E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
Koronavirüs Salgını ve Muhtemel Etkileri Üzerine
16 Mart 2020 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Yeni güvenlik anlayışı ile geleneksel güvenlik kapsamındaki daha çok devlet kaynaklı tehditler; devletin bizzat kendi vatandaşını da kapsayacak şekilde bireye kadar daralmıştır. Tehditlerin doğası da bu çerçevede sadece askerî nitelikli değil politik, sosyal, ekonomik ve çevresel konuları da içine alarak çok yönlü olmuştur. Tehditlerin bu değişen doğasına bağlı olarak tehditlere verilen cevaplar da değişmiştir. Güvenliğin sağlanması sorumluluğuna ulusal seviyenin yanına küresel sorumluluk da dâhil edilmiştir.

Güvenliğin genişleme ve derinleşme boyutunun da farklı özellikleri ile ön plana çıktığı görülmektedir. Güvenliğin genişleme boyutu, askeri konulardan ziyade ekonomik ve çevresel tehditlerden insan hakları ve göçe kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Güvenliğin derinleşmesi ise bölgesel ve toplumsal güvenlik gibi orta düzey alanlar kadar güvenliği global ya da uluslararası düzeye yükselten ya da birey güvenliğinin düzeyini aşağıya çeken güvenlik düzlemleriyle de ilgilidir. Temel olarak güvenliğin genişlemesi, özellikle güvenlik tehditlerinin kaynağı ile ilgili temel konuları kapsamaktadır. Güvenliğin derinleşmesi ise güvenliğin esasen kimin için sağlanması gerektiğini yani güvenliğin amacıyla ilgili konuları kapsamaktadır.

1994 yılında Birleşmiş Milletlerin İnsan Gelişim Raporunda insan güvenliğine yönelik tehditlerin neler olduğunu ortaya koymasıyla akademik alanda insani güvenlik üzerine kavramsal analiz çalışmaları hız kazanmıştır. Adı geçen rapor, tüm güvenlik politikalarının kimin için ve nasıl sağlanacağı üzerinde durmuş ve güvenlik açısından en önemli amacın birey olduğunu ortaya koymuştur. Yani güvenliğin temel referansı olan devlete karşılık birey öne çıkarılmış, temel unsurun insan faktörü olduğu vurgulanmıştır.

 Soğuk Savaş sonrasında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından genel paradigması “korku ve yoksulluğun olmaması” ya da “korku ve ihtiyaçtan özgür olmak” olarak şeklinde özetlenen insani güvenlik yaklaşımı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından biçimlendirilmiştir. İnsani güvenlik, bireyin yaşam kalitesine bir tehdidin varlığı durumunda, güvenliğin sağlanması amacıyla ilgili olup bireyin merkeze alınmasını içermektedir

Devletlere yönelik tehditler aslında dolaylı olarak bireyi de etkilemektedir. Bu küresel tehditler, belirli bir toprak parçası üzerinde yaşayan topluluk ya da bireyleri soyut bir varlık olan devletten daha fazla etkileme potansiyeline sahiptir. Bu durum terörle mücadelenin dolaylı etkisi olarak da karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, herhangi bir bölgede ortaya çıkan salgın hastalık veya doğal felaket sebebiyle bireyin seyahat özgürlüğü kamu otoritesi tarafından engellenebilmekte ya da herhangi bir terör örgütünün eylemlerini önleme faaliyetleri yapılırken masum olan insanların da haklarının ihlal edilmesi söz konusu olabilmektedir. Özellikle suçluluk ve terörizmin ve diğer yeni tehditlerin önlenmesi esnasında bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin kamu çıkarlarına feda edilmemesi gerekmektedir. Hızlı küreselleşme olgusunun ülkelerarası sınırları aşındırarak toplumlar arası yakınlaşmayı sağlamasına karşın yerelde etnik kimliklerin ayrışmasını ve toprak/coğrafi bazda gittikçe atomize olmayı kolaylaştıran bir küresel yapılanma süreci içinde ortaya çıkaracağı muhtemel çatışmalar, devlet gücünün bireyin çoğu özgürlüğüne ve toplumun çeşitli inisiyatif alanlarına tehdidini de kolaylaştıracaktır. Ayrıca, dünya kaynaklarının sorumsuz ve hızlı bir şekilde tüketilmesiyle sonuçlanacak çevresel bozulmaların ve kıtalar/ülkeler arası ekonomik eşitsizliklerin doğuracağı rekabetin türevleri, yoksulluk sonucu marjinalize olan kesimlerin çatışmaları, kamu gücünün bireyin ve toplumun otonom alanlarına tehdidinin farklı meşruiyet zeminlerini oluşturacaktır.

