E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
Fırat’ın Doğusu -9
25 Kasım 2019 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Suriye iç savaşının başladığı günden bugüne kadar yaklaşık 11 milyon Suriyeli ,ülkeleri içinde daha güvenli bölgelere yer değiştirmek veya başta komşu ülkeler olmak ülke dışına göç etmek zorunda kalmışlardır. Göç etmek zorunda kalanların bir bölümünde PYD/PKK terör örgütünün önemli etkisi bulunmaktadır.

Özellikle Suriye kuzeyinde ortaya çıkan otorite boşluğunu değerlendiren PYD/PKK terör örgütü yaklaşık 1 milyon Arap, Türkmen ve Kürdü göçe zorlamıştır. ABD’nin her türlü desteği altında, Suriye’nin kuzeyini DEAŞ’tan kurtarma maksadı ile yaptıklarını meşru göstermeye çabalayan terör örgütü, etnik ve dini grupları zorla yerlerinden etmiş ve özellikle Arap gençlerini zorla silah altına alarak Deyrizor bölgesinde DEAŞ’a karşı ön saflarda ve riskli alanlarda kullanmıştır. Terör örgütü etnik ve dini temizlik sırasında geride iz bırakmamak için her türlü nüfus ve tapu kayıtlarını da ortadan kaldırmayı ihmal etmemiştir. Arapça eğitimi yasaklaması, özellikle çocukları zorla silah altına alması, bu bölgelerde yerleşik insanların mallarına el koymaları, vergi adı altında haraç toplamaları vb. nedenler terör örgütünün kurduğu baskı araçlarından bir kaçıdır. Terör örgütünün bu tür faaliyetleri, İnsan Hakları Örgütleri ve Birleşmiş Milletler Raporlarında yer almasına rağmen uluslararası toplumun tepkisiz kalması ve herhangi bir yaptırım uygulamamasından cesaret alan terör örgütü, bu tür faaliyetlerine son vermeği gibi katlanarak arttırma yolunu seçmiş ve fütursuzca insan hakları ihlallerinde bulunmaya devam etmektedir.

Bölge halkını göçe zorlamak için bölgeye DEAŞ’ın saldıracağı, koalisyon güçlerinin hava harekatı düzenleyeceğini söyleyen, sahte operasyonlar düzenleyerek insanlar üzerinde baskı kuran örgüt üyeleri, evlerini terk edenlerin geride bıraktıkları eşyaları yağmalamışlar, evlerine/mallarına el koymuşlar ve satmışlardır.

Suriye Araştırma Merkezi HİBİR’in yayımladığı son rapor, terör örgütü’nün kanlı geçmişinin günümüzde de aynen devam ettiğini göstermektedir. Tarih, yer ve olayı açıklayan belgelere dayanan rapor iki yüzlü davranışlar göstermeyi alışkanlık haline getiren başta ABD olmak üzere batılı ülkeler nezdinde yine bir anlam ifade etmemiştir.Bu rapora göre,Tel Halil köyünün merkezinde bir grup genci topluca idam etmesi, Haciye köyünde çoğu çocuk, 9 kişiyi ev baskınlarında katletmesi, Kamışlı'nın Metiniye köyünde diri diri 20 kişiyi gömmesi, Rakka'da terör örgütü tarafından yapıldığı kesinleşmiş1’i çocuk,3’ü kadın olmak üzere 164 kişinin öldürülmesi terör örgütünün gerçekleştirdiği katliamlardan sadece bir kaçıdır.

Terör örgütünün Suriye’de varlık bulmaya başladığı günden Eylül 2019 ayına kadar geçen sürede, 203’ü çocuk olmak üzere 1157 sivilin katledilmesi, işkence altında 47 kişinin hayatını kaybetmesi,631’i çocuk 2907 kişinin keyfi tutuklamalara maruz kalması,1877 kişiden haber alınamaması, sadece 2018 yılı içinde 313 çocuğu kendi saflarında çarpışmaya zorlaması raporda yer alan diğer insan hakkı ihlalleridir.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM), BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA),İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) gibi çok sayıda sivil toplum kuruluşu (STK), PYD/PKK ihlallerine yayımladıkları raporlarında yer vermişler ve insan hakları ihlallerinin kalıcı hale geldiğini vurgulamışlardır.

