Metin KÜLÜNK
Metin KÜLÜNK
Türkiye, FETÖ kanserini yenecek ve sağlıklı bir bünye ile gelecek hedeflerine yürüyecek
3 Temmuz 2017 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Türkiye çok darbe gördü. Milletimiz yıllarca birçok demokrasi dışı yaptırımlara ve muamelelere maruz kaldı. Toplumun farklı kesimleri, Cumhuriyet tarihi boyunca karşı karşıya getirilerek darbe ortamı oluşturuldu ve sonu ekonomik krizlerle biten acı, kan ve gözyaşı dolu darbe süreçleri yaşandı. Ancak hiçbirisi 15 Temmuz 2016’daki işgal girişimi kadar ihanet dolu, acımasızlık dolu ve açıktan Batı destekli olmadı.
 
Temmuz ihaneti, geçmişteki ihanet ve darbelere nazaran çok daha komplike bir yapı tarafından tasarlanmış ve en önemlisi, diğer darbelerde olduğu gibi bir kesime yönelik açıktan açığa değil, bizzat ‘mağdur’, ‘inançlı’, ‘sivil’ görünümlüler tarafından yapılmıştır. Temmuz ihanetinin bir diğer özelliği de bu hain kalkışmayı planlayanların, bundan önceki darbeleri yıllarca eleştirmesi ve darbelere karşı duruşlarıyla birçok muhafazakâr ve liberalin gözünde kazandıkları ‘ayrıcalıklı saygıdır’.
 
Temmuz ihanetini sadece bir geceyle sınırlamak mümkün değildir. Öncesi ve sonrasıyla, dünü ve bugünü ile FETÖ ihaneti bir süreçtir ve bunlar memur gibi ihanet mesaileri yapmaktadırlar. İyi organize olmuş, kendisini yıllarca gizlemiş ve küresel hegemonyaların övgüsünü kazanarak onlara maşalık, taşeronluk yapmış olan FETÖ zihniyetini anlamak için “Savaşta her yol mubahtır” mantığını kavramak gerekir.
 
Türk milleti büyük bir cesaret ve feraset ile 15 Temmuz gecesinde Türkiye’yi taşeron örgüt FETÖ ve onun sahibi olan küresel hegemonyalara teslim etmemiştir. Bu noktada tarihe geçecek bir kahramanlık sergilemiştir. Buna rağmen 15 Temmuz ihanetinin öncesi ve sonrası ile birlikte hâlâ bitmediğini ve sürdüğünü söylemek gerekir. Çünkü çok gizliler, kriptolar, hâlâ içimizdeler. Bizim gibi giyinip bizim gibi konuşuyorlar.
 
15 Temmuz’da buzdağının sadece askeri ayağını gördük. Oysa FETÖ, varlığını üç şey üzerinden oluşturan derinlemesine bir yapıdır. Ekonomi, siyaset ve bürokrasi FETÖ’nün üç uzmanlık alanıdır. Bunların her birine ayrı ayrı hükmetmek için farklı politikalar izlemiştir. Bürokrasi ayağı ile 15 Temmuz öncesi birçok darbe denemesi yapmışlardır. MİT TIR’ları krizi, 17 / 25 Aralık operasyonları bunlara verilebilecek önemli iki örnektir. Ekonomik darbe içinse kur üzerinden yapılan spekülasyonlar ve Gezi Parkı olayları sürecinde FETÖ tarafından desteklenen ancak toplumda karşılık bulamamış olan “Tüketmeyin” çağrıları birer örnektir. FETÖ, bürokrasi ve ekonomik tetikçilik ile başarmaya çalıştığı hükumeti devirme işini, 2016 Temmuz’una kadar bu şekilde halletmeye çalıştı. Ancak buradan bir sonuç alınamayacağı ortaya çıktı. Türkiye’nin özellikle Suriye meselesindeki küresel oyunu bozan çıkışları ve teröre karşı verdiği yoğun mücadele içerisinde olduğu bir süreçte FETÖ, askeriyenin içindeki yapılanmasını harekete geçirerek Cumhuriyet tarihinin en büyük ihanetine imza attı. Türkiye’yi, millet ve devleti kalbinden hançerlemeye kalktı.
 
15 Temmuz işgal girişiminin yıldönümüne yaklaştığımız günlerde, Türkiye’yi yeniden bir kaosa sokmak ve devleti işlemez hale getirmek için FETÖ ve FETÖ’nün ittifak kurduğu tüm unsurlar eşgüdümlü bir hareket haline geçmişlerdir. Bugün, ‘Adalet Yürüyüşü’ adı altında halkı sokağa inmesi için tahrik eden eylemler yapılmaktadır. Dolayısıyla 15 Temmuz işgal girişimi bitmemiştir, devam etmektedir. FETÖ bu anlamda, saniyeler içerisinde elbise değiştirebilen sihirbazlar gibidir. Gezi’de nasıl kripto bir rol üstlenmişlerse, bugün de muhakkak 15 Temmuz işgal girişimini sürdürmek adına Türkiye’de her eylemin içindedirler.
 
İşin özü, 15 Temmuz bir geceden ibaret değil, 15 Temmuz 40 yıllık ihanetin pik yaptığı gecedir. FETÖ’nün Avrupa’daki ve ABD’deki sahiplerinin telaşı ve yoğun bir şekilde Türkiye’ye ve Erdoğan’a saldırmalarının nedeni budur. Çünkü FETÖ uluslararası güçler tarafından sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada taşeron olarak kullanılmak üzere organize edilmiş, eğitilmiş ve sahaya sürülmüş bir örgüttür. Dolayısıyla böyle büyük bir yatırımı yok etmeye yönelik Türkiye’nin attığı cesur adımlar karşılıksız kalmıyor. Türkiye’de terörle mücadele kapsamında FETÖ operasyonlarında mesafe kat edilmeye başlandığı anda ya ABD’den ya da Avrupa’dan birileri çıkıp Türkiye’yi ve Erdoğan’ı tehdit ediyor. Çok açık bir gerçektir bu.
 
Temmuz ihanetinin anatomisi incelenirse, yapının zaman ve mekân bağlamında ne kadar komplike ve ulusötesi olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye böyle bir örgütle mücadele ederken işimiz kolay görünmüyor. Siyaseti, ekonomisi ve militanıyla tamamen yabancı örgütler ve istihbaratlar tarafından kontrol edilen, ‘yerelleştirilmiş’, ‘bizdenleştirilmiş’ ve asli suretini gizlemiş bir örgütle mücadele edilirken elbette büyük bir sabır ve feraset gerekiyor.
 
Umuyorum ki Türkiye, önümüzdeki süreçte genelde terör, özelde ise FETÖ kanserini yenecek ve sağlıklı bir bünye ile gelecek hedeflerine yürüyecektir. Bunun için devlet ve millet birlikteliğini muhafaza etmek, toplumu birbirine düşürmek için ne sosyal medyada ne de sokakta hiçbir tahrikin muhatabı olmamak gerekir. Devlet aklı işlemektedir. 15 Temmuz ihanetini fiziksel olarak çökertmek önemlidir ancak daha önemlisi, 15 Temmuz ihanetinin motivasyonunu ve zihniyetini çökertmektir.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.