Kâmil ÇAKIR
Kâmil ÇAKIR
Yalan üzerine kurulu siyaset
25 Ekim 2021 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Siyaset kelimesinin kökü Arapça “siyasa”dan gelir ve yönetmek, eğitmek, yetiştirmek anlamına gelir.

Sözlükte “bir nesneyi düzgün ve iyi durumda bulunması için özenle gözetip korumak” gibi anlamlara gelen siyâset, “toplumun işlerini üzerine alma, yürütme, yönetme işi, insan topluluklarını yönetme sanatı” şeklinde tanımlanır.

Diğer bir tarife göre de siyasi bir parti kurarak, memleket idaresine talip olmak ve kendisine has düstur ve prensiplerle devlet yönetimini ele almaktır.

Bir terim olarak siyaset: “Devleti ilgilendiren olayların sistematik ve düzenli bilgisidir.” Başka bir ifade ile “siyaset, devlet idare etme sanatıdır.”

Devletin idari kademelerinde yer alan politikacıların ülkenin yönetimi, ekonomisi ve güvenliği kapsamında sürdürdüğü çalışmalara siyaset adı verilir. Siyasetin amacı hem iktidarda kalmak hem de halka hizmet sunmaktır.

 Yasama, yürütme ve yargı organlarının bağımsız bir şekilde görevlerini sürdürmelerini sağlamak, ülkeyi iç ve dış tehditlere karşı korumak, devletin diğer devletlerle olan ilişkilerini düzenlemek, halkın taleplerini karşılamak, bürokrasi ve diplomasi alanında gerekli faaliyetleri yürütmek ve usulsüzleri ortadan kaldırmak amacıyla yapılan siyaset her şeyden önce halkın yararına olması gerekir.

İslâm siyaset düşüncesinde yönetenlerle yönetilenler arasındaki ilişkiler başta adalet, ehliyet, emanet, biat ve istişare olmak üzere bir dizi temel kavram üzerine kurulmuştur. Bir yandan devleti idare etme sanatı, diğer yandan toplumda çatışan menfaatleri uzlaştırma sanatı ve bilimi olarak siyaset, sadece siyasetçilerin değil tüm insanların ilgisini çeker ve çekmelidir de. Bir hizmet aracı olarak görülmesi gereken siyaset maalesef iktidarı ele geçirmek için, iktidar güç ve prestij kazanmak için bazı grupların, partilerin aldatma, manipülasyon ve yalana başvurdukları bir alan haline gelmiştir. Elbette siyaset bahsedildiği gibi çekicidir ve çekici olmalıdır. Bu çekicilik işi özünden koparmamalı ve aslını bozmamalıdır.

Devleti idare etmeye talip olan siyasilerin adil, ehil, hizmet ehli, doğru, dürüst, yaptığı siyaseti sadece makam ve mevki sahibi olabilmek için değil, halkına ve sahip olduğu düşüncelere en iyi doğrultuda hizmet edebilmek için yapmalıdır. Seçilinceye kadar değil seçildikten sonra da doğruluk ve dürüstlük felsefesinden ayrılmamalıdır ve ilkeli bir duruşu olmalıdır. Herkese saygılı, başkalarının arkasından kuyu kazan değil, halkın derdiyle yakından ilgilenen olmalıdır. Seçilmeye odaklı değil seçilirsem daha iyi ne yapabilirime odaklanmalıdır. Bilgili, kültürlü ve ötekileştirmeyen bir dili olmalıdır. Egoları törpülenmiş, özüne ve sözüne güvenilen, bir gün söylediğini ertesi gün inkâr etmeyen, kararlı ve ilkeli olmalıdır. Ayakları yere basan, ruhsal dengesi sağlam, şeffaf ve güven telkin etmelidir. Gençlere güvenen, yaşlılara hürmet eden, her inanca saygılı ve vefakâr olmalıdır.

Saydığımız bu özelliklerde siyasetçi bulmanın zor olduğu günlerdeyiz. İktidar uğruna her türlü yalan ve iftirayı normal gören, algı operasyonları ile ayakta durmaya çalışan, bir dediği diğer dediğini tutmayan, makam ve mevki uğruna kendi liderine bile kumpas kurmaktan çekinmeyen, oy uğruna her türlü takiyeyi yapabilen, inanmadığı halde inanmış gibi yaparak din sömürüsünün alasını yapan, ne olduğu gibi görünen, ne de göründüğü gibi olan bir siyasi yapılanmayla karşı karşıyayız. İktidar uğruna millet ve memleketini satmaktan çekinmeyen bu yapının mensupları yüz yıldır aynı kirli siyasetle bu ülkenin başına her tülü çorabı ördüler ve şimdilerde sanki onlar değilmiş gibi pembe vaatlerde bulunmaktadırlar. Cemaziyelevvellerini bildiğimiz bu kişilerin bu ülkeye verebileceği kaostan başka ne olabilir ki. Muhalefeti iktidarın her yaptığını kötülemek olarak algılayan, siyasi ufkunu “Bu hükümet, dünyanın en iyi işini de yapsa bizim bu hükümeti alkışlayacak halimiz yok...” sözleriyle ifşa eden bu anlayış iktidarı devirebilmek için her türlü kirli oyun ve kumpasın içinde olmaktan imtina etmemektedir. Artık halkımız bu yapıyı ve zihniyeti çok iyi bilmekte ve tanımaktadır. Çeyrek asırdır bunlara ön vermediği gibi bundan sonra da vermeyecektir.

Mevlâm bu türlü siyasetçilerden bizi korusun ve muktedir olmalarına müsaade etmesin. Amin.

KÂMİL ÇAKIR - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.