E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
Suriye’nin Geleceği Üzerine
10 Şubat 2020 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

2011 Yılında başlayan Suriye iç savaşı geçen 9 yılda gerisinde kan, gözyaşı ve milyonlarca evlerinden edinmiş insan bırakarak bütün hızı ile sürmektedir. Ve sahada ki yeni resim artık asla eskisi gibi olmayacaktır.  Astana sürecinin önemli aktörleri, Türkiye, Rusya ve İran dahil birçok ülke Suriye’nin bütünlüğünün sağlanmasını hedef olarak ortaya koymuş olsa bile görünen çok parçalı bir Suriye ile karşılaşacağımızdır. Türkiye öncelikle kendi güvenliği ve bekasını dikkate alarak stratejik öngörü çalışmaları ve senaryolarla, 15-20 yıl sonrasının Suriye’sinin planlamalarını yapmalı, tedbirlerini bugünden almalıdır.

Yerinden edilmiş, evleri yıkılmış, yakınları katledilmiş, mahallesini, mesleğini kaybetmiş veya yapamaz hale gelmiş, okula gidemeyen ve sosyalleşemeyen, kültürünü aile bütünlüğü, toplumu içinde ve eğitimle öğrenemeyen, geleceği için yeni insan gücü yetiştiremeyen, farklı kültürlerin bir arada yaşama heves ve arzusunu yitirmiş toplumlardan asla yeni bir devlet oluşturulamayacağını tarihteki örnekler bize göstermektedir.

Göç etmek zorunda bırakılan Suriye vatandaşlarından başka ülkelere gidenlerden meslek sahibi olanların o ülkede mesleklerini icra etmeye başlamaları, sermaye sahiplerinin gittikleri ülkede teşviklerle işyeri açmaları, yanlarında öncelikle kendi vatandaşlarını çalıştırmaya başlamaları, gidilen ülkede artan doğum sayıları, özellikle yeni nesillerin başta Türkiye olmak üzere o ülkenin değerleri ile yoğrulmaya başlamaları ve yaşam şartlarına uyum sağlama çabaları Suriye’de belirli bir süre sonra her şeyin mükemmel olacağını söylesek bile geri dönüşlerin zor olacağını bilimsel çalışmalar göstermektedir.

Suriye, geleceğini nasıl inşa edecektir? Yeraltı kaynakları başka bir gücün kontrolü altında olan, en önemli zenginliklerinden olan fosfat yataklarını, en önemli limanlarını, münhasır ekonomik bölgesinde hidrokarbon arama yetkisini Rusya’ya veren ve onun sözünden dışarıya çıkmayan, kendi ideolojik hedeflerini gerçekleştirebilmesi için İran’a tavizler veren, ancak kendine yeten hidrokarbon kaynakları ABD’nin, tarım alanları, barajları bir terör örgütünün kontrolü altında olan, güvenliğini tehdit ediyor gerekçesi ile sık sık İsrail tarafından saldırıya uğrayan, birçok terör örgütüne ev sahipliği yapan, yaklaşık 3 aydır Cenevre’de devam eden Anayasa görüşmelerinde bir adım bile mesafe kat edilemeyen Suriye nasıl devlet haline gelebilecektir?

Suriye geleceğinde, muhalifler, Türkiye, Rusya, ABD, İran, Fransa ve PKK dahil terör örgütleri olmadan, bu aktörleri müşterek bir noktada buluşturmadan nasıl yol alabilecektir? Ülkeyi yeniden inşa için mali kaynakları nereden bulacaktır? Bulacağı her bir mali kaynağın bugün Çin’in Afrika ülkelerinde uyguladığı şekli ile krediyi ver, ödeyemez ise ülke kaynaklarına el koy yani sömürgeciliğin yeni uygulaması olan dekolonizasyon’un uygulama sahası mı olacaktır? Devleti yeniden inşa için her kademede ki insan gücünü nereden bulacaktır? Bu ve benzeri soruları arttırmak mümkündür? Kısacası Suriye asla ve asla eski Suriye olmayacaktır.

Kendi insanına acımasızca saldırı düzenlemekten çekinmeyen, insanlarını kadın, çocuk, yaşlı, hasta demeden evlerinden göç etmek zorunda bırakan bir rejime, insanları nasıl güvenerek geri dönebilecektir? Tipik bir Rus ayaklanmaya karşı koyma doktrini uygulayan rejim kendine muhalif grupların olduğu her yere acımasız saldırılarını sürdürmektedir. Rusya tarihine bakıldığında bunun birçok örneklerini görebilirsiniz. ABD, İngiltere, Fransa’nın da aynı örnekleri verdiğini biliyoruz. Vietnam, Cezayir vb. Rejim adeta bir soykırım uygulamaktadır. Sınıfta kaldığı çok önceden belli olan Birleşmiş Milletler uygulanmayacağını bile bile kararlar almaktadır. İsrail için birçok karar alan Birleşmiş Milletlerin kararlarının uygulanmadığını gören her rejim bu tür saldırıları yapmaktan çekinmemektedir. Yapanın yanına kar kalmaktadır. Dünya, tekrar Milletler Cemiyeti öncesinde ki gibi anarşik bir ortama dönmüştür ve karanlık rejimlerde yeni anarşik ortamın yol açtığı imkanlardan yararlanarak hedeflerini gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Suriye’nin yaptığı da budur. Üstelik yanına Birleşmiş Milletlerin güvenlik konseyi üyesi Rusya’yı da alarak.

Doç.Dr.FAHRİ ERENEL - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.