E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
Fırat’ın Doğusu -10
2 Aralık 2019 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Fırat’ın doğusu uluslararası ilişkilerde gündem belirlemeye devam ediyor.Son gelişmeler NATO odaklı görünse de NATO üzerinden koparılan fırtınaların çıkış nedeninin birçok kök nedeni mevcuttur.

 

Soğuk savaş sonrası ürünü olan NATO, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB)’nin ve dolayısı ile Varşova Paktı’nın beklenmedik bir şekilde zamansız çöküşüne hazırlıksız yakalanmasının artçı sarsıntılarını durdurabilmiş değildir. SSCB’nin çökebileceği tahmin edilmekle birlikte, öngörülen tarih 2025 yılıdır.

 

1991 yılında meydana gelen bu çöküş esasında NATO’nun istihbarat ve öngörü mekanizmasının da ne kadar köhne olduğunu göstermesi açısından önemlidir. NATO başta olmak üzere birçok uzman kuruluşun öngöremediği bu çöküşü, öngören tek bir kurum olmuştur. Shell Planlama Grubu’nun başında yer alan Peter Schwartz ve ekibi, o dönemde “Gulaş Komünizmi” modeli olarak kapitalizme geçmekte olan Macaristan deneyimini incelemişler ve elde ettikleri verileri SSCB cephesinde işlerin hızla değişebileceğinin bir göstergesi olarak kabul etmişlerdir.

 

Gulâş, alakasız malzemelerin bir araya geldiği, kökensel olarak çobanlarla ilişkilendirildiği için bizdeki çoban salataya benzetilebilecek bir çeşit et yemeğidir ve aynı zamanda Janos Kadar’ın Macaristan’da kurduğu sosyalist düzeni anlatmak için kullanılmaktadır. Kadar, gulâş yemeğinde olduğu gibi çeşitli ve bir o kadar da birbiriyle çelişkili gözüken kapitalist ve sosyalist öğeleri bir araya getirmiş, serbest piyasa anlayışı ve özgürlükçü düşünceyi komünizmle sentezlemiştir. 1956’da SSCB’ne karşı başlatılan ayaklanma bastırılınca İmre Nagy’nin yerine gelen Kadar, Avrupa’ya daha uygun bir sosyalist anlayış oluşturmuş, serbest girişim üzerindeki kısıtlamaları kaldırmış ve Macaristan’ı komünist bloğun en özgürlükçü ülkesi haline getirmiştir. Bu nedenle  Macaristan'ın kapitalizme geçişi diğer ülkelerden daha az sancılı olmuştur.

 

Shell planlama grubu ayrıca SSCB’nin enerji tüketimi hakkında zengin bir veri tabanına sahiptir. Peter Schwartz ve ekibi,bu verileri ülkenin ekonomik verimi hakkında mevcut en olumlu bilgilerle karşılaştırdıklarında resimlerin birbiri ile uyumlu olmadığını görmüşlerdir. Kullanılan enerji miktarı, belirtilen ekonomik verimi sağlayabilecek ölçüde değildir. Ya enerji verileri yanlıştır ya SSCB enerjiyi insanların hayal ettiklerinde çok daha verimli kullanmaktadır ya da ekonomik verileri yanlıştır. Sonunda enerji verilerinin doğru olduğu belirlenmiş ve bu gerçek SSCB’nin kendi ekonomik tutarsızlıklarının ağırlığı altında çökmeye başlamış olduğunun önemli bir göstergesi olarak kabul edilmiştir. Bir petrol şirketi çöküşü öngörerek kendi stratejisi açısından gereken tedbirleri hızla alarak yaklaşan krizden yüksek orana gelir elde ederek çıkarken, NATO bu sürece ayak uyduramamıştır. Ve sonuçta kuruluş felsefesini sürdürecek bir dayanak elde kalmamıştır.

