clubsoleklamsol
clubsag
clubfamila
Faik TUNAY
Faik TUNAY
Yerel seçim ve sonrası
9 Nisan 2014 Çarşamba / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

2014 yerel seçimi geldi geçti,1950 yılından beri yani çok partili hayata geçtiğimiz o günden bugüne kadar toplam 13 yerel seçim gördük bu demek oluyor ki ömrü olana daha çok yerel seçimler var.

Toplumumuzun en temel yanlışı ÖZELEŞTİRİYİ hiç sevmiyor oluşumuzdur, hepimiz en ufak bir olayda hemen suçlu ararız ve hep başkalarını eleştiririz. Hep tartışılır Batı toplumları Doğu toplumlarından neden bu kadar ilerde diye elbette bunun birçok nedeni vardır ama bana sorarsanız onlarda sağlam özeleştiri kültürü var ondan dolayı da sonuçları çok daha iyi analiz edebiliyorlar ve böylelikle ilerlemeleri daha kolay oluyor.

Bizim toplumumuzda bu alışkanlık aslında ilkokuldan başlar karnede kırıklar olur, çocuğa ebeveynleri sorduğu zaman hep suçlu başkalarıdır ya öğretmen zor soru sormuştuysa arkadaşları ile problemleri vardır... İlkokuldan başlayan bu alışkanlık maalesef ilerleyen yıllarda da artarak devam eder. Seçim sonuçlarını değerlendirirken ben öncelikle kendi hatalarımızı, eksiklerimizi konuşmayı tercih ederim yani önce ÖZELEŞTİRİ sonra eleştiri.

Biz seçimlerde istediğimiz sonucu alamadık, 17 Aralık süreciyle beraber ortaya saçılan bir sürü yanlışlığa rağmen iktidar oy oranını korudu peki neden bu seçimde aziz milletbizi alternatif olarak görmedi? Buna acil kafa yormalıyız. Başbakan müthiş bir algı yönetimi yaptı kabul edelim ki çok başarılı oldu. 17 Aralık süreci ile beraber PARALEL DEVLET diye bir kavramı hayatımıza soktu. Toplumda DEVLET belki de en önemli kelimelerden biridir aileler aslan gibi evlatlarını teröre kurban verir vatan sağ olsun, yeter ki devletimiz var olsun derler işte devlet bu kadar önemlidir bizim toplumuz için. Başbakan kendisi ve bakanları ile ilgili iddiaları o kadar ustalıkla bertaraf edip okları devlet üzerine çevirdi ki vatandaş da şunu düşündü bir dakika devlet mi elden gidiyor? Devlet içinde alternatif devlet olmaz, devlet tektir diye düşündü onun içindir ki Başbakan ısrarla mesele Tayyip Erdoğan değil mesele devlet, devlet diye bağırdı miting meydanlarında. Bunun karşısında biz muhalefet olarak iddiaları kullandık ama vatandaşa bunlar yolsuzluk yapıyor, kötü yönetim var ama biz gelirsek şunları şunlarıyapacağız, hedeflerimiz bu, projelerimiz bu deme noktasında zafiyet gösterdik maalesef! Yani kötüyü gösterdik, sürekli kullandık ama iyiyi sunamadık. Millet haklı olarak, kafası da karışmış bir vaziyette peki iktidara bir ders verelim, bu kadar güç iyi değil ama siz gelirseniz nasıl olacak? Daha kötü olur muyuz? sorusunu hep kendi kendine sordu biz bu noktada milleti belki de ikna etmek noktasında eksik kaldık ve sonuçta AKP'ye oy vermeyi düşünmeyen vatandaşlarımız bile gidip tekrar AKP'YE oy verdi.

