E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
Yüzyılın Soytarılığı
3 Şubat 2020 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

2020 yılında da 2019 yılını aratmayacak baş döndürücü gelişmelere tanık oluyoruz. Ocak ayı bizleri hemen her gün farklı bir gelişme üzerine odaklanmaya yöneltti. Libya, Doğu Akdeniz, Suriye, Kasım Süleymaniye suikastı, İran tarafından düşürülen Ukrayna yolcu uçağı, İran, Lübnan ve  Irak’ta ki gelişmeleri izlerken, İngiltere’nin Avrupa Birliği üyeliğinin sona ermesinin yankıları devam ederken, Rusya’da Başbakan Medvedev’in istifası konuşulurken, Çin’de ortaya çıkan bir virüs dünyanın dengesini alt üst etti. Virüs ile uğraşırken Trump, yanına İsrail’in yolsuzlukla suçlanan Başbakanı Netanyahu’yu da alarak sözde Yüzyılın Planı adını verdiği, Filistin’in adeta defin ruhsatı olarak kabul edilebilecek, damadının Körfez’in eli kana bulaşmış iki sözde yöneticisini de yanına alarak hazırladığı, tek taraflı bir planı medya önünde adet şov yaparak açıklayıverdi.

Bu gelişmeler içinde Ortadoğu’da bir daha asla barış‘ın adının bile anılmayacağı, kan ve gözyaşının kesintisiz devam edeceği bir sürecin mimarı olarak Trump’ın damadı ortaya çıktı, yaklaşık bir yıldır altyapısı hazırlanmaya devam edilen sözde plan, olgunlaştığı ve ilgili kamuoylarının hazırlandığı düşüncesi ile açıklandı. Televizyon ekranlarında Trump ve Netanyahu çok ilginç iki kişilik oluşturdular. Bir tarafta azil olma süreci içinde debelenen Trump, diğer tarafta yolsuzlukla ağır bir şekilde suçlanan Netanyahu. Bugüne kadar Birleşmiş Milletlerin Filistin konusu dahil hemen hiçbir kararını tanımayan bu ikili, Scykes-Picot anlaşmasının adeta bir benzerini ortaya koyarak, Ortadoğu’nun gelecek 100 yılına da kan ve gözyaşını taşımayı hedeflediklerini ortaya koymuş oldular. Etnik yapı, dinsel farklılıklar, bölgeye özgü aşiret vb. yapıları göz ardı ederek cetvel yardımı ile bölgeyi parselleyen İngiltere ve Fransa’nın yerini bu kez ABD ve İsrail almışa benziyor. Yapay sınırların ve oluşumların yerel ihtiyaçları karşılamaktan ne kadar uzak olduğunu, bölgede 1918 yılından beri aralıksız devam eden kaos göstermektedir. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifade ettikleri gibi 1 nci dünya savaşı halen devam etmektedir.1 nci dünya savaşı sonunda yapılan ve yerel ihtiyaçları karşılamaktan uzak bu anlaşmalar kargaşa, çatışma, kan ve gözyaşının ana mimarı iken benzerlerini yapmak barışın asla istenmediğinin en önemli göstergesidir.

Sözde planı açıklamak için ortamı uygun bulan bu ikilinin elbette en çok yararlandığı durumun İslam dünyası ve Arap ülkelerinin kendi içlerinde düştükleri bölünme olduğu açıktır. Suriye’de, İran’da, Irak’ta devam eden kargaşa, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi yöneticileri Trump’ın damadının arkadaşları olan ülkelerin verdikleri destek, Trump’a sözde plan için istediği ortamı ve bu teslim anlaşmasını açıklamak için uygun zamanı hazırlamıştır.

