E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
ABD: Ne dost ne de düşman mı? Yoksa artık bizim için gerçek bir düşman mı?
17 Aralık 2019 Salı / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

“Güvenme insanların samimiyetine, menfaatleri için gelirler vecde, vaad etmeseydi Allah cenneti, O’na bile etmezlerdi secde” demiş Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy.

Bu anlamlı sözler günümüz dünyası için yazılmış sanki. Dost ve düşmanın ayırt edilemediği bir dünya var karşımızda. Elinizdeki her türlü bilgiyi görmezden gelen, tartışmadan uzak ve tamamen popülizme dayanan bir anlayış giderek hakim olmakta. Hakikatin önemsizleştirildiği, özellikle toplumsal görüşlerin oluşmasında, duygular ve kişisel inançların hakikatin önüne geçtiği, nesnel verilerin kitleleri ikna edemeyeceği durumlarda, nesnel verilerin hasır altı edilerek, halk kitlesinin en geniş kesiminin duygularına, inançlarına ve önyargılarına uyumlu sahte “hakikatler” anlatımının ön plana çıkarıldığı, kitlelelerin mantıken değil, duygusal bir şekilde ikna edilmeye çalışıldığı ve bunun maalesef prim yaptığı bir dünya var karşımızda.

Hakikatleri tartışmayı menfaatlerine ters bulan bu anlayışın en canlı örneği ABD Senatosunda kabul edilen Sözde Ermeni Soykırımı yasası. Türkiye’yi “dost mu, düşman mı olduğu” belirsiz ülke olarak tanımlamaktan kaçınmayan, NATO’da müttefikimiz olan, yerine geldiğinde bizi stratejik ortak olarak ön plana çıkaran, hakikatlerin önemsizleştirilmesini siyasi felsefe olarak kabul eden, günlük siyasette yalanların havada uçuştuğu ABD ve onun tetikçilerinden gerçekleri konuşmalarını dile getirmelerini beklemek hayal olurdu. Ve ABD’nin yalan üzerine kurulu siyasi anlayışı bir kez daha yanıltmadı bizleri. 5 dolar karşılığı Kızılderilileri öldürmeyi teşvik eden, yardım olarak dağıttığı battaniyelere çiçek hastalığını kasıtlı bulaştırmaktan çekinmeyen, bu akla hayale gelmeyecek benzeri yöntemlerle 70 milyondan fazla Kızılderili’nin ölümünden sorumlu olan ABD’nin ve yalanı siyasetlerinin bir parçası haline getiren siyasetçilerinin Türkiye’yi sözde bir yasa ile suçlamalarının bir anlamı yoktur gözümüzde.

Gerçekleri tarihçiler konuşsun, bir komisyon kuralım, arşivleri birlikte açalım önerilerinin bir karşılığı yoktur onlarda. Hakikat önemsizleştirildiği sürece varlar ve öyle var olacaklardır. Aksi halde gerçekler ortaya çıktığında nasıl oy devşireceklerdir Ermeni asıllı ABD’lilerden. Başkanlığının ilk ayında tam 132 yalan söylemiş olan Trump’ın yönetiminde ki ABD’de, artık havada uçuşan yalanları incelemek için doğrulama siteleri faaliyet başlamıştır. Hegemon olduğunu söyleyen bir güç için acınacak bir durumdur bu.

Senato tarafından kabul edilen sözde Ermeni Soykırım Yasası üç temel madde üzerine kurgulanmıştır. Ermeni Soykırımı'nın resmi törenlerle anılması, ABD hükümetince Ermeni Soykırımı'nı ya da herhangi bir soykırımı inkâr etmeye yönelik çabaların reddedilmesi, Ermeni Soykırımına dair gerçeklerin eğitim yoluyla anlaşılmasının teşvik edilmesi.

