Metin KÜLÜNK
Metin KÜLÜNK
Yersiz, gereksiz, anlamsız tartışmalarla kaybedecek bir saniyemiz dahi yok!
27 Kasım 2017 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Ümitvar olmamız gerekirken, maalesef sürekli kötümserlik yüklüyoruz dünyamıza.
 
Oysa çok şanslıyız; her şey dijital dönüşüm üzerinden çok açık hâle geldi.
 
Görüyoruz, tespit ediyoruz ve artık “Kol kırılır, yen içinde kalır” demiyoruz.
 
Çünkü herkes muhabir, herkes yazar, herkes fotoğrafçı…
 
Bu bir büyük güç!
 
Gördüğümüz iyileri ve kötüleri tereddütsüzce paylaşıyoruz.
 
Böyle büyük bir gücün yani demokratik toplumlarda katılımcıların en güçlü oldukları bir zaman diliminin içindeyiz.
 
Öyle bir güç ki, kimi zaman bütün meseleler, konuşulması gereken mecranın dışında dahi artık açık seçik konuşulabiliyor.
 
Ve bu düzeydeki birey, ilk kez dijital dönüşüm üzerinden kendi gücünü de en yüksek seviyede hissediyor, hissettiriyor.
 
Elbette bu seviye, bir Brejnev sendromuna düşmeye, Pollyannacılık oynamaya sebep olmamalıdır.
 
Kötümserlik ya da psikolojik anlamdaki hiçbir çöküntü, hayatımızın merkezinde yer almamalıdır. 
 
Son dönemde, çok büyük işlerde muvaffak olmuş AK Parti Hareketi içerisinde olup biten her hâdise, tüm manzaraya kötümser bakma noktasına sahip bir psikolojik eşiği dalga dalga yaymak konusunda çıkış malzemesi hâline getiriliyor.
 
Şüphesiz aksaklıklar mevcut veya bazı şeyler eksik kalabiliyor olabilir; ama biz, büyük bir gücüz!
 
Bütün eksiklik ve aksaklıkları çok kısa zaman aralıklarında dönüştürebilme kabiliyetine sahibiz.
 
Üstelik büyük bir devrimi başarmış ve Türkiye’yi 21’inci yüzyıla hazırlamayı gaye edinmiş dev bir hareketin mensupları olarak kararlılıkla yürüdüğümüz için ifade etmeliyim ki, “iyimser” olacağız!
 
Ve 2019’da üç seçimi birden almaya, hem de bu başarıyı “yüzde 60 artı 1” bandı ve üzerinde konuşmaya inanacağız!
 
“Yüzde 50 artı 1” değil, “60 artı 1”…
 
Bunu başaracak gücümüz var!
 
Türkiye’de AK Parti’yi zorlayacak bir muhalefet tutarlılığı yoktur.
 
Gündemde AK Parti Hareketi’ne dair ortaya atılan konu başlıklarının sebebi, AK Parti’nin kendi kendisiyle rekabet etmesinden kaynaklanıyor. 
 
Bu mânâda AK Parti’nin rakibi, yine kendisi!
 
Zira AK Parti kadroları, bu memleketi daha mutlu, daha müreffeh, daha güvenli ve daha huzurlu hâle getirme konusunda birbiriyle yarışıyor.
 
Hâlihazırda yer bulan muhalif cenah, AK Parti’yi aşmayı bırakalım, düşünsel perspektifte zorlayacak potansiyelde dahi işaretler verememektedir.
 
AK Parti Hareketi’nin güçlü kadroları, ülkeye hizmet adına belirlenen gündem maddelerinin çözümlerini, konu eşiği Sayın Cumhurbaşkanımıza erişmeden bulabilmek için mevcutturlar.
 
Bu mânâda AK Parti, bir istişare hareketidir; parlamento grubu, teşkilâtları ve de demokrasinin en önemli itici gücü olan sivil toplum kuruluşları, tüm karar süreçlerinde dün olduğu gibi bugün de en güçlü desteği vermektedir bu dev harekete.
 
Milleti doğrudan dinleyen bir lider olarak tanınıp benimsenen Sayın Cumhurbaşkanımız, kurucusu ve lideri olduğu partinin mensuplarının attıkları adımların sonuçlarına dahi hiç tereddüt etmeden yine milletten yana tavır koyması, herhangi bir konunun çözümü hususunda Türkiye’nin alışkın olmadığı bir fotoğraftır.
 
Bu, Türkiye demokrasisi için son derece kıymetlidir!
 
Ancak küresel ölçekte bir kıskaç operasyonu içinde bulunduğumuzu, bu dönemde hem ülke enerjisini, hem de Sayın Cumhurbaşkanımızın enerjisini yersiz ve gereksiz konulara harcamak anlamsızdır.
 
Bu hususta son derece dikkatli olmak ve seri geçiş ve üretim mekanizmasını her şartta daha güçlü şekilde kullanmak mecburiyetindeyiz.
 
Attığımız her adımda, 2019 öncesinde küresel güçlerin içeride AK Parti’ye karşı kirli algı operasyonları yapma ihtimâllerine karşı “Acaba bir mazeret, bir bahane, bir çıkış noktası bulabilirler mi?” şeklindeki soruyu kendi kendimize sorup cevaplarımızı tekrar ve tekrar gözden geçirdikten sonra son noktayı koymalıyız.
 
Bütün bu aşamalardan geçtikten sonra dahi milletin beklentilerini karşılamayan bir sonuç varsa şayet, milletin yanında duran Liderimize bakıp pozisyon almalıyız.
 
Bu, bizim büyük gücümüz!
 
Yersiz, gereksiz, anlamsız tartışmalarla kaybedecek bir saniyemiz dahi yok!
 
Her saniye millet odaklı düşünerek, istişare ve ikna kanallarını kullanarak, paylaşma ve uzlaşma esasına dayalı açık iktidar modelimizi bugüne kadar nasıl getirdiysek, bundan sonra da devam ettirmeliyiz.
 
İşte bu düşüncenin matematik kodudur “60+1”!
 
***
 
@mkulunk: “17/25 Aralık senaryosunu ABD’de sahneye sürenler unutmasınlar ki, bu kirli oyununuz, tıpkı ilk versiyonunda olduğu gibi sizi hüsrana uğratacaktır! Bağımsızlığımız ve devletimizin bekasına kastedenlere ve Türkiye’yi Erdoğan’sız hayâl edenlere 15 Temmuz’u hatırlatıyoruz!”
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.