Kubilay AKTAŞ
Kubilay AKTAŞ
İrade nedir, kulun iradesi var mıdır ?
6 Mayıs 2020 Çarşamba / namehaber@namehaber.com - Tüm Yazılar
Kur'ân açısından "İrade"nin incelenmesi. 
 
Hep tartışılır, külli irade vardır, cüzi irade vardır, diye.
 
Külli irade Allah'a, cüzi irade de bize aittir, denir.
 
Peki gerçekten böyle midir?
 
Yâ-Sîn Sûresi 82: İnnemâ emruhû izâ erâde şeyen en yekûle lehu kun fe yekûn
 
Meâli: Bütün varlıkta sadece işleyen O’dur. O bir şeye irade ettiği zaman, ona ol der, böylece olur.
 
İrade Allah’a mı aittir, kula mı aittir, yoksa hem Allah’ın hem de kulun iradesi var mıdır? 
Kulun iradesi olabilir mi?
 
Allah’a ait olan sıfatlardan birini ya da birkaçını ya da hepsini kendimize isnat etmemiz doğru mudur?
 
Önce İrade nedir, kül nedir cüz nedir, bunları inceleyelim.
 
İrade: Arapça "rwd" kökünden gediği düşünülür. İrādat إرادة "istek, istenç, yaratmadaki istek, yapabilme gücü, av peşinde dolaşma, arama, murâd etmek, salıvermek" gibi anlamlara geldiği yazılı kayıtlarda vardır.
 
Kur’ân’ı incelediğimiz de ise İrade; Yâ-Sîn Sûresi 82 de “Ol” emriyle başlayan yaratılışta ki Allah'a ait isteğin, adıdır.
 
Kül: Bütün, tümü kapsayan, beden, 
Cüz: Parça, bütünün içindeki parçacıklar, hücreler, 
 
Eğer bedene, kül dersek, hücreler cüz olur,
Eğer hücrelere, kül dersek, hücre içindeki organeller( ribozom, lizozom, golgi cisimciği, endoplazmik retikulum vs) cüz olur.
 
Eğer organellere kül dersek, organeller içindeki alt parcacıklara cüz deriz. 
Bunu atomlara ve atom altı parçacıklara kadar uzatabiliriz. 
Yani Kül: Bütün ve bütüne ait sistemi içinde barındıran anlamındadır.
Cüz: Parçaya ait, küle ait sistemin içindeki sistem...
Bu Kâinat külse, her varlık cüzdür.
İnsan bedeni külse, her hücre cüzdür.
Her hücre cüzse, her hücrenin içinde ki hücrecikler cüzdür.
 
İşte ama cüzde olsun ama külde varoluş iradesi Allah'a aittir.
Yani parçayı da, bütünü de yaratmadaki istek Allah'a aittir. 
Bizler zerre kadar bir şey yaratamadığımız için bizim irademiz olmaz. 
 
Yâ-Sîn Sûresi 82.ayet bize bunu çok güzel açıklamış..
 
Allah'ın iradesinin tecellisi“Ol” emridir.
Bir şeyin yaratılışı"Ol" emriyle başlar,
İşte bu emrin içindeki istek "İrade" dir. 
Ve bu Allah'a aittir.
Kul zerre kadar bir şey yaratamaz, yaratmada irade sahibi olamaz.
 
Bir tohum düşünelim, tohumun içindeki ağaç olma isteği Allah'a aittir.
Tohumun içinde "Ol"emri tecelli ettiği zaman, tohumun içinde bir hareketlenme ve toprağa bir filiz verme süreciyle başlayan ağaçlanma, meyvelenme süreci devam eder gider. İşte bu varoluş Allah'a ait olan iradenin tezahürüdür. 
 
Allah’ın varlığı yaratmadaki sıfatları vardır. Allah, varlığı kendine ait olan sıfatlarla yaratır.
Allah'a ait sıfatlardan biri" İrade" dir.
 
