Hasan TÜRKSEL
Hasan TÜRKSEL
Devletimizin bekası her şeyin üstündedir…
26 Şubat 2018 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Diriliş Başkanları olarak Kasım 2015 ‘te  kurulduk, yönetim kurulumuzun aldığı kararla ismimizi 17 ay sonra Fikri Asım Fikir ve Düşünce Hareketi Derneği olarak değiştirerek yolumuza devam ediyoruz elhamdülillah. Tek gayesi Asım Bin Sabit’in yolundan giderek, Ülkemize ve İslam’a hizmet etmek olan kıymetli Yönetim Kurulumuzu, Türkiye ve Tüm Ülke Teşkilatlarımı gönülden kutluyorum.
 
Biz bu yola Vatan sevdalısı, güzel yürekli,  bir avuç  dava adamıyla çıktık. Halen aramızda olanlar var, yollarımızı ayırdığımız dostlar var Allah emeği geçen herkesten razı olsun. Gidenlerde olacak, kalanlarda ve yeni gelenlerde ama bu dava hep devam edecek Allah’ın izni ve yardımıyla. Yola çıkarken amaç belliydi,  Bu Ülke hepimizin, işi sadece siyasetçilere bırakmayalım bir STK ‘nın ülkesi için siyaset üstü yapabileceği işler vardır. Üreteceği projeler vardır. Bütün sorumluluğu Devlete bırakmayalım Devlet yapsın demeyelim bizler de bir şeyler yapalım diye indik sahalara; yaptık mı ? yaptık Allah’ın izniyle. 
 
Bu Ülke de Başkanlık sistemini ilk destekleyen ve sahalarda anlatan, konferanslar düzenleyen biziz. Bir STK olarak, benim anayasam kitapçığını 65 ilde eş zamanlı dağıtarak Yeni Anayasaya Ülkemizde ne kadar ihtiyaç olduğunu, tamamen Milli ve Yerli bir Anayasaya ihtiyacımız olduğunu anlattık.
 
Vatan hainlerine sahip çıkan ülkelere, sessiz kalmadık kalamazdık. Suriye deki çocuk ölümlerine ses çıkarmayan kraliçe Elizabeth’i konsolosluğunun önünde eleştirdik. 
 
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” buyuran Sevgili Peygamberimizin  (SAV) ümmeti olarak, ekmeğimizi, suyumuzu, yorganımızı, yüreğimizi ,Suriye’ de jarablus’un  köylerine taşıdık. Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz dedik. Bölüştük imkanlarımızı, kendi ülkesinde, kendi topraklarında garip bir muhacir olan kardeşlerimizle.
Müttefikimiz Almanya’nın ermeni soykırımını kabul etmesine sesiz kalmadık, hayır kabul etmiyoruz ey Almanya, dostluğumuz güvenilir, düşmanlığımız çetin olur. Türkiye’ ye yaptığın bu yanlıştan dön, tarih sayfalarına iyi bak, tarihte en büyük insan katliamını kim yapmış gör dedik.
 
Siyasetçi değiliz ama bu Ülke de muhalefetin yaptığı yanlışları eleştirdik basın açıklamaları yaptık.
Ve hiç unutmayacağımız o katran karası gece, 15 temmuz Fetö terör örgütünün darbe girişimi, o bizden yüzlerce canımızı alan, binlerce canımızı gazi yapan kanlı gece. Sokaklardaydık ilk şehidimizi verdik, ilk gazilik ünvanımızı orada aldık. İlk saatler itibariyle sokaklara çıktık ve demokrasi nöbeti süresince sokaklardaydık. Sosyal medya üzerinden ve sahalarda olmak kaydıyla Devletimizin ve Devlet Başkanımızın yanında olduğumuzu gösterdik. Yeni kapıda tüm teşkilatımız oradaydık. Allah hepsinden razı olsun.
 
Arkasından dolar darbesi yaptılar kendilerince, ama oyun yine bozuldu, sosyal medyada yaptığımız eş zamanlı ve aralıksız paylaşımlar, aynı zamanda hükümetin attığı sağlıklı adımlarla doların ateşini düşürüldü elhamdülillah. 
 