Afetler, salgın hastalıklar ve terör saldırıları insan güvenliğini ön plana çıkarmaktadır. Özellikle son Koronavirüs salgını yukarıda açıklanan yeni güvenlik anlayışının uygulamada en önemli örneğini oluşturduğu düşünülmektedir.

2003 yılında yine Çin’de ortaya çıkan SARS salgını ile karşılaştırıldığında öldürücülük oranı daha düşük, ancak bulaşma hızı daha yüksek görünen Koronavirüs salgının daha ne kadar devam edeceği, nerelere kadar yayılacağı ve sonunda yol açacağı can kaybının hangi boyutlarda olacağını kestirmek henüz mümkün görünmemektedir. Virüsün yayılma hızına ilişkin henüz cevapları tam bulunamamış soruların varlığından dolayı, hızla yayılan komplo teorilerinin de belirsizliği ve korkuları beslediği, salgının ekonomik ve siyasi etkilerini büyütme potansiyeli taşıdığı dikkatlerden uzak tutulmamalıdır.

Dünya ekonomisinin büyük merkezlerinde ekonomik büyümenin yavaşlamaya başladığı, küresel borç yükünün büyük bir borç krizine doğru evrilmeye başladığı bir aşamada ortaya çıkan salgın dünya ekonomisinde resesyon olasılığını hızla arttırdığına ilişkin yorumlar giderek kuvvetlenmektedir. Salgın’ın öncesinde gerekli tedbirleri zamanında alamayan ülkelerin siyasi istikrarlarına da olumsuz etkileri olacağı ve popülizmin artarak radikal partileri güçlendirici etkide bulunarak siyasi dengeleri zorlayacağı, kitlesel hareketlere yol açabileceği, etkilerinin uzun dönemli ve kalıcı olabileceği öngörüler arasında yer almaktadır.

Teknoloji devi Apple şimdiden bu yılın ilk çeyreğinde gelir hedeflerini karşılamasının mümkün görünmediği şeklinde yatırımcılarını uyarmıştır. Çin’deki 42 şubesini yaklaşık 1 aydır kapalı tutan Apple salgının giderek kontrol altına alınması nedeniyle şubelerini yeniden açmıştır.

Hizmet sektöründe de seyahat ve turizm sektörünün alabileceği darbe nedeniyle sorunlarla karşılabileceği, bu durumun tüketici güvenini sarsması ve zaten azalmakta olan tüketici harcamalarının daha da azalmasına yol açabileceği, salgın nedeniyle iş yapamaz hale gelen özellikle Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin iflasın eşiğine gelebileceği öngörülmektedir.

Salgının etkilerini asgari düzeye indirmek ve yayılmasını engelleme maksadıyla alınan tedbirlerle birlikte, öncelik ekonomi sektöründe olmak üzere hemen her sektörde salgının etkisini sürdürebileceği öngörülen süreye göre alternatifli planların hazırlanmasının dikkate alınması, iyi bir SWOT analizi yapılarak sektörlerde ortaya çıkabilecek fırsatların ve olumsuz etkileri giderici tedbirlerin planlanması, salgından alınan derslerin çok iyi analiz edilerek ülkelerin kriz yönetim sistemlerinin bu tür hastalıklarla mücadelede farkındalık ve süreklilik sağlayacak seviyeye ulaştırılmasının önem kazandığı değerlendirilmektedir.

Faydalanılan Kaynaklar:

Aksu, M. ve Turhan, F.(2012).Yeni Tehditler,Güvenliğin Genişleme Boyutları ve İnsani  Güvenlik,Uluslarasaı Alanya İşletme Fakültesi Dergisi, 4(2),s.69-80.

Turque Diplomatique (Mart 2020) Koronavirüs,Küresel Jeopolitik Dengelerde Kalıcı İzler Bırakabilir mi?, 11(131).16-17.

Doç.Dr.FAHRİ ERENEL - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.