hilmisol
hilmisag
hilmiust
Dr.Sibel DOĞAN
Dr.Sibel DOĞAN
Vatan sevdalısı bir Kemal’in “Hislerinin Babası” başka bir vatan sevdalısı Kemal: “Namık Kemal”
26 Aralık 2018 Çarşamba / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

İlkokulu memleketim Malatya’da, o zamanki adıyla Namık Kemal İlkokulu’nda okudum.  Namık Kemal İlkokulu’na gidiyordum ama Namık Kemal kimdi? Benim okuluma niye adı verilmişti? Bir fikrim yoktu ve ilkokul 5.sınıfa kadar bu soruların cevabını bilmiyordum. O zamana kadar “Namık Kemal” ismi benim için, “hangi okula gidiyorsun?” diyen akrabalarıma, otomatik olarak söylediğim bir isimdi sadece… Ama söylemesini sevdiğim havalı bir isim...  İlkokul 1.sınıfın ortalarına doğru, okumayı öğrenince, sınıfımızın içindeki adına kütüphane dediğimiz ama aslında cam kapaklı bir dolap olan kitaplığın içindeki resimli-resimsiz, masal ya da öykü türünde pek çok kitapla tanışmaya başladım. Sınıf öğretmenimiz bu dolaptaki kitapları bizlere ödünç verirdi, sonra okuyup iade ederdik, o da istediğimiz başka bir kitabı tekrar bize verirdi. Bu süreçte ilk tanıştığım kitaplar; benim zamanımın en popüler kitabı olan “Cin Ali”, sonra ise “Nasrettin hoca hikayeleri” oldu… Daha sonraları, akranlarım benim hiç ilgimi çekmeyen; ceylan “Bambi” hikayeleri, “Polyanna” hikayeleri gibi hikayeler okurken, ben Ömer Seyfettin’in hikayeleri gibi kitaplar okumaya başladım. Kitap okumayı çok seviyordum. Sınıf kitaplığında bulunan bir çok kitabı okuyup bitirmiştim. Öğretmenim beni sınıfta ‘en çok kitap okuyan öğrenci’ seçmişti ve bunun simgesi olarak da yakama bir rozet takmıştı. Bu arada, ilkokul 2.sınıftan itibaren hep sınıf başkanıydım. ‘Sınıf başkanı’ rozetimin altına, ‘en çok kitap okuyan öğrenci’ rozeti de oldukça yakışmıştı. Bu çok gurur vericiydi. Daha çok kitap okumak için güçlü bir istek duyuyordum. Evde olduğum zamanlarda da durumum farklı değildi. Babamın sık sık aldığı kitaplara ilaveten, bir de gazetelerden kupon biriktirerek aldığı ansiklopedi setleri, salonumuzun baş köşesindeki annemin vitrininin bölmelerini fazlasıyla doldurmuştu. Ne süs eşyalarına, ne tabaklara çanaklara, ne de dantellere yer kalmamıştı. Dantel demişken, bir parantez açayım; bizim evde aslında onlara hep bir yer bulunurdu. Nasıl mı? Annem ansiklopedi setlerinin üstüne bile olsa o dantelleri mutlaka koyardı:) Okumayı, kitap kurcalamayı çok seviyordum. Kitaplar ben fark etmesem de hayatımda belirleyici olmaya başlamışlardı. Şuan tuttuğum takımı bile, anne-baba baskısıyla körü körüne seçmedim, ilkokul yıllarımda 3 büyük takımın geçmişini ansiklopedilerden araştırırken, Beşiktaş’a gelince,  “Balkan savaşını kaybettiğimiz için, kırmızı-beyaz rengini, siyah-beyaz olarak değiştirdiği” bilgisini okuduğum anda Beşiktaşlı oldum ve o günden beri Beşiktaş’lıyım, hem de çok sıkı Beşiktaş’lıyım, ailedeki tek Beşiktaş’lı olarak azınlık da olsam da… Neyse…

