clubsoleklamsol
clubsag
clubfamila
Hasan TÜRKSEL
Hasan TÜRKSEL
Örümcekli Kafalar
3 Şubat 2018 Cumartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Biz Türk Milletiyiz…
Ecdat yadigarı bu Aziz vatan, yüz yıllardır bölünüp parçalanmak istenmiştir. Bin bir türlü oyunlar, tuzaklar kurulmuştur. Sultanlıklar bölünmüş parçalara ayrılmış, fitne hiç rahat durmamıştır.
Saltanatın çöküşünü, asırlardır kullandığımız harflerimizin bir gecede değiştirilmesini, baş örtümüzün fesimizin yerine şapka denen bir icadın gelmesini modernlik , büyük bir yenilik, büyük bir devrim olarak kabul etmişiz. Oysaki bu oyun kurucu Siyonistler, o gün asırlardır dünyaya hüküm sürmüş adalet dağıtmış Devletimizi, tarihin karanlığına gömerken, gelecekte kendilerini nasıl bir zulmün beklediğini bilmeyen bu Aziz ve mazlum Milleti bunun bir yenilik olduğuna dünya standartlarında bir yaşam, bir özgürlük olduğuna inandırmışlardı..
 
Düşünebiliyor musunuz ? olayın vahameti… Bir Ülke düşünün konuşuyor ama okuyamıyor, kalem tutuyor ama yazamıyor, görüyor ama hiçbir şey anlayamıyor, fakir, savaştan yeni çıkmış bir halk düşünün. Bu Aziz ve Necip Millete nasıl bir pranga vurulmuş, nasıl acizleştirilmiş düşünün.
Sonra en mukaddesatımıza sıra geliyor dinimize; kuran okumak yasaklanıyor, mescidler ve camiler kapatılıyor, Allahu ekber diye okunan ezanımız, tanrı uludur diye okunmaya başlıyor. Yürekler yangın yeri, yürekler kızılca kıyamette bu nasıl olur, böyle bir şey nasıl olur.
Ve başlıyor zamanın hükümetinin İslam aleyhine sözleri, inkârları!
Refik Ahmet Sevengil: “Allah’ı da, Sultan’la birlikte tahtından indirdik, Bizim mâbedlerimiz fabrikalardır.” ( Chp Tokat Milletvekili 1929)
Osman Nuri Çerman: “Sen takıl peşine de baldırı çıplak Arabın, Korkma gir kanına hikmetin aşkın şarabın.
Yine Osman Nuri Çerman “Türkün Dini Kemalizmdir” diye bir kampanya başlatmıştı, “Dinde Reform” isimli bir de dergi çıkarıyordu. Çerman’a göre, sadece ezan Türkçeleştirmekle kalmamalı, namazın şekli, vakitleri yeniden düzenlemeli, camilerin de yapısı yeniden düzenlenerek halkevlerinin kontrolüne verilmeli idi. Bu projeye göre, Kur’an’dan Ahkam ayetleri çıkarılacak, yerine Nutuk’tan parçalar eklenecekti.
Falih Rıfkı Atay: “Cehennemim var diye Kurum etme ey Tanrım, Bağrımdaki ateşle Seni bile yakarım”
Falih Rıfkı Atay: İslâmiyet denince benim aklıma çorap kokusu gelir.
1933 te yayımlanan 10. Yıl albümünde, “Ümmet leşi” nden söz edilir ve Sema yapan Mevlevilere “soytarı” denilir. Şu ifadeler de vardır orada: “ÖRÜMCEKLİ KAFA Osmanlı vatandaşının kafasıdır. Bu kafanın içinde iki kocaman örümcek otururdu. İslâm taassubu ve garp hayranlığı.”
Tevfik Rüştü Aras: Ben kanaatimi millet kürsüsünden de haykırırım. Kimseden korkmam. Teşkilât-ı Esâsiyemizde dinimiz apaçık yazılmalıdır. Tevfik Rüştü Bey, hangi kanaati haykıracak, hangi dini yazdıracaksın? Hıristiyanlığı mı? - Mahmut Esat Bozkurt: Evet Hıristiyanlığı… Çünkü İslâmlık terakkiye manidir. Bu dinle yürünmez, mahvoluruz ve bize de kimse ehemmiyet vermez.
1946 yılı içinde, TBMM kürsüsünde konuşan Başbakan Şükrü Saraçoğlu: “Din zehirdir. Türkiye’den dini tamamen atabilmek için bize 30 sene daha lazım.
Bu hususta yazacak o kadar çok şey var ki, ne sayfalar nede zaman yeter. Bu hususla ilgili yazılarımda yine yer vereceğim sizleri bilgilendirmek için. Kısa keserek, devam edelim kaldığımız yerden.
İslam’a O’nun Peygamberine ( SAV ), Kurana ve Allah’a olan düşmanlık ve öfkeleri bununla da bitmiyor, tarihine ait ne kadar Alim, Ulema, Okur yazar, Bilge kim varsa; ya sürgün ediliyor, yada mahkum, dahası var kitapları imha ediliyor, vagonlar dolusu tarihimiz ya Bulgarların kütüphanelerinde yada farklı devletlerin müzelerinde saklanıyor, sergileniyor. Hatta kendi ülkemizde kendi tarihimiz, kendi siyasetimiz, kendi ilmimiz unutturulurken, bizim tarihimiz ve bizim ecdadımızın hayatı onların üniversitelerinde ders olarak işleniyor.
Olur tabi ki, sustuk çünkü…
Örtümüzü aldılar sustuk, dilimizi aldılar sustuk, tarihimizi aldılar sustuk, hilafeti devirdiler, İslam’ın son halifesini sürgün ettiler sustuk, Ezanımızı yasakladılar sustuk, dinimizi yaşamayı yasakladılar sustuk, hep sustuk, ne yaptılarsa sustuk, biz sustukça onlar aldılar, biz sustukça onlar ezip geçtiler, biz sustukça onlar dar ağaçları kurdular, biz Hak’kı konuşamadıkça onlara Hak’kı inkar ettiler, halife gidince İslam öksüz kaldı, İslam sahipsiz, İslam biçare kaldı, artık çırpınmalar nafile..
Osmanlı gitti, Adalet gitti, Huzur gitti…
Karşı çıkanların akıbetleri belli zaten, o gün kimse görmedi bu zulmü, kimse duymadı bu sessiz çığlıkları, ama işte hiçbir zulüm gizli kalmadı, Allah’ın Rahmeti olan teknoloji sayesinde kurulan dar ağaçlarında, bir hiç uğruna asılan mazlum dedelerimizin, nenelerimizin tozlu arşivlerde çürümeye yüz tutmuş fotoğrafları, hatıraları acıda olsa, bugün gün yüzüne çıkmış ve bilinmektedir artık. Hiçbir zulüm gizli kalmamıştır.
 
