı yaratmaya yönelik çalışmalardır. Halkın twitter ve sosyal paylaşım siteleri üzerinden örgütlendiği, hareketin bir liderinin olmadığı senaryolar aynı senaryolardır...

Doğu bloğu ülkelerinde ve Türki Cumhuriyetlerde sahnelenen renkli rejimler turuncudan - maviye dönüşmüş ama o arada istikrar uzun süre sağlanamamıştır ve eski rejimler daha kuvvetli bir şekilde geri gelmişlerdir...

Sonuç olarak ; bir imparatorluğun ardılı olarak çok farklı kültür ve topluluklardan oluşan ülkemizde her zamankinden daha çok sağduyuya ve sağduyulu davranmaya ihtiyacımız var. Bu gerilim ortamının kimin işine yaradığı ortada. Mevki ve paye adına doğrulardan uzaklaşmayalım. Ayrıştırıcı değil birleştirici bir dil kullanalım. Şimdi her iki tarafın kendini aldatılmış hissettiği bu ortamda bu oyunu bozmanın tek yolu kucaklayıcı bir yaklaşımdan geçiyor. Gerilimlerden her iki tarafta da beslenenler var. Bu sebeple gerilimi tırmandırmak kendileri için fayda sağlasa bile ülkemiz için hayırlı sonuçlar ortaya çıkarmayacaktır. Allah korusun herhangi bir terslikte hayat boyu hiçbir bedel ödememiş , canı yanmamış ve ruhu incinmemiş kişiler ilk gemiden atlayacak olanlardır. Tarih hep bu örneklerle doludur....

Bu ülke hepimizin, 12 yılda aldığımız yolda herkesin emeği var. Eyüp'teki Ayşe teyze'den Sarıyer'deki Ahmet hoca'ya, saatlerce yol yürüyerek toplantılara katılan teşkilat mensubumuza kadar...Unutmayalım beraber yürüdük bu yollarda....Dün İstanbul Kazlıçeşme'de bir tarih yazıldı. İnsanlar akın akın çocuklarıyla, eşiyle düğüne gelir gibi coşkuyla geldi. Yapılacak daha çok işimiz var. Durmak yok yola devam...

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.