 

Bir ara ittifak’ın çıkarları söz konusu olduğunda, dünya çapında görev üstlenebilme yeteneğine kavuşturulması yani NATO’nun küreselleşmesi gerektiği öne sürülmüş ve ABD’nin ağırlıkla savunduğu bu görüş, ABD’nin Afganistan’da yürüttüğü harekata  NATO’nun dahil olması ile sonuçlanmıştır.

 

NATO üyesi olmayan ülkelerle farklı yoğunluklarda 20 ayrı işbirliği modeli kuran, Rusya’ya imtiyazlı bir statü veren, Rusya için özel olarak kurulan NATO - Rusya Ortaklık Konseyi aracılığıyla tüm siyasi konularda Rusya’nın görüşünü alan NATO, Gürcistan, Ukrayna ve Kırım konusunda ki yaklaşımı sonucu Rusya ile ilişkilerin seviyesini düşürmüş, Rusya birinci öncelikli tehdit olarak kabul edilmiştir.

 

Türkiye-Rusya İlişkilerine yaşan olumlu gelişmeler, başta ABD olmak üzere, bağımsız gibi hareket ettiklerini göstermek için zaman zaman çıkışlarda bulunan, ancak ABD’nin dişlerini göstermesi ile yerlerine oturan AB ülkeleri, özellikle Barış Pınarı Harekatı üzerinden Türkiye’ye yönelik olumsuz bir politika izlemeye, medya organları da bu politikayı destekleyici yayın yapmaya devam etmektedir. Bu kapsamda, İngiltere'de yayımlanan haftalık The Economist dergisi, Türkiye'de konuşlandırılmış Amerikan nükleer silahlarının ABD ve Avrupalı NATO müttefiklerinde kaygılara yol açtığını ve Londra'da yapılacak NATO Zirvesi'nde birçok liderin aklında Türkiye'deki nükleer bombalar olacağını belirtmiştir. ABD'nin, NATO'nun nükleer paylaşım programı kapsamında Avrupa'daki 5 ülkede toplam 150 nükleer başlık konuşlandırmış olduğunu hatırlatan Economist, bunların çoğunun tahminen 60-70 başlık ile Türkiye ve İtalya'da kalanların da Belçika, Almanya ve Hollanda'da konuşlandığını aktararak Türkiye’nin güvenilmez bir müttefik olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Bu dergiye ve bu haberi yazdıranlara bu düşmanca tavır değişikliğini sormak gerekir. “Soğuk Savaş döneminde cephe ülkesi olarak görev alan ve öncelikli hedef olma pahasına nükleer silahlara ev sahipliği yapan Türkiye değil miydi?”

 

Kendi iç sorunları ile boğuşan AB ve AB içinde liderlik mücadelesi veren Fransa ile Almanya’nın farklı beyan ve tutumları, NATO’ya da yansımış durumdadır. Dağınık, parçalı, krizlerden olumsuz yönde etkilenmiş ve kötümserliğin etkisinde kalmış bir durumda olan AB’nin NATO’dan bağımsız ortak savunma ve güvenlik oluşturma çabaları üye ülkelerin askerlerinin barış gücü operasyonlarında görevlendirilmesinden öteye geçememiştir. Özellikle Fransa’nın sertleşen bu tutumunun altında NATO’ya tahsisli kuvvetlerinin PESCO çatısı altında kullanılmasına Türkiye’nin  olumsuz yaklaşımının yattığı bilinmektedir.

 

70 nci kuruluş yıldönümünü kutlamakta olan NATO’nun Londra’da gerçekleştireceği Liderler zirvesi, Fransa Başkanı Macron’un “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti.” söylemi ve akabinde yaşanan gelişmelerle başlayacaktır. NATO’nun sözde beyin ölümünü büyük ölçüde Türkiye’nin Barış Pınarı harekatına bağlayan ve kendilerine haber vermeyenlerin destek istemeye haklarının olmayacağını belirterek Türkiye’yi suçlayan Macron’a gereken cevap, “Asıl Senin Beyin Ölümün Gerçekleşti “ söylemi ile Sayın Cumhurbaşkanı tarafından verilmiştir.

