Milletvekili Canan KALSIN
Milletvekili Canan KALSIN
Tunus'tan sonra Mısır...
31 Aralık 2012 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Geçen hafta başladığımız köşe yazımızda Tunus konusunu ele almıştık. Bu hafta da ''Halk Ayaklanmasından'' etkilenen Mısır'ı, dünden - bugüne kıyaslamalı olarak değerlendireceğiz.

Tunus'ta başlayan olaylardan ilk etkilenen ülke konumunda olan Mısır'da yine işsizliği,gelir dağılımındaki adaletsizliği protesto etmek üzere Ahmet Haşım El Said'in kedini yakması ile isyan ateşi Mısır'a da sıçramış, düzenlenen ayaklanmalara ''Mısır'ın Firavunu'' Mübarek sadece 18 gün dayanmıştır. Tunus'tan farklı olarak mübarek yargı önüne çıkarılan ilk lider olmuştur. Yine Mısır'da ordu Tunus'ta olduğu gibi''siyaseti belirleyici güç''iddiasındadır. Mısır askeri birliklerin başında bulunan Tantavi Tunus'ta olduğu gibi halka ateş etmemiştir. Ordunun desteğini kaybeden eski bir asker olan Mübarek 1981 yılından beri yönettiği Mısır'ın yönetiminden çekilmek zorunda bırakılmıştır. Yine aynı Tunus'ta olduğu gibi demokrasi aygıt ve aktörlerine sahip olmayan Mısır'da eski yönetim yanlıları yer almıştır. Yine bu süreçte Mısır ordusu geçiş sürecini Tunus'ta olduğu gibi üstlenmiştir. Kaba bir tabirle görünüşte mevcut yapılar yıkıldığı izlenimi verilirken aynı yönetimin sağ kolları Ahmet Şefik gibi isimler yeni yönetimlerde yer alabilmişlerdir. Yine Tunus'ta olduğu gibi sosyal paylaşım ağları üzerinden haberleşen, biraraya gelen ve görünen bir liderinin olmadığı örgütlenmeler ile ortaya çıkmış olmasıdır. Siber bir devrimin 2. planı Mısır'da sahnelenmiştir. Yine Tunus'ta olduğu gibi yönetici elitin gelir paylaşımında tek başına hareket etmesi, halka yansıyan bir refahın olmayışı, gelir üçurumu ve artan işsizlik gibi ekonomik yönü de benzeştir. Artan yolsuzluk ve gizli işsizlik olarak tarif edilen neredeyse nufusun büyük bölümünün devlette görev aldığı, çok cüz'i ücretlerde iş sahibi ama aslında ''Gizli İşsiz'' olduğu bu sistem de rüşvet maalesef açık ve yaygın olarak her yerde... Mısır'a gittiyseniz gözünüzün önünde taksi şöförünün polise rüşvet verdiğine tanık olursunuz. Uzun süre kalırsanız bu örnekleri çoğaltmanız mümkün. Belediye ve imar hizmetlerinin neredeyse yok sayılabildiği Kahire'de ortalığın kirli hali, mezarlıklarda yaşayanları ile; Diğer tarafta El ezher üniversitesi ile islamın ve Arap'ların lideri rolündeki Mısır bir tezat oluşturmaktadır.Yine bölge lideri Mısır diğer taraftan Obama'nın seçildikten sonra ilk ziyaret ettiği ülkedir. Arap milliyetçiliğinin doğduğu ve yayıldığı bir kültür ve düşünce merkezidir aynı zamanda...
 
Müslüman kardeşlerin 1940'lı yıllardan beri ülkenin kaderinde hep var olması gibi... Müslüman kardeşler örgütü ilk başta Filistin meselesini sahiplenen ve İsrail'e, siyonizm'e ve ingiliz yönetimine karşı duruşu ile önemli bir aktördür Mısır'da. Bu anlamda da Nasır ile ilk başlarda iyi ilişkiler kurmuş, Arap birliğinin Filistin meselesine dikkatini çekmiş, ve Filistin topraklarının BM kararları ile bölünmesi,Filistin'de İsrail'li işgalcilere yerleşim yerlerinin açılmaması için çalışan, yönetim iddiası olmayan bir örgüt olarak ortaya çıkmıştır. 1950'lı yılların ilk başına kadarda FOM içersinde yönetcileri ve temsilcileri bulunmaktadır. Nasr'ın tek başına yönetimi ele geçirme hevesi ile Müslüman kardeşler üyeleri hapse atılmış,işkence görmüş ve 1966'da Müslüman Kardeşler üyesi ve entelijiyansının başı Seyyit Kutub'un asılması ile devam eden bir süreçtir. Yönetim askeri, diktatör ve yabancı etkisine açık hale geldikçe MK baskılarla karşılaşmıştır.
 