Bu plan sade ve sadece İsrail için hazırlanmıştır. Filistin halkı ve bugüne kadar özgürlükleri için mücadele eden, hayatlarını kaybeden şehitler ve gaziler yok sayılmışlardır. Planı hazırlayanların umurlarında da değildir Filistin halkı. Onlar için İsrail her şey demektir.1948 yılında kurulduğu ilk günden beri genişlemesini sürdüren, Hitler’in kendilerine uyguladığı soykırımı Filistin halkına uygulamaktan çekinmeyen İsrail, bölgede fazla uzun kalamayacaktır. Bu plan, İsrail’in bölgeden silinmesinin koşullarını da hızlandıracaktır. İsrail yönetim kademeleri ile İsrail halkının büyük kısmını birbirinden ayırmak gerekmektedir. İsrail yönetimi ABD’de ki üst akıllarının buyrukları ile hareket etmektedirler. Ancak, İsrail halkı giderek yaşlanmakta, artık çatışma ortamı içinde yaşamaktan bıkmış, İsrail’den bölge dışına kaçışlar hızlanmış durumdadır. Afrika’dan nüfusun artması için getirilen Yahudiler benimsenmemiş ve gördükleri ayrımcılık nedeniyle bir kısmı geri dönmüşlerdir. Ve en önemlisi ABD’nin koruması altında olan birkaç ülke dışında dünya’dan İsrail ve destekçisi ABD’ye karşı seslerin sayısı artmakta ve bu sesler daha gür çıkmaya başlamıştır. Kudüs’ün ABD tarafından İsrail’in başkenti olarak kabul edilmesi ve ABD’nin Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararına karşı Birleşmiş Milletler’de yapılan oylama, ABD’ye karşı siyasi görüş farkı gözetmeden birleşen dünyanın, bugüne kadar dünya tarihinde ABD’ye verdiği en büyük ders olarak tarihin hafızasına kazınmıştır.

Trump bu planı hazırlamak için önce şartları olgunlaştırmış, şartları uygun hale getirmiştir. Zamanında İsrail’e karşı hareket eden Suriye iç savaştan başını kaldıramaz durumdadır. Mısır’ın başındaki Sisi iktidarının borçlu olduğu ABD’nin sözünden dışarı çıkmamaktadır. Trump’ın kendisine diktatör diye hitap etmesine bile ses çıkarmayan Sisi sahiplerinin sesi olmaya devam etmektedir. Öylesine sahiplerinin sesi olmuştur ki Türkiye karşıtlığı onu Rumlarla işbirliğine de götürmüş, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin karşısına ABD’nin bir vekil gücü olarak çıkmıştır. Ancak şu kesin olarak bilinmelidir ki,Mısır halkının büyük çoğunluğu Türkiye’yi sevmekte ve asla Türkiye’ye karşı düşmanca bir tutum sergilememektedirler.

İsrail’e yenilgi tattıran Hizbullah’ın yer aldığı Lübnan iç kargaşanın içine adım adım sürüklenmiş ve hala durulmamıştır. Lübnan güneyinde bir Dürzi devletinin kurulması an meselesidir. Golan tepelerinin ilhakını da bu kapsamda değerlendirmek gerekmektedir.  ABD’nin birden Türkiye sınırından güneye çekilmesi de bu stratejinin bir parçası olarak düşünülebilir. Yetiştirdiği PKK’lı terörist vekil güçlerini Türkiye’ye kaptırmadan, İsrail’in güvenliği için Hizbullah veya Suriye’de ki İran Milis Güçlerine karşı kullanma yani İsrail’in kuzeyinden yönelebilecek tehditlere karşı güvenliğini sağlama amacı etken olmuş olabilir. Kasım Süleymani suikastı zamanlama açısından bu sözde plan ile ilişkilendirilebilir. Sonuçta İran, özellikle Ukrayna Uçağının düşürülmesi ile birlikte iç hesaplaşma sürecine girmiş ve ses tonu biraz azalmış görünmektedir. Rusya’nın içinde bulunduğu ekonomik zorluklar halk arasında seslerin yükselmesine neden olmuş, Medvedev Başbakanlıktan istifa etmek zorunda bırakılmıştır. Putin yeni yönetim arayışı içindedir. Çin ise virüs’ün getirdiği zorluklarla mücadele etmektedir.

Bu ortam da Türkiye’nin yükselen sesi Filistin Halkına da her zamanki gibi destek olmuş, Birleşmiş Milletler dahil birçok ülke bu planı reddetmişlerdir. Filistin yönetimi şu konuyu asla unutmamalıdır. Bölgede hiçbir menfaat gözetmeksizin tek dostları vardır. Türkiye Cumhuriyeti. Filistin için kurtuluş ve bağımsızlık Türkiye ile birlikte olmaktan geçmektedir.

Doç.Dr.FAHRİ ERENEL - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.