Tarihi gerçekleri istedikleri doğrultuda yorumlayanların, eleştirel düşünceden dem vuran ancak gerçeklerden yoksun bu tür kararlarla eleştirel düşünce yöntemine kapılarını kapatan ABD’nin entelektüel kesimlerinden, üniversitelerinden de ses çıkmaması ilginçtir. Para ve çıkar her şeyin ilacıdır sözü bu kesim için söylemiş gibi. Bağışlar karşılığı istenilen yönde sözde bilim üretmekten çekinmeyen ABD üniversitelerinden bu konuda da gerçekçi olmalarını beklemek hayal olurdu.

(E)Tümgeneral İhsan Sarıkaya tarafından hazırlanan 1984 yılında Genelkurmay Başkanlığınca yayımlanan “Belgelerle Ermeni Sorunu” adlı eser tek başına bu gerçekleri ortaya koymaya yetecek belgelerle dolu. Bu eserde yer verilen bir hatırat Osmanlı İmparatorluğu’nun dini hoşgörüyü nasıl benimsediğini ve uyguladığını göstermesi açısından önem taşımaktadır.

“24 Ağustos 1573 tarihinde dünyanın en korkunç ve acıklı olaylarından biri olarak tarihe geçen Saint-Barthelmy Yortusu’nda,kitle halinde Protestanların öldürülmesine karşı, Osmanlı Devleti Sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa’nın Fransız Elçisi Francois de Noay’a “Bir de bize bakın, bizde kilise ve  havralar camiler kadar serbesttir.” dediğini elçi anlatmaktadır.”

Türkiye’nin doğusunda ki toprakların büyük kısmını Ermenilere vermek isteyen ABD eski Başkanı Voodrov Wilson’un durumu incelemek üzere Anadolu’ya gönderdiği heyetin başkanı General Harbord’a General Kazım Karabekir’in söylediği “… siz ne yazık ki Türk Milletini tanımıyorsunuz; haksız ve utanmadan yapılan propagandaların etkisi altındasınız. Siz evvela bizimle anlaşınız; bağımsızlığımızı ve şerefimizi huzursuz etmeyin ve bundan sonrasını Türk’ün hak duygusuna ve sözüne emanet edin. Cihanda Türkün sözü kadar inanılır bir sigorta yoktur, İşte tarih…Alın ve inceleyin..” sözleri, Türk milletinin karakteri ve azınlıklara karşı tutumu konusunda ne kadar haklı ve yerinde bir karşılıktır.

Hukuksal ve tarihsel açıdan geçersiz gerekçelere dayandırılan sözde soykırım yasası her açıdan yok hükmündedir.1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 6 nci maddesi, hangi olayın soykırım olarak tanımlanabileceği yetkisini sadece o olayın cereyan ettiği mahkeme veya yetkili kılınmış  uluslararası bir mahkemeye vermektedir. Bu durumda Senato ve Temsilciler meclisi kendilerini mahkeme yerine koyarak hukuku ihlal etmiş olmaktadırlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Doğu Perinçek’in yargılandığı bir davaya ilişkin verdiği kararda, “Toplumun bir bölümünün ve hatta çoğunluğunun siyasal bağlamda soykırım saymasının, o eylemin hukuken soykırım suçu olduğunu göstermeyeceğini kaydetmiş ve 1915 olaylarının soykırım olduğu hakkında yetkili mahkemelerce verilmiş bir karar yoktur “demiştir .Kısacası sözde soykırım yasası hukuken dayanaksız ve geçersiz olmaktadır.

Ancak, yazının başlığında olduğu gibi ABD bu tür girişimlerle çok önemli bir dostunu Türkiye’yi giderek kaybetmekte, Türk Milletinin gözünde safı düşman olarak giderek belirginleşmektedir.

Kaynakça;

Yalanın Siyaseti,Yalın Alpay,Destek Yayınları,2017

Belgelerle Ermeni Sorunu,İhsan Sakarya,Gnkur Basımevi,1984

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/ugur-dundar/abd-kongresi-turkiyeye-hasim-gibi-bakiyor-5427325/

 

Doç.Dr.FAHRİ ERENEL - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Engin görüşleriniz ve emeklerinizle bize ilham kaynağı olup bit aydın olarak vatandaşlık görevini layıkıyla yerine getiriyorsunuz emeklerinize sağlık kaleminize yüreğinize sağlık