Arap milliyetçiliğini öne çıkaran, Nasır Suriye ile birleşerek 1958 -1961 arasında Birleşik Arap Cumhuriyeti'ni kurması ile Arap milliyetçiliği yaygınlaşmaya başlamış, 1967 israil savaşının kaybedilmesi, daha Mısır uçakları yerdeyken yerle bir edilmesi, Mısır topraklarının İsrail tarafından ele geçirilmesi Mısır'da sarkaç etkisi göstermiş bir üçtan diğer uca geçiş başlamıştır. Geçmişle bağlarını koparma, kimliksizleştirme politikaları ön plana çıkmıştır. Bu büyük kayıp ve travma, Arap milliyetçiliğine darbe vurmuş, 1969 yılında Enver Sedat'ın Kudus'u ziyareti ile Mısır'ın Arap milliyetçiliği merkezi olma iddiası ortadan kalkmış, Arap birliği ve İKO üyelikleri askıya alınmıştır. Asıl değişim Rusya yanlısı siyasetin diğer uca savrulması ile Enver Sedat döneminden bugüne ABD'nin Mısır'a 1.3 Milyar yıllık yardımları ile bugün çarklarını döndürmeye çalışan bir ülke olarak yeniden hatırlanmış ve Ortadoğunun ve Arapların Liderliği iddiasında olması ile şaşırtıcıdır.Filistin meselesinin belirleyici rol olduğu Ortadoğu'da daha bir kaç sene önce insani yardımların Filistin'e ulaşmasını engelleyen ve kapıyı açmayan bir Mısır var. Mısır; Arap milliyetçiliği argümanı ile İran devriminin ortadoğu'ya ihracının önüne konan, bu anlamda Suudi Arabistan tarafından desteklenen, Bugüne kadar Mübarek liderliğinde Mısır Arap ülkelerine etki etmesi istendiğinde yardımları arttırılan artık İsrail için bir tehditten öte müttefik görünümü vermektedir. Şimdi yine MK ılımlı politikaları ile ön plana çıktığı; halktan destek aldığı bir dönemde; Selefilerin, vahabilerin ve MK aynı potada gösterilmek istenmesi sebepsiz değildir. Bizde olduğu gibi doğu'yu batı kaynaklarında okuyan ''sözde aydınları'' ordu ile diğer STK'lar üstünden direnmeye devam etmektedir. Çünkü sistem içinde yuvalanan ve menfaat birlikleri ile kötülük voltranı oluşturan menfaat çeteleri yönetimi bırakmak istememektedir.
 
Camii minaresinden askere ateş edilmesi, kimliği bilinmeyen katillerce öldürülen siviller bizdeki Danıştay baskını ve Taksim'deki kanlı 1 Mayıs olaylarını hatırlatmaktadır. Ve yine adrese teslim projelerdir...
 
Kısa sürede 4 seçim geçiren Mısır'da en son yapılan Anayasa referandumuna katılım % 30'lar civarındadır, muhalefet, laik ve askeri kanat seçimleri Anayasa mahkemesine götüreceğini söylemekte ve iptal ettirmeye çalışmaktadır. Yeni anayasa % 60'larda evet denmesi sorunu çözmemiştir.
 
Bu durum biz de Askeri rejim tarafından yapılan 1982 Anayasının yapılamayacağı, kurucu meclis gerektiğini söyleyen Baykal'ın söylemi ile alınan her kararda Anayasa Mahkemesini yol yapan bizim çapsız muhalefetimize benzemiyor mu?
 
Sonuç olarak; Mısır iki kıtaya yayılan toprakları ile de bize benzemektedir. Bu dönemeçte iç karışıklar ve yoran gündemi ile enerjisini günlük meselelere yoğunlaşarak geçireği diğer taraftan artan işsizlik, demokrasi talebi ve istikrar beklentisi var...
 
Seçimler bitecek ama tartışmalar bitmeyecek... Bizde de yakın zamana kadar Muhalefet seçimleri bir daha ki seçimlere kadar tartışma konusu yaparak gündemi işgal etmez miydi?
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
sukru altay 3 Ocak 2013
mursi ile yukselen mısır gelecekte;arap halkları arasında yeni bir trend olacak dusuncesındeyım.ziraa modernizasyon mezhadı altında mursi'nin yapılanmaları türkiyedekine benziyor.mısır tek bır halktan ıbaret ama dini önplanda tutan bir yapıya sahıp.burada da mezhepler önculugunde dini korumak adı altında yapılan ph'lar sayesinde reformlar daha akıcı ve daha cabuk gerçeklestırılebılıyor.mursinin su ankı yaptırımları tıpkı türkiyedekine benziyor ama daha baskıcı ve hızlandırılmıs vazıyette.israıl dusmanı gorunen mısırın aslında oyle bır amacı olmadığı yaygaracı tutumu olmasından dolayı kazancını ıkıye katladıgı gorulebılır.gelecegın arap dunyasının modern ulkesı olarak gosterılecek bır mısırı ınsaa edılmektedır ki bu da turkıye acısından ıyı bır gelısme.olusabılecek bır ıslam bırlıgınde bölgede mısırla turkıyenın başı çekmesi muhtemeldır.ziraa boyle bır yapılanmaya abd nın hem siyası hemde maddi anlamda destegı buyuk olacaktır dusuncesındeyım