Dr.Arif ARSLAN
Dr.Arif ARSLAN
Allah, “Ya Rabbi” diye yakaranı affeder
10 Mayıs 2020 Pazar / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Allah (c.c), rahmet ve merhameti gereği kendisine samimiyetle ve ihlasla kalkan elleri boş çevirmez. Bunu kendisi için vacip kıldığını Kur’an’da belirtmesinin yanı sıra Hz. Peygamber (s.a.v) de ayrıca belirtmiştir. 
 
Ayrıca bir Hadis-i Kutsi’de, “Rahmetimle gazabım birbiriyle yarıştı, rahmetim gazabımı geçti” buyurmaktadır. Bu nedenle dua edenin de duasını ve duası ile istediği şeyi vermemek gibi bir adeti yoktur. ,
 
Bir hadis-i şerifte de Resül-i Ekrem (s.a.v), bu duruma işaretle, “Mü’min bir kul Allah’a dua edip de bir şey istediğince, Allah ita meleklerini (istenilen şeyi veren, dağıtan melekleri veya başka bir rivayette belirtildiği gibi Cibril (a.s)’ı) çağırır da ona şöyle der: “Bu kulumun isteğini verin ama biraz geciktirin. Zira ben onun bana yalvarışından hoşlanıyorum” buyurur. Fâcir (kafir veya aşırı günahkâr) bir kul dua edince ise, ita meleklerini çağırıp “şunun isteğini hemen yerine getirin, zira ben onun sesini duymaktan hoşlanmıyorum” buyurur, diyor. 
 
İşte bu nedenle şu sor akla geliyor: “Allah’ın sizi istetip yalvartmasını mı istersiniz, yoksa isteğinizi hemen verip başından def ettiği kullarından mı olmak istersiniz?” 
 
Dua etmek güzeldir. Birçok yönden de insan için faydalı ve gereklidir. Duada ısrar, duanın kabulüne işarettir. Zaten kabul etmeyecekse size istetmez diye de büyüklerden gelen güzel sözler var ki bunun da hadisi şerif olma ihtimali büyüktür. Çünkü aynı kelimelerle veya benzer bir ifadeyle hadisi şerif olmasaydı o hassas ruhlardan Allah adına hiçbir kimse böyle bir taahhüde cesaret edemezdi. Özellikle yaşlılar veya sabilerin duaları kabule daha yakın daha şayandır. Bir de gönül ehli velilerden kabul edilen Şeyh Sadi Şirâzî ’nin Gülistan’ında rastladığımız muteber hadis kitaplarında da mevcut olan şu güzel hadisi şerifi dikkatle okuyalım. 
 
Hz. Peygamber Efendimiz diyor ki: 
 
“Kusurlu, günahkâr mü’min bir kul, ‘Yâ Rabbi!’ der, Allah nazar etmez. “Yâ Rabbi!..” yine yalvarıyor. “Yâ Rabbi!” der, nazar etmez. Yine Allah’a Rabbi olduğunu bilerek, hitap ederek, “Yâ Rabbi!” diye nidâ eder. O zaman Allah’ü Teâlâ hazretleri meleklerine der ki: 
“Ey benim meleklerim! Ben şu kulumdan utandım. O benden başka Rabbi olmadığına inanmış, biliyor. Bana el açmış, boyun bükmüş, ‘Yâ Rabbi, yâ Rabbi…’ diye yalvarıyor. 
O bunu bilmişken, benim dergâhıma dönmüş, benden affını isterken ben onu affetmemeye utandım. Şahit olun, onu affediyorum!’ buyurur” diyor. 
 
Şimdi yaşlı günahkâra bile böylesine ihsanda bulunup affeden, isteğini yerine getiren yüce Rabbimiz, hiç gençlerin, masumların, annelerin, babaların ve tüm çaresizlerin duasına, niyazına, gönülden ve ihlasla samimiyetle yalvarışına yakarışına kulak verip duasını kabul etmez mi, onu affetmez mi, onun isteğini kendisine ya daha güzeliyle ya da aynıyla verip ihsan etmez mi?
 
Dr. ARİF ARSLAN - NAME HABER
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.