Dr.Arif ARSLAN
Dr.Arif ARSLAN
Ceza ve Mükafat açısından insan karakteri
11 Ekim 2017 Çarşamba / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
“Müslümanlar içinde karakteri bozuk kimseler olabileceği gibi, diğer dinlerin mensuplarında veya inden imandan uzak kimselerde de İslam ahlakına uygun karakterli, bir mümin gibi yaşayan, fıtratını korumuş temiz insanlar olamaz mı?”
 
Soru bana sorulunca cevap vermekte tereddüt ettim ama “madem bu kişi tenezzül edip bana içinden geçeni veya kafasını kurcalayan bir konuyu sormuş, ben de cevabını Kur’an ve sünnetten aldığım dersle vermeliyim diye” yazdım.
 
Elbette olur, neden olmasın…
 
Şirk toplumunda bulunup da şirke girmeyen Ebu Bekir’ler, Ömer’ler, Osman’lar, Hamza’lar bulunduğu ve sonra da bir mükafat olarak İslam ile şereflendirildiği gibi daima Ebu Cehil’ler Utbe’ler Şeybe’ler Ümeyye bin Halef’ler gibi, Firavun karakterli müşrikler de bulunur ve Hz. Peygamber (s.a.v), hidayetleri için dua ettiği halde hidayet nasip olmaz ve onlar da küfür ve şirk içinde ölüp giderler.
 
Her toplumda, her karakter yapısına sahip değişik insanlar her zaman bulunabilir, bu mümkündür. Ancak şimdi okuyacağımız ayet ile Kur’an bize bir ölçüyü veriyor: 
 
“De ki: “Herkes kendi karakterine göre hareket eder. Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu daha iyi bilir.” (İsrâ, 17.84)
 
Evet, herkes kendi karakterinin gereğini yapar ama karakterinin gereğini yapana da mükafat veya ceza vardır. İşin sonunda ceza ve mükafat olması, karakterin doğuştan olmayıp sonradan edinildiğini gösterir. Çünkü o zaman ceza alan bir kişi:
 
“Allah’ım, benim ne suçum vardı ki, bana ceza verdin? Sen beni böyle yarattın, ben de yaratılışıma uygun olarak karakterimin gereğini yaptım” diyebilirdi. Adalet-i İlahi açısından böyle düşünmek gerekiyor. Aksi halde ben iman edip Müslüman oldum deyip de her haltı yiyen bir kişiyle, belki de bizim takdim ve örmek olma tarzımıza bağlı olarak İslam’a girmemiş ama çok düzgün yaşamış, hak hukuk almamış kimselerin direkt sen Müslüman değilsin diye cehenneme atılması akla ve mantığa ve Kur’an’dan aldığımı derse muhalif görünüyor. Kim zerre kadar hayır işlediyse onun karşılığını görecek, kim de zerre kadar şer işlediyse onun karşılığını görecek.” (Zilzal, 99.7-8) 
 
İşte bu yüzden karakter sonradan edinilen bir şeydir. Doğuştan tertemiz olan insanın karakteristik yapısını belirleyen unsurlarla doğsak bile İslam fıtratı üzere kalmak ve kendimizi, bize gönderilen kitap ve onu uygulayıp bir yol ve metot haline getiren Hz. Peygamber (s.a.v)’in eğitici sünneti doğrultusunda eğitip yetiştirmeliyiz. Fakirin bir zaman şöyle bir sloganı vardı:
 
“İnsan ne kadar Müslümansa o kadar insandır” yani İslam fıtratı üzere tertemiz doğan insan, kendini ne kadar İslam esaslarına göre yetiştirebilmişse işte insanlığını da o kadar geliştirmiştir. Mükafat ve ceza da ona göre olacaktır. 
 
Cennetin de varoşları vardır ve oraya da gidecek olan tipler, burada kendini geliştirememiş, Allah'a kullukta ve ahlâkta fazla ileri gidememiş, sadece ya zavallı bir korkak veya fakir fukara garip gureba ve zayıflar sınıfından olduğu için günah işleyememiş insanlar oraya gidecekler. Çünkü onların cennetten alacağı zevk lezzet de duygularını geliştiremediği için sınırlı olacaktır.
 
Parayı, makamı, şöhreti bulunca şımaran ve büyük günahlar, büyük zulümler işleyenler de Müslüman olsa bile doğrudan cennete gidemeyecekler ve üzerlerindeki haklar temizleninceye kadar ceza çekip öyle gidecekler. Bu da şayet imanları varsa olacaktır. Peşin olarak kimse “bu Müslümandı, cennete girsin” diye cennete koyulmadığı gibi “bu da Müslüman değildi” diye direkt cehenneme atılmayacak. 
 
Kuran-ı Kerim’in dört ana esası olan “Tevhid, Nübüvvet, Haşir ve Adalet” kavramlarına gönülden inanıp iman edenler kurtulacaklar diye ümit ediyoruz. Yani karakteri bozuk Müslümanlar ile karakteri düzgün gayri Müslimleri Allah birbirinden ayırır. Ancak “madem bu kadar düzgün yaşadın, düzgün de bir karakterin vardı neden benim bir olduğuma ve gönderdiğim son peygambere ve getirdiğine inanmadın?” diye de soracaktır. O zaman “duymadım, bilmiyordum, haberim yoktu” demek mazeret olmaz. Olmaz, çünkü artık Kur’an’ı ve fahri kâinat Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’i duymayan kalmadı. Allah'ü a'lem.
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.