Kubilay AKTAŞ
Kubilay AKTAŞ
Taliplisine
19 Nisan 2020 Pazar / namehaber@namehaber.com - Tüm Yazılar
  Allah her şeye vekil değil mi? Amenna! Öz'ü öz'e bağlayalım... İlim ile, irfan ile, ahlak ile gitmeyenin, Hz Muhammed'e tam bağlanmayanın yolu, "Ehl-i Beyt" olmayanın yolu çetindir... Ali'den murat ilimdir. İlim kendini bilmektir. Bunun ilk şartı, önce "kendini affetmek"tir. Geçmişin geçmiş olduğunu bilmektir...Affedersin, töbe edersin. Tövbe içeriye yönelmektir; içe dönmektir. Kendini bilmedin münkirlik yaptın. Şimdi dönn bundan! Nasıl dönersin? Her şeyin Hakk'tan geldiğini bilerek, affederek...
  
  Affetmek; o kişiyi sevmek değildir.
  Affetmek için o kişi illle konuşmak zorunda değilsin.
  Affetmek; o kişi ile ilişkini sürdürmek değildir. 
  Affetmek; o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değildir.
  Affetmek; o kişiyi kucaklamak değildir.
  Affetmek; o kişiyi sucsuz bulmak değildir. 
  Affetmek; o kişiyi haklı bulmak değildir.
  Affetmek; o kişin verdiği zararları ortadan kalldırmak için çaba göstermek değildir.
  Affetmek; kırgınlığın, kızgınlığın ve nefretin hapisanesinden özgürlüğe çıkmaktır.
  Affetmek; "acıdan özgürleşmek"tir.
 
  İçinde tutma, bırak!
  Ve de ki; Allah'ım! Sen onlara rahmet eyle...
  Ki onun rahmeti öğreticidir ve onların Rabbi var! Sen, kul hakkı ile gitme. İşte bu seni öyle parlatır ve rahatlatır ki işte bu salıverme, affetme, tövbe etme ve kendine dönmeyle sen karanlıklardan çıkan, onları delen ve varoluşa yansıyıp parıl parıl parlayan bişr yıldız olursun!
  
  Aydınlanırsın, "Nur" ismi sende parlar...
  Ve o zaman, şu bab  kendisini sende açar...
 
  38- "İami Nur ve güzellik olan yıldızımı parlat; günler, çağlar boyunca ey sürekli Nur olan Allah'ım!"
 
  Celcelutiye, dış motivasyon ile değil; bizzat insan gerçeği ile işler.
  Celcelutiye, dışarı ve içeri, sağ ve sol kavramları ile düşünmez.
  Celcelutiye ahlakında tek gerçek vardır; o da "Hz İnsan" gerçeğidir...
  
  "Hz İnsan"ın, Allah'ın en büyük esması olduğunu bilir O! "Hz İnsan" gerçeği, potansiyel olarak her şuur sahibinde mevcuttur. Algıladığımız evren, zihindir.
  
  Celcelutiye nötrdür.  
  
  Celcelutiye özünde kesinlikle karşı değildir. Karşı olmak veya taraf olmak zihnin ürünü olduğu için karşı değildir. O, yapının yükselişe bu noktadan, esmadan başladığını bildiği için; bu esmayı ifade amacı ile kullanır. Yoksa "tüm esmaların seyrine şahit olan saf ilim"dir. Celcelutiye...
  
  "İlmi rü'yettir!" der, yani ilim esmaların seyridir ve bu seyir yeterlidir. Sadece izler, yorum yapmaz. Ancak oraya gidecekler için ifade eder. Anlatılmaz olanı, sadece o kişinin kullandığı dil ile ifade eder.
  
  Celcelutiye, önce her şeyi olduğu gibi kubullenmeyi gösterir ve kabul ettiğin şeyin dönüşeceğini, aslına döneceğini bildirir! Onun için savaşmaz ve korkusu da yoktur. Ancak korkanlara ve savaşanlara da o dille teknikler verir ki; özünde bu teknikller, onun zihnini hazırlamaktan başka bir şey değildir.
  
