Dr.Arif ARSLAN
Dr.Arif ARSLAN
Merhamet
14 Aralık 2018 Cuma / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Merhamet, Allah’ın isimlerinden ve sıfatlarındandır.
 
Çünkü Allah Rahman ve Rahimdir. Keza Rauf’tur, çok şefkatlidir. Afüvv’dür, çok affedicidir, Ğafur’dur, çok bağışlayıcıdır, Ğaffar’dır çok çok bağışlayıcıdır.
 
Bu yüzden herkesin hem insani bakımdan hem de ilahi bakımdan affa, merhamete ve bağışlanmaya ihtiyacı vardır.
 
Bu ilahi sıfatların inadına beyanlarda bulunmak da kimseye fayda vermez. Aksine bir gün ihtiyacın olursa başkalarından dilenmek zorunda kalırsın. Yani kişi bizzat kendisi de merhamet ister duruma düşüp bu ilahi sıfatların tokadını yiyebilir. Bu yüzden büyük konuşmamak lazım.
 
Halk arasında yalan yanlış bir sürü söz dolaşır durur. Bu konuda söylenmiş olan şu sözler de onlardandır: 
 
“Merhametten maraz doğar”, “kimseye acımayın, acırsanız acınacak hale gelirsiniz, acıyan acıya uğrar… vs.” 
Durum hakikaten böyle midir?
 
Hayır! Bunlar yanlış ve bu sözler Allah’a ve resulüne de beyanlarına da İslam ahlakına da zıttır ve bizzat Allah ve Resulüne muhalefettir! Allah’a ve resulüne muhalefet eden ise iflah olmaz, felah bulmaz, kurtuluşu yoktur, bunun hesabını verir!
 
Yüce Kitabına “rahman” ve “rahim” olduğunu beyan ederek başlayan, Fatiha’yla devam eden yüce Allah, resmi sırlamaya göre sadece Bakara suresinde, (2.37, 54, 64, 128, 143, 157, 160, 173, 178, 182, 192, 199, 207, 218, 226, 286.) vb. ayetlerde 20 kere aftan, rahmet ve mağfiretten, merhametten yani acımadan bahseder. 
 
Keza “acıma” anlamına gelen “rahman” ve “rahim” isimleriyle ilgili sadece besmeleleri saysak bile 114 eder. Bununla da yetinmeyen ve “Rabbiniz merhameti kendi Zatına temel bir ilke edinmiştir.” (En’am, 6.54) buyuran yüce Rabbimiz 600 sayfalık kitabında neredeyse 66 sayfa diyebileceğimiz kadar rahmet ve merhamet konusunu bir nehir gibi her yere akıtıp konuyu sürekli canlı tutar.
 
Ayrıca Nur suresinde öyle bir ayet vardır ki, bununla ne yapmış olurlarsa olsunlar bize karşı yapılan her şeyi affetmeyi ister, emreder ve sevdirir, özendirir de kendi affına vesile sayar:
 
“Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah gerçekten gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur).” (Nur, 24.22) 
 
“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik!” (Enbiya, 21.107) buyurup bize takdim ettiği rahmet Peygamberi de “Merhamet etmeyen merhamet olunmaz” veya “Siz yerde olanlara merhamet edip acıyın ki gökte olanlar da size merhamet etsin (acısın)” veya “İnsanlara acımayana (merhamet etmeyene) Allah da acımaz!” (Buhârî, Tevhid 2, Edeb 27; Müslim, Fedail 66, Tirmîzî, Birr 16) ve başka biri sürü sahih Hadis-i Şerif varken kimin, ne için hangi sebepten veya hangi “kuyruk acısından” dolayı söylediği sözlerle nasıl bunlara muhalefet edilir, anlaşılır gibi değil…! 
 
Şunu da bilmek gerekir ki, acımayı hak etmeyene acımamak lazım. Zarara kendi isteğiyle gidene acımanın bir anlamı yok. Uyardığın halde hala aynı kafada diretiyorsa bırak acısını çeksin, zararını görsün, belki o zaman yaptığı işin farkına varır ve hem seni anlar hem de ömür boyu unutmayacağı bir ders almış olur. Zira Üstad Bediüzzaman’ın dediği gibi “merhamet-i ilahiden fazla merhamet, merhamet değildir.”
 
İşte belki sırf bu yüzden kişisel bazı sebeplerden dolayı “acıyan acıya uğrar veya kimseye acıma, acınacak hale gelirsin” gibi halk arasında dolaşan sözler, yanlıştır hatalıdır.
 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.