Dünya Aramiler Konseyi, Mayıs 2018'de bir basın bildirisiyle Arami çocuklarının YPG/PKK tarafından kaçırıldığına dikkati çekmiş,örgütün kaçırdığı yaklaşık 50 Arami arasında çocukların bulunduğu, bu kişilerin istekleri dışında eğitim kamplarına gönderildiği belirtilmiştir. Konseyin 23 Ağustos 2019'daki bildirisinde ise, silahlı YPG/PKK'lıların genç Aramileri öldürdüğü, yaşlı Arami öğretmenleri de ölene kadar dövdükleri,Ortodoks ve Katolik Hristiyan piskoposların evlerine tehdit ve sindirme amacıyla silahla uyarı atışlarının yapıldığı bilgileri yer almıştır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW)’nün Ağustos 2018'deki yayımladığı bir raporda, özellikle yerlerinden edilmiş ailelerin yaşadığı kamplardaki zor durumda bulunan ailelerin çocuklarının YPG/PKK tarafından örgüte alındığı, ailelere haber bile verilmeden çocukların götürüldüğü, götürüldükleri yerlerin de daha sonra ailelere bildirilmediği, örgütün bazı ailelere, çocuklarının katılım durumuna göre para ödediği konularına yer verilmiştir.

Birleşmiş Milletlerin Haziran 2019’da yayımladığı "Çocuklar ve Silahlı Çatışma" başlıklı raporda ise, 313 çocuğun YPG/PKK tarafından kullanıldığı, çocukların yüzde 40'ının kızlardan oluştuğu, kız çocuklarından 20'sinin 15 yaşından küçük olduğu vurgulanan raporda, 119 çocuğun silahlı çatışmalarda kullanıldığı kaydedilmiştir.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin 2018 Durum Raporu'nda, YPG/PKK'nın 60 bin öğrencinin okula gitmesine izin vermediği, sadece Kamışlı'da okula devam oranının % 45 düştüğü, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in BM Güvenlik Konseyine 21 Kasım 2018'de sunduğu raporda, bölgedeki en az 250 okulda Arapça eğitimin yasaklandığını, bu nedenle Arapça konuşan halkın Arapça eğitimin mümkün olduğu başka yerlere göç etmek zorunda kaldığı, Arapça eğitim verilen okullara öğrenci servislerinin gitmesine izin verilmediği  vurgulanmıştır.

Ağustos 2017'de Henry Jacksın Derneği’nin yayımladığı raporda, terör örgütünün kendinden olmayan tüm Kürt siyasi oluşumları ve aktiviteleri acımasızca bastırdığı, bu baskıdan dolayı başta Türkiye olmak üzere komşu ülkelere sığınan çok sayıda Kürt siyasetçinin Suriye'ye dönemediği, kara para akladığı, uyuşturucu, insan ve silah ticareti yaptığı, yılda 80 milyon sterline yakın para elde ettiği, bu para ile Türkiye'de terörizmi fonladığı, Avrupa'daki Türk devletine ait mülklere ve kendine düşman gördüğü herkese karşı terör eylemlerini finanse ettiği konularına yer verildiği görülmüştür.

PYD/PKK terör örgütü bunları yaparken Suriye Rejimi de terör devleti özelliklerini sahaya yansıtmaya devam etmektedir. Esad’ın “04 Nisan 2018 tarihinde imzaladığı kararname ile yürürlüğe giren 10 sayılı kanun, yeniden imar alanları" kapsamına alınmasına karar verilen bölgelerdeki mülklerin hükümetin eline geçmesine imkân tanımaktadır. Yasa gereğince, mülk sahiplerinin, arazi, daire ya da binalarını kaybetmemeleri için 30 gün içinde söz konusu mülkün kendilerine ait olduğunu gösteren kanıt ibraz etmeleri, aksi halde herhangi bir tazminat ödenmeksizin ve itiraz hakkı verilmeden mülklerini kaybetmelerinin önü açılmaktadır. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün, "geri dönüşe önemli bir engel" diye tanımladığı yasanın, Birleşmiş Milletler’in (BM) temel insan hakları sözleşmelerinden olan "Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme"ye de aykırı olduğunu belirtilmiştir. Gelen tepkiler üzerine 30 günlük süre 1 yıla çıkarılmış, mahkemeye başvuru hakkı getirilmiştir.

Türkiye’nin icra ettiği Barış Pınarı Harekatı’nda insan hakları ihlalleri yaptığını iddia eden ülkelerin, Rejim ve terör örgütünün ihlallerinin yer aldığı raporları görmezden gelmeleri esas insan hakları ihlali olarak değerlendirilmeli, sorumluları Uluslararası Ceza Mahkemelerinde yargılanması için gereği yakından takip edilmelidir. Bizler de vatandaş olarak terör örgütünün ve Rejimin bu kirli yüzünü bulunduğumuz her ortamda anlatmaya devam etmeliyiz.Bu bir vatandaşlık borcumuzdur.

Kaynaklar:

 

https://www.memurlar.net/haber/866087/pkk-nin-kirli-yuzu-uluslararasi-raporlarda.html

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/teror-orgutu-ypg-pkknin-insan-haklari-ihlalleri-dosyasi-kabarik-/1618842

https://insamer.com/tr/kuzey-suriyede-tehcir-ve-hak-ihlalleri_2122.html

https://www.dw.com/tr/hrw-suriyedeki-yeni-yasa-geri-dönüşlere-engel/a-43986811

Doç.Dr.FAHRİ ERENEL - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.