Harun ACAR
Harun ACAR
Gül Kokulu Peygamber
25 Ocak 2013 Cuma / namehaber@namehaber.com - Tüm Yazılar
Evliya Çelebi’ye kulak verelim.
 
Meşhur seyyahımızın seyahat macerasına nasıl başladığını bilmeyenimiz yoktur. “Seyahatname” adlı eserinde, o meşhur rüyasını naklederken anlattıkları ise oldukça ilginç.

Rüyasında Eminönü, Zindankapı’daki Ahi Çelebi Camii’ndedir. Reisi, Rasulullah s.a.v. olan ruhani bir meclistedir.

“Hz. Peygamber aleyhissalatu vesse-lam’ın eli zağferen ve gül gibi kokardı. Fakat diğer peygamberlerin elleri ayva gibi kokardı. Hz. Ebubekir’in elleri kavun gibi kokardı. Hz. Ömer’in elleri amber kokusu gibiydi. Hz. Osman’ın menekşe gibi kokusu vardı. Hz. Ali’nin kokusu yasemin gibiydi. İmam Hasan, karanfil gibi; İmam Hüseyin, beyaz gül yaprağı gibi kokardı. Allah onların hepsinden razı olsun. Bu hal üzere mecliste bulunanların hepsinin mübarek ellerini öptüm.”

Ne zaman ne de mekan uzaklığı manidir sevilenlerin kendilerine has kokularını duymaya. Rasulullah s.a.v.’in, Yemen’de olan Veysel Karanî’nin kokusunu duyduğunu haber verdiğini biliriz. Kur’an-ı Kerim’de ifade edildiği üzere Hz. Yakub’un, oğlu Hz. Yusuf’un gömleğini getiren kafile henüz Mısır’dan ayrılmaya başlar başlamaz Hz. Yusuf’un kokusunu 80 fersah uzaklıktan duyduğunu da…
 
Süleyman Çelebi, Mevlid’inde ‘Terlese, güller olurdu terleri’ böyle tavsif ediyor Nebiy-yi Zişan Efendimiz’i ve hakikat de öyle idi. Hiçbir güzel koku sürmese dahi kâinatın en güzel kokusu yayılırdı O’ndan. Medine sokaklarından geçtiğinde halk O’nun güzel kokusundan oradan Peygamber s.a.v.’in geçtiğini anlardı.
 
Hz. Enes b. Malik r.a., Rasulullah s.a.v.’in mübarek kokusu hakkında; “Rasulullah aleyhissalatu vesselam‘ın güzel kokusundan daha güzel ne misk ne de amber kokladım.” demiştir.
 
Bugün Medine-i Münevvere’de, Ravza-i Mutahhara’da Efendimiz’i ziyaret edenler de aynı şeyleri söylemiyorlar mı? “Biz orada duyduğumuz kokudan daha güzelini bugüne kadar hiç koklamadık.” Kuddûsî edasıyla: "Ol Medine izi-tozu bu Kuddûsî yüzüne tûtiyadır." Fahr-i Kâinat s.a.v., bir çocuğun başını okşadığında o çocuk diğerleri arasında hemen fark edilirdi. Ashap’tan bu şerefe mazhar olup da o mübarek kokunun bir ömür kendilerinden gitmediğini bildirenler olmuştur.
 
Tasavvuf ehli için de koku apayrı bir hususiyete sahip. Bildirildiğine göre tasavvuf erbabı birbirini kokularından tanırmış. Her bir meşrebin ve her bir zikir mertebesinin kendine mahsus bir kokusu olduğundan, birbirlerinden aldıkları bu koku sebebiyle, hangi meşrepten olduklarını anlarlarmış. Hatta salik, manevi mertebelerde ilerledikçe kokuya olan hassasiyeti ve ihtiyacı artarmış. Güzel koku kendisinde vazgeçilmez bir ihtiyaç haline gelirmiş.
 
Herhalde manevi kokulardan alınan lezzet bambaşkadır. Arifler, zikir meclislerinde zuhur eden güzel kokuların, her bir zikrin kendine has kokusundan neşet ettiğini haber verirler. Hatta her ayet-i kerimenin dahi kendine mahsus bir kokusu olduğu rivayet edilmiştir.
 
Cismi nazif, kokusu latif idi. Koku sürünsün, sürünmesin teni ve teri en güzel kokulardan âlâ kokardı. Bir kimse O’nunla musafaha etse, bütün gün O’nun rayiha-i tayyibesini duyardı ve mübarek eliyle bir çocuğun başını meshetse, rayiha-i tayyibesiyle o çocuk, sair çocuklar arasında malum olurdu. O, tabir yerindeyse, açıldıkça kokusu etrafa yayılan bir gül misâli, tanındıkça kendisine meftûn olunan bir sevgilidir...
 