  Celcelutiye ilmin, yani "saf izleme"in içine geçmen için  her şeyi kullanabilir. Dolayısı ile her zamana ve mekana yansıyabilir. Yok etme, yatsıma gibi bir çabası yoktur. Her şeyin "Vahdet denizi" kaynaklı olduğunu bilir ve bu okyanustan dalgalara baktığı için hiç bir şeyi "Öz"den ayrı göremez. Tüm olayların, ancak içine bir bütün olarak, yani "Nur"la, tam bir uaynıklıkla girildiği zaman büyüyebileceğini, bilinebileceğini söyler.
  
  Bu anlamı ile Celcelutiyenin doğusu batısı yoktur. O doğuları ve batıları bilir. İnanmaz bilir! Güneşe inanılmaz; Güneş bilinir, görülür. Yani gün gibi aşikardır, yol açıktır. Yolun açılması için dua zaman kaybıdır. Çünkü yol zaten açıktır. Celcelutiye; yolun zaten açık olduğunu, dünyada, zihinde yaşadıklarını kendi bilincinle oluşturduğunu anlatır.
 
  "Size isabet eden hiçbir müsubet yoktur ki, kendi elinizle yaptıklarınızdan dolayı başınıza geliyor olmasın!" Şu'ara Suresi 30
 
  Kesret dünyası Celcelutiye'nin "Vahdet" anlayışını bilmediği için topluma malolmamıştır. 
"Ali ve Ehl-i Beyt Sırrı" hala zihinlerde algılanmayı beklemektedir. Toplum, Doğu'yu veye Batı'yı bilir. Ancak doğular ve batılar, Muhammedler dediğin zaman belki bir kısma anlar da; bunu yaşayacak bilinci beslemek ve açığa çıkarmak, senin içindeki "Muhammed"i doğurmak, Celcelutiye'nin temel ilkesidir. 
 
          "Bir ben vardır bende, benden içeri!"...
 
  Bu bir nur; ama bunu görmek, nur üstüne nurdur. Yeni dönem, bu zamana kadar anlatılan nurların görüneceği, bilineceği bir dönem. Tabi ki olay sadece bu dönem ile sınırlı değil. Çünkü o nur hep vardı ve varolacak...
 
  39/40- "Senin Allah, Ehad, Celal, Celil, Bedi isimlerin hep parlamaktalar. Bütün dualara kesin cevap veren isimlerini sayarak,
 
             O isimlerin ortaya çıkıp parlamasıyla çevrenin bereketiyle..."
 
  İşte bu kapılar hep açık...
  Hologramı, monadı bize anlatan isim "Ehad" esmasıdır. "İnsan, Allah'ın Ehadiyet tecellisidir! diyor, Said Nursi hazretleri...
 
  Üstad, Ene,yi yırt, Hüve'yi göster! demiş. Dediği ile kalmamış, sen ene'de takılma diye 6000 sayfa yazmış. Ama herkes kendi çevresini kendince aydınlatır. Ne görürsen, ne kadar anlarsan, o kadar olursun; o kadar olursun...
 
  "Talebin neyse, O sun sen" der Hz Kenan Rıfai...
  Algılar, gerçekliği tecelli ettirir...
  Bu bab, tüm algılarını kökünden değiştirmek için, tohum misali burada bekliyor.
  Bu isimler; oluşa geçiş kapıları, parlak yıldız kapıları...
 
  Ve bu bereketli "Yıldız Çağı"nda, Hakk'kı batıldan ayırarak taliplisine "Ferdiyet Makamı"nın o eşsiz kapısını açan "Celcelutiye"; simyayı gerçek kılmak adına vazifede, iş başında!
 
  Bu kıymetli anahtarı hakkıyla değerlendirmek duasıyla...
 
KUBİLAY AKTAŞ - NAME HABER
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.