E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
E.Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
Fırat’ın Doğusu -6
4 Kasım 2019 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Suriye coğrafyasına ve özellikle Fırat’ın doğusuna odaklanmışken, Irak ve Lübnan’da ki gelişmeleri dikkatlerden uzak tutmamak ve yakından takip etmek gerekmektedir.1 nci dünya savaşı sonrası Fransa ve İngiltere arasında yapay sınırlarla bölüştürülerek oluşturulan Suriye, Irak ve Lübnan, yapay devlet olmanın sorunlarını yaşamaktadırlar.

ABD’nin müdahalesi sonucu bir devletin yaşayabileceği hemen her türlü dış kaynaklı olaylarla karşılaşan Irak’ta, 01 Ekim 2019 tarihinde başlayan gösteriler sonucu 250’nin üzerinde hayat kaybı olmuştur. Siyasetin çok parçalı yapısı, hükümeti dengeleyecek bir muhalefetin olmaması, kamu faydası yerine ayrışan siyasetin doğası gereği grupsal çıkarlara hizmetin ön plana çıkması, kanıtlanmış petrol rezervi açısından dünyada 4 ncü sırada olmasına rağmen elektrik, ulaşım ve su gibi basit kamu hizmetlerinin bile karşılanamaması, işsizlik, yoksulluk ve yolsuzlukla geçen yılların birikiminin yol açtığı sancılarla uğraşan Irak kurumsallaşamamış, başarısız bir  devletin hemen bütün özelliklerini taşımaktadır. Irak dinarı’nın %1500’leri bulan oranda devalüasyonu ile halkın satın alma gücünün azalması ve giderek artan hayat pahalılığı gösterilerin artan boyutunda rol oynamakla birlikte, ABD ve İran arasında devam eden, Irak’ta hakimiyet kurma mücadelesinin etkisinin daha fazla olduğu değerlendirilmektedir. Dünya Şeffaflık Örgütü’ne göre 180 ülke arasında 168’nci sırada olan Irak’ta, 2003 yılından bu yana 450 milyar dolarlık kayıp kamu fonu öfkeleri artırmaktadır. İşsizliğe, yoksulluğa ve iskan sorununa çözüm getirmeyi amaçlayan ilk reform paketi beklenen etkiyi sağlayamamış, ikinci reform paketi hazırlığı devam etmekte,ancak gösteriler engellenememektedir.

Fransa’nın, Hristiyanların çoğunluğunu oluşturduğu bir devlet kurma arzusu sonucu, Suriye’den ayrıştırılarak 1920 yılında kurulan Lübnan, 1946 yılına kadar Fransa,1950’li yıllarda ABD ,1976-2004 yılları arasında Suriye’nin kontrolü altında kalmıştır.1975-1990 arasında süren kanlı iç savaş sonrasında milyonlarca dolar harcanmasına rağmen elektrik, su ve çöp toplama gibi alt yapı sorunları çözülemeyen, eğitime ulaşılabilirliğin zor ve pahalı olduğu, farklı din ve mezheplerle dayalı siyasi bölünmeler açısından kırılgan bir yapıya sahip olan Lübnan’nın kamu borcu 86.2 milyar dolara ulaşmıştır.17 Ekim 2019 tarihinde Whatsapp dahil iletişimden alınması öngörülen vergiler ilk kıvılcımı ateşlemiş ve gösteriler başlamıştır. Suriye iç savaşının yarattığı güvenlik sorunları yanı sıra 1.2-1.5 milyon arası sığınmacıya ev sahipliği yapan Lübnan’da aynı Irak gibi devlet olamayışın sancılarını yoğun bir şekilde hissetmektedir. Başbakan Hariri’nin istifası, vergilerin geri çekilmesi, siyasilerin maaşlarında %50 indirim gösterileri engellemekte yeterli olamamıştır.

Irak ve Lübnan belirtilen sorunlarla uğraşırken Suriye’de de her geçen gün yeni bir gelişme yaşanmakta,kartlar her gün yeniden karılmaktadır. Bir yandan, Türkiye-ABD ve Türkiye-Rusya arasında ki mutabakatların sahada uygulanmaya başladığı görülmekte, diğer taraftan özellikle ABD’nin Barış Pınarı Harekatı öncesi boşalttığı bazı üslerine geri dönme girişimleri,Deyrizor bölgesinde ki Suriye petrol sahalarını koruma maksadıyla, bu bölgeye zırhlı araçlar dahil kuvvet getirmesi ve etkinliğini arttırma çabaları, Suriye’nin geleceği konusunda ki soru işaretlerinin artmasına neden olmaktadır.