Tamda burada konu sosyal medyaya bağlanmışken, halen sosyal medyanın önemini anlamayan insanlarımız var, hatta sayfasında dünya ve ülke gerçekleriyle ilgili bir tek paylaşımı olmayan insanlarımız var. Biz Fikri Asım Fikir ve Düşünce Hareketi Derneği olarak, Sosyal medyanın, oyun kurucuların iftira, yalan haber, foto montaj ve daha türlü türlü rezilliklerle onların insafına bırakılmayacağının bilinmesini istedik. Gece gündüz sosyal mecralarda Fikri Asım Medya Başkanlığımız, tüm il, ilçe ve Ülke teşkilatlarımız bu hususta aralıksız olarak çalışmaktadır.
 
 Ancak bilinmelidir ki, çağ teknoloji çağı insanlar günlerinin büyük bir zamanını sosyal platformlarda geçiriyor. Uluslararası arenalarda hoşumuza gitmese de insanlar sosyal medyanın gücünü kullanarak kanun değiştiriyorlar, infazlar durduruyorlar, hayat kurtarıyorlar. Gencecik bir çocuğun sosyal medya üzerinde bir paylaşımı saatler içerisinde bütün dünyaya ulaşabiliyor.
 
Tıpkı benim sağ duyu konuşmamın, ses kaydının bir gecede dünyada yüz milyonlara ulaştığı gibi. Paylaşırsak sınır ötesine gidebiliyoruz. Sosyal medyanın önemini dikkate alacağız, almalıyız.
 
Gelelim dünya gündemine, bu dünyanın oyun kurucularının Müslüman ülkelerle sorunu nedir acaba? Nedir bu İslam düşmanlığı?
 
Aslında işin özü belli herkes biliyor, sizlerde biliyorsunuz, siyasetçilerde biliyor, sokaktaki vatandaş da biliyor. Oyun büyük diyoruz ya; biliyoruz yıllardır yeryüzü üzerinde oyun kuranları;
 
Yeryüzü adeta doymak bilmeyen aç kurtlar alanına dönüştü. Para kavgaları inanılmaz boyutlara ulaştı, dünya dünya olalı böylesini görmedi.
 
Bir zamanların "Güneşin batmadığı imparatorluğu" olarak gösterilen Birleşik Krallık artık güneşi zor gören ülke haline geldi. 100 yıl öncesinin büyük oyun kurucusu ve fitnecisi Londra artık oyuna geliyor, bombalarla sarsılıyor. 100 yıldır sömüreceği her bölgeye ve ülkeye terör ihraç eden Avrupa artık terörle tanıştı, insanlar sokaklarda korkuyu yaşıyor.
 
Geçtiğimiz yıl İtalya'da meydanda maç seyredenler, maytap patlayınca korkuyla birbirini ezdi, bomba patladı diye binlerce kişi kaçarken, bin beş yüz kişiyi ezerek hastanelik etti.
 
 AMERİKA DÜNYANIN EN BÜYÜK TERÖR ÖRGÜTÜDÜR, bunu kocaman puntolarla ve dünyanın bütün dillerinde yazacağız, yazacağız ki; bütün dünya anlasın insanlığın katledildiğini ve katledilen her masumun kanının ABD’ nin eline bulaştığını. PKK  ve DEAŞ’ le demokrasi adına kan dökmediği Müslüman ülke nerdeyse kalmadı.
 
Avrupa ve başta ABD mafyalığa soyunuyor, İslam Ülkelerinin asla güçlenmesini ve güçlü bir ekonomiye sahip olmasını istemiyor. Resmen haraca bağlamak istiyor aksi durumda seni bitiririm diyor, ambargolarla bir göz dağı verme çabası içerisinde. Eğer biz dün KATAR’a sahip çıkmasaydık, bugün aynı oyun bize ve diğer Müslüman Ülkelere oynanacaktı, ancak bir türlü uyanamayan Müslüman ülkeleri adeta ölüm uykusundalar. Suudi kralı kendi ırkına hain olacak kadar ABD sevici bir Devlet Başkanı.
 
ABD, DEAŞ’ ı getirip burnumuzun dibine sınırlarımıza soktu, sonrada buradan çekilecek" dedi. Peki DEAŞ nereye gidecek? 30 bini aşkın yabancı teröristi barındıran örgüt bitecek mi? Kesinlikle hayır... İstihbarat örgütleri tarafından korku ve dehşet salma konusunda eğitilen ve kafa kestirilen DEAŞ'ın içinde binlerce Avrupalı, Avustralyalı, Asyalı ve Afrikalı var. Ülkelerine geri dönecekler, her biri uyuyan hücrelerde cellat kesilecek.
 