 

Bu gelişmelere son yaşanan, Türkiye’nin de yer aldığı NATO içi gerilimi de eklemek gerekmektedir. Türkiye’nin, NATO'nun artan Rusya tehdidine karşı Baltık devletleri ve Polonya'nın korunmasına ilişkin hazırladığı savunma planı'nın yayımlanmasını bloke ettiği, gerekçe olarak Türkiye için hazırlanan ve güney sınırlarından kaynaklanabilecek tehditleri içeren NATO Savunma Planı'nın ABD'nin de aralarında olduğu 8 müttefik ülkenin itirazı nedeniyle yayımlanmaması olduğu belirtilmektedir. YPG/PYD/PKK terör örgütlerinin, NATO sınırlarını tehdit eden bir terör kaynağı olarak ittifak tarafından kabul edilmesinin Suriye'nin doğusunda askeri varlığı bulunan ve söz konusu terörist grupla işbirliği yapan ABD açısından ciddi bir sorun oluşturabileceği değerlendirmesi yapıldığı bilgileri haberler arasında yer almaktadır.Türkiye; Baltık devletleri ve Polonya'nın savunması için gösterilen duyarlılığın Türkiye için de gösterilmesi gerektiğini kaydederken, dayanışmanın tek taraflı bir duygu olmadığının da altını özellikle çizmiştir.

 

Türkiye'nin Rusya tehdidine karşı hazırlanan bir savunma planını bloke etmesi kadar, Londra Zirvesi'nden sadece bir hafta önce S-400 hava savunma sistemlerini test etmeye başlaması da NATO başkentlerinde soru işareti yarattığı ayrıca belirtilmektedir. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, bu gelişmeden kaygılı olduğunu saklamazken, birçok ABD'li senatör de S-400'ü satın alıp topraklarına konuşlandıran Türkiye'ye dönük yaptırımların hemen devreye sokulması çağrısında bulunmuştur.

 

NATO Toplantısını önemli kılan bir başka nokta da zirvenin ayrıca Türkiye, Fransa, İngiltere ve Almanya liderleri arasında dörtlü bir toplantıya ev sahipliği yapacak olmasıdır. Türkiye bu zirveyi, hem operasyonun meşrulaştırılması hem de güvenli bölge olarak ilan edilen Tel Abyad-Resul Ayn arasındaki bölgeye Suriyeli mültecilerin dönmelerini sağlayacak siyasi ve ekonomik destek bulunması açısından önemli görmektedir.

 

70  nci yılında NATO birçok sorunla karşı karşıyadır.28 üyeli bir yapıda bu sorunlara kısa süre içinde çözüm bulabilmek mümkün olamamaktadır. Yetenek temelli ve görev odaklı, modüler, tepki süresi çok kısa olan çevik birliklere sahip olmadan ve bu birlikleri üye ülkelerin ayrıca onayına tabi kılmadan kullanılma kapasitesinin geliştirilememesi jeopolitik oyuncu olmaya çabalayan bu yapının ortadan kalkmasına yol açabilecektir.

 

Kaynaklar:

 

Kör Nokta: Gelecek Senaryolarını Öngörmek ,Editör :Francis Fukuyama: İçinde “Bir Adım Önde Olmak :Stratejik Sürprizlerin Öngörülmesi-Peter Schwartz”, Profil Yayıncılık,2008,İstanbul

 

https://eksisozluk.com/gulas-komunizm--2037479

 

https://www.dw.com/tr/natoda-yeni-ortaklık-arayışları/a-2522444

 

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-50599538

 

https://www.aa.com.tr/tr/analiz/abnin-ic-sorunlari-derinlesiyor-/1658118

 

https://t24.com.tr/haber/turkiye-nato-iliskileri-neden-gerildi-londra-zirvesi-oncesi-soruna-cozum-bulunacak-mi,850017

Doç.Dr.FAHRİ ERENEL - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.