E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
Fransa’nın Çaresizliği- 2
27 Temmuz 2020 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Sömüren devletler sömürge haline getirdikleri devletlere, asla ve asla tam bağımsızlıklarını vermezler. Özgürlük ve eşitlik gibi kavramlarda bu sözde devletlerin anayasalarında vitrinde yer alan süs eşyaları gibi görünürler. Uygulamada hiçbir karşılığı yoktur ve bu kavramların içeriği efendilerinin çizdiği ve izin verdiği sınır kadardır.
 
Fransa, işgal ettiği, sömürge haline getirdiği devletleri birçok açıdan kendine bağımlı hale getirecek şekilde, Fransızca’nın resmi dil ve eğitim dili olması ile zorunlu resmi eğitimin Fransızca olmasını ve eğitimin kendi istediği biçimde şekillendirilmesini zorunlu tutmuştur.
 
Bu uygulama sadece Fransa’ya özgü olmadığının altını çizmekte fayda olacaktır. İngiltere,İspanya, Portekiz gibi önde gelen sömürgeci ülkelerde benzer yöntemleri uygulamışlar ve uygulamaya devam etmektedirler.
 
Günümüzde ,54 ülkeden 27’sinin resmi dili Fransızcadır ve Fransız dil ve kültürünü yaymak maksadıyla “Francophonie” adlı bir organizasyon oluşturulmuştur. Fransız eski sömürgesi olan ülkeler, kamu alımları ve kamu ihalelerinde Fransız çıkarlarını korumak ve Fransız şirketlerine öncelik vermek zorundadırlar. Hükümet ihalelerinin verilmesinde Fransız şirketleri önceliğe sahiptir.Fransa 1961’den beri 14 Afrika ülkesinin ulusal rezervlerini elinde tutmakta ve bu sayede Fransız hazinesi, Afrika’dan yıllık 500 milyar dolar kazanç ve getiri elde edebilmektedir. Bu ülkelerin çoğunda ekonomik varlıkların büyük kısmının Fransız şirketlerinin kontrolünde bulunduğu unutulmamalıdır
 
Fransa ayrıca Müslümanların direnişini kırmak için, dinî düşünceyi şekillendirmek adına, kendi kontrolünde olacak İslami okullar kurdurmuştur. Afrika toplumlarını dejenere etmek için müstehcen yayınlar yapan pop müzik kanalları kurulmuş ve bu kanallar 7/24 yayın yapmaktadır. Yerel yönetimlerin eliyle içki kullanımı, moda adı altında Afrikalı kadınların tesettürden çıkarılması ve pop kültürü özendirilerek Müslüman toplum çökertilmeye çalışılmıştır. Fransa, bu ülkelerin yeraltı zenginliklerini yağmalamaktadır. 59 nükleer santrala sahip olan Fransa’nın santraller için ihtiyaç duyduğu uranyum Nijer ve Mali’den gelmektedir.
 
Fransa’da bile olmayan Frank diye bir para birimi Afrika’da geçerli olmaktadır. Fransa, merkezi Paris olan, alım gücünün Paris’ten belirlendiği, Chamalieres’de basılan Frank para biriminin eski sömürgelerinde geçerli olduğu bu şeytanî sistemin devam etmesini istemektedir.
 
Bağımsızlığını yeni kazanan ülkeler, sömürgecilik sırasında Fransa’nın ülkede inşa ettiği altyapı için ödeme yapmak, sömürge anlaşmasına bağlı çok yönlü bir burs ve hibe sistemi nedeniyle, üst düzey eğitim memurlarını Fransa’ya veya Fransız askeri altyapılarına göndermek, askeri anlaşmalar kapsamında bu ülkelere askeri olarak müdahale etme ve üslerinde asker bulundurma, Fransa izin vermeden başka ülkelerle askeri işbirliği anlaşmaları yapamamaları, ihtiyaç olması halinde Fransa’ya asker desteği sağlamak gibi birçok kazanım Fransa’nın sömürmeye devam ettiğinin işaretlerini oluşturmaktadır.
 
