Kubilay AKTAŞ
Kubilay AKTAŞ
Tahiyyat – Makam-ı Müşahade
23 Ekim 2017 Pazartesi / namehaber@namehaber.com - Tüm Yazılar
Nefese dikkat ederek gerçek namazı kıldıysan alıp verdiğin nefes tahiyyatta o kadar saflaşır ki neredeyse nefes alıp verme durur. Zikirlerdeki kelimeleri, sesleri çıkarmanın manası, İlahi nefhanın derinlere inmesiyle zihin kalıplarını kırması ve seni geçmişten ve gelecekten şimdiye getirmesidir.
 
Zikir halkaları nefes çalışması uygulamasıdır. Oradaki usuller ve belli zaman aralıklarında vuruşlar eşliğinde alınıp verilen nefesler insanı farklı şuur hallerine hazırlamak içindir. Rahmani nefes uygulamasını içeren eğitimlerimizde bu usuller eşliğinde yaptığımız çalışmalar yeniden doğuma hazırlıktır. Bu zikir meclislerindeki nefes hakikatinden yoksun olanlar, bilinmeyen kelimelerle bağırır; halbuki kelam, ancak nefesin aracıdır. Kelamın kaynağı dahi nefestir. Kelam, nefessiz olursa slogan olur.
 
Nefes açılınca kelime zaten güzel çıkar; ama nefessiz kelimeler düşünceleri ve zihni besler. Zihin sükuna ersin ki o vakit zekice uyanık bilinçle kelam edebilsin. Veya zihin sussun ki Hakk oradan kendi kelamını işittirsin. İşte o kelam dirilticidir ve canlıdır. Nefes zihni çözen nur ateşidir. Kelimelere hayat veren nefestir, nefes açıksa hayat vardır ve hayatın kelimelere ihtiyacı yoktur. Hakikat, işte buradadır ve aranacak bir şey değildir. Üstelik gelecekte ulaşılacak, tertiplenecek veya yaratılacak bir şey de değildir. Hakikat, her zaman buradadır, yani şimdidedir. Rahmani nefes ile bağlantıda iseniz bu aşikar bir durumdur.
 
“Hareketsiz kal, hareketsizlik ebediyetin sırlarını açığa çıkarır.” ( Tao Te Ching ) En az enerjiyi tahiyyatta harcarsın. Yer çekimi yoktur, emmare yoktur.  Eller, ayaklar tam kapalıdır, devre oluşturur ve  artık hiçbir yere sızan enerji de yoktur. Tam merkezindesindir. Ayaklar yok, gidilecek yer yok. Eller ayaklar üstünde, yapılacak iş yok. Beden yok, evren yok; yani mekan yok oldu. Dolayısıyla zaman da yok oldu. Geçmiş yok, gelecek yok. Ve yokluk içinde varlığı bulmak için en büyük fırsat, eşik, kapı, tahiyyattır. Eller ayaklara, ayaklar kök merkeze dokunur. Daire oluşur. Dairesellikte enerji içeri döner, sivri uçlardan ise dışarı çıkar. Dişil enerji dairesel, eril enerji sivridir. Onun için kadınlar daha uzun yaşar. Tahiyyat önemli, enerji dışarı akmadığı için beden, tamamıyla unutulabilir. Gözler artık dinlenmiştir, hatta hafif kısıktır, yarı kapalı gibi. Ve namazda bakışlar hep secde mahalindedir. Bu en rahatlatıcı durumdur. Dışarıya odaklı değilsin.
 
Ve en çok enerji gözlerden kaçar. Onun için ayette : “ Söyle gözlerini kıssın” der.
 
“Mümin erkeklere söyle: gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Bu hareket onlar için daha temiz ve yararlıdır. Şüphesiz Allah onların yaptıklarından haberdardır. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakındırsınlar, ırzlarını korusunlar.” ( Nur, 30-31 )
 
Buda, talebelerine çevreye bakmalarını yasaklar, “En fazla iki adım ötene bakabilirsin” der. Yani gözlerini kıs. Rüya gördüğümüzde dahi gözler ne kadar hareketlidir. Gözler, doğrudan beyin, zihin ile bağlantılı ve göz hareketleri enerjinin dışarı çıktığını gösterir. Hareketsizlik içinde hareket etmek… Hareketi sükun hali belirlesin, zihin değil. Uykuda rüyasızlık halinde gözler hareketsizdir ve enerji içeri dolar. Kozmik enerji, tecelli, feyz, hayat içeri dolar ve taşmaya başlar işte o zaman sen de doğuşlar başlar; sezgi yetin açılır. Doğuşlar içeri dolan enerjinin aşk ile taşmasıdır. Hz. Pir`in doğuşları buradan gelir. O doldu ve Şems olarak taştı. Bu taşmada zihin yoktur, ayrılık yoktur, ikisi de birdir. Hz. Muhammed ( a.s.) Hira`da doldu ve Cebrail ondan taşan bilincin ismiydi. İşte sohbet-i Nebevi`de hiç hareket yoktur. Başlarında kuş varmışçasına cansız gibi durmak… O kıpırtısızlık halinde nefes durur; prana, feyz-i akdes solunur. Böylece enerji içeri akar ve içsel yetkinlik, yeterlilik hali zuhur eder (nefs-i safiye). Onların gıdası buydu.
 
“ İnsan, sadece topraktan çıkanla beslenmez. Ama ruhu`l-kudüs ile yaşar” diyen Hz. İsa`nın sözü burada anlaşılabilir.
 
 
 
Ey Nefes`i tam olarak öğrenen kimse!
 
Kuşkusuz söz, meşale içindedir.
 
Verilen ilimler de öyledir.
 
Muhakkik nezdinde mercimek içindedir.
 
Allah`ın öyle bir kavmi vardır ki
 
Nefeslerin içinde nefes yoktur.
 
Onlar himmet sahibi kimselerdir.
 
Onlar sabah akşam karanlığında müşahede sahipleridir.
 
Onlar gayblerdeki halifelerdir.
 
Tıpkı gece vakti gibi görünürde de halifedir.
 
İlah, onların makamlarını yüceltmiştir.
 
Abese diye okuna sure içinde,
 
Sırlar latifeleri onda bulunur.
 
Araştır fakat alıp aşırma
 
Onlar hakkında bilgisi olan kimse,
 
Kendi halinden umutsuz olma.
 
( Muhyiddin İbn Arabi, Rahmani Nefs )
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.