Kubilay AKTAŞ
Kubilay AKTAŞ
İki türde görünen varlık
2 Ekim 2018 Salı / namehaber@namehaber.com - Tüm Yazılar
‘AZÎZ’ İSMİ dilerse gezegenleri (sebepleri) aşan yaratımı da serimler; ancak ‘Hakîm’ ismi bunu istemez. Şeyleri, sebepler dâiresindeki gezegen ve yıldızların temsilcileri olan melekleri, vesîlesi ile var kılar.
 
Tüm zihinsel ve bedensel eylemlerimiz, yıldız etkileri ile zincirleme bir ilişki içindedir; belirlenmiştir. Ay duygularımızı, duygular ilişkilerimizi, ilişkiler yaşamımızı, yaşam ise kaderi belirler.
 
Sebep orada ise sonuç da burada, etki orada ise tepki de burada olacaktır. Bu nedenle ‘Hakîm’ isminde, yâni hikmet dâiresindeki haritamızda her şeyin nedenleri gezegenlerle, yıldızlarla, açılarla belirlidir.
 
Ancak ‘Azîz’ isminde bilinçle hareket edilirse, haritada görünen durumdan farklı bir durum ortaya çıkar! O zaman her şey sâdece olasılıktır, kesinlik içermez. Eğer robotik hareket edilirse öngörü doğru çıkar; ancak bilinçle hareket edilirse o öngörü aşılır. Yıldız têsiri, kişinin bilinç seviyesine bağlıdır.
 
Tepkilerimiz ‘yıldız konumları’ ile belirlenir. Belli açılar altında belli tepkilerde bulunuruz. Ay döngülerinde bedenin kimyâsı değişir ve farklı davranırız.
 
Fakat bu durumda bilincin, özgürlüğün, aşkınlığın anlamı nedir? Her tepkimiz belirlenmişse o zaman rûhun anlamı nedir?
 
Bir açı, bir yıldız bizi bu hâle getiriyorsa; o zaman ‘insan’ olmanın anlamı nedir?
 
O zaman gezegen, o yıldız (etki) bizden daha güçlü ve biz o haritaya, o karmaya bağlıyız, dışına da çıkamayız demektir. Fakat öyle değil! Tasavvuf astrolojisinde haritamızı bilmekten mânâ, etkiyi farkındalıklı eyleme dönüştürmektir. Nefsimizi bilmekten mânâ, ‘bilince ulaşmak’tır...
 
“İnsan, yıldız etkileri ile irâdesini geliştirmek üzere buradadır.” Cayce
 
“Nefsini bil, bilince ulaş.” Hz. Gaybî
 
“Câhiller için özgürlük söz konusu değildir.” Rob Hand
 
Özgürlük; hiçbir şeyin sana rağmen seni etkilemeyeceği, belirleyemeyeceği kadar bilinçli olmak demektir. Evet, ‘azizlik’ mertebesinde; zihin düzeyindeki hikmet (sebep-sonuç zinciri) aşılarak, dilenirse (îcâb ederse) kudrete dâir işler Allâh’ın izni-emri ile gerçekleştirilebilir.
 
Hz. Îsâ’nın ölüleri diriltmesi gibi meselâ! Bu îcapların uygulanması, ‘İnsân-ı Kâmil’e mâlumdur. Çünkü o şu an için zihinle bilemediğimiz mertebelerdeki hikmetleri de kendinde cem etmiştir.
 
‘Azîz’ ismi ‘İlm-i Nücûm’da Uranüs (def ’i ve ânî yaratım-emir âlemi) ile temsîl edilir. Satürn (yasasına bağlı yaratım-şehâdet âlemi) ise, ‘Hakîm’ esmâsı ile temsîl edilir.
 
Her doğan, bu iki esmânın hamuru ile yoğrulmuştur ve bu meczle yaşar. Bilinç tarafımız ‘Azîz’, beden-zihin tarafımız ise ‘Hakîm’dir.
 
Bu yüksek bilinç-karma, itme-çekme, sonsuzluk-sınırlılık, ruh-beden dansından amaç; dengeye, merkeze gelmek, fasit dâirenin dışına çıkmaktır. Döngü devâm eder, âlemler seyreder ve süreç bilincin zirvelerine doğru evrilir.
 
Biz yıldız etkilerine hikmet dâiresinde son veremeyiz, ancak dışına çıkabiliriz. Dışına çıktığımızda gerçekliğini kaybeder, artık kişiye dokunmaz.
 
İnsan bilinçle aşar onu! O zaman yıldızlar bize değil, biz yıldızlara têsir ederiz.
 
Haritayı aşmak için haritamızı bilmemiz gerekir. Haritayı kullanarak yüksek bilince ulaşabiliriz. Haritayı, kemâle varmak için kullanmalıyız...
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Selver Akbaş 5 Ekim 2018
Doğum tarihim yılı bile bilmiyorum ne diyem bilemedim ki güz büyük ihtimalle Ekim doğumluyum
Özkan ünlü 2 Ekim 2018
İnsan ve yıldızlar arasındaki etkileşimi,”gerçekten doğrusu bu “diyebildiğim şekilde açıklamış ve yorumlamışsınız. Emeğiniz için teşekkür ederim. Saygılarımla