Kubilay AKTAŞ
Kubilay AKTAŞ
Yol ve Yolcu
29 Temmuz 2020 Çarşamba / namehaber@namehaber.com - Tüm Yazılar
Hz.Muhammed (a.s.) “İlim anlayış iledir.” der. Kendin olan nefsini bilmek, anlayış gerektirir. Anlaşılacak olan dışsal bilinçtir. Anlayan ve deneyimleyen ise içsel bilinçtir, ilimdir. Nefsini bilen ruhundur. Kim ki ruhu fark eder, işte o artık şuurludur. Hz. İnsan‘dır. Kıldan incedir, kılıçtan keskindir, köprüden geçen onlardır.
 
Peki, kıldan ince, kılıçtan keskin olan bu Sırat Köprüsü’nden nasıl geçeceğim? Yükselen parlar ve aydınlatır. Alçalan ise karanlık hissi doğurur. Gerçekte ikisi de aynı dansın devamıdırlar. Bulunduğu mertebeye/gözlemciye göre gözlemlenen; şekil alır. Gerçekte yükselen ve alçalan yoktur. Sen gidenlerin ve gelenlerin, doğanların ve ölenlerin ötesinde Lam Elif dansını izleyensin. Elif’ten Lam’a, Lam’dan tekrar Elif’’e; yokluktan varlığa, varlıktan yokluğa… Şekilsizden şekle, şekilden şekilsize… Başlangıçtan sona, sondan başlangıca… Doğmamış ve doğrulmamış olan hiçbir şeklin, isim ve sıfatın olmadığı başladığı yere geri dönen bir yolcusunuz. Hepsi bu…
 
Hz. İnsan bilinenin değil; bilenin hakikatine uyandığı için bilinen onun avuçları içindedir. Meyvenin çekirdeğine ulaşıp nice nice tohumları yetiştiren bir çiftçidir o. Meyvedeki çekirdeğin farkına varan, tohumun tüm mertebelerinden sıçrar ve çiftçi olur. İnsan meyvesi, kendi potansiyelini inşa için ilahî bir niyet ile dünya tarlasına ekilmiş bir tohumdur. Hâk tohumu ağaç olacak evrenin ve evren ise insan olacak meyvenin mertebeleridir. Meyvede içindeki çekirdek ile şuur hazretliğini keşfeden, nice varlık ağaçlarını yeşertir ve Hz. İnsan olur. Bu şuur, Muhammedî şuurdur.  
 
Şuur, varlığının şahidi olarak varoluşa hayret etmek, hayran olmak, aşık olmak ve bütün olmaktır. Tohumdan, meyveye olan süreçleri bilen çiftçi her durumdan razıdır ve şuurun getirdiği hikmet ve şefkatle iş görür. Kendini bilme, memnuniyetle hikmetinde şefkat ve daimi şükür ile eylemde bulunmaktır.
 
İnsanın miracı ve varlık seviyesi
 
İnsanın varlık seviyesi beden zihin yapısına sıkışmış durumdadır. Hz İsa, “Cehennem diş gıcırtılarının olduğu yerdir.” der. Bu sıkışmışlık tüm varlığı cehennem olarak gösterir; çünkü bulunduğunuz seviyeden gördüğünüz odur. 
 
Peki, aslında öyle mi? İnsanın içsel tutumu, yani varlık seviyesi değişmediği sürece tüm yaşamı aynı kalacak, olaylar ve durumlar kendini tekrar edecek, temel sorun değişmeyecektir. Hakikatinde tek sorun vardır: Kendini hatırlamamak ve bilmemek.
 
Varlık seviyenizin yükselmesi, kendi içinizde katettiğiniz mesafedir. İlerledikçe anlar, anladıkça yükselirsiniz.
 
Yaşadığınız bu içsel miraç, var olan her şeyin aslına rucûda (kendi miracında) olduğu anlayışını doğurur. Tohumun miracı meyve vermesidir. Tırtılın miracı kelebek olmasıdır. İnsanın miracı ise kendini bilmesi (hakkı bilmesi) ve uyanmasıdır. 
 
Miraç, farklı varlık seviyesindeki bilinç nefis durumlarını bize işaret eden seyirdir. En alt mertebe olan çokluk dünyası, zamana ve mekâna bağlı bilinç ile en üst mertebede, şimdinin sonsuzluğunda kendine uyanmanın etaplarıdır ve nihayeti Cemalullahtır (kendini bilmek, uyanmak). İnsan kendinde bileni fark etmekle tamamlanır ve sükûn ancak o zaman gerçekleşir.
 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.