Emekli Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
Emekli Tuğgeneral/Doç.Dr.Fahri Erenel
Fırat’ın Doğusu -1
7 Ekim 2019 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Fırat’ın doğusunda ABD desteğinde temelleri atılmaya devam edilen sözde devlet veya devletçiğin; Suriye anayasa komisyonu çalışmaları, olası bir plepisit veya Birleşmiş Milletler kararlarından olumsuz etkilenmeyecek şekilde her türlü olasılığa karşı alternatif planları bulunan bir yol haritasına sahip kılındığı göz ardı edilmemelidir.Bu yol haritasını destekleyecek güç unsurları arasında askeri gücün yapılandırılması öncelik almış durumdadır.

DEAŞ’ın bölgeden temizlenmesinden sonra terör örgütü’nün ABD’nin DEAŞ ile mücadele de kara gücünü oluşturması ve bu örgütün tekrar canlanmasına engel olma bahanesi ile ABD tarafından Suriye’nin yeraltı ve üstü zenginliklerinin önemli bir bölümüne sahip olan bu bölgeye yerleştirilmesi tesadüf değildir. DEAŞ ile mücadele de müttefiki ve stratejik ortağı olarak tanımladığı Türkiye’nin her türlü önerisini geri çeviren ABD’nin, terör örgütü ile işbirliğinde karar kılmasında, bölgede istediği gibi kullanabileceği bir nevi kiralık bir askeri şirkete sahip olma arzusu önemli rol oynamıştır. Ayda 200-400 dolar arasında maaş ödediği terör örgütü elemanları kiralık askeri şirketlere göre daha ucuza mal olmakta ve istediği işleri yaptırabilmektedir.Bunun yanında bu teröristleri eğitmek maksadıyla, “Castle International” adlı özel askeri şirketi kullandığı da medya da yer almıştır.

ABD’nin Irak ve Afganistan dahil birçok bölgede etkin olarak kullanmaya başladığını gördüğümüz bu askeri şirketler ABD yönetimi ile o kadar içiçe geçmiş durumdalar ki, ABD Başkanına müdahale planı önerebilmektedirler. Özel Askeri Şirket olan Blackwater'ın kurucusu Erik Prince'in, Devlet Başkanı Nicholas Maduro'yu devirmek için Venezüella'ya kiralık ordu konuşlandırmayı kabul ettirmeye uğraşması bu örneklerden birini oluşturmaktadır.

Sadece ABD’nin değil Rusya’nın da son yıllarda özellikle Ukrayna ve Suriye’deki askeri operasyonlarında yoğun bir şekilde; PMC Wagner, Moran Güvenlik Grubu, Slavonic Corps, Antiterör Güvenlik Şirketi, RSB Grup, Redut Özel Birliği gibi özel askeri şirketleri kullanmaya başladığı  bilinmektedir.

Özel askeri şirketlerin tercih edilmesinin çeşitli nedenleri vardır. Daha az zayiat ile kamuoyu tepkisini azaltma, daha az maliyet, kamuoyunun benimsemeyeceği politikaları uygulamada bir araç olarak kullanmak vb. bu nedenlerden  birkaçıdır.

Dolayısı ile Suriye topraklarında bildiğimiz devlet dışı aktörler dışında bilmediklerimizin de kapsamlı bir yer tutuğu gözlerden uzak tutulmamalıdır.Rusların Deyrizor’a yaptıkları saldırının altından Rus askeri şirketinin çıktığı hafızalarda yer almaktadır.

ABD kendi askerleri ve özel askeri şirketler vasıtası ile Afrin’den çıkardıkları dersleri dikkate alarak direnci yüksek bir askeri yapı tesis etmeye çalışmaktadırlar. Bu yapı sadece Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullanılmayacaktır elbet.Suriye, Irak, Lübnan ve İran’a karşı kısacası bu bölgede ABD’nin maşası olarak ve İsrail’in güvenliği’nin gerektirdiği her yerde kullanacaklardır. ABD için Kürtler haklarının verilmesi vb. insan hakları kavramları sadece kağıt üzerinde kalan evrensel kavramlardır.

İç güvenlik gücü olarak 1000 sivile karşı yaklaşık 20 güvenlik gücü hesabı üzerinden terör örgütüne yapı oluşturmaya çalışan ABD’nin bu hesap şeklinin hiçbir askeri yaklaşıma uymadığını, gücün teşkilini belirleyen esas faktörün halkı zaptetmek değil, tehdit olduğu bilinmelidir. ABD bu hesaplamayı bütçe çalışmaları sırasında yapmış olsa da hesaplamanın gerçekçi olmadığı gibi iç güvenlik gücü olarak hesaplanan bu gücün başka harekat nevileri içinde kullanılabileceği dikkate alınmalıdır. İlginç olan bu güçte görev alanlara maaş ödeneceği ve bunun nedeninin DEAŞ benzeri yapıların bir daha ortaya çıkmaması, kurtarılmış bölgelerin korunması, bu tür terör örgütlerinin terörü ABD dahil diğer ülkelere ihracının önlenmesi ve ABD’nin Suriye’de elde ettiği kazanımların kaybedilmemesi için olduğu belirtilmiştir.

Terör örgütünün ABD desteğindeki bu yapılanmasında hudut birliklerinin de olması ilginçtir.Oysa ABD kongreden bütçe talep ederken DEAŞ öne sürülmüştüriTerör örgütünün halen ulaştığı personel, silah ve araç, gereç sayısının DEAŞ ile mücadelenin çok ötesini hedeflediği açık bir şekilde görülmektedir.

Bu özenle hazırlanmakta olan yapı şimdi önlenmez ve etkisiz hale getirilemez ise, bölgede anayasa komitesi çalışmalarında mutabakat sağlansa, İdlip sorunu çözüme kavuşturulmuş olsa bile terör örgütü sadece Türkiye için değil, başta Suriye’nin bütünlüğü olmak üzere bölge ülkeleri için yeni bir DEAŞ olarak sahnede yerini alabileceği stratejik bir öngörü olarak değerlendirilmelidir.

Doç.Dr.FAHRİ ERENEL - NAME HABER

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.