Suriye Anayasa Komitesi’nin çalışmalarında ilk adımın başarı ile tamamlanarak anayasayı hazırlayacak 45 kişilik kurulun teşkil edilmesi önemli bir aşama olarak görülürken,aktörlerin sahada ki girişimlerini anayasa komitesi çalışmalarında pazarlık için avantaj sağlamak amaçlı olduğu değerlendirilmektedir. Anayasa komitesi çalışmaları süresince bu tür hamleler ile çok sık karşılaşılabileceği öngörülmektedir. Bu çalışmadan hemen bir sonuca ulaşılmasını beklemek hayalcilik olacaktır.Öncelikle 2011 yılından beri devam eden iç savaşın yol açtığı derinleşmiş güvensizlik ortamının giderilmesinin zaman alacağı dikkatlerden uzak tutulmamalıdır.Ancak,bütün bu gelişmelere rağmen Anayasa komitesinin çalışmaya başlaması ve kurulun teşkili barış tesisi için umut vaat etmektedir.

DEAŞ Lideri Bağdadi’nin etkisiz hale getirilmesinin DEAŞ ile mücadelede kuşkusuz olumlu etkileri olabilecektir. Ancak,bu tür örgütlerin liderlerinin etkisiz hale getirilmesinin örgüte yansımasında, örgütün yaşı, hiyerarşik yapısı, ideolojik boyutunun rol oynadığı dikkate alınmalıdır.Kuruluşundan itibaren 10 yılın üzerinde zaman geçmiş,hiyerarşik yapısı ve dini motiflerin hakim olduğu örgütlerde liderin etkisiz hale getirilmesinin örgütü fazla etkilemediği görülmektedir.Bu nedenle DEAŞ ile mücadele aralıksız bir şekilde sürdürülmelidir.

ABD’nin Suriye konusunda stratejik bir öngörüsünün tam oluşmadığını aldıkları kararlardan ve uygulamalarından görebilmekteyiz. ABD iç siyasetinin dalgalanmaları anında uygulama değişiklikleri olarak sahaya yansımaktadır. ABD’nin Suriye’den çekilmesi şeklinde bir kararın sadece kamuoyu oluşturmak maksadı ile kullanılan bir yumuşak güç manevrası olarak görmek gerekir.En son bölgeye 1500 asker gönderme kararı ile birlikte bölgedeki gücünü azaltmayıp yaklaşık %33 oranında arttıran ABD, sadece İsrail’in güvenliği düşünerek İran’ı değil, tek yol tek kuşak projesi ile Çin’i, yeni körfez güvenlik konsepti hamlesi ile Basra Körfezinde etkinlik oluşturmayı amaçlayan Rusya’yı dengelemeyi ve önlerini kesmeyi amaçlamaktadır.

Rusya, son gelişmelerin kazananı olmuştur. Türkiye ile imzalanan mutabakatın gereklerini yerine getirme konusunda ki ciddiyet ve bu kapsamda ki çalışmalara verilecek önem, Rusya açısından ciddi bir sınav anlamına gelmektedir. Bugün’e kadar bu tür görevlerin bir parçası olarak yer alan Rusya, bu kez tek başına barış ve istikrar’ın tesisi gibi önemli bir görev üstlenmiştir. Başarılı olması dünya kamuoyu önünde itibarına ciddi katkı sağlayabilecektir.

İran,2011 yılından beri sahaya maddi ve manevi olarak verdiklerinin karşılığını alamadığı gibi bölgedeki varlığını ve etkisini kaybetme riski ile karşı karşıya bulunmaktadır. Suriye Rejimi ile imzaladığı Lazkiye Limanı’nın işletme hakkının alınmasının Ekim ayı sonu itibari ile yürürlüğe girmesi gerekiyordu. İsrail’in Rusya nezdinde yaptığı girişimler bu anlaşmanın uygulanmasını durduracak gibi görünmektedir. ABD’nin Deyrizor hamlesinde İran’ın milis güçlerini kontrol etmek isteme amacını dikkatlerden uzak tutmamalıyız.

Bölge ile ilgili gelişmeleri takip etmek ve öngörüde bulunmak giderek zorlaşmaktadır. Tel Abyad’a PKK/PYD tarafından düzenlenen bombalı saldırı barışın tesisi yolunda ciddi engellemelerin olabileceğinin son örneğidir. Yapılması gereken terör ile mücadele konusunda dünyanın tek bir terör tanımı etrafında toplanmasından ve terör belası ile topyekun mücadele etmesinden geçmektedir.

Doç.Dr.FAHRİ ERENEL - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.