E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
Artan afetler ve afet yönetimi -1
25 Haziran 2020 Perşembe / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
2020 yılının başından beri ülkemizde birçok afet türü ile karşı karşıya kaldık. Bilimsel çalışmalarda afet türleri, insan, doğa ve teknoloji odaklı olarak üçe ayrılmaktadır. Türkiye bu üç afet türünün örneklerini son altı aylık sürede yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir. Çığ, heyelan, uçak kazası, deprem, sel, hortum, yıldırım düşmesi ve en önemlisi Covid-19 salgını başlıcaları olarak sayılabilir.Her afet sonrası can ve mal kayıpları yaşanmaya devam ettiğini görmek hepimiz üzüyor ve bizleri derinden etkiliyor.
 
Afet sonrası olay yerinde olmak, afetzedelere moral vermek, devletin yanlarında olduğunu göstermek ve yaraları sarmak açısından elbette önemli. Devletin desteğini hayatın normale dönmesi aşamalarında da görüyoruz. Örneğin depremde konutları yıkılanlara geçici veya kalıcı konutlar yapma gibi.
 
Ayrıca, tam anlamı ile arzu edilen seviyede olmasa bile Ülkemizin afet sonrası müdahale kapasitenin geliştiğini söyleyebiliriz. Teşkilatlanma, malzeme, eğitim açısından bir kapasite eksiğimizin olmadığını değerlendiriyorum.
 
Peki nerede eksiğimiz var. Veya hata yapmaya devam ediyoruz. Afet yönetiminin;
 
Risk ve Zarar Azaltma, Hazırlık, Müdahale, İyileştirme olmak üzere dört aşaması bulunmaktadır. Planlamalar ve eylem planları bu aşamalar üzerinden gerçekleştirilir. Ülkemizde her aşama için çalışmalar sürdürülmekte, yoğun çabalar sarf edilmektedir. Bütün bunlara rağmen yolunda gitmeyen veya yeterince öncelik verilmeyen hususlar var ki can ve mal kaybı yaşamaya devam ediyoruz. Esasında eksikliklerimiz biliyoruz. Yapılmasını gerekenlerde biliniyor.
 
İşte bu nokta da insan faktörü devreye giriyor. Elbette teknoloji de önemlidir. Ancak, teknolojiyi de kullanacak olan insandır. Eğitimlerimiz genellikle gündüz şartlarında ve mesai günlerinde yapılır.Marmara Depremi gece saat 03.05’te meydana gelmiştir. Geceleri, hafta sonları,9-10 günlük uzun tatil günleri meydana gelen afetlere yönelik kaç tatbikat yapılmıştır ve sonucu ne olmuştur acaba? Örneğin, Üniversitelerde bu konuda tatbikatlar haftaiçi ve gündüz yapılır. Belki ilk ve orta öğretim kurumları için bu zaman uygun olabilir.Ancak, üniversitelerde akşamları ve çoğu zaman hafta sonları da eğitim devam etmektedir. Kurulan ve tatbikatlarla müdahale kapasiteleri geliştirilen bu ekipler ek görev ile oluşturulan ekiplerdir.Akşam olunca doğal olarak evlerine gitmektedirler. Peki akşam veya tatil günlerinde bir afet ile karşılaşılması halinde hangi ekip veya kimler müdahale edebilecektir? Tam bir muammadır.
 
Aynı konu kamu ve özel kurumlar içinde geçerlidir.Kurulan ekiplerde görev verilenlerin sanki her çağrıda hemen hazır olacakları varsayımı dikkate alınır.Halbuki bu ekiplerde görevli kişilerin yıllık izin,hastalık,işten ayrılma vb. nedenlerle işyerinde olmaması halinde görevi kim alacaktır? Yedekleme yapılmışmıdır acaba? Bu tür soruları çoğaltmak mümkündür.
 
Kağıt üzerinde yazılı planları gece olacak bir felakette kim ,nerede bulabilecek ve uygulayabilecektir? Planlar genelde mevzuata uygun hazırlanır ve denetlemeye kadar dosyada veya mevzuatın belirtiği yerlerde bulundurulur. Acaba,afet veya acil durumlarda uygulanmak üzere hazırlanan planların uygulanma derecesi nedir? Başlıklı bir araştırma yapılmışmıdır? Gerçekçi bir araştırma yapılırsa son derece düşük düzeyde olduğu görülebilecektir .Planlar yılda bir kez ,sözde bir tatbikat ile deneniyor gibi görünse de,bu tatbikatlar senaryoya dayalı ve gerçeğe yakın planlanmadığından hemen herkes ciddiyetten uzak olarak tatbikatlara katılmaktadır.
 
Planların hacimleri ve içinde ki bilgiler o kadara detaylıdır ki. Planın tamamı dikkate alındığında uzman dışında hakim olmak çok zordur.Oysa planlar sade, basit ve anlaşılabilir olmalıdır.Kurumlarda çok sayıda uyarı yazıları,talimatlar yer alır.Yazı büyüklükleri okunabilir olmaktan uzaktır.Kat tahliye planlarına bakınız.Eğer bir de o kurumda yeni çalışmaya başlamış veya bir toplantı için gelmişseniz anlayana kadar eğer yangın çıkmışsa yanabilir,deprem varsa enkaz altında kalabilirsiniz.Bu tür yazıların gecede faaliyet yürütülen kurumların çoğunda ışıksız ortamlarda bulunduğu,yani adeta okunmamak üzere denetleme veya adli bir süreçte işlemden kurtulmak üzere tasarlandıklarını hemen anlamak mümkündür.
 