Özellikle Avrupa'yı Suriye'den ihraç edilecek terörle korku ve dehşetin hakim olduğu günler bekliyor. Suriye’den derken Suriye halkını kastetmiyorum tabi ki; şu anda kim olduğu belli olmayan ne kadar İslam ve Türk düşmanı varsa sınır hattımızda Mehmetçikle çatışıyor. İşte bu eli kanlı terör örgütünün içerisinden bir sürü provokatör götürecekler Ülkelerine İslam’ı karalamak için.
 
Bunlar yetmedi binlerce tır dolusu silah ve mühimmatı PKK, PYD,YPG vs. terör örgütlerine yolladı. 15 Temmuzda yıkamadılar, yarım kalan işlerini tamamlamak için, yolladıkları silahlarla sınırlarımızı kuşatarak, ateş hattına alacak, sivil halkı tehlikeye düşürecek, ki bunu Kilis’te gördük ve bu şekilde Devletimizi zorda bırakacaklardı. Allah’a çok şükür ki ferasetli bir Başkomutanımız var, paşalarıyla birlikte aldığı kararlarla bu oyunda bozuldu elhamdülillah.
 
Görülen tek gerçek odur ki biz tek başımıza sahiplenmeye çalıştığımız liderimizi SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN'I Ümmet için sahiplenip korumamız gerekiyor. Bu vebal büyüktür. Ve bu görev kutsaldır, Tüm dünyaya karşı zalimin zulmüne ses çıkaran sen zalimsin dur diyen tek adama, hayatımız pahasına sahip çıkmamız gerekiyor. Allah ömrünü uzun etsin. Tüm İslam coğrafyasına bağışlasın Cumhurbaşkanımızı.
 
Bunlarla sınırlı kalmıyor ki, bölgeyi mezhep savaşı ile kan gölüne çevirip cesetler üzerinden rant peşinde koşan doyumsuz AÇ KURTLAR durmak bilmiyor. Trump'ın ziyaretinde "Katar" dolmuşuna getirilen Suudi Arabistan'ı, 2013'te NewYork Times'da yayınlanan ve Pentagon'un kaynak gösterildiği "Beşe bölünme" tehlikesi ve parçalanmış harita bekliyor. Böyle bir ortamda tüm kavgaların ortasında kalan ve sürekli içeriden ve dışarıdan saldırıya uğrayan Türkiye, kenetlenmeye ihtiyaç duyduğu günleri yaşıyor. Ancak ne hikmetse bizim dünyadan bihaber ana muhalefetten birileri çıkıyor, Avrupa'yı Türkiye'ye müdahaleye çağırıyor. Kimi terörist cenazelerinde geziyor, kimi Alman ağzıyla, konuşuyor, kimi Amerikan FETÖ'süne sahip çıkmak için kendini yırtarak aramızda geziyor... İçimizde, dışarıdan pişirilen cümlelerle uluyanlar da kol geziyor. Carlo Goldoni’nin dediği gibi  "Kurtla yaşayan, ulumasını öğrenir" bizim muhalefette bunu yapıyor.  Aç kurtlar etrafımızda, bölgemizde kol gezerken, içimizden bazıları onlara sevdalanacak kadar bağlanıyor. 
 
Daha dün bir vatan haini devlet sırrını ifşa etmekten hapis cezası aldı, adalet için yürüyoruz diye halkı sokağa çağıran, kaos ortamı oluşsun diye gayret eden bir ana muhalefete sahibiz. Öte yandan günlerce dokunulmazlıkları kaldırın suçlulara yargılansın diye mecliste haykıran bunlar değil miydi.. Eeee şimdi ne oldu, dokunulan sizden olunca adalet incindi mi?
 
Adalet yok hükmünde mi oldu.. Düşmanı uzakta aramaya gerek yok. Bu muhalefet bize her türlü ve her kategori de tek başına yeter. 
 