Allah'a ait sıfatlar: "Hayat, ilim, İrade, Kudret, Sem'i, Bâsar, Kelâm,Tekvin" diye bilinir. 
Varoluş bu sıfatlarla ilgilidir.
 
Ve bu sıfatların sahibi Allah'tır. 
Ve tüm bu kâinat bu sıfatlarla yaratılmıştır.
 
İşte yaratılıştaki sıfatlardan biri olan"İrade" var edilmede ki takdirdir, istektir de diyebiliriz, ama istek kelimesi Allah’ın ûlviyetine çok uygun gelmiyor.
 
Çünkü Allah’ın “Samed” ismi yani hiçbir şeye muhtaç olmaması vardır.
İstek dersek, istek de muhtaçlık algısı vardır.
 
Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir.
Varoluştaki takdir, istek, murâd, Allah’a aittir. 
 
Yani bir tohumun içinden ağaç olma isteğini bizler oluşturamayız. 
 
Bizler zerre kadar bir şey yaratamadığımız için"İrade" bize ait olamaz.
Kül deki de, Cüz deki de varoluş Allah'a aittir.
 
Yani bir hücreyi de yaratan, bir bedeni de yaratan Allah'tır ve burada ki "Ol" emri Allah'a aittir.
 
Bizler ne bir hücreyi, ne de hücrenin içindeki sistemi, ne de bedeni yaratma isteğine, gücüne sahip değiliz.
 
Kulun; akıl etmesi, düşünmesi, istekleri, karar verme yeteneği, keşfetmesi, şuuru, tercihleri, tefekkürü, hakk ile batılı ayırma muhakemesi vardır.
 
Bunlar kula bahşedilen yeteneklerdir.
Kul bunları yok sayamaz.
Kulun istekleri kendi yaşantısı ile ilgilidir. Hayvani bedenin ihtiyaçları ile ilgilidir.
Kulun, yani bizlerin; istekleri "مَن يَشَاء ...men yeşâu, isteyen kimse" Kur'ânda, "Yeşa" kelimesi vardır. 
 
Bu kula ait istektir. 
Kula ait istek “Yeşa” kelimesiyle. 
Allah’a ait istek ise “İrade”kelimesiyle belirtilmiştir. 
 
Yâ-Sîn Sûresi 82: İnnemâ emruhû izâ erâde şeyen en yekûle lehu kun fe yekûn
 
Meâli: Bütün varlıkta sadece işleyen O’dur. O bir şeye irade ettiği zaman, ona ol der, böylece olur.
 
İsra Sûresi 16: أَرَدْنَا....Ered na...İrademiz
En'âm Sûresi 125: مَن يُرِد....Men yurid....kim isterse
Bakara Sûresi 185: يُرِيدُ اللّهُ .....yuridu Allah...Allah irade eder
Ahzâb Sûresi 17: İn erada: Eğer, şayet, isteme, uğrama, gelme, başa gelen, 
Mümin Sûresi 31: وَمَا اللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًا لِّلْعِبَادِ...ve ma Allâh yurîdu zulmen lil ibâd ....Allah kulları için kötülüğü irade eden değildir. 
Rad Sûresi 11: أَرَادَ اللّهُ .......erâde Allâh.....Allah irade edendir. 
 
Meâli 11- Önlerinde ve arkalarında var olan O gücü anlamak için bakanlar, işleyişin Allah’a ait olduğunu anlayanlar, hakikatlerle korunurlar. Muhakkak ki bir kavim; Allah’ın hakikatlerini anlamada bir değişim içinde olmazsa, hatta onlar bu hakikatlerle kendilerini geliştiremezlerse ve iradenin Allah’a ait olduğunu bilemezlerse, kötülüklerde olan bir kavim olurlar. Bundan sonra onların hayırla bir ilgisi olmaz ve onlar O’nun dostluğunu da anlayacak değillerdir
 
Kehf Sûresi 29: َمَن شَاء ....men şâe.....kim isterse
İbrâhîm Sûresi 4: مَن يَشَاء ...men yeşâu .....isteyen kimse
......fe yudillullâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâ.... 
 