Afetler,bizim gibi gelişmiş ülkeler için asla kader olarak değerlendirilmemelidir. Kader olsa idi dünya tarihinin en büyük depremini yaşayan Şili gibi bir ülkenin evrenden silinmesi gerekirdi.(https://www.milliyet.com.tr/tarihin-en-buyuk-depremi-sili-depremi-molatik-14961/ -Selçuk Bulut -14.04 .2020)
 
“Tarihler 21 Mayıs 1960’ı gösteriyordu. Şili’nin Valdivia şehri daha önce de depremlere tanıklık etmişti. 16 Aralık 1575 tarihinde çok ağır bir deprem yüzünden şehir yıkılmıştı. Modern zamanlardaki depreme çok benzeyen bir depremin olduğu söyleniyor. İşte 21 Mayıs sabahı da normal bir gün gibi başladı gün.
 
Saatler 06.02’yi gösterirken 35 saniye süren bir sarsıntı meydana geldi. 8.3 şiddetindeki bu deprem oldukça yıkıcıydı. Concepción şehrinde meydana gelmiş ve şehrin 3’te 1’i yok olmuştu. Bölgenin merkezlerle olan telekomünikasyon bağlantısı kopmuştu.
 
 
Aradan 24 saat geçmişti ki yeni bir deprem oldu. Bu sefer ilkinden biraz daha küçük bir depremdi ama küçük derken o kadar küçük değil. 7.1 şiddetindeki depremin üzerinden 2 dakika geçmişti ki 6.8 şiddetinde başka bir deprem oldu. Üst üste geliyordu sallantılar.
 
Birkaç saat sonra, herkes biraz rahatlamıştı derken saat 14.56’yı gösterirken 7.8’lik bir deprem daha oldu. Korku içinde kalmıştı tüm şehir ama daha bitmemişti. Bu büyük depremler daha büyük bir depremin öncüleriydi.
 
Concepción depreminden sadece 15 dakika sonra 15.11'de dünya tarihinin en büyük depremi olan Valdivia depremi meydana geldi. 9.5 şiddetinde, 11 dakika boyunca süren deprem 400 bin kilometrekarelik alanı etkiledi. Şöyle düşünün, Türkiye’nin yarısı büyüklüğünde bir alan…
 
Deprem o kadar büyüktü ki arada koca bir Pasifik Okyanusu’nun olmasına rağmen Asya kıtası, ABD, Meksika, Avusturalya bile etkilenmişti. 25 metre büyüklüğünde bir tsunamiler meydana geldi.
 
 
Şehir adeta yok olmuştu. Elektrik hatları gitmişti, günlerdi yağmur yağmasına rağmen şehirde temiz su sıkıntısı çekiliyordu. İnsanlar depremle yaşarken bir de susuzlukla mücadele ediyordu. Raporlara göre 3000 kişi depremde hayatını kaybetti.
 
Valdivia’da meydana gelen bu korkunç deprem sadece o günü değil geleceği de etkiledi. Deprem uzmanlarının verdiği bilgilere göre 20. yüzyılda meydana gelen depremlerin yüzde 25’ini tetiklemişti. Bu günden sonra artçı depremler de 7’nin üzerinde oldu ve kötü durumu iyi de kötü hale getirdi”
 
Düşününüz Marmara depremi yaklaşık 45 saniye sürmüştür.Şili’deki bu deprem ise 11 dakika sürmüştür.Kayıpların 3000 sayısı civarında olması nüfusun azlığı ve dağınık yerleşim birimleriden kaynaklanmaktadır.Şili’de 8 ve üzeri şiddetinde ki depremler sıklıkla olmaktadır.
 
2010 yılında 8.8 şiddetinde ki depremde yaklaşık 500 kişi hayatını kaybetti.2015 yılında 8.3 şiddetinde ki depremde ise sadece 12 kişi hayatını kaybetmiştir. Şili bu depremlerden çok önemli dersler çıkarmıştır. Katı inşaat kuralları, uyarı sistemleri,çok sayıda gerçekçi tatbikatla, okullarda ve mahallerde,küçük yerleşim birimlerinde eğitim ve tatbikatlar vb. planlı tedbirlerle bugüne ulaşmıştır.
 
26 Eylül 2019 günü saat 13:59'da İstanbul'un güneybatısını sarsan 5.8 büyüklüğünde bir deprem yaşandı malumunuz. Depremde bir kişi kalp krizi sebebiyle öldü, çoğu panik sebebiyle 43 kişi yaralandı. İstanbul’da yaşanan panik henüz hafızalarımızda. Planlar işlemdi. Uyarılar dinlenmedi.
 
Aynı saatlerde Şili de 7.9 şiddetinde deprem meydana geldi.Hasar ve zayiat yok. Düşünebiliyormusunuz İstanbul’da 5.8 yerine 7.9 şiddetinde bir depremin olduğunu ve sonuçlarının neler olabileceğini? Senaryolarda neler olacağı anlatılıyor. Peki tedbirler? Bizler ne kadar hazırız ?Sorumluluğu sadece devlet kurumlarına yüklemek yeterli değildir. Hepimizin yapabileceği çok şey vardır. Unutmayalım.
 
Doç. Dr. Fahri Erenel-İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi - NAME HABER
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.