İlkokul 5.sınıftayken, bir gün öğretmenim “sana bir kitap vereceğim, okuduktan sonra bana ne anladığını gelip anlatacaksın” dedi. Kitabı da içindekileri de çok merak ettim. Kitabın adı “Vatan yahut Silistre” idi. Yazarı Namık Kemal’di. Hemen sordum: “Öğretmenim bu Namık Kemal ile bizim okulumuzun adındaki Namık Kemal aynı kişi mi?”, “Evet” dedi. Çok heyecanlandım. Eve gidince hemen kitabı çantamdan çıkardım, başladım okumaya… “Vatan yahut Silistre”… Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rumeli topraklarındaki Silistre adlı kalenin kahramanca savunulmasını anlatıyordu. Diğer kitaplara hiç benzemiyordu. Sanki insanlar yanımda konuşuyordu, karşımdalardı. Bazen çoşku hissediyordum, bazen de gözüm doluyordu… Vatan, vatan, vatan… Sevilmesi, sahip çıkılması, korunması, uğrunda mücadele edilmesi, savaşılması gereken... Ne güzel anlatmıştı Namık Kemal… Kitabı günler içinde bitirdim, öğretmenimin yanına gittim. “Bitirdin mi” dedi. “Evet” dedim… “Ne anladın peki” dedi. “Öğretmenim ben bu Kemal’i de çok sevdim” dedim. “Başka hangi Kemal’i seviyorsun” dedi. “Mustafa Kemal’i” dedim. “Bu Kemal’de o Kemal gibi vatanını çok seviyor. Ben de hem onları ve hem vatanımızı çok seviyorum” dedim… Öğretmenim bana sıkıca sarıldı. Hiç bir şey demedi…

Namık Kemal ile tanışmam işte böyle oldu...  Beni onunla bu kadar erken tanıştırdığı için, ilkokul öğretmenime ne kadar teşekkür etsem azdır. Lise ve üniversite yıllarımda daha bilinçli olarak tekrar tekrar okudum eserlerini… Her seferinde ruhumu ayrı bir heyecan sara sara…

Özellikle aklıma mıh gibi çakılan o dizeler yok mu: Eğer görmeden ölürsem millette ümit ettiğim feyzi/ Yazılsın seng-i kabrime vatan mahzun ben mahzun”…Vatan sevgisini böyle derinden hisseden, böyle güzel betimleyen, böyle güzel aşılayan biri, ölümünün üstünden 130 yıl geçmiş olsa da hala “vatan şairi” olarak anılıyor. Bu millet “vatan şairi”ne hak ettiği saygı ve itibarı bu şekilde gösteriyor. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yaşayan ve Tanzimat döneminin en önemli fikir adamı kabul edilen Namık Kemal, ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü de fikirleri ve eserleri ile etkilemiştir. Bir rivayete göre, Mustafa Kemal Atatürk, Namık Kemal’i “Hislerimin babası” diye nitelemiştir. Namık Kemal'e ait "Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini/Yok mudur kurtaracak bahtı kara mâderini?"dizelerine ithafen, M.Kemal Atatürk, “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini/Bulunur kurtaracak bahtı kara mâderini!” cevabını vermiştir.

Namık Kemal 48 yıllık kısacık bir ömre öyle şeyler sığdırmış ki, yazdığı onlarca kitap, makale, tiyatro, roman ve yaşadığı döneme damga vuran fikirleriyle gönüllerde “vatan şairi” olarak taht kurmuştur ancak  “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” misali, kısacık ömrünün çoğunu, sürgünlerde geçirmiştir. Bir aralık ayında dünyaya gelmiş, yine bir aralık ayında da hayata gözlerini yummuştur. İçinde bulunduğumuz aralık ayı bitmeden “Vatan Şairimizi” anmayı kendime bir borç bildim…

“Israrlıyım, kararlıyım can verinceye kadar halka hizmete, fedakarın kalır anıları, daima milletin kalbinde…”  diyen yüce insan, “tabiki kalbimizdesin”… Yeni nesillerin de seni tanıması ve anlaması dileğiyle… Ruhun şad, mekanın cennet olsun… Vatanını senin gibi sevenlere selam olsun.

Dr.Sibel DOĞAN - NAME HABER

NAME HABER SAĞLIK KOORDİNATÖRÜ

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Fethi altıntaş. 28 Aralık 2018
Küçük bir çocukken,Namık Kemal ile olan “anılarını” masum bir saflı ve durulukla anlatan muharrire; Aynı zamanda Vatan bayrak ve aşkın aslında farklı şeyler olmadıklarını dagöstrrmiş...Bilgeliğine sağlık.