Kubilay AKTAŞ
Kubilay AKTAŞ
Rahmani Nefes
11 Haziran 2019 Salı / namehaber@namehaber.com - Tüm Yazılar
“Nefes nedir?” diye sorarsanız deriz ki: “Nefes, Hakikat Sultanının, yüceliğinden dolayı, kötülükleri söndürmek için kalpteki ateşlere hâkim kıldığı bir nurdur.” (İbn Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye)
 
Beden mabedinin kandili kalptir. Kalp, akılda kayıtlı olan bilgileri, bilgeliğe dönüştüren bir nurdur. Rahmani nefes, kandilin nurunu her daim tazeler, canlı tutar. Nur suresi 35. ayette belirtildiği üzere, ışığı doğuya ya da batıya ait olmayan kandilin yağı, nefes aracılığıyla tutuşur ve parıldar. Bu, nur üstüne nurdur. Her nefesle tazelenip güçlenen ve aydınlığıyla tüm gölgeleri yutan bu nur, “Allah’tan gayrı her şey fanidir” (Kasas, 88) ayetinin tecelli mahallidir. Varlığın gölgesi kalktıktan sonra, Şuur Sultanı saraya teşrif eder ve “Doğu da Allah’ındır, batı da. Her nereye dönerseniz, Allah’ın yüzü oradadır” (Bakara, 115) ayeti aşikâr olur. 
 
“Kâinat, Rahman’ın nefesidir.” (Hadis-i Şerif) Sultan, Rahmani nefesle kurduğu sarayına gönülleri her daim davet eder. Canlara Rahmani nefesi üfler: “Adem’e ruhumdan üfledim.” (Secde, 9) Bizler de üflenen bu nefesle salat, selam ve tekbirler getirir, Hakk’ın bu davetine dualarla icabet ederiz. Rahman’dan sana üflenen bu nefesi, hayatında aldığın en zarif ve latif hediyeyi alıyormuş gibi kabul et. Alınan ve verilen nefes, sadece bedenini canlı tutmak için değil, Hakk şuuru kendi zatında deneyimlemek, bilincinde inşa etmek için verilmiştir. 
 
Nefes alış verişte belli durak noktaları ve dönemeçler vardır. Bunlar, Hakk şuura, miraca çıkaran, yol bulduran harita gibidir. Ve Hay’dan gelip Hu’ya giden bu kutsal yolu (tariki) açık bir şuurla ve sabırla takip eder, Sultanın sana özel olarak uzattığı nefes ipine sıkıca tutunur ve menzillerin cazibesine kapılmadan, büyük bir azim ve sabır ile bu ipi bırakmaz ve beden, düşünce, duygu ve akıl menzillerini aşarsan, sarayın en kıymetli hazineleriyle kaşılaşırsın. Böylelikle bismillah içinde bismillahı keşfeder, tohumdaki ağaç, ağaçtaki tohum bilincine şahit olursun. Bilincin bilinçle buluşması, bu takipteki iradeye ve açık şuura bağlıdır. İşte Mümin, mümine tam da bu menzilde ayine olur. Birinci Mümin Allah, ikinci mümin ise kuldur. 
 
Nefesin özü, kemali olan Rahmani nefes, Uzak Doğu’da prana, ruh olarak tanımlanır. Nefesin kemali ruh, ruhun kemali ise şuurdur. Muhammedî şuur, Rahmani nefes ile âlemlere rahmet olmuştur. Her can alıp verdiği nefesi bu Hakk şuura borçludur. 
 
O zaman nefes, ruhu, ruh ise Hakk şuuru bünyesinde gizleyen bir tohum gibidir. Kim Ruhu’l-Kudüs (kutsal nefes) ile tanışırsa kendini bilir ve sarayın Sultanının biriciği, sevgilisi olur. O Sultan o kadar cömerttir ki bölünmeden, parçalanmadan sana zatının sırrını verir: “Göklere ve yere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım.” (Hadis-i Kudsi)
 
O sevgidir, güzelliktir ve güzeli sever. İşlerin de güzel yapılmasını ister.
 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.