Meâli: ...... Bundan sonra isteyen kimse, Allah’ın hakikatlerinden kendi dalaletine sapar ve isteyen kimse de hakikatlere yol bulur
 
Mekke'li müşriklerde irade konusunda, irade Allah'a aittir, kulun iradesi olamaz, derlerdi.
Onlarda iradeyi bedensel istekler olarak düşünürler, atalarından öğrendikleri gibi savunurlardı.
 
"Açları isteseydi Allah faydalandırırdı, doyururdu", deyip onlara yardım edilsin diyenlere karşı çıkarlardı.
 
"Allah'ın istememiş ben de isteyemem" derler ve "Allah'ın iradesine karşı çıkamayız" derlerdi. 
 
Hatta farklı yorum yapanları da sapık ilan derlerdi. 
 
Yâ-Sîn Sûresi 47:..... Biz mi faydalandıralım, eğer Allah isterse o kimseleri faydalandırır, sizler ancak apaçık bir dalalet içindesiniz, derler. 
 
En’âm Sûresi 148- Ortak koşan kimseler derler ki: Eğer Allah isteseydi, biz ve atalarımız ortak koşanlardan olmazdık…..
 
Görüldüğü gibi, müşrikler iman mevzusunu bile Allah'ın iradesine bağlarlardı.
Allah isteseydi bize hidayet ederdi, derlerdi. 
 
Kur’ân bu doğru olmayan anlayışları örnek olarak verir.
 
Bunlar hep müşriklerin, irade konusundaki anlayışlarıdır, yorumlarıdır.
Oysa Kur'ân'ı dikkatlice inceleyip, düşündüğümüzde anlıyoruz ki, irade Allah'ın varlığı yaratmada ki, yalnız O'na mahsus olan tecellisidir. 
Kul bir şey yaratamayacağı için kulun iradesi olmaz.
Kül boyutunu cüz boyutunu da bizzat yaratan Allah'tır.
Yani zerreyi de bütünü de yaratmada ki irade Allah'a aittir.
 
Yani vücudumuzda ki hücrenin de, bedenin de yaratılmasındaki irade Allah'a aittir. 
Kur’ân’ı dikkatlice incelediğimizde:
 
Kula ait istek “Yeşa” kelimesiyle. Allah’a ait istek “İrade”kelimesiyle belirtilmiştir. 
Bizde irade kelimesini buna göre düşünmeliyiz, buna göre yorumlamalıyız.
Kur'ân'ın çok dikkatlice incelediğimizde ve varlıktaki Allah'a ait olan sıfatları her birini dikkatlice tefekkür ettiğimizde anlıyoruz ki"İrade" Allah'a ait bir sıfattır. 
 
Cüzü de Külü de yani parçayı da bütünü de yaratan Allah'tır ve buradaki yaratma istek de Allah'a aittir.
 
Bizlere tercih etme hakları, seçme hakları, neyi yapıp yapmamada karar verme hakları bahşedilmiştir.
 
Bizler zerre kadar bir şeyi yaratma hakkına sahip değiliz ve irade sahibi değiliz.
Yani bir tohumdan filiz verme isteği bize ait değildir. 
İşte cüz deki de kül deki de irade Allah'a aittir. 
 
Yani parçanın da bütünün de yaratılmasındaki irade Allah'a aittir.
Kulun iradesi olamaz, çünkü kul bir şey yaratamaz.
Kulun ancak, ona verilen akılla, firâsetle; tercih etme hakları, seçme hakları, neyi yapıp yapmama hakları, hakk ile batılı ayırt etme hakları vardır. 
Allah'a ait olan bir niteliği kendimize nispet etmenin adı müşrikliktir.
 
İnşallah iradeyi layıkıyla anlarız ve varoluştaki iradeyi çok iyi tefekkür ederiz.
 
KUBİLAY AKTAŞ - NAME HABER
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.