Libya Devlet Başkanı Kaddafi’nin devrilmesi ve öldürülmesinde Fransa’nın önemli rolü olduğu bilinmektedir. Kaddafi’nin ülkesinde bulunan başta Fransa olmak üzere batılı ülkelere ait petrol şirketlerini millileştirmesi, misyonerlerin Hristiyanlığı yaymak üzere Afrika ülkelerine
 
girişlerini engelleyecek sistemler oluşturma çabaları, en önemlisi Afro adında Afrika ülkelerinin kendi aralarında kullanacakları tek para birimi üzerinde çalışmaları, Libya’nın Site şehrinde Afrika Yatırım Bankası’nın, Kamerun’un başkenti Yaonde’de Afrika Para Fonu’nun ve Afrika Merkez Bankası kurulması ile Afrika Fransa sömürülmekten büyük ölçüde kurtulacak, Afrika Merkez Bankası’nın afro basmaya başlaması ile birlikte Fransa’nın Frank ile kuruduğu sömürü düzeni tamamen sona erecek olması Fransa’nın harekete geçmesine neden olmuştur. Afrika ülkelerinde kontrolü kaybedeceğim endişesi ile Fransa ,Libya ‘da karşısına çıkan her ülkeye saldırmasının en büyük nedeni budur. Kaddafi’nin uyandırmak üzere olduğu Afrika’nın geri dönülemez bir yola girişinden önce hamlede bulunmak Fransa’nın seçtiği strateji olmuştur. Bugün Batı Afrika ve Libya’da yaşananlar Fransa’nın çaresizliğini yansıtmaktadır.
 
2013 yılından beri “terörle mücadele ediyorum” adı altında, kendisine 3500 km uzaklıktaki Mali’de operasyonlara başlayan ve bugüne kadar 1 milyar avro’nun üzerinde harcama yaptığını söyleyen Fransa, bu operasyon sahasını bütün Sahel Bölgesi’ni kapsayacak şekilde genişletmiştir. Fransa’nın bölgeye girişi ile birlikte terör örgütü ve saldırı sayılarında artışın olması, saldırıların Fransız askerlerinden ziyade saldırıların Birleşmiş Milletler askerlerine, Fransa’yı desteklemeyen yönetimler ve Müslüman halka yapılması ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır.
 
2013 yılından bugüne kadar 28 Fransız askerinin öldüğü söylenmekle birlikte bu zayiatın yarısının helikopter kazası sonucu olduğunu belirtmekte yarar olacaktır. Oysa 2019 yılı kasım ayında Mali’nin kuzeyinde bir askeri birliğe düzenlenen tek bir saldırıda 53 asker ve 1 sivil aralık ayında Nijer’in Mali sınırına yakın bir askeri üssüne yapılan saldırıda 73 asker hayatını kaybetmiştir. Fransa’nın bu ülkelerle ilgisi zengin yeraltı kaynakları nedeniyledir.
 
Fransa’nın Afrika’da kendisine bağlı yapılanmalarla terör örgütlerini dizayn ederek bölgeyi ve bu bölgelerdeki kaynakları kontrol etmek istediği açıkça görülmektedir. Çin, Hindistan, Japonya ve Rusya gibi ülkelerin Sahel bölgesine girmeleri sonucu bölgedeki durumu gittikçe zorlanan Fransa’ya karşı bölge ülkelerinden de karşı tepkiler artmaya başlamıştır.Benin, Burkina Faso, Gine Bissau, Fildişi Sahili, Mali, Nijer, Senegal ve Togo 2020 yılından itibaren “Eko” denilen bir para birimine geçme kararı alması, le Burkino Faso’nun izinsiz uçan insansız hava araçlarının vurulacağı konusunda Fransa’yı uyarması ve askerlerinin gereksiz yere ölmesi nedeniyle Çadlıların başlattığı halk hareketleri bu tepkilerin sadece birkaçıdır
 
Fransa, Afrika'daki sömürge devletlerinin bağımsızlığını kazanmasına rağmen kirli ellerini üzerlerinden çekmemiş ve 1958 yılından itibaren bağımsızlığını kazanan ülkelerden 'koloni vergisi' almaya başlamıştır. Benin, Burkina Faso, Gine, Fildişi Sahili, Mali, Nijer, Senegal, Togo, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo, Ekvator Ginesi ve Gabon günümüzde vergi ödemeye devam etmektedir. Bu ülkelerden toplanan vergilerle Fransa yılda 500 milyar dolar parayı haraç olarak kasasına koymaktadır. Vergisini ödemeyen, başkaldıran ülkelerin liderlerinin sonu ya darbe ile yönetimden uzaklaştırma, ya da hayat kaybı olmaktadır.27 Afrika ülkesine son yıllarda gerçekleştirilen 67 darbenin %61’nin eski Fransız sömürgelerinde gerçekleştirilmesi tesadüf olmasa gerek.
 

Doç.Dr.FAHRİ ERENEL - NAME HABER

 

Kaynakça:
 
https://www.sde.org.tr/guray-alpar/genel/fransanin-afrikadaki-saltanati-sona-yaklasiyor-kose-yazisi-14785
 
https://www.ahaber.com.tr/dunya/2019/04/11/fransa-afrikayi-somurmeye-devam-ediyor
 
https://www.aa.com.tr/tr/analiz/afrika-da-fransa-k%C3%A2busu-ii-yeni-somurgecilik/1726100

 

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.