Mevlana Hazretleri; "Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde şaşılacak bir şey yok. Şaşılacak olan odur ki; kuzunun kurda gönül bağlayıp, aşık olmasıdır" diyor. Şaşıracak olanlar, kurtlarla oturdukları sofrada kendini konuk zannediyor, yeneceklerini bilmiyorlar.
 
Ancak biz biliyoruz ve adımlarımızı gayet emin ve sağlam atıyoruz. Sosyal medya üzerinden resmen tarafıma savaş açılmış gibi, Facebook sayfamı kapattı, yeni açılan sayfalarımı da kapattı elhamdülillah doğru yoldayız.
 
Paylaşımlarımız rahatsız etmiş olacak ki, zaman kaybetmeden yeni sayfamızın hareketine müsaade etmiyorlar kendilerince. Biz Facebook'tan yazarız, instagram'dan yazarız, twitter'den yazarız, köşelerden yazarız, tv kanallarından vs. her türlü mecrada, her platformda yazarız ve konuşuruz. Bizi susturamazsınız, kapatmaya gelince sayfa kapatmakta neymiş Mr.Marc Zuckerberg, bizim ecdadımız, karadan gemi yürütüp ÇAĞ kapattı ve dahi ÇAĞ açtı. Yani siz o ecdadın torunlarını, yani bizi asla engelleyemezsiniz..
 
Susmayacağız, Doğu Guta kan ağlarken, çocuklar bombalarla parçalanırken, enkazların altından cesedleri babaların feryatları arasında çıkarılırken, hayatta kalanlar sığınaklarda açlıktan ölürken, kimse bizden susmamızı beklemesin. Bir nesil katlediliyor uyan ey insanlık.
 
Susmayacağız Ey Hollanda, dün Almanya’ ya susmadık bugün sana da susmayacağız, sen bir soykırım tanıyacaksan buyur sana Suriye, Neden tanımıyorsunuz? Gözünüz kör kulağınız sağır. Nasıl duymazsınız o çocukların çığlıklarını, nasıl duymazsınız ey insanlık biz ölüyoruz  diye haykırışlarını? İşte sırf bu sebepten susmayacağız.
 
Daha bilinen ve bilinmeyen anlatacak konuşacak o kadar çok şey var ki, konuşma zamanı değil icraat zamanı olduğunu hepimiz görüyoruz.
 
Biz FİKR-İ ASIM’IN DİRİLİŞ BAŞKANLARI olarak, bu Ülkeyi karşılıksız sevdik. Halka hizmet Hakk’a hizmettir şiarıyla, Ülke menfaat ve çıkarları doğrultusunda tüm enerjimizle Devletimizin yanında olacağımıza söz verdik. Sözümüzün arkasındayız. Devletimizin ve Devlet Başkanımızın kayıtsız şartsız yanındayız. 
 
 Ülke olarak oyunun büyüklüğünü görelim araştıralım, çalışalım asla kaybedecek vakit yok.
 
Yer yer duyuyoruz, siz bir  STK ‘sınız niye siyasetin içindesiniz diye. Bu sessiz sorunuza açıklık getireyim ve sözlerimi bununla tamamlayayım.
 
Bizler siyasetçi değiliz, ancak  kahvede oturan emekli Ahmet amca, işsiz güçsüz Ömer efendi, otobüs şoförümüz Arif ağabey, dolmuşçu Yakup, pastacı Ayşe abla, altın gününde teyzeler vs. uzar gider, eğer bunlar siyaset yapıyor ve hükümet kurup, hükümet yıkıyorlarsa, bizler daha iyisini yapabiliriz. Siyaset hayatımızın bir parçası siyaset yapmak için bir siyasi parti olamaya gerek yok. Ancak biz seçen, seçilen aday olan ve mevki makama taşınacak işler yapmıyoruz. Yaptığımız siyaset Devletimizin bekası içindir. 
 
Bu gün AB ve BM parlamentolarında yer alan, katılım sağlayan STK lar vardır. Neden bizde onlardan biri olmayalım. Neden bir gün orada büyük Türkiye’yi temsil eden MİLLİ ve YERLİ bir  STK olarak oturmayalım. 
 
Hedefimiz büyük ve Kaybedecek zamanımız yok. Devletimize ve Milletimize hizmet etmek için çok çalışmamız gerek.
 
Sonsuza Dek Türkiye Cumhuriyeti…
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.