Biz Türk Milletiyiz; Osmanlının son nesli, geride kalan yarısı, zalim dünyanın, Siyonizm’in ve Emperyalizmin gözünde hastalıklı adam, Biz Türk Milletiyiz Osmanlının yeryüzüne bıraktığı son mirasıyız. Türk Milleti sadece bir ırkı değil, Onurlu ve Yürekli Bir Milleti temsil eder. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sonsuza kadar yaşayacaktır. Cumhuriyet hepimizin de bildiği gibi bir Ülkenin yönetim biçimini anlatır ve şekillendirir.
Ancak Cumhuriyetin kurulması bazı kesimlere sanırsınız ki; sonsuz yetkiler verdi.
Koca bir asrı halka zulmetmekle geçiren eski hükümetlerin yöneticileri, Cumhuriyetin tanımını tam olarak anlayamışlar ki, bu cennet vatanı diktatörlerin ülkesi yapmışlar. Halk fakir ve aciz bırakılmıştır.
Ve bunun unutulmayan örneklerinden mi desem, yoksa hala kanayan yarası mı desem bilemiyorum, Ankara’nın Kudretli Valilerinden Nevzat Tandoğan, Serdengeçti’yi huzuruna çağırır ve ona: “Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var:
Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek.
İkincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek.” der.
Der demesine de ; bu o zaman için geçerliydi. Şimdi hor görülen, aşağılanın Bu Aziz Millet, bu aziz Vatanın gerçek sahibi ve yöneticisidir. Cumhuriyetin tek sahibidir. Ve işte bu sebepten hak ettiği kişi tarafından yönetilmektedir.
İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’in de söylediği gibi ( Rahmetle anıyoruz )
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim: Bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.
 
Türk Milleti her zaman, her daim ve her yerde Vatanını sevmeyi, onun için yaşamayı, onun uğrunda ölmeyi, görev ve şeref bilmiştir.
Allah Devletimizi ve Milletimizi daima ve ilelebet payidar eylesin.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.