Gülün Peygamber Efendimiz Aleyhisselamı Temsil etmesi meselesinin sonradan ortaya çıktığı gerçektir. Ancak ortaya çıkış nedeni ve zamanı hakkında net bir söylemde bulunmak zordur. Bunun Peygamber Efendimizin terinin ve teninin güzel koktuğuna dair rivayetlerin zaman içinde ortaya çıkardığı bir durum olması kuvvetle muhtemeldir. Bu konu ile alakalı birkaç hadisi şerifi nakledelim;
 
Enes İbn Malik buyurdu ki; "Rasulullah'm ( s.a.v.) yanında on yıl kaldım. Bütün kokuları kokladım. Onun kokusundan daha güzel birkoku koklamadım." [Buharî, Sahih, kitabu'l-menakıb, babu sıfati'n-nebiyy (s.a.v.); Müslim, Sahih, kitabu'l-fedail, 81; Beyhakî, Delailu'n-Nubuvve, I/254; İmam Ahmed, Musned, 111/107, 200.]
 
Ebû Nuaymden gelen bir rivayette Hz.Aişe validemiz şöyle buyurmuşdur: "Resûlüllah Efendimiz; insanların en güzel yüzlüsü, en nurlu tenlisi idi. O'nu vasfedip anlatanlardan hiç biri, O'nun mübarek yüzünü ayın ondördüne benzeterek, anlatmaktan kendini alamamıştır. O'nun mübarek teri, alnında inci tâneleri gibi tomurcuklanır, misk-i ezfer'den daha güzel kokardı." [Celaleddin es-Suyut-i - Peygamber Efendimiz'in Mucizeleri]
 
Peygamber efendimizin mübârek teri de,gül gibi güzel kokardı.Bir fakîr kimse,kızını evlendirirken,kendisinden yardım istemişti.O ânda verecek bir seyi yoktu.Küçük bir şişeye terinden koydurup verdi.O kız,yüzüne, başına sürünce,evi misk gibi kokardi ve evi, "Güzel kokulu ev" adı ile meşhûr oldu.
 
İşte Peygamber Efendimiz Aleyhisselamın bu güzel kokusu, O’nun çiçeklerin içinde kokusu ve güzelliği ile meşhur olmuş gül ile temsil edilmesine sebep olmuş olabilir.
 
Gülün Peygamber Efendimiz zamanında da mevcut olduğu bilinen bir gerçektir. Halk arasında ve daha çok vaaz kitapları ve şiirlerde kaynak verilmeksizin geçen "gülün Peygamber Aleyhisselâmın terinden yaratıldığı" meselesine, genelde muteber bir kaynak belirtilmeksizin vaaz içerikli kitaplarda ve Yunus Emrenin şiirinde olduğu gibi Peygamber Efendimize medhiye olarak yazılmış mısralarda rastlıyoruz.
 
Yine sordum çiçeğe,
Gül sizin neniz olur,
Çiçek eydür Ey derviş,
Gül Muhammed teridir.
 
Bir çok şiirinde Efendimiz(s.a.v) temsilen Hocaefendi de gül temsilini kullanır.
 
"Medinenin Gülü"şiiri sadece bir tanesi:
 
Ey kupkuru çölleri Cennet'e çeviren Gül;
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir, ağlayan gözlerimin içine gül!.
Ey kupkuru çölleri Cennet'e çeviren Gül!
 
Ve Mustafa Demirci’den TOMURCUKLAR AÇIYORKEN...
 
Tomurcuklar açıyorken
Başaklar bağlanmışken
Titredim efendim
Seni andım dün gece
Biz hiç yazı görmedik 
Kışta doğdun dediler
Nevbaharda geleni
Sensin sandım dün gece
   
Bu bahçeler onundur
Bazen uğrar dediler
Bir gülün kokusunda
Seni duydum dün gece
Onun geçtiği sokaklar
Güller kokar dediler
Ötelerden kokularla 
Geldin sandım dün gece
 
Bugünün madde bağımlısı insanları olan bizler için, kalbiyle görenlerin tattığı manevi lezzetleri bırakın anlamayı, tahayyül etmek dahi zorlaşıyor.
 
İman nuru ile aydınlanmış kalplerle, her dem güzel kokarak, Rasulullah s.a.v.’in o eşsiz ve mübarek rayiha-i tayyibelerinden nasipdar ve O’na layık bir ümmet olarak, güzel kokan bir hayat sürmemiz temennisiyle…
 
Kaynaklar:
 
1 - M.Fethullah Gülen-Herkul.org
2 - Hatice Kızaloğlu- ‘Kokan Bir Dünyada Yaşamak’ yazısından

 

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.