Bir diğer önemli etken EKONOMİ oldu her seçimde olduğu gibi. Kabul etmek gerekir ki iktidar göreve geldiği ilk yıldan itibaren sıkı ekonomi politikaları ile büyüme sağladı.İnsanların cebine daha fazla para girmeye başladı, Türkiye modeli bütün Dünya'da konuşulur oldu.(Tabi ki sıcak para girişi, Dünya 'daki gelişmelerin etkisi bunlarda etken oldu ama iktidarın başarısı da ortadaydı)Bunun yanında insanlar hedeflerine ulaşmak için borçlandı, borçlu insan sayısı, borç miktarı çok arttı. 2002 yılında vatandaşların bankalara borcu 47 milyar Türk lirası iken bugün 890 milyar Türk lirası oldu. Bu durumda da vatandaş haklı olarak istikrarın bozulmasından korktu, burada da Başbakan usta bir algı yönetimi yaptı ve sürekli olarak biz gidersek koalisyonlar dönemi tekrar başlar, faizler yükselir dedi seçim meydanlarında, hatta bir Bakan memurlar maaşını bile alamaz noktasına getirdi işi! Bu durum karşısında biz muhalefet olarak millete korkulacak bir şey yok, Türkiye eski günlere kesinlikle geri dönemez, bizim ekonomi politikamız bu, önceliklerimiz bu, hedeflerimiz bu deyip, ikna etmiş olsaydık iktidar ne derse desin bir anlamı olmazdı işte bu noktada da biz eksik kaldık diye düşünüyorum. Vatandaş borçlu ondan dolayı gidip mecburen iktidara oy verdi demek çok yanlış bir düşüncedir, herkesin borç alması, borçlanarak bir şeyler yapması gayet normaldir siz insanlara alternatif sunarsanız kimse borcundan korkmaz.

 Gelelim direkt olarak partimizi ilgilendiren hususlara mesela Güneydoğu Anadolu'da neredeyse hiç yokuz, aldığımız oy oranları yüzde bir, ikilerde.1989 Kürt raporu denir hep, bununla övünülür, tabi ki çok ileri bir rapordu, tek kelime ile süperdi ama aradan geçti 25 sene artık yeni şeyler söylemek lazım. Bazıları kabul etmek istenmese de iktidar 1989 Kürt raporunda yazılan birçok şeyi hayata geçirdi zaten. Kürt vatandaşlarımızı bak biz 1989 yılında bu raporu yazmıştık diyerek inandırmak, onların oy vermesini sağlamak imkânsız.

Karadeniz de niye düşük oy aldık? Artvin gibi CHP kalesi olan bir il nasıl kaybedildi bunu düşünmek lazım, buna kafa yormak lazım. Bu özeleştirileri yaparken elbette Ankara’da, Üsküdar’da olduğu gibi haksızlık, hukuksuzlukları da söyleyeceğiz, Ankara'da 12334 sandık varken 6240 tane tutanakta usulsüzlük olduğunu haykıracağız, bununla beraber 2908 tutanakta ıslak mühür yokken nasıl olurda bu oylar geçerli sayılır diye soracağız. Bu kadar da olmaz diyeceğiz.

 Her şey iyi giderken, ABD ve AB'den destek mesajları gelirken işte bütün Dünya arkamızda, biz Ortadoğu'nun lider ülkesiyiz artık, bu mahallede her şey bizden sorulur derken, bazı şeyler ters gitmeye başlayınca hemen dış güçler diye komplo teorilerine neden dört elle sarılıyorsunuz diye soracağız? 17 Aralık sabahına kadar cemaat en büyük dost iken(Başbakan, bakanların sayısız açıklamaları var,okuyan,takip eden bilir)ne oldu da bir anda bunlar haşhaşi oldu, terör örgütü oldu diye soracağız? Biz de gerçek yüzlerini yeni gördük, ihanete uğradık diyorsanız 12 yıldır nasıl uyudunuz diye soracağız hakkımız değil midir sormak? yok biz biliyorduk sesimizi çıkarmadık diyorsanız o zaman sizde 12 yıldır suç ortaklığı yapmadınız mı diye soracağız, hakkımız değil midir sormak?

