Dr.Arif ARSLAN
Dr.Arif ARSLAN
Doğruluk
13 Mart 2019 Çarşamba / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Bugün "doğru söyleyen, sözüne sohbetine güvenilir, konuşacak insan kalmadı, adeta 'kaht-ı rical: insan kıtlığı' başladı" diye yakınıyorsak, bunda hepimizin payı var, hepimiz suçluyuz! 
 
“Kurtuluş doğruluktadır” ve “Doğru söyleyen kurtulur” ve “Doğru söyleyen sıddıklarla beraber yazılır” gibi daha birçok söz ve davranışıyla doğruluğu temsil edip tavsiye eden, sürekli doğru olmayı ve doğruluğu öven ve doğru olmayı tavsiye eden, hayatı boyunca yalanın şakasını dahi yapmamış ve bu özelliği ile kendisi, düşmanlarının bile güvenini kazanıp onlar tarafından “el-emin” diye ödüllendirilip anılan bir Peygamberin ümmeti, doğruluk ve güzel ahlak üzere kurulmuş bir dinin mensupları olarak, doğru konuşanı yadırgayan hatta cezalandırıp "dokuz köyden kovan" ve alacaklıya yalan söyleyip çocuklarına da söyleten, evde olduğu halde “yok” dedirten biz değil miyiz?
 
O halde yakınmaya ne gerek var! Kendimizi düzelterek işe başlasak ve çevremize de bunu sürekli telkin etsek, yalandan ve yalancıdan uzak durup başka özelliklerini de yalana boğdurmayıp esas yalancıyı dokuz köyden kovsak, daha kısa yoldan kaybettiğimiz doğruluk özelliğimizi kazansak ve insan kıtlığı çekmesek olmaz mı?
 
Hani deve misali:
 
“Senin boynun neden eğri?” demişler ya deveye. O da:
 
“Nerem doğru ki…” demiş ya. İşte öyle!
 
Kendimiz ve işlerimiz eğriyse, ayaküstü kırk yalan söylüyorsak, başkalarının doğru söylemesini nasıl ister, onlardan doğru olmalarını nasıl bekleyebiliriz. Buna hakkımız var mı?
 
Kendini düzeltemeyen, başkasını nasıl düzeltebilir ki…
 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.