Duruş çok net: devletin içine kim çöreklendiyse hep beraber hesabını soralım, dinlemeleri kim yapıyorsa bulalım, hemen kanun önüne çıkaralım, en ağır yasaları çıkaralım bugün size olan yarın bir başkasına olabilir bunun bilincindeyiz ama tam bir cadı avı ile sapla, samanın karıştırılmasına da karşı çıkalım. Herkese cemaatçi yaftası yapıştırılıp, suçlu aranmasına da,haksızlıklara da karşı çıkalım, algı yönetimi ile mecranın bambaşka yerlere çekilmesine de karşı çıkalım, PARALEL DEVLET diyerek algı yönetimi yapılmasına da karşı çıkalım. Varsa devlet içinde paralel olanlar somut olarak, isim isim ortaya çıkaralım ve cezalandıralım, iktidara bundan daha somut destek nasıl verilir?

 Bunları söylerken ısrarla muhalefetin Pennsylvania'nın etkisi altına girdiğini söyleyenlere de pes artık demeyecek miyiz? Dünya'da 140 ülke de faaliyet gösteren, objektif olan herkesin göğsünü kabartan Türk okullarını takdir ediyoruz diye, olumlu,hayırlı işleri kim yaparsa yapsın her zaman takdir ederiz ifadesini kullandığımız için,cemaatin yayın organlarına çıkıp konuştuğumuz için  hemen bakın bunlarda cemaatçi denilmesine pes artık demeyecek miyiz? Düne kadar iktidar partisi temsilcileri bunları yaparken sorun yoktu da,muhalefet temsilcileri yaparken neden dert oluyor diye sormayacak mıyız?

Kıssadan hisse; Muhalefet olarak biz çok daha fazla çalışıp, daha fazla el sıkıp, daha fazla kapı çalıp, somut projeler ile milletin karşısına çıkıp milletin gözünde alternatif olmak için mücadele etmeliyiz, benim tek düşüncem budur. Söz de, karar da her zaman MİLLETİNDİR.

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Beytullah Yılmaz 9 Nisan 2014
üzgünüm ama gördüğünüz duyduğunuz hırsızlıklara, kendi ülkemize füze atmayı, türbeye saldırmayı planlayan devlet kurumlarının varlığına, pkk ile iş birliği yapan hükümete, kuran ayetleri ile dalga geçen bakana inanmıyorsunuz ama chp camileri ahır yaptığı için ona oy vermediğinizi söylüyorsunuz. yanlış anlamayın oyunuzu chp ye verin demiyorum aksine istediğiniz partiye oy vermekte herkes gibi tabiki özgürsünüz. sadece bir partiye neden oy vermeyeceğinizi kendinizce sebepler ile açıklarken diğer partiye hala nasıl oy verdiğinizi anlayamıyorum. neden bu siyasetçileri bu kadar yüzsüz hale getirdiğinizi anlayamıyorum. nasıl kendi krallıklarını kurup hepimizi birer böcek gibi görmelerine izin verdiğinizi anlamıyorum. nasıl ne yaparsak yapalım %40 oyumuz var güvenine sahip olmalarını hazmediyorsunuz anlamıyorum. allah aşkına soruyorum size daha ne yapmaları lazım ki bu adamların gerçek yüzünü göresiniz.
Yavuz Selim 9 Nisan 2014
Faik Tunay bey objektif bir özeleştiri yapmış...Bu özeleştiriyi muhalefet partileri farklı platformlar kurarak, daha iyi analiz yaparsa, kendilerini çeketmiş olurlar. Bu da onlara başarı getirir. Akp nin 30 mart daki oy oranını iyi irdelemişseniz. Bakın halk hala daha Chp ye "dinsiz(!)" parti nazarıyla bakıyor. Chp ilk önce siyasi partilerin sorumluluğunu, partinin / adayın dindarı / dinsizi olmayacağını çok iyi anlatması şart. Kadrolarını tüm kesimlere açması, tüm dindar kesimleri kenetlemesi şart. Halkın bam teline dokunacak konuları konuşmalı, sürekli proje üretmeli...Halk çatışma istemiyor...Chp eğitim,ekonomi,sosyal hayat,teknoloji,uluslararası ilişkiler vb çok ciddi alanlarda hem Türkiye yi hem de Dünya yı çok iyi analiz eden ekipler kuramaz ise kitle partisi olamaz. sadece seçim döneminde yöreye uygun adaylarla bu iş olmaz...